ÜLKEMİZİN KAYNAKLARI

Paylaş
 

ÜLKEMİZİN KAYNAKLARI 

 

 

SANAYİ VE TİCARET

Ülkemizde ve tüm dünyada sanayi faali­yetleri bazı koşullara bağlıdır.

Bu koşullardan bazıları şunlardır:

 Hammadde

  • Sermaye
  • Enerji
  • İş gücü
  • Ulaşım -İşletme
  • Teknoloji
  • Pazarlama

Yer şekillerinin elverişliliği

Örneğin; ülkemizin tahıl ambarı olarak bi­linen Konya ve civarında un, makarna ve bisküvi fabrikalarının yaygın olduğu görülmektedir. Ayrı­ca Kocaeli, Bursa ve İstanbul’da ağır sanayi faa­liyetleri yapılmaktadır. Buradaki sanayi ürünleri İstanbul üzerinden deniz ve hava yolu ile tüm dünya pazarlarına ulaşmaktadır. Hayvancılık faa­liyetlerinin daha çok yapıldığı Erzurum ve Kars gi­bi illerimizde ise süt ve süt ürünlerine ait yatırım­ların yapıldığını görmekteyiz.

 

Ekonomiye Yön Verenler

Bazı kurum ve kuruluşlar ülke ekonomisi­nin gelişmesi için bir araya gelmiştir. Bu kurum ve kuruluşlar oluşturdukları iş sahalarıyla ülkedeki işsizlik oranının düşmesini sağlamaktadır.

Ayrıca bu kurum ve kuruluşlar ürettikleri ürünleri dış pazarlara satarak ülkemize döviz ka­zandırmakta, böylece ekonomiye katkı sağlamaktadırlar.

Bu kuruluşlar sanayi ve ticaret odaları olarak ayrılabilir.

 

Sanayi Odalarının Sorumlulukları

  • Sanayinin gelişmesine hizmet etmek,
  • Sanayiyle ilgili araştırma ve inceleme yapmak,
  • Başlıca sanayi ham madde ürünlerinin fi­yatlarını yayınlamak,
  • Organize sanayi siteleri kurulmasını ve idaresini sağlamaktır.

 

Ticaret Odalarının Sorumlulukları

  • Meslekî ahlak ve dayanışmayı korumak,
  • Ticaret ve sanayiyle ilgili incelemeler yap­mak,
  • Bulunduğu yerin ticari örf, adet ve kuralla­rını tespit etmek,
  • Meslekî konularda bakanlıklara, illere ve belediyelere teklif ve isteklerde bulunmaktır.

 

ÖNEMLİ TİCARET VE SANAYİ ODALARINDAN BAZILARI İSTANBUL TİCARET ODASI (İTO)

Sanayi ve ticaretin birbirini destekleyerek hızla gelişmeye başlaması Coğrafi Keşifler ve Sanayi İnkılâbı’ndan sonra oldu. Avrupa’da sana­yi ve ticaret gelişirken, Osmanlı Devleti’nde kuru­lan loncalar Batı’nın sanayi atılımı ve gelişmiş ti­caretinin de etkisiyle işlevlerini yerine getiremeyerek çöktü.

Yaşanan gelişmeler, farklı bir anlayış ve yaklaşımla üretimin ve ticaretin yeniden örgütlen­mesini gerektiriyordu. Bu nedenle Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında farklı isimle faaliyet gösteren oda, 1952 yılında İstanbul Ticaret Oda­sı adını aldı.

 

TÜRK SANAYİCİLERİ VE İŞ ADAMLARI DERNEĞİ (TÜSİAD)

Derneğin merkezi İstanbul’dur ve Türki­ye’de başka şubesi yoktur.

 

Türk Sanayicileri ve İş Adamları Derneğinin Amaçları

  • Atatürk’ün çağdaş uygarlık hedefine ve il­kelerine sadık toplumsal yapının gelişmesine ve demokratik sivil toplum ve laik hukuk devleti anla­yışının yerleşmesine yardımcı olmak,
  • Türkiye’de serbest ekonomi kurallarının yerleşmesinin yanı sıra ülkenin insan ve doğal kaynaklarının teknolojik yönden desteklenerek en etkin biçimde kullanımını, verimlilik ve kalite yük­selişini sürekli kılacak ortamın sağlanması yoluy­la rekabetin arttırılmasını hedef alan politikaları desteklemek.

