OSMANLI DEVLETİNİN DEMOKRATİKLEŞME SÜRECİ

Paylaş
 

OSMANLI DEVLETİNİN DEMOKRATİKLEŞME SÜRECİ

  • Osmanlı Devleti’nin kısa bir sürede hızla genişlemeye ve büyümeye başlaması Devletin sıkı bir merkeziyetçilik ile yönetilmesini gerekli kıldı.
  • Merkeziyetçi yapı devletin son dönemlerinde zayıfladı.
  • yüzyılın ikinci yarısından itibaren Osmanlı eyaletlerinde mali, idari ve askerî kanunların oluşturduğu zeminin etkisiyle âyan adı verilen zengin bir zümre, gücünü artırdı.
  • Mahmut’un tahta çıktığı zaman devlet otoritesi sadece başkent İstanbul ve çevresiyle sınırlı bir hâldeydi. II. Mahmut, merkezde siyasi gücü artan Alemdar Mustafa Paşa’yı sadrazamlığa getirdi.
  • Alemdar Mustafa Paşa devlet otoritesinin yeniden tesisi için her şeyden önce asayişin sağlanmasını gerekli gördü ve işe İstanbul’dan başladı.
  • Boğaz Yamakları Ocağı kaldırıldı, ardından da Yeniçeri Ocağının muhasebesini teftiş vesilesiyle yeniçeri zorbaları öldürüldü veya sürgüne gönderildi.
  • Böylece İstanbul’un asayişi sağlandı.
  • Anadolu ve Rumeli’deki karışıklıklar, terör faaliyetleri, derebeyi veya

         âyanların merkezî otoriteyi tanımama durumları ise devam ediyordu.

  • Alemdar Mustafa Paşa, taşrada yok olan merkezî otoriteyi tekrar tesis

      etmek amacıyla âyanlarla anlaşma yoluna giderek âyanları İstanbul’a çağırdı.

  • Amacı merkez ile taşra arasında bir uzlaşma sağlamak, âyanlara hak ve görevler vererek resmiyet kazandırmak, böylece devletin dağılma tehlikesini önlemekti.
  • Âyanlarla anlaşma yolunun seçilmesinin sebeplerinden biri de her birinin yeterli güce sahip olmalarıydı.
  • Âyanlar İstanbul’a davet Âyanlar güçlerini ispatlarcasına İstanbul’a

       kendi askerleriyle birlikte gelip şehrin dışında konakladılar.

  • Alemdar Mustafa Paşa gibi birinin Sadrazamlık makamında olması, birçok

âyan ve ağanın davete itaat etmesinde etkili oldu.

  • Bulgar âyanları ve Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa, Alemdar’ı rakip gördükleri için davete katılmadılar.
  • Sadrazam Alemdar Mustafa Paşa yaptığı konuşmada, Yeniçeri Ocağının yeniden düzenlenmesi gerekliliği üzerinde durdu ve siyasi birlik mesajı verdi.
  • Öneriler oturuma katılanlar arasında tartışıldı ve alınan kararlar “Sened-i İttifak” adı verilen belgeye yazılarak imzalanıp mühürlendi.
  • Toplantıya katılan âyanlardan sadece dördü bu belgeyi imzaladı. Diğerleri çıkarlarının zedeleneceği korkusu ile belgeyi imzalamadı. Sultan II. Mahmut bu senedi mevcut durumun kötü olmasından dolayı istemeyerek de olsa imzaladı.

Sened-i İttifak’ın Bazı Maddeleri

  • Âyanlar padişahın emirlerini yerine getirerek ona sadık kalacaklardı.
  • Âyanlar, eyaletlerden devletin asker almasına karşı gelmeyeceklerdi.
  • Hazine gelirlerinin toplanması devletin koymuş olduğu kanun ve hükümlere göre yapılacaktı.
  • Sadrazamın kanun ve ittifaka uygun olarak vereceği emirlere itaat edilecek, uygun olmayanlara

birlikte karşı çıkılacaktı.

  • Âyanlar da devlet adamları gibi anlaşmaya uyacaklardı. Karşı koyan olursa bütün âyanlar

hep birlikte onu engelleyeceklerdi.

  • İstanbul’da Yeniçeri Ocağı ve diğer ocaklarda isyan çıkarsa âyanlar emir beklemeksizin

gelip isyanı bastırmaya çalışacaklardı.

