ÜLKEMİZDE NÜFUS KONU ANLATIMI

Paylaş
 

SOSYAL BİLGİLER 7 ÜLKEMİZDE NÜFUS KONU ANLATIMI

 

 Ülkemizde Nüfus

Nüfus, sınırları belli bir yerde yaşayan insan sayısıdır. En küçük nüfus topluluğu aile, en büyük nüfus topluluğu dünya nüfusudur.

  1. Genel Nüfus Sayımları ve Yararları

Bir ülkede yaşayan insanların sayısını ve niteliklerini belirlemek amacıyla nüfus sayımı yapılır. Yurdumuzda da belli aralıklarla nüfus sayımları yapılmaktadır. Çünkü nüfus, bir ülke için en önemli güç kaynağıdır. Ülkenin ekonomik kaynaklarının işletilmesinde ve korunmasında insan varlığı çok önemlidir. Nüfus sayımlarında, insanlarımızın yaş ve cinsiyete göre dağılımı, hangi iş kollarında ne kadar insan çalıştığı belirlenir. Ayrıca köy ve kentlerde yaşayan insan sayısı saptanır. Okur yazar olanlarla olmayanların, çalışanlarla çalışmayanların sayısı ortaya çıkar.

Türkiye’de ilk nüfus sayımı 1927 yılında yapılmıştır. Bu sayımda ülkemiz nüfusunun 13.6  milyon dolayında olduğu tespit edilmiştir. Bundan sonraki sayım, 1935 yılında olmuş, nüfusun 16 milyonu geçtiği görülmüştür.

İkinci sayımdan sonra ülkemizde sonu 0 ve 5 ile biten yıllar, genel nüfus sayım yılı olarak kabul edilmiştir. 1990 yılından itibaren, her 10 yılda bir nüfus sayımı yapılması kararlaştırılmıştır. Ancak, 1997 yılında seçmen sayısının belirlenebilmesi için genel nüfus sayımı niteliğinde olmayan bir sayım yapılmış ve nüfusun 63 milyona yaklaştığı görülmüştür.

Nüfus sayımları, ülke genelinde aynı tarihte ve Pazar günleri yapılır. O gün sokağa çıkma yasağı uygulanır. Sayım memurlarının gelmesi beklenir. Gelen memurların sorduğu sorulara doğru cevap vermek gerekir. Verilen cevaplar memurlar tarafından formlara işlenir. Daha sonra bu bilgiler bilgisayara aktarılarak değerlendirilir. Yurdumuzda nüfus sayımları Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yapılmaktadır.

Nüfus sayımından elde edilen sonuçlara göre yurt kalkınması için alınacak önlemler belirlenir. Çünkü nüfusla ülkenin ekonomik ve kültürel sorunları arasında yakın ilişki vardır. Örneğin; okul çağındaki çocuk sayısına göre ne kadar öğretmene ihtiyaç varsa o kadar öğretmen yetiştirilir. Ne kadar okul, derslik eksikse bunların tamamlanması yoluna gidilir. Sağlık, iş, yol ve yerleşme alanlarındaki gereksinimler de bu sayımlarda elde edilen sonuçlara göre planlanarak giderilmeye çalışılır.

İşsiz sayısına göre iş alanları açılır. Belediyelere devletin bütçesinden ayrılacak pay, belediye sınırları içindeki nüfusa göre belirlenir. İllerin çıkaracağı milletvekili sayısı da o ilin nüfusuna göredir. Bütün bunların yapılabilmesi için nüfus sayımına gerek duyulur. Bu nedenle, nüfus sayımında elde edilen sonuçların sağlıklı olması için herkes sayım memurlarının sorduğu sorulara doğru cevap vermelidir.

  1. Yurdumuzda Nüfusun Genel Dağılışı

      Nüfusun dağılışı

Nüfusun dağılışı, belirli bir yerdeki nüfusun sık ya da seyrek olmasını ifade eder. Nüfus, yurdumuzun her yerine eşit dağılmamıştır. Bazı yerler kalabalık, bazı yerler ise tenhadır. Ülkemizde ortalama nüfus yoğunluğu, 1997 sayım sonuçlarına göre kilometre karede 81 kişidir.