 

 

                 TÜRKİYE’DEKİ SANAYİ KOLLARI

 

  1. Besin (Gıda) Sanayisi

Hammaddesi tarım ve hayvansal ürünlere dayalı olan sanayidir. Sanayi kolları içerisinde ikinci sıra­yı alır. Besin sanayisi, tarım ürünlerinin yoğun ola­rak yetiştirildiği merkezlere yakın yerlerde kurul­muştur.

Önemli besin sanayi kolları;

–    Şeker fabrikalar (Karadeniz kıyısı hariç her yerde),

–    Çay fabrikaları (Rize),

–    Un fabrikaları, makarna ve bisküvi fabrikaları (özellikle İç Anadolu),

–    Zeytin yağı fabrikaları (Ege ve Güney Marma­ra’da),

–    Ayçiçek yağı fabrikaları (Trakya’da),

–    Tütün fabrikaları (İstanbul, İzmir, Bitlis, Sam­sun, Tokat vb.),

–    İçki fabrikaları (İstanbul, Tekirdağ),

–    Konserve ve salça fabrikaları (Marmara, Ege, Akdeniz bölgeleri),

–    Süt ürünleri fabrikaları (İzmir, Edirne, Kars, İstanbul).

 

  1. Dokuma, Tekstil ve Deri Sanayisi

Türkiye’de en gelişmiş sanayi koludur. En fazla işçi bu sektörde çalışır. Üretimin çoğu ihraç edilir.

–    Pamuklu dokuma; Adana, Antalya, İzmir, Ay­dın, Nazilli, Manisa, Kayseri, Malatya, İstanbul ve Bursa. Bursa’da ipekli dokuma, Gemlik’te suni ipek fabrikası vardır.

–    Yünlü dokuma; İstanbul, Hereke, Bursa, İz­mir, Uşak.

–    Halıcılık; Isparta, Uşak, Gördes, Kayseri, Si­mav.

–    Deri ve kösele işleme; İstanbul, İzmir, Bolu ve Uşak.

 

  1. Maden Sanayisi

–    Demir – Çelik; Karabük, Ereğli, İskenderun, Kı­rıkkale, Sivas, İzmir.

–    Alüminyum; Konya-Seydişehir.

–    Bakır işleme fabrikaları; Samsun, Murgul.(Artvin)

 

  1. Makine Sanayisi

Bursa, İstanbul, İzmit, Adapazarı, Konya, Adana’da otomobil, kamyon ve otobüs fabrikaları. Es­kişehir ve Adapazarı’nda lokomotif ve vagon fabri­kaları bulunmaktadır. İstanbul, Tuzla, Pendik, Göl­cük ve İzmir’de gemi tersaneleri bulunmaktadır. Kırıkkale ise savaş sanayinin merkezidir

 

  1. Kimya Sanayisi

–    Petrokimya; Batman, İzmit (İpraş), Mersin (Ataş), İzmir (Aliağa), Kırıkkale (Orta Anado­lu Rafinesi) bulunmaktadır.

–    İlaç fabrikaları; İstanbul, İzmir, Ankara, Ada­pazarı.

–    Lastik fabrikaları; İzmit, Adapazarı, Kırşehir.

–    Gübre fabrikaları; Mersin, Bandırma, Elazığ, Kütahya, Tekirdağ ve İskenderun.

 

  1. Orman Ürünleri Sanayisi

En fazla Karadeniz Bölgesi’nde gelişme göstermiş­tir. Kâğıt ihtiyacımızın bir kısmını ithal etmekteyiz.

–    Kâğıt fabrikaları; İzmit, Balıkesir, Çaycuma (Zonguldak), Taşköprü (Kastamonu), Taşucu (İçel), Dalaman (Muğla), Aksu (Giresun), Çay (Afyon) da bulunur.

–    Mobilya sanayi; Adapazarı, Ankara, İnegöl, İstanbul, İzmir, Kayseri.

 

  1. Çimento, Cam, Seramik Sanayisi

Hammaddesi taşa, toprağa bağlıdır.

–    Çimento fabrikaları; Türkiye’nin her bölgesine dağılmıştır. İhraç ürünlerimizdendir. İstanbul, İzmit, Adana, İzmir, Denizli, Ordu, Elazığ.

–    Cam fabrikaları; İstanbul, Denizli, Mersin, Kırklareli, Sinop.

–    Seramik fabrikaları; Çanakkale, Bilecik, Kü­tahya, İstanbul, İzmir.

 

MADENLER

 

Maden: Yeraltından çıkarılan ve ekonomik değeri olan maddelere  “maden” denir.