  • Padişah âdil ve eşit vergi alacak, aşırı vergi konmayacaktı.
  • Ek maddeye göre de her yeni sadrazam ile şeyhülislam bu senedi imza etmekle yükümlü olacaktı.
  • Bununla birlikte Senedi İttifak’ın meşru olduğuna dair şeyhülislam bir fetva
  • Devlet ile tebaa arasında yapılan ve bir çeşit anlaşmaya benzeyen “Sened-i İttifak”, Osmanlı tarihinde örneği olmayan bir belgedir.
  • Devlet, Anadolu’da ve Rumeli’de kendi kendine güçlenmiş ve bir bakıma özerkliğini ilan etmiş olan âyanların varlıklarını, bu senetle kabul edip hukuki hâle getirdi. Bu belge ile bazı yetkilerinden zorunlu olarak vazgeçmesiyle padişahın yetkileri sınırlandırıldı.
  • Bundan dolayı II. Mahmut, bu senedin yapılmasını günün koşulları gereği zorunlu olarak kabul etti.
  • Sened-i İttifak’ın arkasındaki gerçek güç olan Alemdar Mustafa Paşa, 15 Kasım 1808’de yeniçeriler tarafından çıkarılan isyan sonucu öldürüldü.
  • Böylece Sened-i İttifak etkisini yitirdi. Bu tarihten itibaren göreve başlayan hiçbir sadrazam ve şeyhülislam Sened-i İttifak’a imza atmadı.
  • Tanzimat, Sultan Abdülmecit Dönemi’nde 1839 Tanzimat Fermanı’nın ilanı ile başlayan 1876 Meşrutiyet’in ilanı ile sona eren döneme
  • Kavram olarak Tanzimat, Türk siyasi, idari, iktisadi ve sosyal hayatında topyekûn bir değişmeyi ve yeniden yapılanmayı ifade
  • Tanzimat, Osmanlı Devleti’ne Batılı anlamında bir düşünce ve yönetim şekli getirmek için Avrupa’dan esinlenerek yapılan programlı bir yenilik ve kültür hareketidir.
  • Mahmut modern bir Osmanlı Devleti oluşturma yönünde büyük çabalar harcamış ancak tam bir başarı sağlayamamıştır.
  • Mahmut’un hükümdarlığının son yıllarına doğru devletin iç ve dış nedenlerle dağılma tehlikesi ile karşılaşması üzerine devleti bu durumdan kurtarmak için bir çare olarak düşünülmüştür.
  • Tanzimat Fermanı’nın başlıca amaçları, devlet içerisindeki halkın bir kısım haklarını genişletmek, Müslüman ve Hristiyan toplumları siyasi yönler-den birbirine yaklaştırmak ve Avrupalı devletlerin azınlıkları bahane ederek Osmanlı Devleti’nin iç işlerine karışmasını engelleyerek iç barışı ve bütünlüğü sağlamaktı.

Tanzimat Fermanı ile Kabul Edilen Maddeler

  • Kanun önünde herkes eşit sayılacaktı.
  • Vergiler herkesin gelirine göre toplanacaktı.
  • Hiç kimseye yargılanmadan ve sorgulanmadan ceza verilmeyecekti.
  • Mahkemeler herkese açık olarak yapılacaktı.
  • Kişilere mülkiyet hakkı tanınacaktı.
  • Askerlik işleri düzene sokulacaktı.
  • Müsadere usulü kaldırılacaktı.
  • Ayrım yapılmaksızın bütün Osmanlı vatandaşlarının can, mal

     ve namus güvencesi devlet tarafından sağlanacaktı.