Bu, ortalama bir değerdir. Çünkü, yurdumuzun bazı yörelerinde nüfus yoğunluğu fazla, bazı yörelerinde ise azdır. Yurdumuzun nüfusun yoğun olduğu yerler; Marmara Bölgesi ile Karadeniz, Akdeniz ve Ege bölgelerinin kıyı kesimleridir. Nüfus yoğunluğunun az olduğu yerler arasında ise Taşeli platosu, Tuz Gölü çevresi ile Obruk platosu ve Mardin eşiği sayılabilir. Toros dağları, Menteşe yöresi, Trakya’nın kuzeyi ve Biga yarımadası da nüfusun tenha olduğu yerdir.

Nüfusun bu şekilde ülkemiz genelinde farklı dağılmasında doğal ve beşeri etkenler etkili olmaktadır.

Doğal etkenler arasında iklim ve toprak özellikleri, yer şekilleri, su ve ormanların durumu sayılabilir. Sıcak ve yeterli yağış alan yöreler insanların yerleşmelerine ve yaşamlarını sürdürmelerine uygundur. İklim böyle olan yerlerde çeşitli tarım ürünleri, yetişebilir. Oysa soğuk ve az yağış alan bölgelerde bu özellikler bulunmaz, buralarda nüfus tenhadır.

Dağlık olan bölgelerde hava soğuktur, tarım alanları da azdır. Dağların büyük bölümü ormanlarla kaplıdır. Bu nedenle dağlık bölgelerde nüfus az, verimli kıyı ovalarının çevresinde ise fazladır. Aynı şekilde; suyun yeterli lduğu yerler, toprağı verimsiz ve suyun az olduğu yerlerden daha kalabalıktır. Çünkü, içme, kullanma, tarım ve sanayi için suya gereksinim vardır. Ayrıca, ormanlık alanlarda yerleşim yerleri az, nüfus tenhadır.

Nüfus dağılışında beşeri etkenlerin de rolü vardır. Sanayi kuruluşlarının fazla olduğu yerler kalabalıktır. Örneğin; maden kömürü çıkarılan Zonguldak ile linyit kömürü çıkarılan Soma ve Elbistan gibi yerlerin nüfusu fazladır.

Doğal ve tarihi güzellikler bakımından zengin olan yörelerde turizm gelişebilir. Turistlerin bıraktıkları dövizler, bu yörelerde ekonomik yaşamı canlandırır. Bu nedenle, turizmin geliştiği yerlerde de nüfus kalabalıktır. Aynı şekilde ulaşım, ticareti ve turizmi kolaylaştırır. Ulaşım koşulları iyi olan yörelerde de nüfus yoğunluğu fazladır.

 

  1. Kırsal yerleşmelerden Kentlere Göçün Nedenleri ve Sonuçları İnsanların yaşadıkları yerleşim yerini değiştirmelerine göç adı verilir. Ülkemizde göç, genellikle köy ve kasaba gibi kırsal yerleşmelerden köylere doğru olmaktadır. Bu şekilde, yer değiştirmeler ülke içinde olursa buna iç göç denir. Cumhuriyetin ilk yıllarında nüfusumuzun büyük bölümü köylerde yaşamaktaydı. Günümüzde ise nüfusumuzun yarıdan fazlası şehirde yaşamaktadır.

Kırsal yerleşmelerden kentlere göçün başlıca nedenleri arasında tarımda makineleşmenin artması, hızlı nüfus artışı, kentlerdeki iş, eğitim ve sağlık olanaklarının fazlalığı sayılabilir.

Tarımda traktör, biçerdöver gibi araçların kullanılması bir çok kişinin işsiz kalmasına neden olmuştur. Çünkü, bu araçlarla çok sayıda tarım işçisinin yaptığı iş kısa sürede yapılabilmektedir. İşsiz kalan tarım işçileri, kentlere göç etmek zoruna kalmışlardır.

Kentlere göçün nedenlerinden biri de hızlı nüfus artışıdır. Tarıma ayrılan topraklar, hızla artan nüfusu besleyemez hale gelmiştir. Çünkü, ailelerin sahip olduğu tarım arazileri miras alan kişileri ve ailelerini geçindirecek büyüklükte olmamaktadır. Oysa kentlerde iş olanakları fazladır. Sanayileşmenin artmasıyla sanayi kuruluşlarının sayısı da artmıştır. Bu kuruluşların sayısı da artmıştır. Bu kuruluşlarda iş bulmak kolaylaşmıştır. Bu nedenle kentler çekici hale gelmiştir. Ayrıca kentlerde eitim ve sağlık olanakları da fazladır. Kente göç eden aileler, çocuklarını daha kolay okutabilmekte, hasta olduklarında kolayca tedavi olabilmektedir.