Bir madenin işletilebilmesi için gerekli şartlar şunlardır:

  1. Büyük sermaye (para),
  2. Teknik olanaklar (bilgi, araç-gereç),
  3. Cevherdeki maden oranının yüksek olması (madenin kalitesi), madenin değeri,
  4. Madenin, zengin ve uzun süre işletilmeye elverişli olması (rezerv=madenin miktarı),
  5. Madenlerin yeryüzüne yakın olması, bölgenin ulaşıma müsait olması.

Cumhuriyet dönemi ile birlikte madencilik alanında yapılan çalışmalar şunlardır:

  1. Bilimsel çalışmalara başlandı.
  2. Etibank, 1935 yılında yapılacak çalışmalar için gerekli olan sermaye için kuruldu.
  3. 1935 yılında yer altı maden kaynaklarımızı araştırmak için MTA kuruldu.
  4. Yatakların işletilebilmesi ve değerlendirilebilmesi için “Maden Kanunu” çıkarıldı (1950).

Madenlerimizin bir kısmı enerji kaynağı, bir kısmı ise çeşitli sanayilerin hammaddesi olarak değerlendirilir.

 

Kullanıldığı Alan ve İşletmeler

Çıkarılan Yerler

DEMİR: Demir-çelik sanayisinin temel hammaddesidir.

Rezervde: 10

Demir-çelik fabrikaları: Karabük, Ereğli ve İskenderun’daki demir-çelik fabrikalarıdır

Divriği, Hekimhan, Hasan Çelebi (Sivas-Malatya arası);

Kayseri, Adana, K.Maraş arası;

Develi, Edremit (Balıkesir);

Simav (Kütahya); Poyas (İskenderun)

BAKIR: Elektrik ve elektronik sanayisinde kullanılır. Bakır üretiminde Dünyada 1.

Samsun’da Karadeniz Bakır İşletmeleri

Küre (Kastamonu); Murgul (Artvin);

Ergani-Maden(Elazığ); İzmir (Dikili-Torba)

 

KROM: Demir-çelik sanayisinin önemli hammaddesidir.

Çeliğin sertleştirilmesinde ve paslanmaz çelik üretiminde, kaplamada (kromaj) ve savaş sanayiinde kullanılır.

En önemli ihraç maddemizdir. (Üretimde Dünya 3.)

Fethiye-Köyceğiz (Muğla),  Guleman-Maden (Elazığ)

Bursa, Eskişehir arası,

Kayseri, Sivas, Adana, K.Maraş

Denizli, Kütahya.

BOR: Jet ve roket yakıtı, cam, elyaf, sabun, deterjan, tekstil boyaları, porselen, ilaç sanayi, fotoğrafçılıkta kullanılır.

(Yarıdan fazlası ülkemizde ve bir kısmı ihraç edilir.)

Susurluk, Bigadiç, Sındırlı (Balıkesir)

Seyitgazi (Eskişehir), Emet (Kütahya)

M. Kemalpaşa (Bursa)

BOKSİT: Alüminyum ham maddesidir. Uçak, ve otomobil endüstrisi ile ev eşyası yapımında… Konya (Seydişehir) İskenderun, Muğla, Adana

 

KÜKÜRT: Haşerelere karşı Keçiborlu (Isparta) Denizli (Sarayköy), Burdur.
KURŞUN-ÇİNKO: (Yahyalı, Ulukışla, Kütahya) Elazığ (keban), Akdağmadeni
CİVA: Eczacılık, elektrikli aletlerin yapımında kullanılır. Konya (Sarayönü), İzmir (Çeşme)
MANGANEZ: Demirin çeliğe dönüştürülmesinde kullanılır. Artvin (Borçka), Zonguldak (Ereğli)
TUZ: Yemeklerde, kimya sanayiinde. Tuzgölü, İzmir Çamaltı, Çankırı
OLTU TAŞI: Tespih, süs taşı Erzurum (oltu)
LÜLE TAŞI: Pipo ve süs eşyası Eskişehir
MERMER: Heykel, inşaat işleri, süsleme.

 

Manisa, Kütahya, Muğla, Aydın

Çanakkale, Bursa, Gemlik, Erzurum

ZIMPARA TAŞI: Cila İzmir, Aydın, Muğla.

 

 

 

ENERJİ KAYNAKLARI

Enerji: İş yapabilme gücüne denir

 

Kullanıldığı Alan

Üretilen Yerler

Taş Kömürü (Maden Kömürü): Demir-çelik, kimya, sanayisinin hammaddesi Gazı alındığında kok kömürü elde edilir. Termik santrallerinde kullanılır; ihtiyacı karşılamaz.

Zonguldak (Kilimli, Kozlu, Ereğli)

Linyit: Oluşumu taşkömüründen daha sonradır. Kalorisi az, enerjisi düşük, külü çok. Isınmada kullanılır. Ülkemizin ihtiyacını karşılar.

