OSMANLI DEVLETİ’NDE MODERN ORDU TEŞKİLATI

Paylaş
 

OSMANLI DEVLETİ’NDE MODERN ORDU TEŞKİLATI

  • Avrupa’da ortaya çıkan ulus devletler, siyasi ve askerî güç olarak çok uluslu devletler için önemli bir tehdit oluşturdu.
  • Çok uluslu devletler anayasal sistem, vatandaşlık, zorunlu temel eğitim, zorunlu askerlik ve nüfus sayımlarında düzenlemeler yaparak çok uluslu devlet yapısını korumaya çalıştı.
  • Ulus devlet modelinin en temel özelliklerinden biri olan

   zorunlu askerlik sisteminin başlangıcı Fransız İhtilali’ne dayanırken,

  • Modern ordu kurma fikri XVI. yüzyılda Niccolo Machiavelli

(Nikola Makyavelli) tarafından ortaya atıldı.

  • Fransız devrimcileri, 18. yy öncesindeki soylu subaylar ve çapulcu erlerden  oluşan ordular yerine, subayları yetişmiş profesyonel askerlerden oluşan ordular getirmişlerdi.
  • Devrimcilerin keşfettikleri yeni askeri sistem “topyekun savaş, ulusal kaynakların seferber edilmesi ve zorunlu askerlik” Böylece zorunlu askerlik yurttaşların eşitliği ilkesini getirmişti.
  • Modern Çağ’da, savaşların artık hükümdar adına değil, herkesin var olması adına yapıldığı ileri sürülmüştür.
  • Fransız İhtilali’nden sonra “Vatan tehlikede ve halkın tamamı vatan savunmasından sorumludur.” biçiminde oluşan söylemler yeni bir ordu anlayışını da beraberinde getirdi.
  • Ulus kavramı ile birlikte “millî ordu” kavramı ulus devlet modelinin ayrılmaz bir parçası hâlini aldı.
  • Millî bir devlet kurma fikri, zorunlu askerliğe dayalı millî bir ordu kurma fikrinin doğmasına sebep oldu.
  • yüzyıl başlarında kral için değil

     vatan için savaşan yeni ordu anlayışı,      Napolyon’un başarılarının temel nedeni sayıldı.

  • Ulus devletler zorunlu askerlikle

    güçlü bir ordu kurmayı hedefledi ve aynı zamanda farklı statülere bölünmüş topluluktan

    eşit vatandaşlığa geçişi sağladı.

  • Vatandaşlar anayasa önünde eşit hak ve    görevlere sahip Bu sayede bireyin kendini      yaşadığı devletle özdeşleştiren vatandaşlara dönüştürülmesi amaçlandı.
  • Devlete bağlı bir okul sistemi geliştirerek zorunlu temel eğitim uygulamasına gitmek ulus devletlerin

başvurduğu temel araçların başındadır.

