OYUNCAĞIN KEŞFİ 

Paylaş
 

OYUNCAĞIN KEŞFİ

Bir taş, bir mantar, bir sandalye, herhangi bir eşya oyuncak olabilir: bu, sadece kullananın hayal gücüne ve mizacına bağlı bir şeydir. Ama as­lında «oyuncak» sözcüğü genellikle özel olarak eğlenmek için yapılmış olan top, çember, *bebek v.b. şeyleri belirtir. Bunlar evrensel yaratılardır: dünyanın her yerinde çocuklar, öte­den beri bu tür kendine özgü eşya ile oynar.

ilk atalar

Tarih öncesi’nden beri çocuklar bir bebeği emziren veya av peşinde ko­şan ana-babalarını taklit etmek için taşlarla, tahta parçalarıyla oynamış olmalıdır. Ama o dönem için sadece tahminlerle yetinmek zorundayız, çünkü arkeologlar tarafından buluna­bilen en eski oyuncaklar ancak İlk- çağa aittir. Böylelikle Mısır, Mezo­potamya, Yunanistan’da çocukların bugünkü oyuncaklara benzetilebilecek, çıngırak, top, çember, araba, kü­çük insanlar, küçücük ev eşyası gibi şeylerle oynadığını kesinlikle biliyo­ruz. Bunlar pek çeşitli maddelerden yapılıyordu: kemik, fildişi, tahta, kil, balmumu, kurşun, bronz, bez.

Genellikle çocuğa ilk oyuncak ba­banın bebeğe ad taktığı gün verilir­di. Daha sonra bebek her yaş günün­de ve armağan verilmesi âdet olan bazı büyük bayramlarda oyuncak alırdı: bu alanda töreler hiç değişme­miş demek!

Bazen de oyuncak, tılsım değeri ta­şırdı: bazı şeylerin veya bazı madde­lerin (sözgelimi ^mercan) hastalıktan ve çeşitli kötülüklerden koruma gibi bir niteliği olduğuna inanılıyordu.

değişmeyen zevkler

İlkçağ’dan günümüze kadar ilk ço­cukluk döneminde oynanagelen pek çok oyuncak, aynı görünümü taşımış­tır: hiç kuşkusuz bunlar, yüzyıllar boyunca zevkleri ve kişiliği, büyükle­re oranla daha az değişerek kalabilen bebeklerin isteklerini mükemmel kar­şılamaktadır.

Sözgelimi, çıngırağın ötede’n beri var olduğunu biliyoruz. Yalnız, bu sesli oyuncağa eskiden ayrıca bir de büyü görevi yakıştırılıyordu: XV. yy .a kadar çıngırağın, uğursuzluğu uzak­laştırdığına ve kötü ruhları kaçırdı­ğına inanılırdı.

Top ile çemberin de çok eski bir geçmişi vardır: bunların izine her de­virde ve her uygarlıkta rastlanır. Hat­tâ Yunanlılarda çember, hekimler ta­rafından, yorgun kişileri dinlendire­cek bir sağlık alıştırması olarak sa­lık verilirdi. Topa gelince, genel ola­rak içi kıtık veya yün doldurulmuş bir deri kılıftan ibaretti. Bununla bir­likte Güney Amerika’da yerliler çok eskiden, kauçuk ağacından çıkartı­lan bir maddeyle (kauçuk) esnek toplar yapmağa da başlamışlardı.

Çekilecek veya binilecek arabalar ve binekler de en eski oyuncaklar­dandır: tahta at ve tekerlekli veya salıncaklı at, XX. yy. başlarına ka­dar çocukların çok sevdiği bir oyun- çaktı. Sonradan, yavaş yavaş, bu oyuncaklann yerini, “bisiklet, trotinet ve pedallı otomobiller aldı. Bebeğe her devirde rastlanır, çün­kü Mısır, Yunan ve Roma mezarların­da bulunan pişmiş toprak veya ke­mikten yapılma heykelciklerden de anlaşılacağı gibi küçük kızlar öteden beri «annelik» ve «evcilik» oynamayı severler. XIX. yy. ortalarına kadar bebekler erişkin kişileri temsil eder­di; sonradan bunlar giydirilip soyu- labilen küçük çocuklar oldu. Günü­müzde konuşan, ağlayan, meme emen ve altını ıslatan bebekler yapılıyor. Pek çok alanda olduğu gibi burada da kullanılan malzeme, teknikteki ge­lişime göre değişmiştir: pişmiş top­rak, tahta, balmumu, porselen, lastik derken, sonunda selüloit ve nihayet *plastik bebekler yapılmaktadır.

… ve askerler

Analık eğilimleri nasıl küçük kızla­rın oyununu etkiliyorsa, savaşçılık içgüdüsü de küçük erkek çocukların öteden beri baş eğlencesi olmuştur: asker elbiseli küçük heykelcikler, minyatür silâhlar yüzyıllar boyu dünyanın her yanında rastlanan oyuncaklardı. llkçağ’da pişmiş topraktan askerler Küçük Asya çocuklarını eğlendiriyordu. Silâhlarda kaydedi­len gelişme, her zaman, erkek çocuk­ların saldırgan eğilimlerine karşılık vermek üzere, küçültülmüş taklitle­rinin yapılmasına yol açtı: küçük tah­ta kılıçlar, yaylar, karabinalar, taban­calar v.b. Kurşun askerlere gelince, bunlar ilk defa XVII. yy.da, Alman­ya’da Nürnberg’de ortaya çıktı. Bebek ile asker arasında, kukla da öteden beri kızların da erkeklerin de aynı derecede sevdiği bir oyuncaktır. Tahtadan, kâğıt veya kartondan ya­pılan ve gerçek modellere şöyle üs­tünkörü benzetilen bu kişiler de İlk­çağ’dan beri bilinen oyuncaklardan­dır.