Termik santralleri: Maraş (Afşin-Elbistan) (ilk), Zonguldak (Çatalağzı), Manisa (soma), Kütahya (Seyitömer) (Tunçbilek), Muğla (Yatağan), İstanbul (Ambarlı), Sivas (Kangal), Bingöl (Karlıova)

Kütahya (Tunçbilek, Değirmisaz) Manisa (Simav); K. Maraş (Elbistan) Amasya (Çeltik), Ankara (Beypazarı) Çorum (Dodurga)
Petrol: Birçok alanda kullanılır. Ülkemiz zengin değildir, %85’i ithal edilmektedir.

Rafineriler: Batman, Aliağa İzmir, İzmit (İpraş), Mersin (Ataş) Kırıkkale (Orta Anadolu, Tüpraş).

Irak petrolleri boru hattı ile Yumurtalık Limanı’na taşınmaktadır. Azerbaycan petrolü nün yapılacak boru hattı ile İskenderun Körfezi’ne getirilmesi planlanmaktadır.

Raman, Garzan (Siirt), Diyarbakır, Şanlıurfa, Mardin, Adıyaman ve Adana.
Doğal gaz: Çabuk tutuşan, yanıcı özelliği olan, yüksek ısı veren, kirlilik yapmayan yakıt. Kırklareli (Hamidabat), Mardin (Çamurlu), Cezayir(deniz yoluyla), Rusya’dan (borularla) ithal edilir.
Hidroelektrik santralleri: Su gücünden enerji elde edilmesidir. Avrupa’da Norveç’ten sonra 2. sırada olmamıza rağmen elektriğin ancak %35’i bu yolla elde edilir. Yani potansiyelin %25’ini kullanmaktayız.

GAP ile Fırat ve Dicle üzerinde 21 baraj, 17 hidroelektrik santrali kurulması öngörülmektedir. Bu proje ile elde edilecek enerji Türkiye’deki mevcut hidroelektrik enerjisinden daha fazla olacaktır.

Fırat üzerinde: Atatürk, Keban, Karakaya

Kızılırmak üzerinde: Hirfanlı, Kesikköprü, Altınkaya

Yeşilırmak üzerinde: Almus, Hasan Uğurlu, Suat Uğurlu

Sakarya üzerinde: Hasan Polatkan, Sarıyar, Gökçekaya

Gediz üzerinde: Demirköprü

Menderes üzerinde: Kemer, Adıgüzel

Seyhan üzerinde: Seyhan

Ceyhan üzerinde: Aslantaş, Menzelet

Manavgat üzerinde: Oymapınar

Jeotermal Enerji: Yeraltından çıkan sıcak suyun buharı ile elde edilen enerjidir.

Denizli (Sarayköy)’de jeotermal santral bulunmaktadır.

Denizli (Sarayköy), İzmir (Balçova), Aydın (Germençik), Çanakkale (Tuzla), Afyon (Sandıklı), Nevşehir (Acıgöl), Ankara (Kızılcahamam)
Güneş enerjisi: Su ısıtma, sera ısıtma, su pompası ve bazı elektrikli aletlerin çalıştırılmasında kullanılır. Akdeniz ve Ege Bölgelerinde yararlanılan enerji türüdür.
Nükleer enerji (Atom enerjisi):Uranyum ve toryumdan elde edilen enerji olup Mersin Akkuyu’da bir santral kurulması fikri vardır. Şu anda bu enerji türü ile elektrik enerjisi üretilmemektedir. Uranyum yatakları: Aydın, Çanakkale, Şebinkarahisar (Giresun), Manisa, Uşak

 

TİCARET

 

Ülkeler arasında veya ülke içinde kâr amacıyla ya­pılan alış-verişe ticaret denir. Ülke içinde yapılan ticarete iç ticaret, ülkeler arasında yapılan ticare­te de dış ticaret denir.

  1. İÇ TİCARET

Ülkemizde; hayvansal maddelerin her yerde üretil-memesi, nüfusun dengesiz dağılımı, bölgeler ara­sında yetiştirilen tarım ürünlerinin farklı olması ve sanayi kuruluşlarının dengesiz dağılımı gibi ne­denlerden dolayı çok canlı bir iç ticaret yapılmak­tadır.

İç ticaretin yapıldığı yerler pazar, hâl, dükkân, ma­ğaza, panayır ve fuar gibi isimler alır.

