SİNEMANIN TARİHÇESİ

Paylaş
 

SİNEMANIN TARİHÇESİ

SİNEMA, insan kafasının en garip ve te­zatlarla dolu icatlarından biridir. İlk yılların­da basit bir eğlenceden pek farklı olmıyan sinema; elli, altmış yıl içinde, bu meslekte çalışanlara akla durgunluk verecek ücretler ödeyebilen, sermayesinin yüzlerce misli kâr getiren muazzam bir endüstri haline geldi Ayrıca, sinema geliştikçe bundan daha önemli bir tarafı da meydana çıktı ki, bu da geniş topluluklar üzerindeki büyük etkisidir. Meselâ 1920 yıllarında artist olarak bir Douglas Fairbanks çıktı. Bıyığı, bütün dünya erkekle­ri arasında yıllarca süren bir «Douglas bıyık» modası yarattı… 1935 yılında Clark Gable’in Claudette Colberr ile çevirdiği «İt Happened One Night» (İki Gönül Bir Olunca)  bir sahnesinde Gable frenk gömleğini çıkardı­ğı zaman, seyirci onun gömleğini çıplak vü­cuduna giydiğini görünce, Amerika’da atlet fanilâsı satan mağazalar uzun zaman müşterisiz  kaldılar… 1940-41 yıllarında Robert Taylor saç modeli ile, başını çevirmeden omuzlarlyle beraber dönmesiyle, bütün dün­ya gençleri arasında yıllarca süren bir «Bob style» (bobstil) modası yarattı… Gene o yıl­larda saç tuvaletiyle bir gözünü kapıyan Ve­rónica Lake, yıllar yılı genç kızların önderi ol­du… İkinci Dünya Savaşı’nda Hitler, Alman­ya’nın Fransa ile Polonya’yı işgalini gösteren filimlerle komşularını sindirdi… Hollywood dört bir tarafa yaydığı filimlerle, dünyanın en hücra köşelerine kadar Amerikan tarihini. Amerikan hayatını, hattâ bir sığırtmaçtan baş­ka bir şey olmıyan Amerikan kovboyunu bir kahraman olarak tanıttı.

Bugün sinema dünyanın pek çok memleket­lerinde kitaptan, radyodan daha önemli bir kültür ve öğretim vasıtası olarak kabul edil­miş bulunuyor.

Sinemanın Tarihi

İçinde yaşadığımız çağa adını verebilocck kadar büyük değerde bir icat olan sinemanın, kimin elinde dünyaya geldiği çok tartışılan bir konudur. Çünkü sinema birçok çalışmaların olgunlaştırıp meydana getirdiği bir sürü icat­ların toplamıdır. Lumière Kardeşler’in sine­matograf makinasına gelinceye kadar, bu alanda yapılan araştırmaların geçmişi karıştı­rılacak olursa, çeşitli milletlerden birçok kimsenin adı ortaya çıkar. Çünkü hareket eden bîr konunun seri halinde fotoğraflarını çekip, sonra bu resimleri birbiri ardına hızla göz önünden geçiren, seyredenlerin gözünde aynı hareketin hayalini canlandırmak yani ha­rekeleri evvelâ resimlere parçalayıp sonra bunları toplıyarak tekrar aynı hale getir­mek  insanların birdenbire aklına geliver­miş buluşlardan değildir

Gözümüzün önünden saniyco’o 12’den az resim geçirilirse, hareketi kopuk kopuk gö­rürüz. Daha fazla resim geçti mi, artık göz her resmi teker teker göremez, hayaller bir­birine eklenir. Çünkü gözümüzün bir kusuru vardır: Göze çarpan her hayal, saniyenin on­da biri kadar bir zaman gözümüzden silin­mez. Bizim gözlerimizin bu kusurundan isti­fade ederek, hareketleri bu esasa göre parça­layıp çekilen resimleri arka arkaya dizip gö­zümüzün önünden geçirerek fotoğrafları bize canlı gibi gösteren makinaya «sinematograf» diyoruz. Eski Yunancadan alınan «kınema» (hareket), «grafeion» (yazmak) kelimeleri birleştiirlmiş, bu ad ortaya çıkmıştır Zaman­la bu da kısalarak «sinema», hattâ bazı ülke­lerde «sine» haline gelmiştir. Anglo-Sakson ülkelerinde ise buna «motion plcturc» (ha­reket resmi), kısalmış şekliyle de «movie» derler.

Hareket eden resim düşüncesi Milâttan 65 yıl öncesine kadar iner. Lâtin filozofu Luc­retius «De Rerum Natura» (Eşyanın Niteliği* adlı kitabında, hareket eden gölgelerden bah­setmiş, hattâ bu gölgeleri meydana getirecek bir aleti de anlatmıştır

Sinematograf doğuncaya kadar bu alanda yapılmış olan birçok araştırma, buluşlar an­cak meraklı birer fizik denemeleriydi; yapılan aletler de birtakım oyuncaklardan başka bir şey değildi. Bu araştırmalar pek çok ve dağı­nıktır. Yalnız XIX. yüzyıldan beri bu çığırda yapılan çalışmaların en belli başlılarını kro­nolojik bir sıra ile kısaca gözden geçirirsek şunları görürüz:

1924. — Ingiltere’de Peter Mark Roget, İngiliz Kıraliyet Akademisi’no «Hareket Eden Cisimlere Nazaran Hayalin Gözde Kalış Zama­nı» adlı bir inceleme veriyor. Bu inceleme birçok araştırmalara yol açıyor. Sir Herschel ile Michael Faraday bunun üzerinde çalışmalsra başlıyorlar

