PARAŞÜTÜN TARİHÇESİ

Paylaş
 

PARAŞÜTÜN TARİHÇESİ

Paraşüt, bir akışkan içinde çekildiğinde direnç gösteren, şemsiye biçimli bir aygıttır. Direnç oluştu­ran paraşüt, cisimlerin düşüş hızını kesme amacıyla kullanılmaktadır. İlk paraşütle atlama deneyleri, bazı hayvanların yüksek binalardan atılmalarıyla yapıl­mıştır. İnsanların paraşütle atlamalarıysa, ancak BALON’ların ortaya çıkmasından sonra, yani yeterli yüksekliğe çıkılınca gerçekleşmiştir.

İlk paraşüt. 1797 yılında, Garnerin tarafından keten bezinden yapıldı. Yere yayıldığında çapı 7 m olan bu paraşütün düşüş hızını yeterince kesmeme­sine karşılık, Garnerin, Avrupa’nın birçok ülkesinde atlama gösterileri yaptı. Paraşütle atlama. Birinci Dünya savaşına kadar yalnızca bir eğlence niteliği taşıdı. Ama savaş sırasında İngiliz baloncuları ve Al­man havacıları tarafından kullanılarak, çok sayıda yaşamın kurtarılmasını sağladı. 1926 yılında düz disk biçimli paraşütler yapıldı. Bunlar, esneklik ile gücü artırmak için çapraz olarak kesilmiş parçalardan oluşturuldu. Bu temel biçim, günümüzde de kullanıl­maktadır.

Paraşütte, yelkenin katlanıp içine konduğu bir çanta ve kolan da bulunur. Sırtı sarıp, omuzlardan ve bacak aralarından geçen kolan, paraşütçünün bedenine iyice oturur. Kolan, paraşüt açıldığında, or­taya çıkan apansız hız kesilmesinin paraşütçüye za­rar vermeyeceği biçimde yapılîr. Ayrıca kolanın, pa­raşütçü suya ya da rüzgarlı bir yere düştüğünde, ko­layca çıkarılabilecek biçimde olması gerekir. Paraşü­tü açmada kullanılan açma ipi, paraşütün uçağa ta­kılmasını önlemek için, atlayıştan birkaç saniye son­ra çekilir. Açma ipi çekilince, paraşüt çantası üstün­deki kapağı tutan bir pim yerinden çıkar ve ön pa­raşüt, hava akımı içine doğru, bir yay yardımıyla açı­lır. Ön paraşüt de, çantanın içinde katlı olarak du­ran ana paraşütü çekerek açar. Grup halinde atlayan paraşütçülerin.açma ipleri, uçak içinde bulunan bir tele bağlı olduğundan, atlamayla otomatik olarak çekilirler. Yüksek hızlı jet savaş uçaklarındaysa pilot­lar, koltuklarıyla havaya fırlatılırlar ve düşme oto­matik olarak yapılır (Bk. FIRLATMA KOLTUĞU).

Tehlikesiz bir düşüş hızı, saniyede yaklaşık 6.5 m olarak belirlenmiştir. Paraşüt birliklerinde, askerle­rin üstlerinde bulunan oldukça ağır donanım nede­niyle. daha büyük paraşütler kullanılır. Paraşütle at­lama yarışmalarında, sporcular, paraşütlerini açma­dan yüzlerce metre düşerler ve düşüş hızı ile yönle­rini, çeşitli beden hareketleriyle ayarlayabilirler. Pa­raşütle atlama sporu, güvenlik açısından sürekli ola­rak denetlenmektedir. Paraşütlerin 650 m yükseklik­ten sonra açılması yasaklanmıştır. Bir paraşütçünün yere çarpma hızı,’2,5 m yükseklikten yere atlayan bir insanın düşme hızına eşittir.