  1. DIŞ TİCARET

Dış ticaret ihracat (dış satım) ve ithalat (dış alım) dan oluşmaktadır. Dış ticareti, ürün miktarı, ürün kalitesi, ürün fiyatı, iç tüketim ve ulaşım şartlan gi­bi hususlar etkilemektedir.

Türkiye 1980’li yıllara kadar tarım ve maden ürün­leri ihraç edip, işlenmiş sanayi ürünlerini ithal et­mekteydi. 1990’lı yıllarda sanayi ürünlerinin ihra­cattaki payı % 90’a çıkmıştır.

 

Türkiye’nin En Fazla İthalat  (Dış Alım)  Yaptığı  Ülkeler: Almanya, Rusya,İtalya ,Fransa, İsviçre,İngiltere

Türkiye’nin En Fazla  İhracat (Dış Satım) Yaptığı  Ülkeler:  Almanya,,İngiltere,,ABD, İtalya, Hollanda,Fransa,İspanya,Rusya.

 

İTHAL ETTİĞİMİZ MALLAR

Petrol, doğalgaz, kömür, iş makineleri, elektro­nik ürünler, saat, otomobil ve yedek parça, ge­mi, uçak, ilaç ve sağlık ürünleri, optik ve ölçü aletleri, muz, kakao, kauçuk, kahve, pirinç, şe­ker, et, kalay, alüminyum, kağıt, içki, sigara, elektrikli makineler, v.s.

 

İHRAÇ ETTİĞİMİZ MALLAR

-Pamuk, tütün, fındık, turunçgiller, kayısı, kuru üzüm, kuru incir, ceviz, Antep fıstığı, halı, mobilya, otomobil, otobüs, çimento, beyaz eşya ürünleri, demir çelik ürünleri, cam ve cam ürün­leri, krom, bor mineralleri, bakır, mermer, pa­muklu dokuma ve konfeksiyon ürünleri, ayak­kabı, deri v.s.

                       HAYAT VEREN PROJE(GAP)

Bir bölge idaresidir.1989’da Başbakanlığa bağlı olarak kuruldu. Amacı; bölge kapsamına giren illerde; konut, sanayi, madencilik, tarım, enerji, ulaşım gibi hizmetler ile bölgeyi hedef alan araştırmaların yaptırılmasıdır.

Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP), Tür­kiye’nin tarımla ilgili olarak hazırlanmış en büyük projesidir. Projenin yapımı hâlâ devam etmektedir.

Bu proje Dicle ve Fırat nehirleri üzerinde yapımı planlanan barajlar, hidroelektrik santraller ve sulama tesislerini kapsamaktadır.

Güneydoğu Anadolu Bölgesi bir tarım ve hayvancılık alanıdır. Toprakları verimli ve geniş düzlükler halindedir. Tarımda en önemli sorun su­lamadır. Bu amaçla bölgede GAP (Güneydoğu Anadolu Projesi) adı ile bilinen çalışmalarla (baraj, kanal, tünel) tarım alanlarının sulanması ve burala­rın değerlendirilmesi düşünülmüştür. Buna paralel olarak çeşitli sektörlerin gelişmesi sağlanacaktır.

GAP 25 büyük sulama projesini kapsayan ve tamamlandığında 1,7 milyon hektar tarım alanının sulanmasını gerçekleştirecek olan dev bir projedir. Ülkemizde sulanabilir potansiyele sahip olan alanların 8,5 milyon hektar civarında olduğu düşünülürse bu projenin büyüklüğü daha iyi anlaşılır. Projenin 2010 yılında tamamlanması beklenmektedir.

 

             VERGİM BANA DÖNÜYOR

Vatandaşların, herhangi bir karşılık beklemeden kazançlarının bir bölümünü devlete vermelerine vergi denir.

Vergilerin ne zaman, kimlerden ve ne kadar alınacağı kanunlarda belirtilir. Bir sanayici ile bir çiftçinin kazancı aynı olmayacağından devlete vermeleri gereken vergiler de farklı olacaktır. Devlet, anayasadaki kanunlara göre herkesten gelirine göre vergi alır.

Devletin, kendi kaynakları ile ülke için gerekli olan yatırımların tamamını yerine getirmesi mümkün değildir. Bu nedenle devletin bu konuda vatandaşın desteğine ihtiyacı vardır. Vatandaşlardan alınan vergiler yine toplum yararı için devlet tarafından kullanılır.

Bazı kurum, kuruluş ve kişilerin kazançla­rının devlete vermeleri gereken bölümünü öde­medikleri görülmektedir. Bu olaya vergi kaçır­mak denir. Bir kurumun hangi vergi dairesine ver­gi ödediğini gösteren ve iş yerinin duvarında ası­lı olan belgeye vergi levhası denir.

