Uygurlar

Paylaş
 

 

Uygurlar

Uygurların siyasî varlıkları Büyük Hunlar’a (Hiung-nu) ka­dar çıkmaktadır. De Groot, Uygurları M.Ö. 177 yıllarında, Büyük Hun konfederasyonunda görülen Ho – Kot (Hoi – ho) Iann soyun­dan gelme olarak değerlendirmektedir. Böylece Uygurların kültür ve sanat bakımından bozkırdan doğdukları kabul edilebilir. Çin kronikleri, Göktürkler gibi kuvvetli bir örgüte sahip olan, ok ve yay kullanmada, ata binmede eş ve benzeri olmayan Uygurları, VI. yüzyıldan itibaren tanımaktadırlar. Çin tarihinin Han sülâ­lesi devrinde Tarım bölgesinin Kuzey – doğu sınırlarına yakın Ha­mi yöresinde yaşamakta idiler. VI. yüzyılın ortalarında Göktürk federasyonunun egemen boyu Wü-sun’lara bağlı olarak Ordos, Selenga ve Orhun yöresine yayılmışlardı. Bununla beraber VTI. yüzyılın başında Doğu Türkistan’da Turfan, Beşbalıg ve Kara- şar’da da Uygurlar egemen bulunuyorlardı.

Uygur sözünün çözümlenmesine gelince; bu söz, Oğuz, Yugur, Uygur sözlerinin çeşitli şekillerinden biridir : Mahmud-i Kaşgarî, Uygur sözcüğünün aslında Khudhkhur / Huzhur olduğunu KH/U kuralına göre Udhgur/Uzgur ve DH/Y kuralına göre gelişerek, Uygur şekline dönüştüğünü açıklar. Ama Macar bilgini Munkaczi bu sözcüğün aslı üzerinde yaptığı incelemede Huzgur şeklinde bir okunuşa rastlanmadığını belirtir. İran destanlarını toplayan Esedî-i Tusî ise, bu kavimden söz ederken Yugur Kağanı olarak ad verir. Oğuz Kağan destanında da Uygurlara rastlamak olanağı vardır. Oğuz Han’ın Hindistan seferinden dönüşünde Gur ülkesi­ne geldiği ve oradan Bulgar diyarına yürüdüğü, Uygurların bu sefere katılmadıkları açıklanarak onların Semerkant’ta ülkeyi ko­rumak göreviyle alıkonuldukları yazılıdır.

Görülüyor ki, efsanevi destanlarla bugüne kadar elde edilen bilgiler, Uygurların Türk tarihinin doğuşundan itibaren varlıkla­rını ortaya koyduğu kadar, yaşadıkları yöreleri de gerçekçi bir an­latımla saptamış bulunmaktadır.

Böylece Uygurlar gittikçe za’fa uğrayan Göktürklerin yerini almışlar ve 742’den itibaren Türk dünyasına egemen boy olmuş­lardır. Doğu Türkistan ve Orkun bölgesindeki Göktürk merkez­lerini ele geçirip Ordu – Baliğ şehrini kendilerine başkent olarak kurdular. Sözü edilen şehir, bugün Türkçe – Moğolca ortak bir ad, kara yıkıntılar anlamına gelen, Kara – Balasagun diye tanınır.

