TARİHTEN GÜNÜMÜZE DEMOKRASİNİN YOLCULUĞU

Paylaş
 

  TARİHTEN GÜNÜMÜZE DEMOKRASİNİN YOLCULUĞU

 

Tarihten günümüze demokrasinin yolculuğuna şöyle bir bakacak olursak bu sürecin oldukça zor geçtiğini ve bu uğurda çok ağır bedeller ödendiğini görmekteyiz. Ama insanoğlu yüzyıllar içerisinde kendi kendini en sağlıklı şekilde nasıl yönetebileceği sorusuna cevap aramış ve bu konuda da başarılı olmuştur .Demokrasinin yolculuğuna baktığımızda karşımıza ilk olarak Yunanistan gelir .Çünkü demokrasi aslında Yunancadan yani Demos ve Kratos kelimelerinin birleşmesinde ortaya çıkmış bir kavramdır .İlk defa Yunanistan’daki şehir devletlerinde uygulanan demokrasi günümüzdeki kadar gelişmiş olmasa da insanlık için çok büyük bir adamdı ve bu adım sayesinde insanoğlu daha medeni daha sağlıklı ve daha gerçekçi bir yönetim şekline doğru ilerlemeyi başarmış 21 Yüzyıl’a ulaşmıştır .

Demokrasinin gelişmesinde Yunanistan’da bulunan ilk çağ düşünürleri felsefeciler de çok etkili olmuştur bunlardan bir tanesi Aristo diğerleri Eflatun ve Sokrates tır .Bu düşünürler insanoğlunun en sağlıklı nasıl yönetileceğine dair kafa yormuşlar ve bu alanda çok önemli bir bilgi birikimini insanlığa armağan etmişlerdir.

Milattan sonra 375 yılında ise Roma İmparatorluğu’nda Yurttaşlık ve İnsan Hakları kavramı geliştiğini görmekteyiz. Roma tüm topraklarında uyguladığı sistemle Yurttaşlık ve insan hakları kavramlarının hayata geçmesini sağlamış ve daha sonraki yüzyıllar için çok önemli bir tecrübe iyi insanlığa kazandırmıştı .

Orta Çağ boyunca Avrupa’da demokrasi adına çok önemli bir gelişme yaşanmadı .Ama Orta Çağın sonlarına doğru yani 1215 de İngiltere’de huzursuzluğa yol açan Kral 1. Jon  a karşı hak ve soylular ayaklanmışlar ve bu krala Magna Carta büyük özgürlük bildirisini imzalatmışlardı .Bu bildiriye göre artık Kral kafasına estiği gibi davranamayacak hiç kimse yargılanmadan cezalandıramayacaktı .Bu tarihte yaşanan bir ilkti, ilk defa bir kralın yetkileri kanunlar tarafından sınırlandırılıyor ve halkın can mal güvenliği garanti altına alınıyordu .

1450 de yaşanan bir gelişme ise demokrasinin hız kazanmasına ve kökleşmesine neden oldu .Bu gelişmede Alman Jean Gutenberg’in modern matbaayı geliştirmesi idi .Matbaanın gelişmesiyle birlikte insanlar düşüncelerini duygularını hayata yönetime karşı fikirlerini özgürce ve çok sayıda basıp kitap haline getirip yayılmasına olanak sağlamıştır .Avrupa’da o dönemler yılda 50 Milyon adet kitap basılabilmekte idi .Bu sayede Avrupa’da Rönesans ve Reform Hareketleri başladı. Rönesans ve Reform Hareketleri sayesinde Avrupa’da var olan baskıcı Katolik kilisesinin gücü kırılmış insanlar daha özgürce düşünmeye düşüncelerini özgürce ifade etmeye başlamışlardı .Bu da demokrasi kültürünün yayılmasına insanların daha modern daha gelişmiş bir yönetim şekli arzusunun gelişmesine neden oldu .

1750 li yıllarda ise Aydınlanma Çağı yaşandı aydınlanma çağının en temel unsurlarından birisi özgürlük eşitlik kardeşlik fikirlerinin düşünürler tarafından dile getirilmesi ve halk arasında da bu kavramların giderek kabul görmesi yaygınlaşmasıydı .Özellikle Montesquieu ve Jan Jak Russo özgürlük eşitlik ve kardeşlik fikirlerini şiddetli bir şekilde savunmuş. Jan Jak Ruso Toplumsal Sözleşmeyi 1763 yılında yayınlamıştı .Con Loce ise yaşama hakkı ve özel Mülkiyet hakkı gibi insanların doğuştan sahip olması gereken hakları bütün dünyaya duyurdu.