Ülkemizde devlete ödenen birçok vergi çeşidi vardır. Bunlardan gelir vergisi, vatandaş­ların bir yıl içinde elde ettikleri gelirin belli bir oranda vergilendirilmesidir. Vergi sadece kişiler­den değil, şirketler, kooperatifler, iş ortaklıkları gi­bi kurumlardan da alınır. Buna kurumlar vergisi denir. Ev gibi gayrimenkul sahiplerinin ödediği vergiye de emlak vergisi denir.

Vergi mükelleflerinin bir vergi döneminde sağladığı kazancı bildiren belgeye vergi beyan­namesi denir.

Vergi mükelleflerini tespit eden vergiyi denetleyen ve toplayan resmî daireye vergi dai­resi denir.

Memurların ve işçilerin belirli süreler so­nunda kurumlarına verdikleri fiş ve makbuz üze­rinden kendilerine verilen paraya vergi iadesi adı verilir.

Vergi vermek her ülke vatandaşı için bir görev olarak kabul edilmeli ve yerine getirilmelidir.

 

DOĞAL KAYNAKLARIMIZ BİZE EMANET

İnsanın hayatını devam ettirdiği dış orta­ma doğal çevre denir. İnsan hayatı nasıl sonsuz değilse çevremizde gördüğümüz ve yaşamımıza yardımcı olan doğal kaynaklar da sonsuz değildir.

Dünyadaki doğal kaynaklar hızla tüken­mektedir. Bu durum gelecek yıllarda insan haya­tını tehdit eden büyük bir tehlikeye dönüşecektir.

Bütün canlıların yaşamını devam ettirebil­mesi için gerekli olan ihtiyaçların başında su gel­mektedir. Okyanuslar, denizler, göller, akarsular, bataklıklar, yer altı suları ve buzullar dünyanın başlıca su kaynaklarıdır. Fakat su kaynakları in­sanlar tarafından hızlı bir biçimde kirletilmekte ve yok edilmektedir.

İnsanları gelecekte bekleyen büyük tehli­kelerin başında tatlı su kaynaklarının yok olması gelmektedir. Çünkü dünyada tatlı su rezervi sınır­lıdır. Uzmanlar 2025 yılında dünyadaki yedi mil­yar insanın %40’ının ciddi su sıkıntısıyla baş ba­şa kalacağını tahmin etmektedir.

Tatlı su kaynakları yanında okyanus, de­niz ve göller de kirlilik tehdidi altındadır. Bu su kaynaklarında meydana gelen kirlilik ve azalma insan yaşamı dışında diğer canlı türlerinin yaşa­mını da tehdit etmektedir. Su kaynaklarında mey­dana gelen kirlilik nedeniyle bozulan doğal den­genin tekrar eski hâline gelmesi ise uzun yıllar al­maktadır. Bu nedenle doğal kaynaklara zarar ver­memeli, verenleri uyarmalıyız.

İnsanoğlunun en önemli zenginlik kay­naklarından biri de ormanlardır. Ormanlar, sadece ağaç topluluklarından ibaret değildir. Ormanlar; ağaçlar, hava, su, top­rak, barındırdığı diğer bitkiler ve hayvanlarla ken­dine özgü bir alandır.

Yasak olmasına rağmen orman alanların­da kontrolsüz otlatma yapılmaktadır. Kaçak ağaç kesimi ve otlatmaları nedeniyle ormanlarımız za­rar görmektedir.

Ülkemizde arazi kullanımı bilimsel olarak yapılmamaktadır. Orman veya meraya dönmesi gereken üzerinde çok düşük verimle tarım yapı­lan alanlar sanayiye ve yerleşmeye açılmaktadır.

Orman yangınları ülkemizin büyük sorun­larından biridir. Bu yangınların nedenleri çoğun­lukla bilinmemektedir. Orman yangınları açısın­dan en hassas bölgelerimiz Akdeniz, Ege ve Mar­mara bölgeleridir. Ormanlar, su sağlama, su varlığını koru­ma ve düzenlemede önemli rol oynar. Bugün erozyon nedeniyle tüm barajlarımız dolma tehli­kesiyle karşı karşıya kalmaktadır. Karakaya Ba­rajı da bunlardan biridir.

Birçok yararı olan ormanlarımızı daima korumalı, zarar verenleri uyarmalıyız.

Ormanlar gibi yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalan doğal varlıklardan biri de topraktır.

Toprak, insanların yerleştikleri, evlerini yaptıkları, hayvanlarını otlattıkları, ürünlerini ye­tiştirdikleri canlı bir örtüdür.