  • Tanzimat Fermanı’nın ilan edilmesinden sonra, Sultan Abdülmecit, bu fermanın şartlarına uyacağına dair ant içti. Böylece Osmanlı tarihinde “Tanzimat Dönemi (1839-1876)” başladı.
  • Tanzimat Dönemi, merkeziyetçi bir yönetim ve bürokrasi dönemiydi.
  • 3 Kasım 1839’da Mustafa Reşit Paşa Tanzimat Fermanı ile ülkenin problemlerini dile getirdi sonra memleketin iyi idaresi için de yeni kanunların yapılmasının gerekli olduğunu belirtti.
  • Anayasal yönetim ve demokratikleşme yolunda önemli bir adım atılmış oldu. Tanzimat Fermanı ile Avrupalı devletlerin iç işlerine müdahale etmesinin önüne geçilmeye çalışılmışsa da Avrupalı devletlerin elçileri fermandaki bazı maddeleri kullanarak Osmanlı Devleti’nin iç işlerine müdahale ettiler.
  • Islahat Fermanı, Kırım Savaşı’nda Osmanlı Devleti’ne yardım eden İngiltere, Fransa ve Avusturya’nın isteklerini karşılamak üzere hazırlanmıştı. Fermanın hazırlanmasında bu devletlerin elçilerinin büyük baskıları olmuştu.
  •              Tanzimat Fermanı’nın vaat ettiği reformları gerçekleştirecek kanun ve nizamların yapılmamış, yapılanların da uygulanmamış olmasından şikâyetçi olmuşlardı. Bu elçiler, Rusya’nın emellerini önlemek amacıyla bu fermanın hazırlanmasını istemişlerdi.
  •               Tanzimat kurallarını tekrarlayan, açıklayan ve genişleten bir ferman hazırlandı. Islahat fermanı, Tanzimat Fermanı gibi Osmanlı Devleti’nde yapılacak yeni bir düzenin prensiplerini ve genel hatlarıyla programını içermekteydi.

Belge, Tanzimat Fermanı’ndaki temel haklar güvencesine eşitlik esaslarını eklemekte ve yirmi noktada Hristiyanlarla Müslümanlar arasında eşitlik sağlamayı  amaçlamaktaydı.

Islahat Fermanı’nda Hristiyanlara yeni haklar tanındı.

Hristiyanlar, Müslümanların düzeyine getirilerek halkın kaynaşması sağlanmaya çalışıldı.

Islahat Fermanı ile Getirilen İlkeler

  • Bütün uyruklar için dinî ibadet ve törenlerin yapılması serbesttir.
  • Hristiyanların da Müslümanlar kadar güvenli yaşama hakkı vardır.
  • Hristiyanların dinî nitelikteki bütün hak ve ayrıcalıkları aynen korunacaktır.
  • Şehir ve kasabalarda bulunan kilise, manastır, mezarlık, okul ve hastane gibi yerlerin tamiri

ve yeniden yapılanmasına izin verilecektir.

  • Gerek kamuda gerek özelde Hristiyanları küçültücü, Müslümanlara oranla fark gözetici,

hakaretamiz muamelede bulunulmayacak ve söz söylenilmeyecektir.

  • Bütün memurluklar ve okullar herkese açık olacaktır.
  • Bütün uyruklar eşit ve serbest bir şekilde ticari ve ekonomik faaliyette bulunabilecektir.
  • Müslümanlarla Hristiyanlar arasındaki ticaret ve cinayet davalarına karma mahkemeler

 bakacak ve herkes kendi dinine göre yemin edecek, mahkemelerde şahitlik konusunda eşitlik

sağlanacaktır.