1776 da Amerika’da çok önemli bir gelişme yaşandı ve demokrasi adına büyük bir adım atıldı .Bu Virginia Haklar Bildirgesi’nde yaşam Hürriyet ve mülkiyet haklarını garanti altına alıyor İnsanların bu hakları özgürce yaşayabileceğini ve devletin bu hakları korumakla görevli olduğunu bütün Dünya’ya haykırıyordu .

Ama asıl demokrasi yolculuğunda ki büyük Devrim 1789’da Fransa’da gerçekleşti .Fransa’yı çok kötü bir şekilde yöneten krala karşı halk daha fazla dayanamadı ve isyan etti Bu isyan sonucunda Kral ve soylular iktidardan indirilerek ülke yönetimi ilk defa halka teslim edildi .Yani Fransız İnsan Hakları Bildirgesi yayınlanarak Hürriyet mülkiyet eşitlik kavramları zulme karşı direnme kavramları hayata geçmiş ve Fransa’da kurulan Millet Egemenliğine dayalı yönetim şekli daha sonra bütün dünyaya yayılmıştır .

Kendi tarihimize baktığımızda ise 1877 yılında bir ilk yaşandığını ilk defa Mebuslar Meclisi’nin kurulduğunu ve bir Anayasanın yürürlüğe girdiğini görüyoruz yani Birinci Meşrutiyet .Ancak ne yazık ki 2. Abdülhamit 1 Meşrutiyeti  2 yıl sonra devre dışı bırakmış ve ülkeyi tek başına yönetmeye devam etmişti.

1920’ye gelindiğinde ise 23 Nisan 1920’de Ankara’da açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi Türk tarihi açısından ve demokrasi serüveni açısından bir dönüm noktası olmuş ve Türk halkı ilk defa kendi kendini yönetme gücünü elde etmişti .

Ancak 1920’lerden sonra dünya giderek 2. Dünya Savaşı’na sürüklenmiş ve İkinci Dünya savaşında 50 milyona yakın insan Hayatını kaybetmişti .Bir daha büyük bir Dünya Savaşı’nın yaşanmaması ve demokratik rejimlerin bütün dünyada yaygınlaşması için Birleşmiş Milletler örgütü kuruldu .Bu örgüt 10 Aralık 1948’de İnsan Hakları Evrensel beyannamesini yayınlayarak bütün dünya devletlerinin demokratik anlamda nasıl yönetilmesi gerektiğini de ortaya koymuş oluyordu .Her ne kadar Birleşmiş Milletler günümüzde insan hakları ihlallerinin önlenmesinde yetersiz kalsada ortaya koyduğu fikirler ve bakış açısı oldukça etkili olmuş birçok devlet İnsan Hakları Evrensel beyannamesini Anayasası’nın temeli kabul ederek demokrasiye geliştirmeye çalışmıştır .

1989’da Almanya’da bulunan Berlin Duvarı yıkılmış ve bir süre sonra Sovyetler Birliği de yıkılarak dünyadaki Soğuk Savaş dönemi sona ermişti. Soğuk Savaş dönemi ne yazık ki demokrasinin gelişimi açısından son derece sancılı ve olumsuz bir süreçti .

1995’te insanlık tarihinde Yine Bir dönüm noktası yaşamış ve ilk defa internet kullanılmaya başlanmıştı. internet 1450 de matbaanın yaptığı etkiyi gerçekleştirmiş belki de matbaadan çok daha etkili bir şekilde bilginin saniyeler içerisinde bütün dünyaya yayılmasını sağlamıştı .Aynı zamanda dünya toplumları internet aracılığıyla birbirlerinin kültürlerini yakından tanıma şansını elde etmiş. Hürriyet eşitlik özgürlük demokrasi gibi kavramlar internet aracılığıyla bütün dünyaya daha hızlı bir şekilde yayılmıştır.

2000’li yıllara geldiğimizde dünyada 192 bu ülkeden 120 sinde demokratik seçimlerde iktidara gelindiğini görmekteyiz, her ne kadar bu devletler içerisinde demokrasinin çok sağlıklı şekilde uygulanamadığını bilmekle beraber rakamsal olarak Dünya nüfusunun yüzde 60’ının demokrasiye yöneldiğini söyleyebiliriz. Bu da insanlık tarihi açısından son derece önemli bir gelişmedir.

http://bilelimmi.com/demokrasinin-temel-ilkeleri/

http://bilelimmi.com/ilk-cag-uygarliklarinda-bilimin-dogusu/

http://bilelimmi.com/roma-tarihi/

http://bilelimmi.com/sened-i-ittifak/

Bu yazı 46 kere okundu.
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

Kategoriler
http://bilelimmi.com/bilelimmi-com-hakkinda/ http://bilelimmi.com/iletisim/