 

 

Tarla edinme, kaçak kesim, otlatma, yangın gibi nedenlerle ormanlık alanlar erozyona açık hâle gelmektedir. Yeşil alanların tahribiyle yağmurların oluşturduğu sel yataklarından verimli topraklar ırmaklara taşın­makta ve yok olmaktadır.

Toprağın zarar görmesi, erozyonun yanın­da çok sayıda insanın yaşamına ve büyük maddi zarara yol açmaktadır. Erozyon, ülkemizdeki en bü­yük göç nedenlerinden biridir. Erozyon nedeniyle topraklarını kaybeden insanlar bulundukları yerden başka yerlere göç etmek zorunda kalmaktadır.

Erozyon, toprakların üst kısmının akar­sular, sel suları ve rüzgâr gibi dış kuvvetlerin etki­siyle aşındırılarak taşınmasına denir.

Türkiye’nin bütün bölgelerinde erozyon gö­rülür. Ancak şiddeti, bitki örtüsüne göre değişir. Ör­neğin; bitki örtüsünün sık olduğu Karadeniz Bölge‘nde şiddeti daha az iken, bitki örtüsünün cılız ol­duğu İç Anadolu Bölgesi‘nde şiddeti daha fazladır.

DİKKAT: Enerji Kaynakları ikiye ayrılır:

  1. Tükenebilen (Yenilenemeyen) Kaynaklar:

Kömür, Petrol, Doğal Gaz, Odun.

  1. Tükenmeyen (Yenilenebilir) Kaynaklar: Güneş Enerjisi, Rüzgâr Enerjisi, Su Enerji, Jeotermal Enerji.

 

TURİZM

 

Turizm: İnsanların gezip, görmek, eğlenmek, dinlenmek amacıyla yaptığı gezilere denir.

 

-Turizm faaliyeti milli sınırlar içinde gerçekleşiyorsa “iç turizm” ülkeler arasında oluyorsa “dış turizm” adını alır.

– Turizm, ülkeler için ekonomik, kültürel, sosyal ve halk sağlığı yönünden yararlar sağlar.

-Turizm ülkemizi ve kültürümüzü yabancı ülke­lerin insanlarına tanıtmak için en iyi yollardan biridir. Bu yüzden ülke ve insan olarak turizmi iyi değerlendirmemiz gerekir.

– Ülkemiz turizm açısından birçok imkana sahip­tir.

Turizmin sağladığı yararlar:

Ülke içindeki birlik ve beraberlik duygusunu geliştirir.

Uluslararası yakınlaşma ve samimiyet sağ­lar.

Ülkeye döviz girdisi sağlar,   ekonomiyi güçlendirir. Ticareti canlandırır. Ulaşım ve haberleşme olanakları artar.

 

ÖNEMLİ TURİZM MEKÂNLARIMIZ:

Tarih turizmi:

Marmara Bölgesi: İstanbul, Edirne, Bursa, Çanak­kale

Ege Bölgesi: Efes, Milet, Meryem ana Akdeniz Bölgesi: Aspendos

Karadeniz Bölgesi: Çorum’da Alacahöyük, Trab­zon’da Sümela Manastırı

İç Anadolu Bölgesi: Anadolu Medeniyetleri Müze­si, Anıtkabir, Kayseri’de Küstepe

Güneydoğu Anadolu Bölgesi: Adıyaman’da Nem­rut Dağı heykelleri

 

Kış Turizmi:

Marmara Bölgesi: Bursa’da Uludağ

Akdeniz Bölgesi: Antalya’da Saklıkent

İç Anadolu Bölgesi: Kayseri’de Erciyes

Karadeniz Bölgesi: Bolu’da Kartalkaya,  Çankırı’da Ilgaz

Doğu Anadolu Bölgesi: Kars’ta Sarıkamış, Erzurum’da Palandöken Dağı

 

Deniz Turizmi:

Marmara Bölgesi: Balıkesir-Erdek, İstanbul-Şile-Silivri

Ege Bölgesi: Çeşme, Kuşadası, Bodrum, Didim, Marmaris, Datça

Akdeniz Bölgesi: Antalya, Alanya

 

Doğa Turizmi:

Marmara Bölgesi: Balıkesir’de Manyas Kuş Cen­neti

Ege Bölgesi: Denizli’de Pamukkale Travertenleri

 

 

Akdeniz Bölgesi: Antalya’da Düden ve Manavgat Şelaleleri, İnsuyu ve Karain mağaraları, Cennet – Cehennem Obrukları