  • Müslüman olmayanlar da askere alınacaktır.
  • Müslüman olmayanlar da yerel meclislerde temsil edilecektir.
  • Bütün uyruklar için vergi eşitliği sağlanacaktır.
  • İltizam sistemi kaldırılarak vergiler doğrudan alınacaktır
  • Fermanın amacı bütün toplulukları dil, din, ırk ayrımı gözetilmeden kaynaştırmak ve bir Osmanlı toplumu meydana getirmekti ancak Islahat Fermanı, konu olarak sadece Müslüman olmayan ulusların ayrıcalıklarını genişletmiş, Müslüman halk için yeni bir hak getirmemiştir.
  • Bu nedenle Islahat Fermanı, Müslümanlar tarafından olumlu karşılanmadı.
  • Hristiyanlar ise Islahat Fermanı’nı kendilerine askerlik yükümlülüğü getirdiği için olumlu karşılamadılar. Zira yurttaşlık duyguları olmadığından askerliği iş ve güçlerine engel olacak bir yük olarak görmekteydiler.
  • Devlet içinde bu tepkilerle karşılanan Islahat Fermanı, uygulamada da birçok güçlüklerle karşılaştı. Bu nedenle de bazı hükümleri kâğıt üzerinde kaldı.
  • Gerçekte Islahat Fermanı, Tanzimat Fermanı’nın genişletilmiş bir şekliydi ancak
  • Tanzimat, ülkenin içine düştüğü kötü durumdan kurtarılması için Osmanlı devlet adamları tarafından dış etki olmadan hazırlanmıştı.
  • Islahat Fermanı ise yabancı devletlerin baskısı sonucunda düzenlenmiş ve ilan edilmişti.
  • Osmanlı Devleti bu fermanı kendiliğinden ilan etmiş görünmekle sadece şekil yönünden hükümranlık onurunu kurtarmış bulunuyordu.
  • Aslında ise Hristiyan toplulukların himayesi, Avrupa devletlerinin eline geçmiş oluyordu. Bu tarihten sonra, Paris Antlaşması’ndaki, “Osmanlı Devleti’nin iç işlerine karışılmayacak” maddesine rağmen 1856-1876 yılları arasında Islahat Fermanı’na dayanan yabancı devletler, Osmanlı Devleti’nin iç işlerine daha çok karışmaya başladılar. Eflak ile Boğdan’ın birleşmesi ve Sırbistan’a verilen ayrıcalıkların artması bunun örnekleridir.
  • DERS KİTABI SORU- CEVAPLARI
  • Sened-i İttifak maddelerinden hangileri padişahın mutlak otoritesini sarsmıştır? 156
  • Cevap: Sadrazamın kanun ve ittifaka uygun olarak vereceği emirlere itaat edilecek, uygun olmayanlara birlikte karşı çıkılacaktı.
  • Osmanlı Devleti’nde Tanzimat Fermanı’ndan önceki kişisel hak ve özgürlükler konusunda araştırma yaparak arkadaşlarınızla paylaşınız.157
  • Cevap: Tanzimat Fermanı’ndan önce kişisel hak ve özgürlükler kısıtlıydı. Örneğin, herkes kanun önünde eşit değildi, vergiler insanların gelirine göre toplanmıyordu, mahkemeler herkese açık değildi, müsadere sistemi vardı.
  • Tanzimat Fermanı ile Islahat Fermanı arasındaki farkları araştırınız.158
  • Cevap: Osmanlı Devleti son dönemlerinde ülkenin gerilemesini durdurmak ve oluşan Batı akımı çerçevesinde yenilikçi önlemler almak adına iki adet önemli ferman yayımlanmıştır. Bunlar, Tanzimat Fermanı ve Islahat Fermanı’dır. Her iki ferman da düzenleme ve geliştirme amacı taşıdığından aralarında büyük farklar bulunmamaktadır.
  • Tanzimat Fermanı bizzat Osmanlı yöneticisi olan Mustafa Reşid Paşa tarafından hazırlanmış ve onaya sunulmuştur. Islahat Fermanı ise Osmanlı yöneticisi Ali Paşa eşliğindeki İngiliz ve Fransız heyet tarafından hazırlanmıştır.
  • Tanzimat ile halkın güvenliği, adalet ve askeri konular ele alınırken,
  • Islahat Fermanı daha fazla azınlık haklarına değinmektedir.
  • Tanzimat Fermanı Müslüman çoğunluğu esas alarak ortaya koyulmuşken,
  • Islahat Fermanı azınlık temellidir.
  • Tanzimat Dönemi, Meşrutiyet rejiminin kurulabilmesini
  • sağlayan şartları, zümreyi ve havayı oluşturdu.
  • Meşrutiyet’in ilanını isteyen ve kendilerine
  • “Genç Osmanlılar” diyen bir grup aydın 1865 tarihinde
  • İstanbul’da “Genç Osmanlılar Cemiyeti”ni
  • Şinasi, Namık Kemal, Ali Suavi, Ziya Paşa, Agâh Efendi
  • bu çatı altında, padişahın mutlak otoritesine karşı ilk
  • muhalefeti oluşturdular.
  • Genç Osmanlıların temel amacı mutlak monarşi yerine
  • anayasal bir monarşi kurmak yani padişahın yetkilerini
