Selanik Şehri ve Mustafa Kemal

Paylaş
 

Selanik Şehri ve Mustafa Kemal

 

Selanik şehri, Rumeli’de yer alan bir Osmanlı kentiydi (Selanik günümüzde Yunanistan devletinin bir şehridir). Limanıyla Ege denizine açılan şehir, OsmanlInın Avrupa ile ticaretinde önemli bir konuma sahipti. Selanik Üsküp, Belgrat, Manastır ve İstanbul’a demiryoluyla bağlıydı. Önemli bir limana sahip, gelişmiş bir şehirdi.

Selanik’te çocukluğunu geçiren Atatürk’ün fikri zenginliğinin ve ufkunun gelişmesinde bu şehrin olumlu katkıları vardır. Şehirde başta Türkler olmak üzere Rum, Bulgar, Sırp, Yahudi ve Ermeniler yaşamaktaydı. Farklı dinler, diller, adetler görenekler bir arada olduğu bu çok uluslu yapı şehrin kültürel olarak da zenginleşmesini sağlamıştır. 19. yüzyıla kadar huzur ve güven içinde yaşayan bu milletler, Fransız ihtilali ile ortaya çıkan milliyetçilik akımından etkilenmişlerdi. Osmanlı devleti üzerinde çıkarları bulunan emperyalist devletlerin de kışkırtmalarıyla isyan edip bağımsızlık çabası içine girmişlerdi. Bu nedenle 19. yüzyılda Balkanlar pek çok siyasi çatışmanın olduğu bir bölge olarak tarihe geçmiştir.

19.yüzyılda değişen şartlarla beraber Osmanlı aydınları parçalanmayı önlemek için çareler aramışlar, böylece yeni düşünce akımları ortaya çıkmıştır. Bunlar;

BATICILIK: Bu fikir akımlarından Batıcılığa göre Osmanlı Devleti’nin en büyük problemi Batılı olmamasıdır. Devletin kurtuluşunun tek yolu çağın fikir ve ihtiyaçlarına uygun medeni bir millet ve devlet haline gelmektir. Yani Osmanlı Devleti’nin Batılı Devletleri örnek almasıdır.

OSMANLICILIK: Osmanlıcılık fikrine göre, Osmanlı Devleti içindeki tüm milletler bir “Osmanlılık” duygusu ile “Osmanlı Milleti” haline getirilmelidir. Böylece devlet içerisinde değişik milletlerin bağımsızlık için ayaklanmaları önlenmiş olacaktır. Osmanlıcılık düşüncesini savunanlar Jön Türkler adı verilen aydınlardır. Osmanlıcılığı hayata geçirmek ve azınlıkları da devlet yönetimine katmak için 1876’da Birinci Meşrutiyeti ilan etmişlerdir. Jön Türklere göre azınlıklar da Osmanlı yönetiminde söz sahibi olularsa (Meşrutiyetle) Bağımsızlık düşüncesinden vazgeçerler ve Osmanlı Devleti de dağılmaktan kurtulur. Bu düşünce Balkan Savaşlarında Balkanlarda yaşayan milletlerin Osmanlı Devletinden bağımsızlıklarını ilan etmeleriyle iflas etmiştir.

Selanik şehri, Rumeli’de yer alan bir Osmanlı kentiydi (Selanik günümüzde Yunanistan devletinin bir şehridir). Limanıyla Ege denizine açılan şehir, OsmanlInın Avrupa ile ticaretinde önemli bir konuma sahipti. Selanik Üsküp, Belgrat, Manastır ve İstanbul’a demiryoluyla bağlıydı. Önemli bir limana sahip, gelişmiş bir şehirdi.