Uygurların Göktürklere, daha doğru bir deyimle bu federas­yonun egemen boyu Wü-sunlara karşı başarıları öyle kolay olma­mıştır. Göktürk egemenliğini yıkmak için yüz yıldan fazla bir uğraşta bulunmuşlardır. 608’de Göktürklere karşı Çinlilerle bir­leşmişler ve 630’da Bar-kol çevresinde onlarla başarılı çarpışma­larda bulunmuşlardır. Çin-Tang sülâlesinin desteğini gören Uy­gurlar 604’ten itibaren Ordos’tan batıya doğru yayılmakta idiler. 648’de Tu-mi-tu, Kuke-nor çevresinde yerleşmiş bulunan T’ü-yu- hun’ları (Tibetliler) buradan sürüp çıkardı. Bu başarı üzerine ar­tık Uygur Kağan ünvanmı taşımaya hak kazandı. Mamafih Kutlug Kağan yerine geçen Kapagan Kağan 691’de Uygurları Bar-köl’de yenilgiye uğratarak, kısa bir süre için bu güçlü boy­ları tekrar Göktürk egemenliğine bağlamış oldu. Fakat, gittikçe güçlenen Uygurlar 705’e kadar Kansu’da yerleşmeye devam et­tiler. 715’te artık Kansu’dan Doğu Türkistan’a giden ticaret yo­lu Uygurların eline geçmiş bulunuyordu. 745’te ise, Dokuz – Oğuz­lara Karluk ve Basmıllar da katılınca, kudretli Uygur federasyo­nu gerçekleşmiş oldu. Uygur hakanı Boyla Kağan Göktürk dev­letine son verdi. Uygur kağanları çoğunlukla Tang sülâlesinden gelen prenseslerle evli olduklarından doğal bir sonuçla Çin impa­ratorluğunun adeta koruyucusu idiler. 691’de Kore üzerine yürü­yen Çin ordusunun asıl ağırlığını 44.000 kişilik bir kuvvetle Uy­gurlar teşkil ediyorlardı. Bayançur Kağan ise (745-759) Tang imparatorlarına iki kez yardım ediyor. Lo-yang başkentini asiler­den kurtardığı gibi, Tibetlileri de püskürtmüş bulunuyordu. Ti­betlilerin ezilişi Tarım bölgesinin Uygur egemenliğine girişini ve Kaşgar yöresinde yaşayan Yağmaların Uygur federasyonuna ka­tılmasını sağladı. Bügü Kağan’m Lo-yang seferi ise özellikle din tarihi bakımından önemlidir. VI. yüzyıldan beri Buda dinine gir­miş bulunan Türklerin bu sefer sonunda 762’de bir batı Asya dini olan Mani dinine geçmeleri olayı gerçekleşmiştir. Gerçi Uygur federasyonuna bağlı Basmıllar 720 yılından beri Mani dinini be­nimsemiş bulunuyorlardı. Böyîece Uygarların ortaya koyduğu uy­garlığın kaynağı olan Maniheisme, federasyonda bütün gücüyle yerleşmiş oldu. Yeni bir dine geçen her topluluk gibi Uygurlar da Budistlerin kitaplarını (cin bitigleri) yaktılar. Çinlilerin baskısı­na karşın Kansu ve Lo-yamg’ta Mani tapmakları yaptılar. Kan- su’da bir Türk Manistanı (Mani manastırı) vardı. Turfan, Beş- balıg önemli Mani merkezleri oldu. Fakat en büyük Mani tapı­nağı Koço’da idi. İran Maniheîleri de Uygur hakanının himaye­sinde bulunuyordu. Zerdüşt rahiplerinin zulmünden kaçan Mani- heîler Kaşgar’da huzura kavuşuyorlardı. Abbasî Halifesi el-Mehdî maniheîleri kovuşturmaya kalkışınca, Arap – İslâm imparatorluğu özellikle Horasan’da Uygur yabgularının müdahalesiyle karşı kar­şıya gelmişti.

Bügü Kağan 762’de Çin imparatorluğunun merkezi Lo-yang’a girince ve imparator bu kargaşada ölünce, kendisini Çin ülkele­rine imparator ilân etmeyi düşünecek kadar güçlü görmekte idi. Ama, tam bu sırada batı sınırlarının tekrar Tibetlilerin saldırısı­na uğraması üzerine geriye döndü. Tibetlileri Tarım bölgesinden sürüp çıkardı. Hiç kuşku yoktur ki, Bügü Kağan devri Uygur fe­derasyonunun en güçlü zamanıdır. Tokuz – Oğuzların, Turfan ve