Dizayn: Paraşüt, havanın ağız bölümünden gir­mesiyle şişer ve paraşütün tepe noktasında oluşan basınç, yan parçalara yayılır. Paraşütün geçirgenliği fazlaysa, basınç yana yayılacak kadar güçlü olmaz ve paraşüt yarı açık durumda kalır. Geçirgenliği azsa, paraşüt hemen açılır, ama havanın kenarlara çok ça­buk yayılması, paraşütün yana doğru sallanmasına neden olur.Eşmerkezli şeritlerden yapılmış bir paraşütte, ay­rıca, tepe noktasından kenarlara doğru uzanan ince şeritler de bulunmalıdır. Şişme sırasında, hava basın­cı yanlara doğru yayılıp şeritleri gerinceye kadar, pa­raşütü oluşturan bantlar belirli bir süre titreşime uğ­rarlar. Şişmenin hızı, tepeden kenarlara uzanan şe­ritlerin sayısına bağlıdır.1942 yılında tek parça yelkenli paraşütün, tepe­den kenara uzanan şeritlerinden birinde bir delik ya da yırtık bulununca sallanmadığı ve deliğin karşıt yönüne doğru kaydığı görüldü. Bir süre sonra da, şe­ritlerinden biri açık olan bir paraşütte, üçgen biçi­mindeki şeridin iki taban köşesine bağlanan kordon­lardan birinin çekilmesiyle paraşüt yönünün denet­lenebildiği ortaya çıkarıldı. Bu yeni biçimli paraşüt­ler, Dünya İkinci Paraşüt Şampiyonası (1953) sırasın­da denendi ve başarılı sonuçlar alındı. Günümüzde paraşütçüler, belirli bir noktanın birkaç santim ya­nına inebilecek kadar paraşütlerini denetim altına alabilmektedirler. Gelişmiş paraşütlerdeki en önemli özellikler, yelkenin çabuk açılmasını sağlayacak bi­çimde tepeyi aşağıda tutan merkez kordonu, yön ve hız değişimi sağlayan denetim delikleri ve hızlı dö­nüşlerde denge sağlayan genişleme parçalarıdır.

Düşüş sırasında paraşütün ön yüzeyinde kaldırma gücü oluşturma ilkesi, kumaş kanatların yapımına yol açmıştır. Başarılı bir türde, kanat üçgen biçimin­de yapılır ve biçimin bozulmamasını sağlayan bir iç donatım ile kaldırma gücünü üst yüzeye yayan delik­ler bulunur. Bu tür paraşütler çok hızlı şiştiğinden, paraşütçünün zarar görmemesi için çok dikkatli dav­ranması gerekir. Hava darbesiyle şişen ön bölümü ve arka kenar flapları olan dikdörtgen biçimli paraşüt­se, planör gibi uçurulur. Bu tür paraşütler, daire bi­çimli paraşütler gibi bir eksen çevresinde döndürül­mez. İniş noktasına yöneltilmeleri ve hızlarının düş­mesi için, frenlenmeleri gerekir. Bunların hareketi, bir kuşun yere inerken yaptığı harekete benzer. Ka­nat biçimli paraşütler, etkili olmalarına karşılık, ya­pımlarının oldukça karmaşıklığı nedeniyle şemsi­ye tipi paraşütlerin yerini alamamıştır. AEROFOIL biçimli üst yüzeyi oluşturan kubbenin yapımında, gözeneksiz bir kumaş kullanılır. Koninin arka bölü­münde. iniş ve dönüşlerde denetim sağlamak için, ince ağlarla kaplı iki açık parça yeralır. Başka para­şüt modelleri de geliştirilmektedir. Bunların başarı­ları, ekonomik olmalarına ve sürekli olarak açık ka­lıp, kalmamalarına bağlıdır

Yapımı: Paraşütler genellikle, üçgen biçimli, çok katlı kumaş parçalarının birbirine dikilmesiyle yapı­lır. Paraşütün biçimini belirleyen parçalar, elektrikli makasla kesilir. Her parçanın, paraşüte gerekli biçim ve büyüklüğü verebilecek boyutlarda kesilmesi gere­kir. Paraşüt yapımında maliyet önemli bir etmendir. Bu yüzden, belirli özellikleri verecek en yalın biçim seçilir. Paraşüt yapımında göz önünde bulundurulma­sı gereken başka bir etmen de. kumaşların kısa za­manda hazırlanıp dikiş makinalarına gönderilmesi­dir. Bazı paraşüt fabrikalarında. zaman kazanma amacıyla, otomatik patron makinaları kullanılır.