  • halkın temsilcilerinden oluşan bir meclis ile sınırlandırmaktı.
  • Kanun-i Esasi’nin Bazı Maddeleri
  • Osmanlı Devleti bir bütündür, hiçbir sebeple ayrılık kabul etmez.
  • Osmanlı saltanatı ve halifeliği hanedanın büyük oğluna aittir.
  • Mebusan Meclisi dört yılda bir seçilir.
  • Meclisi açma ve kapama yetkisi padişaha aittir.
  • Savaş ve barışa padişah karar verir.
  • Meclisin aldığı kararlarda son söz padişaha aittir.
  • Hiç kimse kanunun belirttiği sebepler dışında başka bir bahane
  • ile cezalandırılamaz.
  • Basın, kanunlar çerçevesinde hürdür.
  • Halkın mülkiyetine ve meskenine dokunulamaz.
  • Müsadere ve angarya yasaktır.
  • Memuriyetlere tayin, usulüne göre ve ehliyet ile liyakat esasına göre yapılır.
  • Her memur vazifesinden sorumludur. Memur, kanuna aykırı emirler verilmesi
  • hâlinde âmire itaat ederse sorumluluktan kurtula
  • Kanun-i Esasi’ye göre haklar ve hürriyetler açısından bütün Osmanlı vatandaşları kanun önünde eşittir.
  • Burada din ve ibadet özgürlüğüne geniş yer verilirken düşünce özgürlüğü ile ilgili herhangi bir düzenleme göze çarpmamaktadır.
  • 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı’nda (93 Harbi) Osmanlı Devleti’nin başarısızlıklar ile birlikte yiyecek sıkıntısı halkın huzurunu kaçırmıştı. Osmanlı yönetimi yoğun eleştirilerin odağı hâline geldi.
  • Abdülhamit ayrılıkçı mebusların faaliyetlerini ve 93 Harbi’ni gerekçe göstererek Kanun’un kendisine verdiği yetkiyle Meclisi feshetti (13 Şubat 1878).
  • Meşrutiyet’in ilanından önceki süreçte iç ve dış birçok olumsuzluk yaşanmıştır. Bu
  • Olumsuzlukların en büyüğü 1878 Berlin Antlaşması’yla Sırbistan, Karadağ ve Romanya’nın
  • Osmanlı Devleti’nden ayrılmasıdır. Bunun yanında Kars-Ardahan-Batum’un Rusya’ya
  • verilmesi, Kıbrıs’ın ayrı bir antlaşmayla İngiltere’ye verilmesi Osmanlı topraklarının hızla
  • Küçülmesine sebep olmuştur.
  • Fransızların 1881’de Tunus’u, İngilizlerin 1882’de Mısır’ı işgal etmesi Osmanlı Devleti’nin Akdeniz’deki hâkimiyetine büyük darbe vurmuştur.
  • Avrupalı devletlerin Osmanlı Devleti’nin kendilerine olan borçlarını almak için 1881’de Düyûn-u Umumîye’yi (Genel Borçlar İdaresi) kurmaları devleti ekonomik olarak kötü etkilemiştir.
  • Osmanlı Devleti’ni ayakta tutmak için otoriter bir rejim uygulayan II. Abdülhamit’e karşı olan muhalefet gün geçtikçe büyüdü.
  • Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu siyasi, sosyal ve ekonomik zorluklar bu devletlerin
  • işini kolay İçte ve dışta huzursuzluk devam ederken İngiliz Kralı III. Edward (Edvırt) ile Rus Çarı
  • Nikola’nın Reval Görüşmeleri gerçekleşti (9-10 Haziran 1908).
  • Reval Görüşmeleri’nde Rusya ile İngiltere’nin Osmanlı topraklarını paylaştıkları haberi kısa sürede duyuldu.
  • Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu tehlike ve çözümsüz durum İttihat ve Terakki
  • yöneticilerini ve Türk subaylarını harekete geçirdi.
  • İttihat ve Terakki’ye göre devleti kurtaracak tek yol II. Abdülhamit’in tahttan
  • indirilmesi ve meşrutiyet rejimine geçilmesiydi.
  • Osmanlı Devleti’nin sonunun geldiği iddiaları artınca Kolağası Niyazi ve Enver Beyler Selanik ve Manastır’da ayaklanma çıkardılar. Bu olay Meşrutiyet’in ilanını sağlayan adımlardan biri oldu. Makedonya’daki olaylar gittikçe büyüyerek halkın ve III. Ordu’nun katıldığı genel bir isyan hâlini aldı. Bunun üzerine İttihat ve Terakki Cemiyeti Selanik’te harekete geçti.
  • 1908’de padişaha bir telgraf çekerek Kanun-i Esasi’nin derhâl yürürlüğe konulmasını ve meclisin açılmasını, bu yapılmadığı takdirde daha kötü olayların meydana gelebileceği bildirildi.
  • Abdülhamit olayların büyümemesi ve devlet otoritesinin yeniden tesis edilmesi amacıyla
  • meşrutiyeti yeniden ilan etti (24 Temmuz 1908).
  • laştırmıştı.

 

Bu yazı 159 kere okundu.
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

Kategoriler
http://bilelimmi.com/bilelimmi-com-hakkinda/ http://bilelimmi.com/iletisim/