çağdaş oyuncaklar

Bilim ve teknikteki ilerlemeler özellikle XIX. yy.dan başlayarak oyun­cakların gelişimini de yakından etki­ledi. Daha eskiden de hünerli zanaat­çılar mekanik oyuncaklar yapmışlar­dı ve bunların en gelişmişi, otomat­lardı; ama bunlar, karmaşıklığı ve pa halılığı yüzünden ancak ayrıcalıklı birkaç erişkinin tekelinde kaldı. Sanayi gelişimiyle birlikte, iki yön­den çağının özelliğini taşıyan yeni ye­ni oyuncaklar ortaya çıktı: bunlar, hem bilimsel açıdan, hem yapını tek­niği açısından çağı yansıtıyordu.

Optikteki gelişmeler, sonra da söz­gelimi, sinemanın doğuşu, büyülü fenerlerin ve son yıllarda kullanıl­ması basitleştirilmiş filim oynatma makinelerinin yapılmasını sağladı. Bunun gibi, bilimsel ve teknik iler­leme, bazıları bugün az bulunur bir kusursuzluk derecesine erişen, yep­yeni oyuncakları da yarattı: buharlı lokomotifler, sonra elektrik motorlu lokomotifler, uzaktan kumandalı, kü­çük uçak, gemi, füze modelleri v.b. Yeni malzemenin ve modern yapım tekniklerin kullanılması günümüzde seri halinde oyuncak üretimine ola­nak vermiştir.

Büyük merkezlerdeki oyuncakçı firmaları ve mağazaları, bütün dün­ya pazarlarını tarayarak, el yapımı oyuncakları toplamaktan da geri dur­mazlar.

hayal ürünleri

Genellikle birkaç kişiyle oynanan oyunların tersine oyuncak, çocuğun kendi kendine oyalanabileceği bir nesnedir. Dama oynamak için iki kişi gereklidir, ama bebekle yalnız başına da oynanabilir.

Çocuk, oyuncağıyla baş başa, onu .sevmek ve gerçekte sahip olmadığı öğelerle süslemek için hayal gücünü çalıştırır: bir küçük kız, bebeğiyle ko­nuşur ve ona ancak masallarda ola­bilen binbir serüven yakıştırır. Bir küçük erkek çocuk, uçağıyla oynar­ken onun pilotu olur, pilotun sesini ve davranışlarını taklit eder.

Ayrıca, çocukların hayal gücünün öylesine bir etkinliği vardır ki, Külke- disi’nin perisi gibi, alelade bir eşyayı bile çok ilgi çekici bir nesneye dö­nüştürebilir: bir sandalye bir haydu­dun peşinde dörtnala kalkmış coşkun bir at olur; bir tabak, binbir serüven­den sonra birinci gelen bir güçlü va­rış otomobilinin direksiyonudur. Top­rak, kum, kar veya ağaç dalları gibi doğal öğeler için de böyledir; bunlar da çocukların elinde hamur gibi yoğurulduğu veya kocaman bir şato ya­pıldığı zaman oyuncağa dönüşür. Ve bir kaldırım boyunca akan su pek çeşitli oyunlara esin kaynağı olabilir: kibrit kutularından yapılmış gemile­ri yarıştırmak veya bu kutulardan ba­rajlar yapmak gibi.

geniş esinli oyuncular

Bu hayalî başkalaşım tutkusu sade­ce çocuklara özgü değildir: sözgelimiotomobilinin direksiyonunda bir erişkin de bir hızlanma süresince ken­dini pekâlâ bir yarış otosunun direk­siyonundaki dünya şampiyonu sana­bilir.Gerçekte, bu ilkeye özellikle tiyat­ro evreninde rastlanır: oyuncu, ken­disi için de, seyirciler için de, yarat­tığı kişinin ta kendisidir. İşte böyle, çocuklar da hayalî bir dünyada çeşitli roller oynayan sürekli oyuncular, ak­törlerdir.

Birçok oyuncak ve eşya, «bir baş­kasının» yerini almağa olanak verir: bebeğiyle bir küçük kız, bir anneyi taklit eder. Çocuğun kendini değiştir­mesi, seçtiği kişinin yerine koyması için birkaç özgün ayrıntı, birkaç kı­lık değiştirme öğesi yeter de artar bile: bir kep ile bir silâh, çocuğu as­ker veya polis yapıverir; bir beyaz gömlek ile bir kırmızı aydan küçük bir hemşire ortaya çıkar; bir şapka ile tabancalar ise, bir kovboy serü­veninin başlangıç noktası oluverir. Zaten oyuncakçı vitrinlerinde çeşitli kıyafet takımlarının, oyuncak silâhların, bebek evlerinin v.b. gördüğü rağbet de ancak bu olgu ile açıkla­nabilir.

Bu yazı 142 kere okundu.
  • Site Yorum

Bir yorum bırak

Kategoriler