Havadan ikmal paraşütleri (havadan yardım malzemesi ve silah indirme) çok büyük oldukların­dan (bazı durumlarda 20 m çaplı), beş bölümden oluş­maları öngörülmüştür. Birinci bölüm, güçlü hava ba­sıncına dayanabilecek bir tepe bölümü, ötekiler de. hava akımını yayan ve direnç oluşturan daha hafif yapılı yan bölümlerdir. Bu yöntemin geliştirilmesiyle üç değişik büyüklükte paraşüt yapılmasını sağlayan ka­re biçimli kumaşların üretimine geçilmiştir. Her ka­renin bir kenarı 4 m uzunluğundadır. Bunlar birbir­lerine çaprazlama birleştirilir. Beş kareden oluşan bir paraşüt 250 kg. on iki kareli 700 kg. yirmi kareden oluşan paraşütse 1 200 kg taşıyabilir. Paraşütün öteki bölümleri de ayrı ayrı üretilir ve gerektiğinde kısa sü­rede birleştirilir.

Malzeme: İkinci Dünya savaşına kadar paraşüt­ler, ya keten, pamuk ve ipek gibi doğal ipliklerden ya da viskoz ve asetat ipliği gibi selüloz liflerinden (Bk. LİF, sentetik) yapılmaktaydı. Keten ve pamuk ipliği­nin kalın, ipeğin de pahalı olması nedeniyle. 1939’da A.B.D. ve Almanya’da naylonun bulunmasına kadar, yalnızca belirli biçimlerde paraşüt yapılabildi. Çok güçlü ve paraşütün açılması sırasında oluşan şoklara çok iyi dayanan naylon, kısa zamanda öteki doğal ip­liklerin yerini aldı. Yeni geliştirilen yapım yöntemle­riyle her tür naylon iplik üretilebiliyordu. Naylon ip­liğiyle dokunmuş paraşüt kumaşının tek olumsuz ya­nı, sıcak bir ortamda yumuşayıp delinmesiydi. Bu so­run da, kumaşa ince bir silikon tabakası kaplanarak çözüldü. Ancak, naylon paraşütlerin korunmalarında en yalın yöntem, paraşütün çok dikkatli katlanıp top­lanmasıdır. Paraşüt kumaşının silindirlerden geçiril­mesiyle de dokumadaki ipliklerin yayılması ve geçir­genlik oranının düşmesi sağlanır. Kumaşa ince bir kaplama yapılması da yırtılma oranını düşürür.

Çapraz biçimli havadan ikmal (malzeme atma) paraşütleri, polipropilen ipliğinden dokunmuş kumaş­larla yapılır. Bu madde, ucuz olmanın yanı sıra, sert ipliğin, paraşütün çok çabuk şişmesine yardımcı oldu­ğunu da göstermiştir. Krepon kağıdı ve polietilen pa­raşütlerle de bazı deneyler yapılmış, ama bunların, malzeme ve üretim yöntemi olarak, seri üretime uy­gun olmadıkları anlaşılmıştır.Naylon ipliğinden dokunmuş paraşüt kumaşları ve kolanlar, eskiden kullanılan keten ve pamuk gibi doğal ipliklerden yapılmış kumaşlardan, hem daha az yer kaplarlar, hem de çeşitli işlemlerden geçirilip bo­yanarak, güneş ışınlarına karşı daha dayanıklı bir hale getirilebilirler. Pilot kabininde uzun süre güneş ışınları altında kalan paraşüt kolan ve bağlarının, böyle bir özellik taşımaları oldukça önemlidir.

Bu yazı 258 kere okundu.
  • Site Yorum

Bir yorum bırak

Kategoriler