  • Bir diğer önemli araç, zorunlu askerliktir.
  • Bu sisteme göre ordu “milletin okulu” olarak değerlendirilir ve orduya bir “medenileştirme misyonu” yüklenir.
  • Orduda askerlere devletin resmi dili, okuma yazma, devletin temel değerleri, vatandaş olmanın gerekleri öğretilerek bir çeşit vatandaşlık eğitimi verilir.
  • Osmanlı Devleti gibi farklı etnik grupları ve dinleri barındıran devletler de ulusal bağımsızlık hareketlerini önlemek ve devletin birliğini sağlamak için zorunlu askerlik sisteminden yararlandılar.
  • Bu uygulamayı “medenileştirme” aracı olarak da kullandılar.
  • Çıkan isyanları bastırmak seferberlik kararnamesi ilan edildi. Kararnameye göre her Fransız erkek, asker kabul edildi.
  • Bekâr delikanlılar cephede savaşırken evliler silah imalatında ve cepheye nakil işlerinde çalışacaktı. Kadınlar asker elbisesi dikimi ve çadır yapımıyla uğraşacaktı.
  • Bu kararname ile zorunlu askerlik uygulanmaya başlandı. Sağlık sorunu olmayan bütün genç erkekler asker sayıldı.
  • Fransa’da ortaya çıkan zorunlu askerlik uygulaması Avrupa devletlerinde hızla yayılmaya başladı.
  • Askerlik; milliyetçilik ve vatan sevgisi temeline oturtuldu.
  • Avrupalı devletlerin ordularında ordu komutanlarının teşkilatçı yapıları güçlendirildi ve askerlere mutlak itaat disiplini öğretildi.
  • Fransa’da ortaya çıkan zorunlu askerlik uygulaması tüm bu çalışmalarla Avrupa’da zirveye ulaştı.
  • Nizam-i Cedid
  • Selim döneminde Avrupa eğitim yöntemlerine göre kurulan asker ocağıdır. Yeniçeri Ocağı’nın ve halkın tepkisini çekmemek için Nizam-ı Cedit’in İstanbul’un korunması amacı ile kurulduğu açıklanmıştır.
  • Nizam-ı Cedit Ocağı’nın giderlerini karşılamak amacıyla “İrad-ı Cedit” hazinesi kurulmuştur. Yeni ordunun subay ve erlerinin maaşları bu hazineden ödenmiştir.
  • Selim’in Nizam-ı Cedit yeniliklerine karşı Kabakçı Mustafa öncüğünde ayaklanma çıkması üzerine III. Selim Nizam-ı Cedit Ocağı’nın kaldırıldığını bildirmesine rağmen ayaklanıcılar Şeyhülislâmdan aldıkları fetva ile III. Selimi tahtan indirmişlerdir. Nizam-ı Cedit yenilikleri de tıpkı Lale Devri yenilikleri gibi tutucu çevrelerin çıkardıkları ayaklanma ile son bulmuştur.
  • Merkez ordusu iken belli başlı merkezlerde garnizonlar oluşturarak örgütlenen Yeniçeri Ocağı, fonksiyonunu ve Osmanlı Devleti’nin güçlü olduğu dönemdeki etkinliğini yitirdi.
  • Yeniçeri Ocağında ilk bozulmalar XVI. yüzyıl ortalarında başladı.
  • Yeniçerilerin evlenmeye başlaması ve askerlik dışında başka mesleklerle uğraşması onları talim yapmaktan uzaklaştırdı. Bu durum onların askerlik yeteneklerini zayıflattı.
  • Sultan III. Murat Dönemi’nde askerlikle alakası olmayanların Yeniçeri Ocağına alınması orduda bozulmayı hızlandırdı.
  • Osmanlının bir dönem korkulu rüyası “Kazan Kaldırma!“
  • Evet günümüzde de bazen deyim olarak kullandığımız meşhur “kazan kaldırma!” lafı yeniçerilerin döneminde sık sık başvurulan bir olaydı. Osmanlı döneminde iki meşhur meydan; biri at meydanı (Sultanahmet) diğeri kurban bayramında sarayın gönderdiği etleri pişirip yedikleri et meydanı (Aksaray).
    Kazan aslında yeniçerilerin mensup olduğu Bektaşi Tarikatını simgelerdi. Çünkü inanışa göre yeniçeriler ilk kurulduğunda Hacı Bektaş-ı Veli kazanda çorba kaynatmış ve bu kazandaki çorbadan tüm yeniçerilere kâseler halinde dağıtmıştır. Ama bu inanış öyle yer etmştir ki Osmanlıda padişah üç ayda bir dağıttığı yeniçerilerin maaşı (ulufe) öncesi divana çağrılan yeniçeri ağasına önce bir tas çorba ikram edilirdi. İçerse bir sorun yok o zaman ulufe dağıtmak için gerekli hazırlıklar yapılırdı. Ama eğer ki yeniçeriler bir durumdan hoşnut değilse ayaklanmaya hazırlanıyorlarsa yeniçeri ağası kendisine ikram edilen çorbayı içmezdi. O zaman saraydakiler telaşa kapılır ve sorunu anlamak için kendi aralarında müzakere yaparlardı…

