UÇAĞIN İCADI?

Paylaş
 

UÇAĞIN İCADI?

UÇAĞIN İCADI,UÇAĞIN TARİHÇESİ İnsanoğlunun tarihindekien öenemli konulardan biridir.    İnsanoğlu, başlangıçtan beri he­men her zaman bir kuş gibi gökler­de uçabilmeyi hayal etmiştir. Mitolojide, balmumuyla omuzlarına tutturduğu kanatlar yardımıyla uçan İkaros’un efsanesi anlatılır. Bu ba­şarısının sarhoşluğu içinde her şeyi unutan İkaros, Güneş’e çok fazla yak­laşınca balmumu erimiş ve zavallı İkaros denize düşmüş.

Bu olsa olsa bir masal olabilir, çün­kü insanın kasları, kuşların kasları gibi yerden havalanmayı sağlayacak kadar güçlü değildir. İnsan en fazla, büyük kanatlar yardımıyla havada süzülebilir; o da ancak bir uçak ta­rafından yerden belli bir yüksekliğe havalandırıldıktan sonra.İnsanın bu rüyasını gerçekleştire­bilmesi için, çok güçlü motorların icadını beklemesi gerekti.

 

 UÇAĞIN İCADI konusunda yapılan çalışmalar tarihin her döneminde geçerli olmuştur.Seçilen ilk hedef kuşların kanat bi­çimini kopya etmek oldu. 9 ekim 1890’da Clément Ader’in ilk kez yer­den havalanmasını sağlayan aracın tıpkı bir yarasanın kanatlarına ben­zeyen sabit kanatları vardı. Ader’in Eole adını verdiği bu araç, 50 met­relik bir mesafe boyunca yerden 20 santimetre kadar yükselebildi. Bundan on yıl sonra, Amerika’lı bi­siklet yapımcıları Wilbur ve Orville Wright Kardeşler, kanatları sabit düzlemlerden oluşan, havadan daha ağır bir araç tasarladılar. 17 aralık 1903’te Orville ilk uçuşunu yaptı: ha­vaya doğru 36 metrelik modern bir nakil uçağının kanat açıklığından (iki kanadın uçlan arasındaki uzaklık) daha az bir sıçrayıştı bu. O tarihten sonra havacılıktaki ilerlemeler bü­yük bir hız kazandı.

göğün fatihleri

 UÇAĞIN İCADINDA Bu başlangıç döneminde uçak, us­ta ellerden çıkmış derme-çatma bir parçalar bütünüydü. Çok kısa bir sü­re içinde, gözüpek öncülerin her gün yeni yeni rekorlar kıracağı ve bu yüz­den aracını sürekli olarak geliştir­mek ihtiyacını duyacağı sağlam bir makine haline geldi.

Bu sırada 1914-1918 Savaşı patlak verdi. Uçak bu kez de orduların hiz­metinde, özellikle keşif uçuşlarında yararlılığını kanıtlıyordu. Cephenin her iki yanında, en usta havacılar acımasız bir savaşa giriştiler. Bu ara­da mühendisler, daha dayanıklı ve manevra yeteneği daha yüksek uçak­lar yapabilmek için çalışıyorlardı. Savaş sona erdi, gökyüzünün barış­çı amaçlarla fethine yeniden başlan­dı. 21 mayıs 1927’de, Amerika’lı Char­les Lindbergh Spirit oj St Louis adlı uçağıyla Amerika-Avrupa arasında ilk uçuşu gerçekleştirdi.

1930’da Costes ve Bellonte, Point d’interrogation (Soru İşareti) adlı Breguet uçağıyla hiç iniş yapmadan Paris-New York arasında uçtular. Ay­nı yıl Jean Mermoz, Latécoère «28» ile, Toulouse, Buenos Aires ve Şili’nin başkenti Santiago arasında ilk «hava postası» hattını kurdu

güvenilir ve hızlı bir taşıma aracı

 UÇAĞIN İCADININ sürecine baktığımızda  Ticari havacılık özellikle İkinci Dünya Savaşı’nı izleyen yıllarda bü­yük bir atılım yaptı. Gerçekten de lüğünün çok büyük payı olmuştur Gerçi uçankaleler birer ölüm aracıya dı ama, bu uçakların yapısı savâş sırasında gerçekleştirilen teknik iler­leme, bundan böyle barışçı amaçlar­la kullanılacak olan uçakların geliş­tirilmesini ve daha güvenilir hale gel­mesini sağladı.

Günümüzde havacılığın ulaşım ala­nında böylesine söz sahibi olması ger­çek bir devrimdir. Uçak yüzünden yolcu gemileri yalnız deniz gezilerin­de kullanılan birer yüzer saray du­rumuna gelmiş, demiryolları ise müş­terisinin çoğunu havayollarına kap­tırmıştır. Trenden sonra en güveni­lir taşıma aracı uçaktır: uçak kaza­ları her yıl bütün dünyada toplam bin kadar kişinin ölümüyle sonuçla­nır; oysa karayolları, Türkiye’de, yal­nız bir ay içinde aşağı yukarı bu ka­dar kurban veriyor.

