PAKİSTANIN TARİHÇESİ

Paylaş
 

PAKİSTANIN TARİHÇESİ

Hindistan ile Pakistan ayrılmadan ve İngilizler bu ülkede tam bir ege­menlik kurmadan önce, yaklaşık ola­rak 6 yüzyıl ülkeye müslüman asker ve yöneticiler egemendi. Büyük ço­ğunluk Hindu dinine bağlıydı, son­radan Doğu Pakistanlılar kitle ha­linde İslâmlığı kabul ettiler; o za­man çoğunluk Hindulardan müslümanlara geçti.

İngiliz egemenliği dönemi

Ama bir süre sonra, müslüman egemenliğinin yerini İngiliz yönetimi aldı. Daha sonra Hindular, Hint Mil­lî Meclisi aracılığıyla Anayasa refor­mu için mücadeleye başladılar. Müslümanlar ise ilk siyasî örgütlerini 1906’da Dakka’da kurdular. Bu örgü­tün adı Biitiin Hindistan Müslüman­ları Birliği idi. Birinci Dünya Savaşı ertesi, İngiliz siyaseti her iki toplu­mu da yıldırdığı için Hindular ve müslümanlar birbirine yaklaşır gibi oldular. Ne var ki kısa süre sonra, İngilizlerin, kendi kendini yönetme hakkını yalnız Hindulara tanıyacağı meydana çıktı.

Cinnah’ın bağımsızlık kavgası

Bunun üzerine, önceleri İngiliz ege­menliğine son vermek konusunda en az Hindular kadar heyecanla çalışan Cinnah, her şeyi bir yana bırakarak Hint müslümanlarını Hinduların si­yasî, İktisadî ve kültürel baskısından kurtarma savaşına girişti. Bunun tek yolu ise ayrı bir müslüman devleti kurmaktı. Bu amaçla Müslüman Birliği’ni siyasî bir örgüt haline getirdi ve müslümanlar arasında milliyetçi bir hareketin doğması için yoğun ça­ba harcadı. Bu hareket sonunda Hindulardan ayrı, yeni bir müslüman devleti, önce Commomvealth’e bağlı bir sömürge olarak kuruldu (1947).

Cinnah genel vali, Liyakat Ali Han başbakan oldular. Ne var ki, Pakis­tan’ın iki yarısı arasında Hindistan’­ın 1 700 km uzunluğunda bir toprak parçası vardı ve ülkeyi Doğu Pakis­tan ve Batı Pakistan olmak üzere ikiye bölüyordu. Bu, coğrafyaya da, ekonomik baskılara da tam anla­mıyla meydan okumaktı. Üstelik bu iki bölge (insanları arasında dil açı­sından da, töreler açısından da fark vardı) ortak bir tarihe ve dine sahip olmalarına rağmen, birbirine karşıt özelliklere sahipti.

Devletin kuruluşu ilân edilir edil­mez, ciddi sorunlar ortaya çıktı (Keş­mir sorunu). Bu sorunlar 1971 ‘de, do­ğu bölgesinin ayrılmasıyla çözümlen­di: bu bölge, kanlı bir savaştan son­ra, ‘ Bangladeş (özgür Bengal) adıyla bağımsızlığa kavuştu.

zengin bir uygarlık

Batı Pakistan, kurak toprağıyla Or­tadoğu’ya bağlıdır. Yalnızca İndus İrmağının kollarının suladığı Pencap yöresi zengin bir beldedir. Pencap vadisinde, özellikleri henüz çok iyi bilinemeyen, en eski uygarlıklardan biri gelişmiştir. XVI. yy.da Türk kö­kenli müslüman Moğol kavmi, ülke­yi ilhak etmiş ve Hint topraklarının çoğunu yavaş yavaş Moğol İmparatorluğu na katmıştı. Pcncap o zaman camiler, türbeler, hisarlar ve saray­larla doldu; bunların hepsi de İslâm dininin izlerini taşıyordu. Bu tür yapılar bakımından pek zengin olan Lahor şehri bugün de büyük bir İs­lâm kültür merkezidir. Ününe ve Karaçi Limanı trafiğinin önemine rağ­men, PakistanlIlar kendilerine yep yeni bir başkent yapmayı daha uy­gun buldular ve 1971’de îslâmâbât’ı (75 000 nüfus) başkent olarak kabul ettiler.

Pakistan, aslında bir tarım ülkesi­dir: kanallar sayesinde pek iyi sula­nan Pencap bölgesi pirinç, pamuk ve Hint lifi (jüt, Hint fabrikalarında iş­lenir) sağlar. Pek zayıf olan enerji kaynakları (kömür, petrol, doğal gaz) ileri bir sanayileşmeye olanak vere­meyecek kadar yetersizdir. Buna kar­şılık elsanatları (dokumacılık, ku­yumculuk, çömlekçilik), pek gelişmiş bir etkinlik dalıdır.

Bu yazı 67 kere okundu.
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

Kategoriler
http://bilelimmi.com/bilelimmi-com-hakkinda/ http://bilelimmi.com/iletisim/