RESİMDE BATIYA AÇILIŞ

Paylaş
 

RESİMDE BATIYA AÇILIŞ

Osman Hamdi Bey yalnız resimleriyle değil, yerleştirdiği yeni durumlarla da Türk resminin Batıya açılmasını sağlamıştı.Türkiye’de Batı anlayışına dönük resmin en önde gelen temsilcilerinden Osman Hamdi Bey 24 Şubat 1910’da İstanbul-Kuruçeşme’deki yalısında kısa süren bir hastalıktan sonra öldü. Müze-i Hümâyun Müdürü olarak yaptığı kazılarla İstanbul Arkeoloji Müzesinin gelişmesini sağlamak ve arkeoloji alanına büyük katilarda bulunmakla ünlüydü. Türkiye’nin gelecek yüzyıl boyunca resim, heykel ve mimarlık dünyasını biçimleyecek olan Mekteb-i Sanayi-i Nefise-i Şahanenin (Güzel Sanatlar Okulu) kurucusu ve ilk müdürü de Osman Hamdi Bey’dir.

Osman Hamdi Bey’in sonu gelmez etkinlikleri, kendisi gibi 1842 yılında doğmuş olan II. Abdülhamit’in saltanat dönemine rastlar.1850 lerle, I. Dünya Savaşı arasında kalan yıllar Osmanlı İmparatorluğunun siyasal, ekonomik ve toplumsal yapısının büyük bunalımlar yaşadığı bir dönemdir. Özellikle ekonomi tam bir çıkmaz içindedir. Osman Hamdi’nin son on altı yılında Osmanlı Dâyinler Vekili olarak gcrev yaptığı ünlü Düyun-u Umumiye 1881’de kurulmuştur 1900’lere doğru ülkenin ekonomik gücü ipotek altında, kaynakları yabancıların denetimindedir.

II. Abdülhamit dış baskıları azaltmak ve devlet örgütünün işleyişini belli ilkelere bağlamak için 1876’da Anayasayı ilan etmişti. Aynı yıl yer alan İstanbul’daki Te’sane Konferansında Osman Hamdi Bey’in babası İbrahim Edhem Paşa, Osmanlı Devletinin Saffet Paşadan sonraki ikinci delegesidir.

İbrahim Edhem Paşa Kaptan-ı Derya Hüsrev Paşa nın esir olarak satın alıp yetiştirdiği aslen Sakızlı bir Rum çocuğuydu. Osmanlı idare kadrolarında yükselmiş Mithat Paşa‘nın azledilmesinden sonra da Sadrazamlığa getirilmişti. Meclisin açılması ve Osmanlı imparatorluğunun Bosna-Hersek gibi bazı bölgelerini kaybetmesiyle sonuçlanan Osmanlı- Rus Savaşı Edhem Paşanın bir yıl süren sadrazamlığı sırasında yer almıştır.

Abdülhamit ve Abdülaziz zamanlarında başlayan yenilik ve Batılılaşma hareketleri kapsamında çeşitli okulların açılması ve bazı kurumların yem baştan düzenlenmesi II. Abdüihamit’in saltanatı sırasında da devam etti. Sanat ve kültür alanındaki gelişmeler de bunun dışında değildi. Gerçekte XIX. yüzyılın ikinci yarısı müziğe ve güzel sanatlara karşı duyulan ilginin giderek yoğunlaştığı bir döneme rastlar.

Bu ilgi öncelikle Saray ve çevresinde doğmuştur. II. Mahmut resmini yaptırarak devlet dairelerine astırdığı için “Gâvur Padişah” olarak anılmıştır. Abdülaziz ise Türkiye’de heykelini yaptıran ilk Padişahtır. Abdülaziz ayrıca OsmanlI İmparatorluğunun en sanatsever padişahlarından biridir. Ayvazovskı de dahil birçok ressamı çevresine toplamış, yabancı sanatçıların resimlerini satın aldırtmış, Şeker Ahmet Paşa (1841-1907) ve Süleyman Seyyifi (1842-1913) resim öğrenimi için Paris’e göndermiştir.