İç Anadolu Bölgesi: Nevşehir’de Peri Bacaları, Aksaray’da Ihlara Vadisi

Karadeniz Bölgesi: Bolu’da Abant ve Yedigöller, Trabzon’da Uzungöl

 

Din Turizmi:

Marmara Bölgesi: Edirne’de Selimiye, Bursa’da Ulucami, İstanbul’da Sultan Ahmet Camii

Ege Bölgesi: Selçuk’ta Meryem Ana Mezarı

İç Anadolu Bölgesi: Konya’da Mevlana Türbesi

Doğu Anadolu Bölgesi: Erzurum’da Çifte Minareli Medrese, Ağrı Doğu Be­yazıt’ta İshak Paşa Cami

Güneydoğu Anadolu Bölgesi: Şanlıurfa’da Balıklı Göl

 

                       NİTELİKLİ İNSAN GÜCÜ

İnsanlar her mesleğin hizmetinden yarar­lanmaya ihtiyaç duyar. Bu hizmetlerden yararlanan insanlar hayatlarını rahat ve mutlu sürdürürler.

İnsanlar, yaşamlarını devam ettirmek ve geçimlerini sağlamak amacıyla çeşitli işlerde çalı­şırlar. İnsanlar, yaptıkları işlerin özelliklerine göre ikiye ayrılırlar.

Niteliksiz eleman, fiziksel güce dayalı iş­lerde çalışan kişilere denir.

Nitelikli eleman, iyi eğitim almış ve zihin gücüne dayalı işlerde çalışanlara denir,

Nitelikli insan;

  • İşini iyi bir şekilde yapar.
  • Daha üretkendir.
  • Yenilik ve gelişmelere açıktır.
  • Ülke ekonomisinin gelişmesine katkı sağlar.
  • Tasarrufludur.

Nitelikli insan, eğitim yoluyla okullarda ye­tişir. Ülkemizde nüfus fazla olmasına rağmen, çe­şitli sektörlerde çalışan nitelikli eleman sayısı az­dır. Nitelikli eleman sayısının azlığı, yapılan işler­den gereken verimin alınmasını zorlaştırmakta­dır. Bu durum ülke ekonomisi için olumsuz sonuç­lar ortaya çıkarmaktadır.

Nitelikli eleman sayısının fazla olduğu ül­kelerin siyasi, ekonomik ve sosyal gelişmişlik dü­zeyleri yüksektir.

Bu konuda yaşanan büyük sorunlardan biri “beyin göçü” adı verilen iyi eğitim almış ve çe­şitli niteliklere sahip kişilerin dış ülkelere göç et­mesidir. Bu durumun engellenmesi için nitelikli elemanlara uygun ve verimli çalışma şartları ha­zırlanmalıdır.

 

MESLEĞİMİZİ SEÇERKEN

Bir kişinin geçimini sağlamak için yaptığı sürekli işe meslek denir. Mesleklerin birbirine üs­tünlüğü yoktur. Her meslek topluluk hâlinde yaşa­yan insanların ihtiyacına cevap verir.

Seçilen meslek insanın kişiliğine, yetene­ğine, ilgisine, aile durumuna, değerlerine ve amaçlarına uygun olmalıdır.

Meslek seçimi, yaşam biçimini etkiler. Nerede yaşanacağı ve sosyal yaşantının nasıl düzenleneceği meslek seçiminde oldukça önem­lidir. İş şartları, kişiye sağladığı yaşam koşulları daha sonra kişinin verimli çalışmasını etkileyebilir.

Mesleğe yönlendirmenin doğru yapıldığı ülkelerde insanlar, mutlu oldukları ve sevdikleri işleri yaptıkları için çalışma alanlarındaki verimli­likleri artmaktadır. Bu durum ülke ekonomisine olumlu katkı yapmaktadır.

Meslek Çeşitleri

Kavramlara dayanan meslekler: Bu meslekler beyin gücüne dayalıdır. So­yut düşünme, yorumlama ve keşfetme ön planda­dır (Filozof, yazar).

Veriye dayanan meslekler

Sayıların çok kullanıldığı mesleklerdir (Matematikçi, istatistikçi).

Sosyal yönü yüksek meslekler

İnsan ilişkilerinde başarılı olan insanların yapabileceği mesleklerdir (Öğretmen, Eğitim Da­nışmanı).

Temelinde nesne olan meslekler Bitki ve hayvanlarla ilgilenmenin ön planda yer aldığı mesleklerdir (Marangoz, veteriner).

 

 

 

 

Bu yazı 24 kere okundu.
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

Kategoriler
http://bilelimmi.com/bilelimmi-com-hakkinda/ http://bilelimmi.com/iletisim/