Otomobil İcadı

Paylaş
 

Otomobil İcadı

Otomobilin İcadı insanlık tarihinin en önemli buluşlarından biridir.Otomobilin İcadı ile ulaşımda büyük bir devrim ortaya çıkmış ulaşım taşıma işleri eskiye oranla çok daha gelişmiştir.Otomobilin İcadı konusunda temel bilgileri içeren bu yazımız size tüm merak ettiklerinizi sunacaktır.
Yeni yüzyılın yeni mekanik enerji kaynağı içten yanmalı motorun yol açtığı en önemli gelişme otomobil yapımı olmuştur. Uygarlık açısından, yaratıldığı döneme “otomobil çağı” dedirtecek kadar belirleyici bir aşamadır bu.

Otomobilin ilk kez yapılmasından, günümüzdeki biçimini aldığı 1901 yılına kadar pek kısa olmayan bir süre geçecekti. Hele gerçekleşmemiş düşler de hesaba katılacak olursa. Homeros’a ya da Leonardo da Vınci’ye kadar geri gitmek gerekir. Kabul gören görüşlerden biri, ilk otomobilin 1769 yılında Fransız askeri mühendis Nicholas Joseph Cugnot (1725-1804) tarafından yapıldığı yolundadır. Cugnot’nun büyük silahların taşınması amacıyla geliştirdiği bu araç buharlıydı. Daha sonra petrolle çalışan otomobillerin yapılması üzerine üretiminden vazgeçilecek olan buharlı taşıtlar herşeye karşın belirli bir dönem yaygınlık kazanmışlardı. 1800 yılı dolaylarında Paris caddelerinde buharlı otobüslere rastlamak olağan bir durumdu.

Ancak yeterli buharı sağlayabilmek üzere kazanların aşırı büyük ve hantal olması arabaların çok yavaş yol alması ve sıcak olması gibi yolcuları rahatsız eden pek çok etmenin yanısıra, buharlı taşıtların yola hazırlanması da zahmetli bir süreci gerektiriyor ve yol boyunca kesintisiz bir dikkat istiyordu. Aslında zaman içerisinde giderilebilecek olan bu kusurlar, çok daha kullanışlı olan petrollü arabaların yapılmasıyla birlikte araştırma geliştirme konusu olmaktan çıktı. Böylece buharlı arabaları geliştirme çabalan bir yana bırakıldı

İlk motorlu araba konusunda daha yaygın kabul gören görüş. Cari Benz (1844-1928) ve Gottlieb Daimler in (1834-1900) ilk otomobil yapımcıları oldukları yolundadır. Gerçekten de bunların hemen hemen eşanlı ama birbirlerinden bağımsız olarak geliştirdikleri otomobiller benzinle çalıştıkları için bugünku taşıtlarla daha yakından bağlantılıydı. Her ne kadar Belçikalı J.J.E.Lenoir ve AvusturyalI Siegfried Marcus, bu iki Alman dan yaklaşık yirmi yıl önce benzinle çalışan otomobiller geliştirmeye girişmişler ve hatta Lenoir 1860’da benzinli arabanın patentim almışsa da deneylerini sürdürmedikleri için önemli bir iz bırakmamışlardır

İlk buharlı arabanın bulunmasından, benzinli arabaya kadar çok uzun bir süre geçmesinin başlıca nedeni, demiryollarının yapımı oldu. Rayların döşenmesiyle birlikte toplu taşmacılık açısından çok daha işlevsel olan trenlerin ya da buharlı lokomotiflerin geliştirilmesi gündemde ilk sırayı aldı. Kendi kendine giden -‘atsız”- arabaların yapımı tasarısı bir süre için rafa kalktı

“Atsız araba’yı yeniden ele alanlardan Benz ve Daimler, birbirleriyle hiç tanışmamış oldukları halde ilginç bir raslantı olarak aynı tezgâhtan yetişmeydiler. Her ikisi de farklı dönemlerde dört zamanlı çevrimin atası olan Nikolaus August Otto nun Deutz Motor İşletmelerinde çalışmışlardı.

Benz in içten yanmalı motor kullanarak 1886’da yaptığı ilk araba üç tekerlekli, iki çevrimli ve tek silindirli bir motordan güç alıyordu. 1890’da üç tekerlekten dörde geçmek dışında taşıtında hiçbir temel değişiklik yapmayan Benz. kullandığı malzemenin kalitesi, yapısının düzgünlüğü gibi nedenlerle uzunca bir süre arabalarını çok iyi sattı. Ancak modelini değiştirmemekte diretmesi, yeni tasarımlar karşısında satışları köstekledi.

