OSMANLI KLASİK DÖNEM DEVLET TEŞKİLATI

Paylaş
 

OSMANLI KLASİK DÖNEM DEVLET TEŞKİLATI

Osmanlı Devleti Türk tarihinde kurulmuş en önemli imparatorluklardan birisidir ve tam 600 yıl sürmüştür .Osmanlı İmparatorluğu’nun birçok Türk Devleti’nden daha uzun hayatta kalabilmesinin en önemli nedeni ise oldukça güçlü bir devlet teşkilatını oluşturmasıdır .Daha önce kurulan Türk devletleri hızlı bir şekilde kurulup ne yazık ki daha sonra da hızlı bir şekilde yıkılmaktaydı. Halbuki Osmanlı Devleti diğer Türk İslam devletlerinden farklı olarak daha Merkezi bir yönetim oluşturmuş ve bu merkezi yönetim sayesinde topraklarına ve yönetim anlayışına hakim olmayı başarmıştı .Osmanlı Devleti’nin en temel ilkelerinden bir tanesi hükümet olduğu eyaletler doğrudan doğruya padişahın şahsına bağlı kabul edilmiştir .Ordu eyaletler ve diğer tüm yapılar devletin merkezinden yönetilmiştir .Devletin Merkezi başlangıçta Bursa iken daha sonra Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u alması ile birlikte İstanbul olmuş ve uzun yüzyıllar Devlet İstanbul’dan Topkapı Sarayı’ndan ve daha sonra kurulan saraylardan yönetilmiştir .Osmanlı Devleti’ne baktığımızda Merkezi yönetimin en başta hükümdara dayandığını daha sonra Saray ve daha sonra Divanı Hümayun olarak şekillendiğini görmekteyiz .Hükümdarlar Divanı hümayuna başkanlık yapar ve Divanı Hümayun da devletin en temel sorunları görüşülerek karara bağlanırdı. Osmanlı Devleti’nde hükümdar başlangıçta eski Türk töresine uygun olarak tatbik edilmiştir. Diğer Türk devletlerinde kut anlayışı Osmanlı’da da bulunmaktaydı yani Osmanlı hanedanlığı na Sultan olma hükümdar olma yetkisi Allah tarafından tanındığı kabul edilirdi o yüzden de Osmanlı sülalesinden gelen her erkek Osmanlı Tahtında söz sahibi olabilirdi .Bu da başlangıçta tabi ki taht mücadeleleri ne yol açmıştı .Osmanlı Devleti’nde başlangıçta Bey ve gazi ünvanını taşıyan hükümdarlar daha sonra devletin gelişmesi ile birlikte Sultan Hüdavendigar Han ve padişah ünvanları da yoğun bir şekilde kullanmışlardır .Özellikle Yavuz Sultan Selim’in Mısır’ı ele geçirmesi ve buradaki Abbasi halifesinden halifeliği alması ile Osmanlı padişahları aynı zamanda halife olarak da anılmışlar ve bu unvanı kullanmışlardır .Baktığımızda 1 Murat’a kadar padişahtan sonra onun yerine en sevilen takdir edilen ve padişah tarafından veliaht gösterilen Şehzade başa geçer ve hükümdar olurdu ancak birinci Murat’tan sonra ülke hanedanın ortak malıdır .Anlayışının yerine ülke padişahın oğullarınındır anlayışı aldı .Böylece Osmanlı Devleti’ndeki hükümdarlık anlayışında çok önemli bir değişim yaşandı Fatih Sultan Mehmet çıkardığı kanun nağme ile birlikte kardeş katlini serbest bırakmış ve başa geçen padişahın devletin bekasını sağlamak ve taht mücadelelerinin önüne geçmek adına gerekli tüm önlemleri alabilmesine izin verilmişti .Ancak bu anlayış çok acı sonuçlara yol açtığı için 17 yüzyılda bir Ahmet’ten itibaren Ekber ve Erşet yani hanedanın en büyük akli melekeleri yerinde erkek evladının Osmanlı tahtına geçmesine karar verilmiştir .Daha sonra uygulanan Kafes sistemi ile birlikte en yaşlı en akıllı erkek üye tahta geçtiğinde diğer Şehzadeler kafes denilen evlerde hapis hayatına mahkum edilmiş .Bu da daha sonra başa geçen Osmanlı Sultanları’nın yeterli birikimi ve tecrübeye sahip olmamalarına yol açmıştı daha önce bilindiği gibi Osmanlı Şehzadelerin sancağa gönderilir ve sancakta aynı bir devlet yönetim işçisine bölgelerini yönetir ve iktidara gelmeden önce çok ciddi bir tecrübe edinirler di .Ancak Kafes sistemi ile birlikte Şehzadeler bu bilgi birikiminden mahrum kalmış bu da Osmanlı Devleti’nin yönetiminde çok ciddi sıkıntılar doğmasına yol açmıştır devlet yönetimine yeterince hakim olamayan padişahların üzerinde Saray kadınları ve sarayda görevli olan yetkililer baskı uygulamışlar bunun sonucunda da Osmanlı Devleti çok ciddi sıkıntılar yaşamıştır .Osmanlı şehzadeleri başlangıçta sancaklara gönderilirken bunların yanına Lala adı verilen tecrübeli devlet adamları konulurdu bu tecrübeli devlet adamları Şehzadelerin bir padişah gibi yetişmesine imkan tanırlar ve elden geldiğince tahta geçecek olan şehzadeleri Her anlamda geliştirmeye ve onları tecrübe sahibi haline getirmeye gayret ederlerdi .Osmanlı Devletinde padişah cülus töreni ile tahta çıkardı bu cülus törenlerinde özellikle yeniçerilere cülus bahşişi dağıtılırdı .Eğer bu bahşiş zamanında ve Gerektiği kadar dağıtılmazsa yeniçeriler sık sık ayaklanır ve padişahın üzerinde baskı uygular lardı. Osmanlı padişahlığı mutlak bir monarşide yani yasama yürütme ve yargı tamamı ile Padişahın elindeydi, ancak kanun Nizam Örf adet ve geleneklere uymak zorundaydı .Padişahlarda özellikle dini konularda alınacak kararlarda padişah şeyhülislama Danışır ve şey ustamdan fetva alınırdı yani dini konularda Osmanlı padişahın yetkileri sınırsız değildir .17-18 yüzyıla gelindiğinde ise asgari şartlar gereğince padişahın otoritesi ulema umera ve Yeniçeriler tarafından sınırlandırıldı .Özellikle yeniçeriler ve ulema bir araya gelerek sık sık isyanların doğmasına yol açtılar .Bu da birçok padişahın ülke yönetiminde yeterince Hatta bazı padişahlar bu uğurda hayatlarını da kaybettiler .Özellikle Genç Osman ve Üçüncü Selim bu padişahlar arasında sayılabilir bu padişahlar yapmaya çalıştıkları yenilikler karşısında yeniçerilerin isyanı ile karşılaşmış ve ne yazık ki hayatlarını kaybetmişlerdi.

Bu yazı 183 kere okundu.
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

Kategoriler
http://bilelimmi.com/bilelimmi-com-hakkinda/ http://bilelimmi.com/iletisim/