  • Bu da gerek kendi aralarında, kendilerine dağıtılan altının ayarı bozuk, eksik yada rahatlarını kaçıracak bir vaka olduğunda. Gerek ki en çok bundan dolayı olurdu- sarayda söz sahibi olan harem ağalarının dolayısıyla zincirleme olarak yeniçeri ağaların, önemli mevki sahibi olmak isteyen paşaların kışkırtmasıyla piyon olarak kullanılan yeniçeriler ayaklanır ve et meydanından kazanları kaldırarak at meydanına oradan da kimi zaman sarayın enderununa kadar nerdeyse içeri girerlerdi ve kışkırtmanın etkisiyle şu ve şu kişilerin kellesini isterik yoksa padişah efendimiz sonrasına karışmayız diyerek tehdit ederlerdi ve o kazan istediklerine muffak olmadan yere inmezdi. Onun içindir ki kazan kaldırma deyimi Osmanlının başına gelebilecek en kötü olaylardan biriydi…
  • Nizam-ı Cedit ordusu 1792’de İstanbul’da Levent Çiftliği’nde yeni askerî birlikler eğitim ve öğretime başladı.
  • Humbaracı, Lağımcı ve Topçu ocaklarının dönemin ihtiyaçlarına göre yenileştirilmesine çalışıldı.
  • Fransa, İngiltere ve İsveç’ten mühendisler ve ustalar getirtilerek Tophane’de önemli düzenlemeler yapıldı.
  • Osmanlı Devleti’nde Modern Topçu Ocağının temelini atan kişi de III. Selim oldu.
  • Nizam-ı Cedit Ocağının gelişmesiyle Üsküdar’da Selimiye Kışlası inşa edildi.
  • Yeni düzenlemelerle “Bostancı Tüfenkçisi Ocağı” kuruldu.
  • Yeni birliklerin giderlerini karşılamak amacıyla İrad-ı Cedit Hazinesi kuruldu.
  • Yapılan düzenlemelerle
  • Eğitim-öğretimin nasıl yapılacağı,
  • Er ve subayların hangi kurallara uyacağı
  • Ve bunlara ne kadar ücret verileceği belirlendi.
  • Rumeli ve Anadolu’da Nizam-ı Cedit birlikleri oluşturuldu,
  • Halk gönüllü olarak askere yazılmak için birbiriyle yarıştı.
  • Özellikle birliklere araç gereç sağlanması, kışla inşa edilmesi, birliklerin talim yapması ve fişek imal edilmesi faaliyetlerinde
  • artış oldu. Ticaret ve ekonomi bu vesileyle canlandı.
  • Kabakçı Mustafa İsyanı sonucu padişahın tahttan indirilmesi
  • ve öldürülmesi (1807) bu faaliyetlerin başarıya devam etmesini engelledi.
  • Selim’in öldürülmesiyle İstanbul’daki Nizam-ı Cedit birlikleri dağıtıldı, taşradaki kışlalar yıktırıldı.
  • Mahmut,altı ay boyunca devam eden bürokrat ve ulemanın katıldığı düzenli ve gizli toplantılar yaptı.
  • 1826 yılına gelindiğinde Ocağın bu yapısıyla ayakta kalmasının mümkün olmadığı iyice anlaşıldı. 1808’den 1826’ya kadar geçen süre içerisinde II. Mahmut, âyan sorununu çözerek ulemayı ve halkı kendi tarafına çekmeyi başardı. Yeniçerilerin üst komuta kademesine kendisine yakın kişileri yerleştirerek olası bir isyana karşı gerekli tüm tedbirleri aldı.
  • Asâkir-i Mansûre-i Muhammediye ordusu zorunlu askerliğe tabi olduğundan paralı askerlik sistemi de kaldırılarak millî orduya geçişte önemli bir adım atılmış oldu.
  • Yeni kurulan ordunun asker ihtiyacı Müslüman halkın 15-25 yaş arası gençlerinden karşılanmaktaydı.
  • Kişinin askerlikten ayrılıp sivil hayata dönebilmesi, ticaret veya ziraatla uğraşabilmesi ve emekliliğe hak kazanabilmesi için on iki yıl askerlik hizmeti yapması gerekiyordu.