Beş-balıg Basmılları, Kaşgar Yağmaları ile kaynaşması sonunda Uygur federasyonunun da ağırlık merkezi gittikçe güney – batıya, Tarım bölgesine kaymıştır. Burada Koço iki büyük kervan yolu­nun kavşak noktasını teşkil ediyor. Turfan ovası ise Uygur kültü­rünün ocağı, îdikut şehri de başkenti oluyordu. Bölgede türkle- şen ilk şehir Beş-balıg oldu ve burası bir Basmıl – Uygur merkezi haline geldi. Türkler Tarım bölgesine Beşbalıg üzerinden ilerledi­ler. Yıldız vadisinde Kuça ve Kara Şar’dan sonra Türk hükümdar­larının kurdukları Baykent ve Buhara, Uygur federasyonuna bağ­lı Karluklarm merkezi olan Argu ya da Tokmak, Sarig ve Çul, Türk tudunlarının şehri Taşkent, Afşmların egemen olduğu Üs- rüşene, Fergana ve Hoten böylece türkleşti. Uygur federasyonu­nun gücünü, güney batıya doğru kaydırması sonucu, doğuda ken­diliğinden bir za’af hasıl olmuştu. Bu durumdan faydalanan Kırgızlar 840’ta Orkun vadisindeki Uygur tahtkenti Ordu-balıg’ı ellerine geçirince, Uygur federasyonu dağıldı. Uygurlar bugünkü Moğolistan’dan sürülüp çıkarıldılar. Bir kısım Uygur halkı, bu bozgun sırasında Kansu eyaleti içinde Tan – Huang ve Kan – çou’- da yerleştiler. Sarı Uygur adını alan (Şaro – Yögor / Saru Yug- gur) bu halk, burada ayrı bir devlet kurdu. Karluklar ise daha 751’den itibaren Uygur federasyonundan ayrılma eğilimi göster­meye başlamışlardı. Bunda 751’de Müslüman Araplara Talaş va­disinde yenilmiş olmanın etkisi büyük olmuştur. Çin ve Uygur ordusunun bozulmasından sonra Karluk Yabgusu federasyondan tamamen ayrılmışsa da, ortak kültür devam edip gitmiştir.

Uygur fedarasyonu dağıldıktan sonra Kansu bölgesinde baş­lıca Kan – Çou (872 – 1036), Tun – huang (981 – 1026) ve Kara – hoto (987- 1280) da üç ayrı beylik ortaya çıktı. Tarım bölgesinde ise Moğol çağına kadar Beş – baliğ ve İdikut şehri çevresinde Uy- gurlar egemenliklerini korudular. Ana yurtlarında olduğu gibi Çin’in kuzey sınırlarında yine onlara yardımcı oldular. Ortak kül­türün etkisi sonunda Karlukları tekrar kendilerine bağladılar. Böylece Tokuz – Oğuz, Karluk ve Yağmaların birleşmesiyle yeni bir Türk devletinin doğuşunu yani, İlighan / Karahanlı devletinin ku­ruluşunu sağladılar ve Tarım bölgesi bundan sonra artık Türkis­tan adını taşımaya hak kazanmış oldu.

Uygurlar gerçi siyasî güçlerini bu parçalanma ile yitirmişler­se de, açtıkları uygarlık yoluyla birçok Türk devletinin temel ku­ruluşunda kaynak olmuşlardır. 1209’da son Uygar beyliğini orta­dan kaldıran Moğollar bile bu uygarlığın bir sonucu olarak orta­ya çıkmıştır.

kaynakça:İsmet Parmaksızoğlu-Yaşar Çağlayan Genel Tarih 1

http://bilelimmi.com/ibrahim-muteferrika-kimdir/

http://bilelimmi.com/onbinlerin-donusu/

http://bilelimmi.com/olimpiyatlarin-tarihcesi/

http://bilelimmi.com/eskicag-tarihine-baslarken/

Bu yazı 169 kere okundu.
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

Kategoriler
http://bilelimmi.com/bilelimmi-com-hakkinda/ http://bilelimmi.com/iletisim/