Patlamalı motorun yerini alan tep­kili motor da, daha ağır, daha güve­nilir ve daha hızlı uçaklar yapma o- lanağı veren yeni bir teknik devrim yarattı. Başlangıçta yalnız varlıklı ve seçkin kişiler için düşünülen hava ulaşım yavaş yavaş halka açıldı ve «jetler» sayesinde bilet fiyatları ol­dukça ucuzladı. Bugünün en büyük nakliye uçağı olan Sovyet yapımı An­tonov «AN-22», 720 yolcu taşıyabilir.

bir uçak nasıl uçar

Bir uçağın uçabilmesi için ünce ha­vada tutunabilmesi, sonra yatay ola­rak ileriye doğru itilmesi gerekir. Bir güdümlü balorida, içi havadan da­ha hafif bir gazla doldurulmuş olan balon kısmı, aracın havada tutunma­sına yardımcı olurken, pervaneli mo­tor da ilerlemesini sağlar. Uçakta ise, kanatların eğik düzlemi sayesinde motor her iki görevi de yüklenmiştir. Kalkışta, taşıt yeterli hıza ulaştığı za­man bu hızdan doğan rüzgâr, kanatlarm altına çarpar ve uçağı rahatlıkla kaldırır, hattâ uçak, sözgelimi «Condorde» gibi, 166 ton ağırlığında olsadu nedenle, aynı ağırlıktaki bir une İfadar hızlı giderse, tutunma  kaldırma gücü de o kadar fazladır. Kanat uçağın gövdesine, daha yapım sırasında saptanan ve uçuş hı­zına karşılık düşen sabit bir açıyla tutturulduğu için düşük hızlarda, özellikle kalkış ve iniş anında uçağı havada tutmağa yeterli olamaz. Bu yüzden pilot, bu gibi durumlarda, ka­nadın kaldırma kuvvetini bir anda arttıran flap’ları kullanmak zorunda­dır.

pilot uçağı nasıl yönetir

Uçağın kuyruk kısmında, iki sabit düzlemden oluşan ve taşıta hem ka­rarlılık, hem de yön vermeğe yarayan bir kuyruk takımı bulunur. Bu düz­lemlerin üzerine menteşelerle tuttu­rulmuş olan derinlik dümeni (yatay) uçağın yükselmesini ya da alçalma­sını, yön dümeni (dikey) ise istenilen yöne döndürülmesini sağlar. Pilot bu manevraları yapabilmek için, kumanda kolu denilen bir lev­yeden yararlanır. Levyeyi öne doğru ittiği zaman derinlik dümeni alçalır ve uçak pike yaparak inişe geçer. Lev­yeyi geriye doğru çektiği zaman da uçak, burnunu havaya doğru kaldıra­rak yükselmeğe başlar. Pilot, uçağı sağa çevirmek için, yön dümenine ku­manda eden direksiyon çubuğuna ayaklarıyla yön verir. Fakat bir döne­meci en iyi şekilde alabilmesi için herhangi bir taşıtın, dönemeç eğri­sinin içine doğru eğim yapması gere­kir. Bu yüzden pilot bir yandan dü­meni idare ederken, bir yandan da kumanda kolunu sağa ya da sola doğ­ru eğer; böylece, kanatların ucunda bulunan iki eğim kanatçığından biri aşağı inerken öbürü yukarı kalkar ve uçağın iyi bir eğimle yana yatarak vril’e (dönemeç) sağlam girmesini sağlar.

UÇAĞIN İCADI sürecinde büyük modern uçakların yönetimi tabiî çok daha karmaşıktır bu basit şemaya indirgenemez. İşin güçlülügünü kavrayabilmek için bir pilot kabininin fotoğrafına şöyle bir göz at­mak yeter: bütün kabinin içi göster­geler, kollar ve işaret lambalarıyla doludur. Modern uçaklarda kuman­da kolunun ve direksiyon çubuğunun yerini otomobillerdeki gibi bir direk­siyon simidiyle pedallar almıştır.

ses duvarı

Havada hareket halinde olan bir cisim, ilerleyen bir geminin suda yap­tığı dalgalara benzeyen ses dalgaları (titreşimler) meydana getirir. Özellik­le de uçak, boyutları, çıkıntılı kısım­ları ve motorlarının gürültüsüyle güç­lü bir dalga kaynağıdır; normal ola­rak gözle görülmeyen bu dalgalar, la­boratuarlarda çekilen fotoğrafları sayesinde iyice tanınıyor. Bu dalga­lar havada ses hızıyla yayılır: fazla olmayan yükseltilerde aşağı yukarı saatte 1 200 kilometre. Eğer uçak bu hızı aşarsa (ses üstü uçaklarda durum böyledir), havada meydana getirdiği dalgalardan daha hızlı yol alır ve böylece arkasında çok güçlü hava bur­gaçları, korkunç anaforlar yaratır; ünce anî bir yüksek hava basıncı, artar.

Bu yazı 86 kere okundu.
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

Kategoriler
http://bilelimmi.com/bilelimmi-com-hakkinda/ http://bilelimmi.com/iletisim/