Öte yandan Daimler, on yıldan fazla bir suredir benzinli motorlar üzerinde çalışmakla birlikte ilk motorlu bisikleti 51 yaşına bastığı 1885 yılında yapmıştı. Dört tekerlekli arabası ise bundan bir yıl sonra geldi. Benz’le karşılaştırdığında çok daha esnek ve açık görüşlü bir kimse olan Daimler, otomobilin hemen her parçasıyla oynamaktan ve yenilikleri denemekten kaçmamasıyla da un yapmıştı. Gerçekten de Benz’in tartışmasız bir biçimde arabanın arkasına ve yatay olarak yerleştirdiği volanı. Daimler hem öne. hem arkaya koymayı denemiştir. Yaptığı ilk motorun bile krankı ve volanı, o günkü sabit motorlarınkinden farklı olarak örtülüydü Üç tekerlekli arabasının motoru dakikada.900 devir yapabiliyordu. Başından beri sürekli olarak geliştirmeye uğraştığı motorları yalnızca otomobile yönelik olmayıp, her türden taşıtı yürütmeyi hedefliyordu. Nitekim daha sonra Daimler, sandal, tramvay ve zeplin gibi çok farklı taşıtlara da bu motoru yerleştirmiştir. Avrupa’da üretime geçen pek çok öncü otomobil şirketi de motorlarını Daimler’den almışlardır.

Otomobilde 1901 Devrimi

1888’de Benz in ilk reklamlarına girişmesinden başlayarak araba satışları her geçen yıl arttı İlk dört tekerlekli arabası ‘Viktoria”dan sonra yaptığı “Velo” otomobillerinden 1894’de 67 tane satarken, bu sayı 1900 yılında 603’e yükselerek, adeta kitle üretimine öncü oluyordu. Ancak bu tarihten sonra satışlardaki artış bıçakla kesilmiş gibi durdu Otomobil yapımı ilk büyük devrimini yaşıyordu: kısa bir süre sonra Mercedes adıyla anılacak olan 1901 modeli Daimler o güne kadarkı yapıyı ve anlayışı altüst etti. Bundan böyleki otomobillerin temel alacakları ve günümüze kadar gelen kalıp, bu Mercedes ile belirlenmiş oluyordu Preslenmiş çelik şasi, bal peteği radyatör, boğazlı vites değiştirme ve mekanik olarak işleyen emme valfı (kapaçı) hep 1901 modeli Mercedesin  lanse ettiği yeniliklerdendi. Ama Mercedes’in araba yapımına en önemli katkısı bizzat kendi doğuşuyla bağlantılı olmuştu Mercedes ‘in isim babası olan ve Daimlerin Fransa temsilciliğini yapan Emil Jellinek eski bir diplomat ve otomobil yarışçısıydı. Daimler in yapmakta olduğu 23 beygir gücündeki arabaların yokuş yukarı yarışlar için fazla hantal olduğunu ileri sürerek Daimler şirketini daha alçak ve uzun olan ama daha yüksek beygir gücüyle çalışan arabalar yapmaya ikna etti. İşte bu anlaşma üzerine ortaya çıkan 35 beygir gücündeki, jet karbüratörlerinden beslenen. 5.9 litrelik on silindirli motor, Daimler otomobile 1901 Martında Nicede yapılan yarışta ödüllerin hemen hepsini kazandırdı. Bunun üzerine Daimler” e verilen siparişlerin inanılmaz bir hızla artması olağandı  Ayrıca Avrupa’da o dönemde yaygın olan Almanya’ya karşı olumsuz hava da hesaba katılarak ticari amaçlarla otomobilin adı, Daimler gibi “fazla Alman” olmaktan kurtarıldı ve Emil Jellınek’in kızının adıyla yeniden vaftiz edildi.

Yeni teknik ve ticari harikanın adı Mercedes oldu. Bunun da satışlara olumlu bir etki yaptığı açıktı.Böylece yeni bir çığır açılmış oluyordu: belirli koşul ve kurallar çerçevesinde en hızlı gidebilmek için belirli özgül bir yapım gerekli olduğu kanıtlanıyor ve bundan sonraki arabalar bu ilkeye göre yapılıyordu.