Selanik’te çocukluğunu geçiren Atatürk’ün fikri zenginliğinin ve ufkunun gelişmesinde bu şehrin olumlu katkıları vardır. Şehirde başta Türkler olmak üzere Rum, Bulgar, Sırp, Yahudi ve Ermeniler yaşamaktaydı. Farklı dinler, diller, adetler görenekler bir arada olduğu bu çok uluslu yapı şehrin kültürel olarak da zenginleşmesini sağlamıştır. 19. yüzyıla kadar huzur ve güven içinde yaşayan bu milletler, Fransız ihtilali ile ortaya çıkan milliyetçilik akımından etkilenmişlerdi. Osmanlı devleti üzerinde çıkarları bulunan emperyalist devletlerin de kışkırtmalarıyla isyan edip bağımsızlık çabası içine girmişlerdi. Bu nedenle 19. yüzyılda Balkanlar pek çok siyasi çatışmanın olduğu bir bölge olarak tarihe geçmiştir.

19.yüzyılda değişen şartlarla beraber Osmanlı aydınları parçalanmayı önlemek için çareler aramışlar, böylece yeni düşünce akımları ortaya çıkmıştır. Bunlar;

BATICILIK: Bu fikir akımlarından Batıcılığa göre Osmanlı Devleti’nin en büyük problemi Batılı olmamasıdır. Devletin kurtuluşunun tek yolu çağın fikir ve ihtiyaçlarına uygun medeni bir millet ve devlet haline gelmektir. Yani Osmanlı Devleti’nin Batılı Devletleri örnek almasıdır.

OSMANLICILIK: Osmanlıcılık fikrine göre, Osmanlı Devleti içindeki tüm milletler bir “Osmanlılık” duygusu ile “Osmanlı Milleti” haline getirilmelidir. Böylece devlet içerisinde değişik milletlerin bağımsızlık için ayaklanmaları önlenmiş olacaktır. Osmanlıcılık düşüncesini savunanlar Jön Türkler adı verilen aydınlardır. Osmanlıcılığı hayata geçirmek ve azınlıkları da devlet yönetimine katmak için 1876’da Birinci Meşrutiyeti ilan etmişlerdir. Jön Türklere göre azınlıklar da Osmanlı yönetiminde söz sahibi olularsa (Meşrutiyetle) Bağımsızlık düşüncesinden vazgeçerler ve Osmanlı Devleti de dağılmaktan kurtulur. Bu düşünce Balkan Savaşlarında Balkanlarda yaşayan milletlerin Osmanlı Devletinden bağımsızlıklarını ilan etmeleriyle iflas etmiştir.

İSLAMCILIK: İslamcılık fikri devletin parçalanması karşısında Müslüman milletleri birlik içinde tutmayı amaçlamıştır. Sultan II. Abdülhamit’in savunduğu bu düşüncede Tüm Dünyadaki Müslümanlar Osmanlı Halifesi başkanlığında birleşmeliydi. Bu düşünce I. Dünya savaşı yıllarında Arapların Osmanlı Devletine karşı isyanı ile iflas etmiştir.

TÜRKÇÜLÜK: Türkçülük fikri diğer akımlara göre daha geç ortaya çıkmıştır. Bu fikir akimi Milli Mücadele’nin başarıya ulaştırılması ve cumhuriyetin örgütlenmesinde önemli rol oynamıştır. Balkan Savaşlarından sonra Osmanlıcılık akiminin zayıflamasıyla Osmanlı Devleti’nin yönetimine hâkim olmuştur. Bu düşünce, Osmanlı Devleti içinde yasayan Türkleri milli bir duygu ile bilinçlendirmeyi amaçlamıştır. Ayrıca tüm Türkleri bir devlette toplamayı hedeflemiştir. İttihat ve Terakki’nin siyasi görüşü olan Türkçülüğün en ateşli savucusu Enver Paşa’dır.

  1. yüzyıl başlarında devletin kurtuluşunu meşruti bir yönetimde arayan Osmanlı aydınları özellikle Selanik şehrinde örgütlenmişlerdir. Düşüncelerini geniş kitlelere yaymak amacıyla burada çeşitli gazete ve dergiler çıkarmışlardı. Osmanlıcılık fikri etrafında birleşen bu aydınlar, zaman içinde güçlenerek Sulatan
  2. Abdülhamit’e ikinci kez meşrutiyeti ilan ettirdiler. Meşrutiyet: Hükümdarlıkla yönetilen bir ülkede hükümdarın başkanlığı altında parlamento yönetimine dayanan hükümet biçimidir.Osmanlı devleti de ilk kez meşrutiyet yönetimine 1876 da geçti, 93 harbinin çıkması üzerine 2. Abdülhamit meclisi süresiz olarak tatil etti. 1908 da 2. kez meşrutiyet ilan edildi.

