SAYILARIN İCADI

Paylaş
 

SAYILARIN İCADI

Kullanmakta olduğumuz sayıların hikâyesi de harflerin hikâyesinden çok daha ilginçtir.

Kullanmakta olduğumuz sayıların Hiyerogliflerden  Resim yazı  resim­lerden doğma olduğunu acaba, bili­yor muydunuz?

Öyle zamanlar vardı; insanlar yal­nız parmaklarıyla sayı saymasını bi­liyorlardı. “Bir” demek istediklerin­de bir parmaklarını; “İki” demek is­tediklerinde de iki parmaklarını gös­teriyorlardı. Bir elin bütün parmak­ları “Beş», iki elin parmakları ise “on” anlamına geliyordu. Büyük bir sayıyı anlatmak gerekirse, bu kez de ellerini yeldeğirmeni gibi döndürme­ye başlarlardı. Böyle davranan birini görseydiniz; ilk bakışta onun sivrisi­nek kovaladığını sanırdınız! Ancak, ne yaptığını sorduğunuzda sayı saydığını anlardınız.

Bu parmak ya da el hesabı, kâğıt üzerinde de kullanılmaya başlan- dı.Romen sayılarına bakarsanız, 1,11, IH’ün; bir iki üç parmak olduğunu hemen anlarsınız. V sayısı başparmağı yarılmış açık bir eli, X sayılı ise iki eli göstermektedir.

Yalnız Romen sayılan delil, şim­di kullanmakta olduğumuz sayılar da “parmaklardan çıkma”dır. Bu sayı­lar, önceleri şöyle yazılıyordu: Bir , şimdiki gibi bir çizgi halinde gösteri­liyordu. Ama bu çizgiler dik değil de yatık olarak çiziliyordu. Üç sayısı da, birbiri üzerine üç yatık çizgi ile belir­tiliyordu. Dört sayısı ise, haç biçimin­de dört çizgi ile; beş sayısı da, ya baş parmak ya da parmaklan ayrılmış bir yumruk olarak gösterilmekteydi. Bu sayılar, çabuk çabuk yazıldıkça bi­çimlerini yitirdiler.Bu sayılardan şimdi kullanmakta olduğumuz sayılara varmak hiç de zor bir şey olmasa gerek…öteki sayılar, ilk beş sayının bir­leşmesinden meydana geldi. Bunların içinden en meraklısı, “Sıfır”m tari­hidir. Peki, Sıfır nedir? Hiçbir şey ya da boştur, değil mi? Oysa, insanlar uzun emeklerden sonra Sıfırı buldular.

Sıfırın icadı, buharlı geminin ya da telefonun icadı kadar büyük bir başarıdır.

İlk zamanlar sıfır diye bir şey yok­tu. Hesap yapmak için çizgilerle ka­relere ayrılmış ve içlerine yuvarlak çi­zilmiş taştahtalar kullanılırdı. Diye­lim; 102 ile 23’ü toplamak istedilerin- de dairecikleri tahtanın üzerine sıra­lar; yani, sıfırın yeri boş bırakılırdı. Bu çeşit hesap tahtalarına “Abak” denilirdi. Bu hesap tahtaları (abaklar) özellikle eski Yunanlılarınkullanma- sim çok sevdikleri harf usulü hesap­larda çok gerekliydi. Eski Yunanlılar­da (1) sayısı (a) harfiyle, (2) sayısı (b) harfiyle gösteriliyordu. Öteki harfler de, Alfabedeki sıralarına göre uyduk­ları sayıların yerlerinde kullanılıyor­du. Eski Yunanlılar, bizim gibi hesap tahtası olmadan hesap yapmaya kalk- şısaydılar, büyük zorluklarla karşıla­şacaklardı: Örneğin L ile P ya da N ile JR harflerini nasıl toplayacaklardı? Eski Yunanlılar toplamayı önceleri kafadan yapıyor, hesap tahtası yalnız­ca toplamın sonucunu yazmaya yarı­yordu. Kısa bir süre sonra hesap tah­tası yerine adi levhalar kullanmaya başladılar. Bu levhalarda kareler yok­tu. Bunun için boş karelerin yeri, boş yuvarlaklarla gösteriliyordu.

Yukarıda yazdığımız 102 ile 23’ün toplamı verilmek istendiğinde şöyle yazılıyordu:

102

23

125

Hesap; kâğıt üzerinde yapılmaya başlandığı zaman boş yuvarlak, sıfır oldu.

 

Bu yazı 59 kere okundu.
Etiketler:
SAYILARIN İCADI
  • Site Yorum

Bir yorum bırak

Kategoriler