Bütün bu nedenler, kırsal yerleşmelerden kentlere göçe neden olmaktadır. Özellikle Karadeniz Bölgesi ile Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinden göç eden insanlar; İstanbul, Ankara, İzmir, Adana ve Mersin gibi büyük kentlere gelmektedirler. Bunca insanın göç etmesi, kentlerde bazı sorunların ortaya çıkmasına yol açmaktadır. Bu sorunların başında gecekondu, konut azlığı, kanalizasyon, yol, su ve elektrik yetersizliği ile kente gelenlerin çevreye uyum sorunları gelmektedir.

Kırdan kente göç edenler, yüksek kira ödemek zorunda kaldıklarından, kent merkezlerinden uzak yerlerde gecekondu adını alan evler yapmaktadırlar. Kent çevresi, kısa sürede sağlık koşullarına uygun olmayan gecekondularla dolmaktadır. Bu gecekondulara su, yol, kanalizasyon ve elektrik gibi hizmetleri götürmek zor olmakta ve büyük harcamaları gerektirmektedir.

Göçlerle gitgide kalabalıklaşan kentlerde yollar gereksinimleri karşılayamaz hala gelmekte, taşıt sayısı artmaktadır. Ayrıca; kentleşmeyle birlikte çevre kirlenmesi, içme ve kullanma suyu yetersizliği gibi sorunlar ortaya çıkmaktadır. Kırsal yerleşmelerden kente gelen insanların bir kısmı iş bulamamakta ya da gelir düzeyi düşük işlerde çalışmak zorunda kalmaktadırlar. Bu nedenle, beklentileri gerçekleşmemekte ve mutsuz olmaktadırlar.

Kırsal yörelerden kente gelen insanların kent yaşamına uyum sağlayamaması da ülkemizde kentleşmenin yol açtığı bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Köy kültürüyle yetişmiş olan insanlar, kent kültürüne kolayca uyum sağlayamamaktadırlar. Bu nedenle, çeşitli psikolojik ve toplumsal sorunlar ortaya çıkmaktadır.

ç. Yurdumuzda Nüfus Artışının Nedenleri ve Sonuçları

Yurdumuzda nüfus artış hızı fazladır. Bunun nedeni, doğumlar ve göçlerdir. Doğumların ölümlerden fazla olması nüfus artmasına yol açar. Buna nüfusun doğal artışı nedir. Nüfusumuzun doğal artışı, dünya ortalamasının üstündedir. Çünkü, yurdumuzda sağlık hizmetleri iyileştirilmiş, salgın hastalıklar önlenmiş ve beslenme koşulları iyileştirilmiştir. Bunlar da ortalama insan ömrünün uzamasına, ölümlerin azalmasına ve doğumların artmasına neden olmuştur.

Ülkemize zaman zaman yabancı ülkelerden göçler olmuştur. Kurtuluş Savaşı’ndan sonra Yunanistan’daki Türklerin bir kısmı ülkemizde göç etmiştir. Daha sonra Bulgaristan’dan, diğer Balkan ülkelerinden, Afganistan, İran ve Irak’tan göçler olmuştur. Bu durum da nüfusumuzun artmasına yol açmıştır.

 

 

Türkiye’de Nüfusun Yapısı

 

Nüfusun sayısı ve yoğunluğundan daha önemli olan nüfusun yapısıdır. Bu bölümde Türkiye nüfusunun yaş gruplarına dağılımı, cinsiyet özellikleri ve eğitim durumu ile etkin (çalışan) nüfusun sektörlere dağılımı incelenecektir.

 

Nüfusun Yaş Gruplarına ve Cinsiyete Göre Dağılımı

 

Nüfusun yapısını belirleyen en önemli özellik yaş grupları ve cinsiyet dağılımıdır.

 

Yaş Grupların Göre Dağılım

 

Türkiye’de toplam nüfusun %50 si 20 yaşın altındadır. Yani ülkemiz genç nüfusludur.

Nüfus artış hızı yüksektir. Bu durum temel ihtiyaçların karşılanması konusunda sorunlar yaratır.

Tüketici nüfus fazla, üretken nüfus azdır. Bu nedenle ekonomik bağımlılık oranı yüksektir.

Okul çağındaki nüfus fazladır.

Ortalama insan ömrü kısadır.

 

Cinsiyete Göre Dağılım

 

Ülkemizde kadın erkek sayıları arasında genel bir denge vardır. Nüfusun bu cinsiyet dengesi göçlerle değişir. Göç veren bölgelerde kadın sayısı, göç alan bölgelerde erkek sayısı daha fazladır. Çok göç veren iller arasında bulunan ve bu nedenle devamlı olarak kadın nüfus fazlalığı olan Rize, Trabzon, Gümüşhane ve Giresun bu konu için iyi birer örnektir.

