TÜRKÇENİN TARİHÇESİ

Paylaş
 

TÜRKÇENİN TARİHÇESİ

Türkçe, geniş anlamda, Ural-Altay dil öbeğinin Altay Kolundan olan bü­tün dillerin; dar anlamda ise, yalnız Türkiye’de konuşulan Türk dilinin adıdır.Türkçe en yaygın dillerden biridir. Balkanlar’dan yola çıkarak doğuya doğru yol alan bir Türk, Uzakdoğu’­da Amur Irmağı’na varıncaya kadar kendi dilini konuşma olanağı bulabi­lir. Geniş anlamda alınırsa Türkçenin yayılma alanı şöyle özetlenebilir: Orta Asya’da Uygurca, Kırgızca, Öz­bekçe, Türkmence, Karakalpakça, Kazakça, Sarı Uygurca, Salarca; Do­ğu Sibirya’da Yakutça; Orta ve Batı Sibirya’da çeşitli Türk dilleri, bu arada Başkırtça, Çuvaşça; Ön Asya’da Kaşgay, Aynallu, Nogay, Kumuk, Azerî ve Türkiye Türkçeleri; Karade­niz’in kuzeyinde ve Tuna yöresinde çeşitli Türkçeler ve Türk ağızları…

Türkçenin dönemleri

Dil bilginleri Türkçenin gelişimini başlıca yedi döneme ayırırlar: 1. Altay dönemi; 2. En eski Türkçe döne­mi; 3. İlk Türkçe dönemi; 4. Eski Türkçe dönemi; 5. Orta Türkçe dö­nemi; 6. Yeni Türkçe dönemi; 7. Mo­dern Türkçe dönemi. Yazılı belge bu­lunmadığı için ilk üç dönem varsa­yımsaldır. Eski Türkçe dönemi (4. dö­nem) Göktürk yazıtlarıyla Uygur yazmalarında görülen dili kapsar (VI. X. yy.). Orta Türkçe dönemi (XI.- XV. yy.) İslâm kültürünün etkisi al­tında Türkçenin biçimlendiği dönem­dir. Türk dili bu dönemde «Doğu Türkçesi» ve «Batı Türkçesi» olarak iki kolda gelişmeğe başlamıştır. Batı Türkçesinin başlıca iki kolu Azerice ve Türkmencedir. Bu iki kolun da te­meli Oğuzcadır. Türkmence Anado­lu’da Osmanlıcadan geçerek bugün­kü Türkiye Türkçesini meydana getirmiştir. Batı Türkçesi, yani Azeri­ce ve Türkiye Türkçesi edebîyat dili olarak ilk ürünlerini XIII.yüzyılınsonun  da vermeğe başlamış, XIV. ve X\T. yüzyıllarda özellikle Farsçanın etkisj altında gelişme göstermiştir. Yeni Türkçe dönemi (XV.-XX. yy.) Osmanlı devrini kapsar. Bu dönem­de tekke ve halk edebiyatının dili Türkçe, divan edebiyatının dili Os­manlıca (Türkçe-Arapça-Farsça karı­şımı) idi.

Arap ve Fars dillerinin etkisinde kalan Batı Türkçesi, XX. yüzyıla ka­dar yalnız bu dillerden gelen sözcük­leri kullanmakla kalmamış, onların yapım ve sözdizimi kurallarını da kullanmıştır. Bu yüzden özellikle ya­zılı Türk dili, Türk halkı tarafından anlaşılmaz olmuştur. XX. yüzyılın başında gelişmeğe başlayan Türkçülük akımı sayesinde Türk dili sadeleşmeğe, yabancı sözlerle birlikte yabancı kurallardan da kurtulmağa başladı. Cumhuriyet döneminde Arap ya zısının bırakılması ve Türk Dil Ku rumu’nun kurulması, bu gelişmeyi daha da hızlandırdı. XIX. yüzyılın sonuna doğru hazırlanmış bir Türk dili sözlüğünde (Şemsettin Sami’nin Kamusu TüzkVşi) bulunan 29 000 söz­cüğün 11 000’i Türkçe, 13 000’i Arap­ça, 3700’ü Farsça, 1300’ü batı dille­rinden idi. Cumhuriyet döneminde 10 000 kadar Arapça ve Farsça sözcük dilimizden atılmış, onların yerini ye­niden canlandırılan ve türetilen söz­cükler. almış, Türkçemiz giderek da zenginleşmiştir. Bugün Türkçe dilinde yer alan 40 000 sözcüğün  yüzde 70’i (28 000 sözcük) Türkçe, vüzde 30’u yabancı köklüdür.

Bu yazı 180 kere okundu.
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

Kategoriler
http://bilelimmi.com/bilelimmi-com-hakkinda/ http://bilelimmi.com/iletisim/