Osman Hamdi Bey 1857’de hukuk öğrenimi için gittiği Paris’te resim ve arkeoloji ile ilgilenmiş Boulanger ve Gerome gibi sanatçıların atölyelerinde 12 yıl süren bir sanat eğitimi görmüştür. Bu yüzden üslubunun bütünü ve özellikle de sanatının temeli olan fıgürcülük anlayışı Görome oryantalizminin etkisi altındadır. Türk resminin belli bir resim eğitimi görmüş diğer iki büyük öncüsü olan Şeker Ahmet Paşa ve Süleyman Seyyit’ten figür ve kompozisyon ressamı oluşuyla ayrılır. Önceden çekilmiş fotoğraflardan büyük bir dikkatle en ince ayrıntısına kadar tuale aktardığı figürlerim çoğunlukla Türk mimarisi ve süslemeciliğinin biçimlendirdiği mekânlar çine yerleştirir. “Türbedar”, “Kaplumbağa Terbiyecisi,

Mihrap”, ve kendisini hoca kılığında cami avlularında gösteren diğer bazı resimleri Doğu dünyasına özgü havalarıyla belli bir yere değin romantik bir yaklaşımın ürünüdürler. Osman Hamdi Bey boyutları daha küçük olan portrelerinde komoozisyonlarına oranla daha sıcak ve içten bi’ biçimcilik ve renk anlayışı sergiler. Portreciliğinin en yetkin örneklerinden biri olan ve “Mimozalı Kadın” adını taşıyan eşi Naile Hanımın pcftresinde sıcak renklerin uyumunda Görome akademizmini aşan diri ye canlı bir sonuç elde eder.

Osman Hamdi Bey çağdaşı ressamlar çoğunlukla 1795 te faaliyete geçen Mühendishane-i Berri-i Hümayun ve Harbiye gibi okullarda resim ve perspektif dersleri görerek yetişmiş asker kökenli kişilerdir. Öte yandan 1869’da vurulan Hendese-i Mülkiye Mektebi ile Paris’teki Mekteb-i Osmani’de de çeşitli resim ders erine yer verilmiştir.

Türkiye’de gerçekleştirilen ilk sergi örneği olan Sergi-i Osmani ise 1863’te açılmıştır.ÇŞeker Ahmet Pasa’nın 1873 ve 1875 yıllarında yerli ve yabancı ressamların katılımıyla düzenlediği sergilerin İkincisindeki dört Türk ressamından biri de Osman Hamdi Bey’dir.

1874’te basında Fransız ressamı Guillemet’nin Beyoğlu’nda bir resim okulu açtığı haberleri yer alır. İbrahim Edhem Paşa’nın sadrazamlığı sırasında bir Güzel Sanatlar Okulu kurulacağı ve başına da Gıillemet’nin getirileceği duyurulur. Ancak Osmanlı-Rus Savaşı nedeniyle bu girişim yarım kalır. Nihayet 1883’de Ticaret Nezaretine bağlı bir Sanayi-i Nefise Mektebi’nin kurulması ve Müdürlüğüne Osman Hamdi Beyin atanması kararlaştırılır. Böylece, aynı yıl Arkeoloji Müzesinin bahçesindeki bir binada 20 öğrencisi ile eğitime başlayan bu okulla, Türkiye’de plastik sanatlar eğitiminin ilk ve gerçek temeli atılmış olur.

XIX. yüzyılın en belirgin özelliklerinden biri olan Arkeoloji merakı Avrupa burjuvazisinin geçmiş tarih ve kültür mirasına sahip çıkmak ve ulusal kökenlerini belgelemek bilincinden kaynaklanmıştır. Bu bilinçle yetişen ve benzeri kaygularla hareket eden Osman Hamdi Bey de yaşamı, etkinlikler, düşünce ve davranışlarıyla Batılılaşma yanlısı bir Osmanlı aydınıdır. Sanatçının hocasınınkini de aşan bir ün elde etmesi 1881’de Müze Müdürlüğüne atanması ile gerçekleşir.

Gerçekte Müzenin başlangıcı Fethi Ahmet Paşa nın eski eserleri Aya İrini Kilisesinde toplamaya başladığı 1846-1850 yılları arasına rastlar Ancak müzedeki eser sayısının 150’den 650 ye çıkarılması İngiliz asıllı Goold’dan sonra müze müdürlüğüne getirilen Alman Asıllı Dethier tarafından gerçekleştirilmiştir.

Türkiye’de ilk büyük kazıları 1870’lerde Truva’da ve Bergama’da yabancılar yapmıştır. Özellikle Truva kazısı pek çok eserin ünlü Schliemann tarafından yurt dışına kaçırılmasıyla sonuçlanmıştır. Bunu gören Osman Hamdi Bey müdür olduktan sonra 1874’ten beri yürürlükte olan ve yetersizliği anlaşılan “Asar-ı Atika Nızamnamesi”nin (Eski Eserler Yönetmeliği) yeniden düzenlenmesinde etkili bir rol oynamıştır.^

Bu yazı 261 kere okundu.
  • Site Yorum

Bir yorum bırak

Kategoriler