OSMANLI DEVLETİ’NİN SİYASİ VARLIĞINA YÖNELİK TEHDİTLER

Paylaş
 

OSMANLI DEVLETİ’NİN SİYASİ VARLIĞINA YÖNELİK TEHDİTLER

Osmanlı pastası: Dört milyon kilometre kare yüzölçümü ve yirmi milyon civarında nüfus.

Osmanlı Devleti, XIX. yüzyılda denge stratejisine yönelerek sorunların çözümünde diplomasi yöntemini tercih etti.

XIX. yüzyılda Dünya siyasetine ve ekonomisine hakim olan ve yönlendiren devletler İngiltere, Fransa, Rusya, Avusturya ve Hollanda’ydı.

Bu durumun oluşmasında Sanayi İnkılabı’nın yaygınlaşması ile devletlerin pazar ve hammadde arayışları etkili olmuştur.

 Ayrıca XIX. yüzyılda Fransız İhtilali, 1830 ve 1848 İhtilalleri Avrupa’da Mutlak Krallık rejimlerinin yıkılmasını, yerine halkın yönetimde söz sahibi olduğu Meşruti Monarşilerin kurulmasını sağlamışlardır. Toplumlarda ulusçu duyguların gelişmesine ortam hazırlaması, çok uluslu yapıya sahip imparatorlukların yıkılmasını hızlandırmıştır.

XIX. yüzyılın ikinci yarısına kadar bu eski ve güçlü devletler uluslar arası siyaseti yönlendiren en önemli devletler olsa da, yüzyılın ikinci yarısında dünya politikası izleyen yeni güçlü devletler kurulmuştur. XIX. yüzyılın ikinci yarısında milli birliklerini tamamlayan Almanya ve İtalya Avrupa siyasetinde yeni rekabetçi devletler olarak yer almıştır.

Osmanlı Devleti

Osmanlı Devleti siyasi ve askeri olarak zayıf olsa da sınırları yönüyle, Karadeniz, Akdeniz ve Kuzey Afrika gibi geniş,stratejik konuma sahipti.

Hem hammadde kaynağı  ve pazar konumunda olması ayrıca Boğazlar, Kıbrıs, Süveyş Kanalı gibi stratejik yerlere sahip olması Avrupa devletlerinin politikalarının belirlenmesinde Osmanlı topraklarının etkili olmasına neden olmuştur.

Osmanlı Devleti XIX. yüzyılda Avrupa devletleri arasındaki çıkar çatışmalarının etkisi altında kaldı. Bu çatışmalardan yararlanarak Osmanlı Devleti, İngiltere ve Fransa zorunlu kalınca da Rusya ile ittifaklar kurmuştur.

1878’den itibaren de Almanya ile ittifak zemini aranmıştır. Osmanlı Devleti’nin bu politikalarına Denge Politikası denir.  Fransa’da Napolyon 1804 tarihinde kendisini imparator ilan ettikten sonra

bütün Avrupa’yı hakimiyeti altına almak için Avusturya, İngiltere ve Rusya’ya karşı savaşlar açtı.  Napolyon Savaşları olarak da adlandırılan bu savaşlar 1815 yılına kadar devam etmiştir. Fransa bu savaşlarda yenilmiştir.  Fransa’da ortaya çıkan milliyetçilik akımından rahatsız olan Avrupa Devletleri ihtilal öncesi döneme geri dönmek yolunda politika izleyerek Fransadaki  Cumhuriyet yönetimi ile Avrupa monarşileri arasında savaşların başlamasına neden oldu. 1792 yılında başlayan ve ihtilal savaşları olarak bilinen bu mücadeleyi Napolyon daha da şiddetlendirdi.

Napolyon Savaşları sırasında bozulan Avrupa sınırlarını yeniden belirlemek,

Avrupa’nın siyasi dengesini ve geleceğini belirlemek amacıyla Avusturya, İngiltere, Rusya ve Prusya Viyana’da Kongre topladılar (1815).

Osmanlı Devleti bu kongreye katılmamıştır. Çünkü Rusya’nın Sırp İsyanı’nı gündeme getirip kongrede Osmanlı’nın aleyhine bağlayıcı kararlar aldırmasından çekindiği için katılmamıştır.