 

UYARI : Türkiye, nüfusun yaş gruplarına göre dağılımı ve nüfus artış hızı bakımından geri kalmış ülkelere benzer özellikler taşır.

 

Nüfusun Eğitim Durumu

 

Bir ülkenin gelişmişlik düzeyini saptarken eğitim en temel ölçüttür. Ülkemizde okur yazarlık oranı gittikçe artmakla birlikte, hala istenen düzeyde değildir. Buna bağlı olarak gazete, dergi ve kitap tüketimi gelişmiş ülkelerdeki düzeyin çok altındadır. Nüfusun, %46,1’ini ilkokul, %7,4’ünü ortaokul, %7,8’ini lise ve %3,2’sini yüksek öğrenim düzeyinde eğitim alanlar oluşturmaktadır. Hiç eğitim almamış olanlar %19,6, okula gitmemiş okuryazarlar ise % 15,9’dur. Kırsal kesimde iş gücüne duyulan ihtiyaç nedeniyle çocukların okula gönderilememesi, kız çocuklarının eğitimine önem verilmemesi ve okullaşma oranının yetersizliği eğitimin istenen düzeye gelmesini engellemektedir.

 

Etkin Nüfusun Sektörlere Dağılımı

 

1990 yılı verilerine göre etkin nüfusumuz 23,3 milyon kişidir. Bu nüfusun sektörlere dağılımı ise şöyledir. Tarım sektöründe çalışan 12 milyon 118 bin kişi etkin nüfusun %49’unu, Endüstri sektöründe çalışan 2 milyon 910 bin kişi etkin nüfusun %15,2’sini, Hizmet sektöründe çalışan 7 milyon 919 bin kişi etkin nüfusun %35,8’ini oluşturmaktadır.

 

Türkiye’de Yerleşmeler

Türkiye’de yerleşmeler ekonomik etkinliğe bağlı olarak ikiye ayrılır.

 

Sürekli Yerleşmeler

Geçici Yerleşmeler

Sürekli Yerleşmeler

 

Türkiye’de sürekli yerleşmeler ekonomik etkinliklerine ve idari yapılarına göre gruplandırılır.

Kent Yerleşmeleri

Kır Yerleşmeleri

Kent Yerleşmeleri

 

Nüfusu 10.000’in üzerinde olan, kaymakam veya vali tarafından yönetilen, iş bölümünün belirgin, tüketici nüfusun fazla, ekonomik faaliyetin endüstri, ticaret, turizm vb. olduğu yerleşim merkezleridir. Kentler, iş olanaklarının daha fazla olması nedeniyle, kırsal kesimden sürekli göç alarak büyümektedir. Buna bağlı olarak Türkiye’de hızlı bir kentleşme süreci  devam etmektedir. 1990 nüfus sayımına göre toplam nüfusun 33,8 milyonu (% 59,1)  kentlerde yaşamaktadır.

 

Kır Yerleşmeleri

 

Nüfusu 2000’den az olan, muhtar tarafından yönetilen, üretici nüfusun fazla olduğu, iş bölümünün belirgin olmadığı, ekonomik faaliyetin tarım ve hayvancılığa dayalı olduğu, konutlarda yapı malzemesinin doğadan temin edildiği yerleşmelerdir. Yerleşmeler arazinin yapısı ve su kaynaklarının özelliğine göre ikiye ayrılır.

 

  1. a) Toplu Kır Yerleşmeleri

 

Evlerin birbirine çok yakın olduğu kır yerleşmeleridir. Bu tür yerleşmelerde iklim koşulları belirleyici olmuştur. Yerleşim birimleri su kaynaklarının çevresinde toplanmıştır. İç Anadolu, Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu bölgelerinde yaygın olarak görülür.

 

  1. b) Dağınık Kır Yerleşmeleri

 

Evler arasında uzaklığın fazla olduğu, geniş bir alana yayılan kır yerleşmeleridir. Bu tür yerleşmelerde arazinin engebelik durumu tarım topraklarının küçük, parçalı ve dağınık olması belirleyici olmuştur. Yağışların ve su kaynaklarının bol olması dağınık yerleşmeyi kolaylaştırmıştır. Karadeniz Bölgesi’nde  dağınık yerleşme yaygındır.