 

  • Mustafa Kemal’in soyu Rumeli’nin fethi sırasında Anadolu’dan getirilerek Selanik’e yerleştirilen Türk boylarına dayanmaktadır. Mustafa’nın babası Ali Rıza Efendi’nin ailesi Aydın’ın Söke tarafından; annesi Zübeyde Hanım’ın ailesi Konya’dan Rumeli’ye gelmiştir.
  • Ali Rıza Efendi önceleri gümrük memurluğu yapmış, daha sonra görevinden ayrılarak kereste ticaretine başlamıştır. Zübeyde Hanım da; gelenek ve göreneklerine bağlı, zeki, sağduyulu, sağlam karakterli bir hanımefendidir.
  • Ali Rıza Efendi, 1871 yılında Zübeyde Hanım’la evlendi. Bu evlilikten Mustafa Kemal’in kendisinden başka 5 kardeşi oldu; Fatma, Ahmet, Ömer, Naciye, Makbule. Naciye ve Makbule dışındakiler Kuşpalazı hastalığından küçük yaşlarda ardı ardına ölürlerken, Naciye 12 yaşındayken ölmüştür; Makbule ise 1956’da ölmüştür ve en uzun yaşayan kardeş olmuştur.

r- Mustafa, 1881 yılında Selanik’te Koca Kasım Mahallesi’nde Islahane Caddesinde bugün müze olan üç katlı pembe evde doğmuştur. Mustafa Kemal’in doğduğu ev Selanik Belediyesi tarafından müze haline getirilmiştir Selanik Atatürk Evi (Atatürk Müzesi) düzenlenmesi için Dolmabahçe ve Topkapı saraylarından getirilen eşyalar kullanılmıştır. Bu müze 10 Kasım 1953 günü törenle ziyarete açılmıştır. Atatürk’ün doğduğu evin bir benzeri Ankara’da Atatürk Orman Çiftliğinde inşa edilmiştir.

  • Kemal aile hayatına çok önem vermiş ve yaşamı boyunca onları yalnız bırakmamıştır. Askerliği sırasında görevden döndüğünde sık sık annesi ve kız kardeşini Selanik’te ziyaret etmiştir. Selanik, Osmanlı Devleti’nin elinden çıkınca annesini ve kız kardeşi Makbule’yi yanına aldırmıştır. Makbule Hanım’ı, Cumhuriyetin ilanından sonra da yanından ayırmamıştır. Mustafa Kemal, kadının toplumda geri planda kalmasını istememiştir. Aile hayatıyla topluma örnek olmaya çalışmıştır. Nikâh törenine eşi Lâtife Hanımla katılmış, yurt gezilerinde, katıldığı gecelerde eşini yanına almıştır.
  • Mustafa Kemal’in kişiliğinin oluşmasında ailesinin, aile çevresinin, öğrenim gördüğü okulların ve yaşadığı ortamın etkili olduğu görülmektedir.
  1. Öncelikle diğer Osmanlı kentlerine göre oldukça zengin bir kentti. Maddi durumu iyiydi
  2. Birçok milletten ve dinden insanlar yaşadığı için Kültür zenginliği vardı. Atatürk böylece her çeşit milleti tanımış ve bilgi sahibi olmuştur.
  3. Ticaret yolu ve demir yolu üzerinde olmasından dolayı hızlı bilgi alış verişinin olduğu İstanbul’dan ve Avrupa’da olan olaylardan anında haberlerin ulaştığı bir kent olması
  4. Özgürce düşüncelerin ifade edildiği eğitim imkânların üst düzeyde olduğu çağdaş eğitim sitemin olduğu nadir Osmanlı kentlerinde olması da Mustafa Kemal’in yetişmesine önemli katkı sağlamıştır.
Bu yazı 97 kere okundu.
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

Kategoriler
http://bilelimmi.com/bilelimmi-com-hakkinda/ http://bilelimmi.com/iletisim/