Kongreye Avusturya başbakanı Meternik başkanlık etmiştir. Bu kongrede Fransız İhtilalinin getirdiği fikirleri önlemek ve Avrupa siyasetini yönlendirmek amacıyla ‘‘Dörtlü İttifak’’ kuruldu. Avusturya, İngiltere, Prusya ve Rusya devletleri bu ittifakı oluşturdu.

Dörtlü İttifak, Avrupa’daki monarşik yapıyı korumak ve bölgelerindeki ulusçu isyanları birlikte bastırma kararını almıştır.

Bu kararlara Meternik Sistemi ya da Yeni Düzen veya Restorasyon Dönemi denir.

Viyana Kongresinde Avrupa’nın siyasi haritası yeniden şekillendirildi. Fakat bu sınırlar belirlenirken ırk, din ve dil unsurları göze alınmadığından istenen barış ortamı yakalanamamıştır. Bu da Avrupa’da 1830 ve 1848 ihtilallerinin çıkmasına zemin hazırlamıştır.

1815 Viyana Kongresi’nde Dörtlü İttifak Devletleri Avrupa’dan çıkacak ulusçu isyanları beraber bastırma kararı almışlardır. Ancak Osmanlı Devleti’nde çıkan Rum İsyanına Avrupa devletleri destek olmuşlardır. Navarin’de Osmanlı donanmasını yakmışlardır. Bu durum; kararların eşit uygulanmadOsmanlı toprakları Avrupa’nın doğrusunda olduğu için, Osmanlı topraklarının paylaşılması konusu kısaca “Şark Meselesi” (Doğu Sorunu) olarak adlandırılmıştır.

ığını göstermiştir. Rum isyanında Avusturya tarafsız kalmıştır.

Bu politikanın ya da projenin genel olarak amacı; Osmanlı’yı önce Avrupa’dan daha sonra da sırasıyla Balkanlardan ve Anadolu’dan atmaktır. Meselenin köklerine inildiğinde Malazgirt (1071) Savaşından itibaren başlayan bu süreç, Türklerin balkanlara yerleşmenin onları çıkarmak için Haçlı Seferlerinin düzenlemesi, 1863 yılındaki Osmanlı Devlet’nin II. Viyana kuşatmasındaki yenilgiyle gelişen bir durumdur.

 

1878 Berlin Kongresi’ne kadar Osmanlının toprak kaybı en çok Rusya’nın işine yarayacağından diğer Avrupa devletleri Osmanlı toprak bütünlüğünün korunması amacını taşıdılar.

1870’te İtalyan milli birliğinin kurulması, 1871’de ise Alman milli birliğinin kurulması, Avrupa’daki dengeleri kökten değiştirmiştir. Almanya ve İtalya’nın yayılmacı politikaları; İngiltere ve Fransa’yı Rusya ile yakınlaşmaya yönlendirmiştir.

Bunun sonucunda İngiltere, 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı (93 Harbi) sırasında ve sonrasında Osmanlı toprak bütünlüğünü koruma politikasından vazgeçmiştir. Bu tarihten itibaren İngiltere, Fransa ve Rusya Şark Meselesi planını birlikte uygulayarak Osmanlı’yı Balkanlardan atma politikası izlemeye başlamışlardır. Bu durum, Osmanlı-Alman yakınlaşmasının daha da artmasına neden olmuştur1878-Berlin Antlaşması ile Balkanlarda hakimiyeti zayıflayan Osmanlı Devleti, 1912’deki Balkan Savaşı sonucunda Balkanlardan çıkartılmıştır.

1914-1918 yılları arasındaki I. Dünya Savaşı’nın ardından Osmanlı Devleti’nin Anadolu toprakları işgal edilmiş ve 1920’de imzalanan Sevr Antlaşması ile Osmanlılar Anadolu’dan da atılmak istenmiştir. Fakat Türk Kurtuluş Savaşı’nın başarılı olması ve yeni kurulan Türkiye Devleti’nin Lozan Antlaşması’nı imzalaması, Anadolu’dan Türklerin atılmasını engellemiştir.

