TÜRKLERDE TAKVİM ANLAYIŞI

Paylaş
 

TÜRKLERDE TAKVİM ANLAYIŞI

Zaman Yüce Rabbimiz tarafından yaratılmış en özel en karmaşık ve insanoğlunun anlamakta zorlandığı en temel evrensel kanunlardan birisidir .Zaman yaratılmış bir yapı olarak insan hayatının merkezinde yer alır ve hayatta olan herkes bu zaman akışı içerisinde hem kişisel tarihini hem de toplumsal tarihi bir arada yaşamak zorundadır İşte İnsanoğlu zaman kavramını hesaplayabilmek onu ölçebilmek ve elden geldiğince kontrol altına alabilmek için takvim bilgisi geliştirmek zorunda kalmıştır .Tarih boyunca insanların zaman ölçüsü olarak kullandıkları çizelgeleri takvim denmiştir. Allah zamanı yaratırken onu hesaplarımız için de bize olanaklar sağlamıştır ,özellikle güneşin hareketleri daha doğrusu dünyanın güneş etrafındaki hareketleri ve ayın dünya çevresindeki hareketleri zamanı ölçebilmek ve takvimleri oluşturabilmek için elimizdeki yegane kriterler olmuş insanlar tarih boyunca ya Ay yılı esasına göre ya da Güneş yılı esasına göre takvimler düzenleyerek hayatlarını idame ettirmeye zamanı kontrol edip en verimli şekilde kullanmaya çalışmışlardır .Tarihteki ilk takvimlerden bir tanesini Sümerler gerçekleştirmiş ve Ay yılı takvimi esasına göre düzenledikleri bu takvimi oldukça verimli bir şekilde kullanmayı başarmış gelecek kuşaklara ve başka uygarlıklara da bu takvim anlayışını yansıtmayı başarmışlardır .Özellikle Sümerlerin astronomiye duydukları ilgi Ziggurat adı verdikleri tapınaklarında sürekli uzayı ve gökyüzünü analiz etmeye çalışmaları onların zaman konusunda ve takvim konusunda ilerlemelerine yol açmıştır .Ancak takvim dendiğinde tarihteki en başarılı uygarlıklardan bir tanesi hiç kuşkusuz mısırlar dır. Mısır uygarlığı geliştirdiği Güneş yılı esası takvimine göre oldukça başarılı bir iş ortaya çıkarmış ve takvimleri birçok uygarlık tarafından kullanılmıştır .Özellikle geometri konusunda çok gelişmiş olan mısırlar zaman kavramı üzerinde yoğun bir şekilde durmuşlar ahiret hayatını inandıkları için de ölümden sonra yaşam bu dünyanın fani oluşu ve zamanın kısıtlı oluşu mısırları zaman üzerinde daha fazla düşünmeye ve bu konuda daha fazla araştırma yapmaya gitmiştir. Peki gelelim Türklere Türkler tarih boyunca birçok kavım gibi değişik takvimler kullanmışlardır. Türklerin Müslüman olmadan önce ve Müslüman olduktan sonraki kullandıkları takvimler birbirinden farklıdır .Müslüman olmadan önce kullandıkları takvimler 12 hayvanlı Türk takvimi olarak bilinir. Güneş yılı esasına göre düzenlenmiş bir takvimdir ve yıl içerisindeki her ayağa ayrı bir hayvan ismi verilmiştir .Özellikle hayvan isminin verilmesinin altında yatan temel neden Türklerin göçebe bir hayat sürmeleri hayvancılıkla uğraşmaları ve dua ile çok fazla haşır neşir olmak zorunda almalarından kaynaklandığı düşünülmektedir .Türkler Müslüman olduktan sonra  yılı esasına göre düzenlenmiş olan Hicri takvime geçmişlerdir .Bilindiği gibi Hz Muhammed’in Mekke’den Medine’ye göçü 622 yılında gerçekleşmiş ve bu İslam tarihinde Bir dönüm noktası kabul edilmiştir .Dolayısıyla İslam tarihinin başlangıcı da 622 yıl olarak kabul edilmiş ve böylece Hicri takvim ortaya çıkmıştır. Türkler bu takvimi yoğun bir şekilde benimsemiş özellikle dini gün ve ayların hesaplanmasında öncelikli olarak hicri takvimi kullanmışlardır .Ancak daha sonraki yüzyıllarda Hicri takvimde yaşanan bazı karışıklıklar ticari alanda vergilerin toplanmasında yaşanan karmaşalar Türkleri yeni bir takvim arayışına gitmişler özellikle Büyük Selçuklu Devleti zamanında yeni bir takvim ihtiyacı net bir şekilde ortaya çıkınca celali takvimi dediğimiz Güneş yılı esasına göre hazırlanmış olan oldukça yenilikçi ve başarılı bir takvim ortaya çıkmıştır. 1079 tarihi başlangıç yılı kabul edilmiş 21 Mart yani Bahar’ın gelişi ki Türkler açısından çok çok önemli olup yılbaşı olarak kabul edilmiştir ve uzun yüzyıllar bu takvim kullanılmaya devam edilmiştir. Daha sonra Osmanlı zamanında yine dış ticarette yaşanan zorluklar vergilerin toplanması gibi konularda yaşanan güçlükler üzerine yeni bir takvim anlayışı gündeme getirilmiş ve Güneş yılı esasına dayanan Rumi takvim hazırlanmıştır .Rumi takvim Hicri başlangıç tarihi kabul edilmiş ve 1839 yılından itibaren yürürlüğe girmiştir .Son olarak Türkler 1 Ocak 1926’dan Miladi takvime geçmişlerdir ,miladi takvimi Mısır İyonyalılar ,Yunanlılar ,Romalılar ve Papa 3 George gelişmesine olanak sağlamış ve bütün dünyada kullanımı giderek yaygınlaşmış .Bu takvimde z İsa’nın Doğumu başlangıç kabul edilmiş olan bu takvim Güneş yılı esasına göre düzenlenmiş ve bugüne kadar geliştirilmiş en başarılı takvimlerden biri kabul edilmiştir. 1926’dan itibaren Türkiye bu takvimi kullanmaya ve başarıyla uygulamaya devam etmekte ancak dini konularda bayramlarda tabi ki köklerimizi yansıtan Hicri takvimden yararlanmaya devam ediyoruz .Zaten gerçek bir tarih anlayışı içerisinde olunması gerekmekte o yüzden de geçmişimizde bağımızı asla kopartma dan günümüz şartlarına uygun hareket etmek ve gelecek nesillerimize hem geçmişi hem de günümüz değerlerini doğru şekilde aşılamak ve öğretmek zorundayız.

http://bilelimmi.com/turklerde-tarih-yaziciligi/

http://bilelimmi.com/gokturkler/

http://bilelimmi.com/islamiyetten-once-turk-devletleri-turklerin-anayurdu/

 

Bu yazı 18 kere okundu.
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

Kategoriler
http://bilelimmi.com/bilelimmi-com-hakkinda/ http://bilelimmi.com/iletisim/