“Atsız araba’ nın deneme döneminin ilk evresi bu gelişmeyle kapanıyordu. Bundan sonraki evrede Almanların oynaya geldiği baş rol Fransızlara kaydı. Çok sayıda otomobilcilik derneğinin kurulması yarışların düzenlenmesi, rekorların tutulması ve birçok değişik marka arabanın pazara sürülmesi Fransa’daki rekabet ortamını kızıştrarak otomobilin geliştirilmesine büyük bir ivme kazandırdı. Daimler lisansıyla motor yapan bazı otomobil imalatçıları bir süreden beri önemli yenilikleri denemekteydiler. Nitekim otomobilin en önemli sorunlarından birini -transmisyon (aktarma) sistemini- çözüme kavuşturan. Daimler lisansıyla çalışan Panhard otomobillerinin ortağı Emile Levassor’dan başkası değildi, öne koyduğu motorun hemen arkasına debriyajı (sürtünmelı kavrama), onun da arkasına vites kutusunu ve arka tekerleklere giden bağlantıyı yerleştirerek bugün hâlâ kullanılan aktarma sisteminin temel ilkelerini saptamış oldu. Bu aktarma sistemi daha sonra. Fransız sanayicisi Louis Renault (1877-1944) tarafından geliştirilecekti; Lavassor’un kullandığı zincirlerin yerine Renault, arka dingile giden bir mil kullanarak günümüzde de en yaygın olan aktarma sistemini “önden motorlu, arkadan çekişli” sistemi, ortaya çıkardı. Bu tarihlerde genel bir kural olarak otomobilin geliştirilmesiyle katılman araba yarışlarının teknik sonuçları yakından bağlantılı olmaktaydı. 1901 model Mercedes’in doğuşunda olduğu gibi Renault’nun getirdiği yeniliklerde de yarışların dokudan etkisi olmuştu Renault fabrikalarının genişletilmesi işlemine Louis Renault’nun, kardeşi Marcel’in Madrid araba yarışında ölümü üzerine giriştiği bilinmektedir.

 

Bir yandan motor, direksiyon ve aktarma sistemi gibi otomobil yolculuğunun güvenliği açısından temel eneme sahip öğeler geliştirilirken, öbür yandan da yolculukları daha rahat kılacak yenilikler araştrılırıyordu. Bugünkü yapılama ulaşıncaya kadar herbir öge belirli gelişme aşamalarından geçecekti. Örneğin, ilk kez 1895 de Mıchelin Kardeşlerin denediği şişirme tekerleklere kadar uzun süre demir ve dolgu lastik tekerlekler kullanıldığı gibi, sabit tekerlek – oynak lastikten, oynak tekerlek- oynak lastiğe geçinceye kadar da uzun süre gerekecektir. Vites küçültme yoluyla arabanın durmasına yardımcı olma yöntemi geliştirilinceye kadar oldukça serüvenli yolculuklar yapılacaktı. Bunun gerçekleştirilebilmesi için önce vites değiştirme mekanizmasının düzeltilmesi gerekti Ayrıca arka tekerleklerdeki frenin dört tekerleğe birden uygulanması da zaman alacaktı. Hele süspansiyon, otomatik aktarma, hidrolik fren gibi vazgeçilmezliği olmayan ama bulunduklarında otomobile binmeyi daha kolay ve rahat bir hale getiren unsurların otomobilciliğe girişi II. Dünya Savaşı sonrası kadar yakın
bir geçmişte olmuştur.

İlk başlarda her ülkede otomobil yapımı Almanya ve Fransa örneklerini andırır bir yol ve hız izlememiştir. İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri gibi sonradan motorlu taşıt üretiminde dünya çapında söz sahibi olan iki ülkede otomobilin emekleme evresi oldukça uzun sürmüştür. Bu geriliğin temel nedeni ya araba gürültüsü, vakit kokusu ve yayaların tedirginliği gerekçeleriyle çıkarılan otomobile karşı yasalar ya da sonradan pek bir katkıda bulunmayacağı halde erken bir tarihte patentini aldığı bir buluşun başkaları tarafından da geliştirilmesini engelleyen para düşkünü insanlardı. Ancak iletişimin de bir devrim yaşadığı XX. yüzyılda dünyanın bazı ülkelerinde yol alan gelişmeye öbür ülkelerin uzun süre kapalı kalması söz konusu olamazdı

Nitekim otomobilin getirdiği yeni yaşam biçimi de kısa sürede ülkelerin sınırlarını aşacaktı Zaman çizelgelerine, sabit duraklara bağımlılığı kaldırmıştı bu araç: seyahat özgürlüğü yaygın bir kavram oluyordu artık.

Bu yazı 100 kere okundu.
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

Kategoriler
http://bilelimmi.com/bilelimmi-com-hakkinda/ http://bilelimmi.com/iletisim/