Rum İsyanı ve Yunanistan’ın Kurulması (1820-1829)

 

Rumların Osmanlı Devleti içinde öteden beri özel bir yeri vardı. Rumlar çoğunlukla, Mora, Ege Adaları ve Teselya bölgelerinde yerleşmişlerdir.

AYRICALIKLARI

1.Rumların, ticaret ve gemi taşımacılığı, bankerlik ve benzeri işlerle uğraşan kesimi bir hayli zenginleşmiş ve Batıyla da sürekli ilişki içinde olabilmişti.

2.Rum aileleri, devletin bazı önemli makamlarına gelebilmişlerdir.

Bunlar, dış politikada tercümanlık vazifesini uzun yıllar ellerinde tutmuşlardır.

3.Eflak ve Boğdan (Romanya) gibi özerk prensliklerin başlarına da (Voyvoda / prens) olarak atanmışlardır.

4.Fener Rum Patrikhanesinin varlığı.

NE OLDU?

NİÇİN İSYAN ETTİLER?

Fransız İhtilali’nden etkilenen Rumlar, Megali İdea adını verdikleri düşünce çevresinde bir araya gelerek isyan hazırlıklarına başladı. Bu düşüncenin temelinde Bizans’ı yeniden diriltme ülküsü yatmaktaydı. Yeni Çağ’da ortaya çıkan Hümanizm ve Rönesans hareketleriyle Avrupa’nın aydınları, eski Yunan kültürüyle temas edince Avrupa’da Yunan hayranlığı ortaya çıkmaya başladı.

Venedik ve Cenevizlilerin denizcilik alanındaki faaliyetleri sonlanınca onların yerini Yunanlı denizciler almaya başladı. Bu durum Yunanlıların Avrupa kültür ve medeniyetini tanımalarını sağladı.

Bunların yanı sıra Rusya, Rumların bağımsızlık duygularını harekete geçirmek için faaliyetlere başladı. Rusların asıl amacı Osmanlı Devleti’nin Balkan Yarımadası üzerindeki etkinliğini kırmaktı.

Osmanlı-Rus Savaşları sırasında Rumları ve Ortodoks tebaayı isyana kışkırtmak amacıyla Filiki Eterya Cemiyeti (Etniki Eterya) 1814’te Odesa’da kuruldu.

Rumlar Rus çarının destekleriyle Filiki Eterya Cemiyeti, Osmanlı topraklarında eski Bizansı tekrar kurmak amacıyla isyanlar çıkarmaya başladı.

Önce Eflak Boğdan da isyan çıktıysa da başarılı olamamıştır. Daha sonra 1821’de bu cemiyetin faaliyetleriyle Mora yarımadasında isyan çıkartılmıştır. Bu isyan hızla büyüdü ve Osmanlı hükümeti bu isyanı bastıramadı. II. Mahmut isyanı bastırmak için Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa’dan yardım istedi. Mehmet Ali Paşa’nın gönderdiği Mısır donanması ve Osmanlı donanmaları Mora’ya asker çıkardı. Bu duruma Avrupa devletleri karşı çıktı. Bu isyanda Avrupa’dan birçok insan gönüllü olarak Osmanlı’ya karşı savaşmıştır.

Yunan isyanının bastırılması üzerine İngiltere, Fransa ve Rusya’yı, Mehmet Ali Paşa gibi güçlü valinin Doğu Akdenizde yeni bir yer edinmesi rahatsız etti.

İngiltere, Fransa ve Rusya aralarında anlaşarak Osmanlı Devleti’nden Yunanistan’a özerklik verilmesini istediler. Osmanlı Devleti bu durumun iç işlerine karışma anlamına geldiği için bu teklifi red etmiştir.

Bunun üzerine İngiltere, Rusya ve Fransa isteklerini zorla kabul ettirmek için Navarin Limanındaki Osmanlı- Mısır donanmalarını yaktılar (1827).

 Osmanlı Devleti, gemilerinin yakılması uluslararası hukuka aykırı olduğunu iddia ederek tazminat istedi ise de kabul ettiremedi.