 

Geçici Yerleşmeler

 

Ülkemizde kır yerleşmelerinin, ekonomik açıdan tamamlayıcısı olarak  gelişmiş, ekonomik faaliyetin  tarım ve hayvancılığa dayalı olduğu yerleşmelerdir.  Yayla, mezra, oba, kom, ağıl gibi adlar verilen geçici yerleşmeler Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yaygın olarak görülür. Ayrıca mevsimlik olarak konaklamak amacıyla gidilen yazlık siteler, dağ ve bağ evleri de geçici yerleşmelerdir.

 

Yayla : Yaz aylarında hayvan otlatmak veya tarımsal faaliyette bulunmak amacıyla gidilen geçici yerleşmelerdir. Yaylalar dinlenmek  amacıyla gidilen yazlık sayfiye yerleri de olabilir.

 

Mezra : bazı ailelerin tarım alanlarının az olması, kan davaları gibi nedenlerle bulundukları sürekli yerleşmelerden ayrılıp daha uzak bir yere yerleşmesiyle oluşmuş yerleşmelerdir. Tarımsal faaliyetler hayvancılığa göre ön plandadır. Bir kaç  ev ve eklentilerden oluşan mezralar zamanla sürekli yerleşme haline gelebilir. Örneğin Elazığ, Harput’un bir mezrası iken zamanla büyüyerek kent haline gelmiştir.

 

Oba : Daha çok göçebe hayvancılık yapan toplulukların geçici olarak yerleşip, çadır kurdukları yerleşmelerdir.

 

Dam : Köy ailelerinin geçici bir süre için yararlandıkları yerleşme biçimidir. Bölge köy yerleşmelerinde bir kısım aileler, birkaç aylık süre için köylerinden ayrılarak, kendi bahçe, tarla ve otlaklarındaki damlarda oturduktan sonra, tekrar köylerine dönerler.

 

Kom : Ekonomik faaliyetin büyük ölçüde hayvancılığa dayalı olduğu aileler veya kişiler tarafından oluşturulan geçici yerleşmelerdir.

 

Ağıl : Hayvanların barındığı, çevresi taş veya ahşap ile çevrili yerlere ağıl adı verilmektedir. Ağıllar zamanla nüfusun artmasına bağlı olarak sürekli yerleşme haline gelebilir. Sürü sahipleri tarafından kurulan ağıllar kış mevsiminde hayvanların korunması amacıyla kullanılır.

 

Türkiye’de Görülen Konut Tipleri

 

Dünya’nın her yerinde olduğu gibi Türkiye’de de konut tiplerini belirleyen temel etmen iklim koşullarıdır. Ayrıca jeolojik yapı, bitki örtüsü gibi doğa doğal koşullar da konut tiplerini belirlemektedir. Ülkemizde ekonomik ve kültürel gelişme, doğal çevrenin konut tipleri üzerindeki etkisini azaltmaktadır.

 

Kerpiç Evler : Kerpiç evlerde yapı malzemesi olarak killi toprak kullanılmaktadır. Killi toprak samanla karıştırılarak çamur haline getirilir, kalıplara dökülerek kurutulur. Kerpiç evler, yağışların az, iklimin kurak olduğu İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yaygın olarak görülür.

 

Taş Evler : Arazinin dağlık olduğu, ağacın ve toprağın yeterince bulunmadığı yerlerde yaygın olan konut tipidir. Yapı malzemesi olarak kullanılan taşlar genellikle yakın çevreden karşılanır. Akdeniz’de Toros Dağları, İç Anadolu’da Nevşehir, Ürgüp Yöresi, Güneydoğu Anadolu’da Mardin Yöresi taş evlerin yaygın olduğu yerlerdir.

 

Ahşap Evler : İklimin nemli ormanın bol olduğu yerlerde yapı malzemesi olarak ağacın kullanıldığı konut tipidir. Bazı yörelerde ağaçla birlikte taş veya kerpiç de kullanılır. Taş evler ormanların geniş yer kapladığı Karadeniz Bölgesi’nde yaygın olarak kullanılır.

 

Betonarme Evler : Yapı malzemesi olarak demir, beton ve tuğlanın kullanıldığı konut tipidir. Son yıllarda kullanımı artan betonarme evler, sanayileşme nedeniyle   Marmara ve Ege Bölgesi’nde yaygın olarak görülür.

Bu yazı 48 kere okundu.
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

Kategoriler
http://bilelimmi.com/bilelimmi-com-hakkinda/ http://bilelimmi.com/iletisim/