1833 — Belçikalı Doktor Joseph Antoine Plateau lie Viyanalı Profesör Simon Ritter von Stampfer, görme kanunlarını meydana çıka­ran çok önemli buluşlara varıyorlar. Bundan sonra göz aldanmasına dayanan bir alet yapı­yorlar. Bu alete «zoetrop» adı veriliyor. Zoet- rop silindir biçiminde bir alettir. İç yüzünde bir hareketin yan yana dizilmiş resimleri var­dır Bu alet döndürülünce, dış taraftaki yan yana dizilmiş seri halindeki delikler insanın gözü Önünden geçerken bakan, içerideki re­simleri hareket ediyormuş gibi görür.

  1. — Baron Franz von Uchatius adlı bir AvusturyalI süvari subayı zoetrope’ye bir

ışık eklıyerek resimleri duvara yansıttı.

  1. — Coleman Sellers adında Phiia- delphia’lı bir makîna mühendisi «zoetrop» tâki elle yapılan resimler yerine sıra ile çe­kilmiş hareket fotoğrafları koydu. Bu aletin adına da «kinematoskop» adını vererek 5 şu­bat 1861’de beratını aldı

Böylece ilk defa «kinema», yani «sinema» kelimesi ortaya çıkmış oldu. Yalnız, o zaman­lar fotoğrafçılık çok geri olduğu için, fazla poz verilmeden resim alınamıyordu. Fazla poz vermek yüzünden de, bir hareketin bir­birine yakın zamanlarda çekilmiş resimleri pek elde edilemiyordu.

  1. — Fransa’da Louls Arthur Ducos du Hauron adlı birisi bu fotoğrafları geliştiriyor.
  2. — Philadelphia’!» mühendis Henry Renno Hcyl, Sellers’in «kinematoskop» deni­len fotoğrafif çarkının resimlerini, bir ışıkla duvara yansıtıyor, buna «fasmatrop» adını veriyor. Bu aletteki ilk kaba filim, vals yapan bir çiftin üç defa tekrar edilmiş 6 pozundan ibaretti; yani hepsi 18 pozdan meydana gel­mişti.
  3. — Kaliforniya’da Le’an Stanford adlı bir sporcu, atının hareketlerini fotoğraf­la tesbit ettirmek istedi. Bu fikrini arkadaşı mühendis John D. Isaacs’a açtı. Isaacs bir sü­rü fotoğraf makinasını yan yana dizip bir bataryaya bağladı. At koşarken önlerinden geç­tikçe, bu fotoğraf makinalariyle teker teker resimleri çekildi. Böylece ilk defa, hareket eden bir konunun, hareketlerinin çok yakın resimleri çekilmiş oldu. Bu hız saniyenin iki binde biriydi. (Sonradan Eadweard Muybridge adlı bir Amerikalı yirmi dört fotoğraf maki- nasiyle bu sistem üzere resimler almış, bu İş üzerinde uzun çalışmalarda bulunmuş oldu­ğundan bu sistem onun adını almıştır.) Bu resimler fasmatrop’a benziyen bir aletle du­vara yansıtılmıştı. Yalnız, fotoğrafların gös­terilişinde at durduğu yerde zıplıyormuş gibi görünüyordu. Brooklyn’lî Wallace G. Levison adh birisi bu fotoğrafları başka başka maki- naiar yerine, aynı makina ile çekerek bu zıp­layışları hareket haline çevirdi.
  4. — Jannsen adlı bir Fransız «gök tabancası» adını verdiği bir aletle, Satürn ge­zeğeninin, güneşin önünden geçişisin! çeşitli pozlarla bîr camın üzerinde tesbit etti.
  5. — Fransa’da Marey gök tabancası­nın başka bir şekli olan «gök tüfeği» adlı aletle gök yüzünden saniyede 12 resim ala­bildi.

Edison’un İcatları ve Kinetoskop

En sonunda 1887’de Amerikalı tanınmış mucit Thomas Alva Edison, o sıralarda üze­rinde uğraştığı gramofonu bir yana bırakıp, bu işe el attı. Edison önce bir silindirin üze­rine bir sıra küçük resimler dizdi. Silindir döndürülürken, makinanın bir yanına konmuş olan bir büyüteçten bu resimlere bakılıyordu. Sonuç pek başarılı olmadı. Bunun üzerine, Edison tek tek resimler yerine, uzun bir şerit üzerine daha büyük resimler kullanmayı dü­şündü. Yeni bir alet yaptı, kolodyon üzerine resimler çekmeyi denedi. Ondan da iyi bir so­nuç elde edemedi 1889 ağustosunda George Eastman, mitoselüloz esasına dayanan fotoğ­raf camları yerine, fotoğraf filimleri yapmaya başlayınca, Edison aradığım bulmuş oldu. He­men bu filimlerden aldı, deneylere girişerek, umduğu başarıyı sağladı. Yaptığı «kinetos­kop» adlı makina ile ilk defa 6 ekim 1889’da V/est Orange denilen yerde bu filimler göste­rildi. Buna ilk sinema filmi diyebiliriz. Uzun­luğu 15 metre kadardı.

 

 

Bu yazı 149 kere okundu.
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

Kategoriler
http://bilelimmi.com/bilelimmi-com-hakkinda/ http://bilelimmi.com/iletisim/