Rusya da bu durumdan yararlanarak Osmanlı Devleti’ne savaş açtı. Yeniçeri ocağı yeni kaldırıldığından (1826) Osmanlı Devleti’nin Rusya ile savaşacak askeri gücü zayıftı. Rusya bu durumdan faydalanarak hem batıdan Edirne’ye kadar, hem de doğudan Erzurum’a kadar Osmanlı topraklarına girdi.

Osmanlı Devleti bu ağır şartlar karşısında barış istemek zorunda kaldı. 1829 Edirne Antlaşması imzalandı.

Ruslarla yapılan Edirne Antlamasına göre;

a.Yunanistan bağımsız olacak,

  1. Prut Nehri, Osmanlı Devleti ile Rusya arasında sınır olacak,
  2. Rus ticaret gemileri Boğazlardan serbestçe geçebilecek,
  3. Osmanlı Devleti savaş tazminatı ödeyecek,
  4. Sırbistan’a muhtariyet verilecek.

3 Şubat 1830’da Londra’da yapılan görüşmelerde Yunanistan Krallığı resmen kuruldu.

Yunanistan (Mora) Osmanlı’dan bağımsızlık kazanan ilk azınlık unsur olmuştur. Bu durum azınlıkların isyanlarını daha da hızlandırmıştır.

Ayrıca Mora’nın elden çıkması, Osmanlı Devleti’nde Mehmet Ali Paşa (Mısır) isyanına da ortam hazırlamıştır.

Edirne Antlaşması’nın imzalanmasından sonra 1830 yılında Fransa Akdeniz’de üstünlüğünü arttırmak adına Cezayir’i işgal etmiştir.

1839 Tanzimat Fermanı’nın ilanı ile Osmanlı’nın İngiltere ve Fransa’ya yönelmesi Çar I. Nikola’nın hoşnutsuzluğunu son aşamaya getirdi. Rus Çarı I. Nikola Osmanlı Devleti’ni bölmeye ve karar verdi.

 1848 İhtilalleri Fransa başta olmak üzere Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ve Prusya’nın siyasi açıdan iç yapılarını sarsmıştı. İngiltere, bu süreçte Osmanlı

Devleti’nin toprak bütünlüğünden yana oldu. İngilizler, Rusya’nın 1853’te Osmanlı Devleti’ni paylaşma teklifi reddetti. Çünkü Ruslar’ın Doğu Akdeniz’e yerleşerek sömürge yollarının güvenliğini tehlikeye atacağını düşünüyorlardı.

Bunun üzerine Rus Çarı Osmanlı Devleti hakkında tek başına hareket etme kararı aldı.

Hareket noktası ise Kutsal Yerler Sorunu’ydu.

 

HASTA ADAM:OSMANLI DEVLETİ

“Kollarımız arasında hasta bir adam var. Çok hasta. Size açıkça söylemeliyim ki gereken bütün tedbirleri almadan önce onu günün birinde kaybetmemiz büyük

felâket olacaktır.

Osmanlı Devleti ansızın ölebilir. Bu takdirde üzerimizde kalacaktır, ölüleri diriltemeyiz.

Osmanlı Devleti ölünce bir daha dirilmemek üzere ölecektir. İşte bunun içindir ki size soruyorum:

Böyle bir olay karşısında karışıklık, anarşi ve hatta bir Avrupa harbiyle

karşılaşmaktansa önceden tedbirler almak daha akıllıca bir hareket olmaz mı?”

Megali İdea ve Pontus İddiaları

Megali idea, bağımsız Yunanistan’ın ya da “Büyük Yunanistan’ın, Bizans İmparatorluğu’nun Yunanlılık adı altında kurulmasını öngören bir anlayıştır.

Yunanlıların Megali İdeası; İstanbul’un merkezini oluşturduğu Bizans – Yunan İmparatorluğu’nun canlandırılması, Doğu Roma İmparatorluğunun topraklarının Yunan Krallığı’na katılması düşüncesidir. Yunanistan başbakanı Venizelos Ege Denizini merkez alarak büyük Yunan – Bizans hedeflemiştir.

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazı 43 kere okundu.
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

Kategoriler
http://bilelimmi.com/bilelimmi-com-hakkinda/ http://bilelimmi.com/iletisim/