  • Bekârlara yüzbaşı mülâzımı (teğmen) olana kadar evlenmek yasaktı ancak evli olanların orduya girmesine engel yoktu.
  • Osmanlı merkez ordusu da toplumun sosyo-politik ve sosyo-ekonomik olarak en alt zümresinden gelen fakir veya işsiz gençlerden oluşmaktaydı.
  • Asâkir-i Mansûre-i Muhammediye, çağın gereklerine uygun bir yapıda oluşturulmak istendi.
  • Avrupa ülkelerinde olduğu gibi askerlere düzenli eğitim öğretim yaptırıldı, giyim kuşam, araç gereç ve silahlar da yenilendi.
  • Yeni ordunun üniforma, bot ve diğer teçhizatının karşılanması amacıyla feshane, debbağhane (deri imalathanesi) ve iplikhane adlarıyla imalathaneler kuruldu.
  • Eğitim gerçekleştirmek amacıyla Prusya’dan piyade, süvari ve topçu subaylar getirildi.
  • Aynı zamanda modern harp sanatını öğrenmek amacıyla Avrupa’ya
  • öğrenci gönderildi.
  • Askerî talim ve yürüyüşlerin önemli unsurlarından olan bando ihtiyacını karşılamak üzere Mehterhâne kaldırılarak yerine Mızıka-i Hümâyun kuruldu (1834) ve başına devrin önde gelen müzik adamlarından İtalyan Giuseppe Donizetti (Cuseppe Donizetti) getirildi.
  • Yeni ordunun giderlerini karşılamak için “Asâkir-i Mansûre Hazinesi” kuruldu.
  • Tıbbiye ve Harbiye mektepleri modernleşme ve ilerleme hareketlerinde birinci derecede rol oynadı.
  • Sultan II. Mahmut’tan sonra bu iki müessese, Avrupai fikirlerin temsilcisi durumuna geldi.
  • Bunların, yabancı dille eğitim yapması ve yabancı hocaların buralarda ders vermesi nedeniyle Batı aydınlanma düşüncesinin ve Batı siyaset anlayışının Osmanlı Devleti’ne girmesinde etkili oldu.
  • 1836 yılında askerî işleri görüşüp karara bağlayacak olan Dâr-ı Şûra-yı Askerî (Askerî Şûra) adlı yüksek danışma kurulu oluşturuldu.
  • Dâr-ı Şûra-yı Askerî görevi,
  • Ordunun silah, teçhizat ve kıyafet ihtiyaçlarını belirlemek,
  • Alım satımlarda ihaleler düzenlemek,
  • Ürünlerin kalite kontrolünü yaparak ödemelere onay vermekti.
  • Asker dilekçelerini değerlendirmek,
  • Askerî kanun, kararname ve teşkilat tasarılarını görüşmek,
  • Maaşları belirlemek
  • Subayların terfi listesini hazırlayıp seraskerliğe sunmak.
  • ASÂKİR-İ MANSÛRE-İ MUHAMMEDİYE (ÖZET)
  • Sultan II. Mahmut XVI. yy sonlarında bozulmaya başlayan XVII ve XVIII. yylarda isyan yuvası haline gelen Yeniçeri Ocağını 1826 da kaldırarak yerine “Asakir-i Mansure-i Muhammediye” adı ile yeni bir ordu kurmuştur.
  • Yeni ordunun asker ihtiyacı 15-30 yaşları arasındaki askerlerden seçilmiştir. Bu ordu gönüllülerin katılması ile kısa sürede güçlenmiştir.
  • Ordunun bölük, tabur, alay gibi askeri birlik isimleri Nizam-ı Cedit’in aynısıdır.
  • Eğitimleri için, Avrupa’dan uzmanlar getirilmiştir.
  • Tamamı maaşlı olan ve maaşlarını aydan aya alan bu ordunun giderlerini karşılamakiçin “Mansure Hazinesi” oluşturulmuştur.
  • Ordunun subay ihtiyacı önceleri Mühendishanelerden daha sonra Harbiye’den karşılanmış ayrıca Avrupa’ya öğrenci gönderilmiştir.
  • Yeni ordunun desteklenmesi için 1834 de Redif-i Asakir-i Mansure adı ile yedek bir ordu kurulmuştur.

 

Bu yazı 284 kere okundu.
  • Site Yorum

Bir yorum bırak

Kategoriler