TÜRKLERDE COĞRAFYA İLE OLUŞAN YAŞAM TARZI  

Paylaş
 

TÜRKLERDE COĞRAFYA İLE OLUŞAN YAŞAM TARZI

Yaşanılan coğrafi bölgenin fiziki yapısı, toplumların hayat tarzının oluşumunda temel etkendir. Türk toplumunun yaşam tarzına da yaşadığı bölgenin coğrafi özellikleri şekil vermiştir.

İlk Türklerin yaşadığı coğrafya

En geniş kapsamıyla Orta Avrupa’dan Güney  Rusya ve Kuzey Sibirya ormanına kadar uzanan

bir bölgeyi içine alan eski Türklerin yaşadığı  coğrafya, Hindikuş Dağları ve İran Platosu’na

kadar uzatılabilir.   Gobi, Taklamakan gibi ya da kırmızı kumlu  Kızılkum beyaz kumlu Akkum, kara kumlu Karakum gibi   renkli, ıssız çöllere dönüşür.

  • Yenisey ve Baykal Gölü’nü besleyen zengin sular ile güneyde Sarı Irmak

bulunur. Ayrıca batıda Aral ve Baykal Gölü’nü besleyen; İli, Çu, Talas, Siri Derya (Seyhun), Amu Derya Irmağı (Ceyhun) gibi akarsular yer alır.

  • Orta Asya’nın meşhur; Altay, Tien-Şan, Pamir ve Hindikuş gibi dağları vardır.
  • Eski Türk topluluklarının özellikle su kaynaklarına yakın, yaylak-kışlak hayatı üzerine kurulu bir yaşamları vardır.
  • Boyların Yaylaya Göçü
  • Göç alanları yani yaylalar, öyle gelişigüzel, sahipsiz yerler değildi.
  • Her boyun veya oymağın belirli yaylası ve otlağı vardı.
  • Göç, çift hörgüçlü develer (yüklet) veya dört tekerlekli, üstü kapalı ve öküzlerle çekilen arabalarla (kağnı) yapılmaktaydı.
  • Uygarlıkların ve tarihi olayların aydınlatılmasında yaşanılan coğrafi konumun yönlendirici etkisi vardır.
  • İlk uygarlıkların nehir, göl veya deniz kenarlarında ortaya çıkması rastlantı değildir. Bozkırlarda, dağlık alanlarda yaşayan toplumlar nasıl ki hayvancılığa yöneliyor ise deniz kenarında yaşayan toplumlarında balıkçılık ve denizciliğe yönelmelerinde yaşadıkları coğrafi bölgenin etkili olduğu görülmüştür.

Türk toplumunun, yaşam biçimine de yaşadıkları coğrafi bölgenin özellikleri yön vermiştir. Tarım alanlarının az olduğu otlaklarla kaplı bozkırlar, Türklerin hayvancılığa yönelmelerini zorunlu kılmıştır. Ekonomilerinin temeli hayvancılığa dayanan Türkler konar-göçer (göçebe) bir yaşam sürdürmek zorunda kalmışlardır. Konargöçer Türklerin, kışlak – yaylak üzerine kurulu bir yaşamları vardı.

➫ Orta Asya’da yaşayan Türklerin, tamamı konar-göçer değildi. Yaygın olmamakla birlikte tarıma elverişli alanlarda mevsimsel tarımla uğraşan, yerleşik yaşamı benimseyenler de görülmüştür.

  • Yiyecekleri; kurutulmuş et, pastırma, et tozu gibi farklı şekillerde

muhafaza ederek tükettikleri bilinen Türkler, tarihte ilk defa konserve yapan millettir.

Türklerin Ana Yurttan Göçleri

  • Türk göçlerinin nedenleri;
  1. Ekonomik nedenler
  2. Nüfusun atması ile geçim sıkıntısının ortaya çıkması,
  3. İklim koşullarının değişmesi, kuraklık, ağır kış koşulları nedeniyle yaşamın zorlaşması
  4. Otlakların yetersiz kalması
  5. Salgın hayvan hastalıkları
  6. Siyasi nedenler
  7. Boylar arasındaki mücadeleler
  8. Çin ve Moğol baskıları
  9. Yeni ülkeler elde etme arzusu
  • Ana yurtlarından çeşitli nedenlerle göç etmek zorunda kalan Türkler gittikleri yerlerde değişik toplumlarla karşılaşmışlar onlarla kaynaşmışlar, onlardan etkilendikleri gibi onları da etkileyerek yeni kültürlerin oluşmasına katkı sağlamışlardır. Ayrıca Asya ve Avrupa’nın sosyal, siyasal, ekonomik ve kültürel çehresinin değişmesine de yol açmışlardır.

 

Türklerin, devlet kurmalarında ve kısa sürede çok geniş alanlara sahip olmalarında disiplinli ve güçlü ordular kurmaları en önemli etken olmuştur.

Yaşadıkları coğrafi ortamın sertliği, çevrelerinin düşmanlarla çevrili olması ve

                boylar arasında sık sık yaşanan mücadeleler nedeniyle küçük yaştan itibaren iyi

                birer asker olarak yetişmelerini her türlü güçlüğün üstesinden gelebilecek konuma

                gelmelerini zorunlu kılmıştır.

➫ İlk Türk devletleri genellikle askeri temellere dayalı devlet özelliği gösterdiklerinden eli silah tutan herkes asker sayılırdı ve her an savaşa hazır konumda bulunurlardı. Ücretli veya yabancı askerlere yer verilmezdi. (Hazarlar hariç)Türk devletlerinde yaygın olarak “Ordu-Ulus/Millet” anlayışı görülmüştür

  • Türkler, medeniyet tarihine önemli katkılar sağlamıştır. Bunlardan biri atı ehlileştirmesi ve savaş aracı olarak kullanması diğeri de demiri işleyerek silahlar yapmasıdır.
  • Türk ordularının temeli atlı kuvvetlerden (Süvari) oluşmaktaydı. Az sayıdaki Yaya (Piyade) kuvvetlerinin ise geri hizmetlerde görev yaptıkları görülmüştür.
  • Üzengi, nal, gem ve eyer gibi aksesuarlar; atı verimli kullanmalarını sağlamıştır.
  • Ağır ve hareketsiz ordu yerine hafif silahlı ve hareketli süvarilerden kurulmuştur.
  • Süvarilik için zaruri olan pantolon, deri kuşak ve potin de Türklerin icadıdır.
  • Üzengi; eyerin iki yanında asılı bulunan ve ata binildiğinde ayakların basılmasına yarayan, at üzerinde dengeli durmalarını sağlayan demirden alettir.
  • Nal; atın ayakkabısı olarak da kabul edilebilir. Tırnağına nal çakılan atlar, nalsız atlardan daha fazla yol gidebilir.
  • Atlarınağzına demirden yapılan “gem” takılır.
  • Binici “eyer” sayesinde atın üzerinde rahatça oturabilmektedir.
  • Yüksek kaliteli demirden keskin kılıçlar, baltalar, üzengiler, bıçaklar, gemler, kamalar, kınlar, mızraklar, kalkanlar ve ok uçları yapmışlardır.
  • Mete Han, tümen komutanı olduktan sonra ıslık çalan bir ok icat etmiştir ve askerlerini bununla eğitmeye başlamıştı.

 

Bu yazı 112 kere okundu.
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

Kategoriler
http://bilelimmi.com/bilelimmi-com-hakkinda/ http://bilelimmi.com/iletisim/