MOTİVASYONUN SAĞLANMASINDA AİLENİN ROLÜ

MOTİVASYONUN SAĞLANMASINDA AİLENİN ROLÜ-BİLELİMMİ.COM
Paylaş
 

MOTİVASYONUN SAĞLANMASINDA AİLENİN ROLÜ

 

 

B ireylerdeki başarmak, beğenilmek,kabul edilmek gibi gereksinimleri giderme isteği güdü(motiv) , bu doğrultuda harekete geçme ise güdülenme(motivasyon) olarak ifade edilir.

 

Motivasyonu olumlu yada olumsuz etkileyen bazı faktörler vardır. Bunlardan biri ailedir. Aile, farkında olarak yada olmayarak, gencin motivasyon düzeyini etkiler. Bu etkileme olumlu yönde olabildiği gibi zaman zaman da olumsuz yönde olabilir. Tabii ki hiçbir anne baba, bu kadar önemli bir dönemde çocuğunun motivasyonunu olumsuz etkilemek istemez. Ancak gencin iyiliği adına yapılan bazı davranışlar ya da söylenen bazı sözler onu olumsuz etkileyebilir; motivasyonunu düşürüp, kaygı düzeyini yükseltebilir. Bu da gencin kaygılı, mutsuz ve verimsiz bir hazırlık süreci geçirmesine neden olur. Eminiz ki hiçbir anne baba çocuğuna böyle bir zarar vermek istemez. Tam tersine çocuğuna böylesine önemli bir dönemde olumlu destek olmak, motivasyonunun artmasına yardım etmek ister. Kısaca her anne baba çocuğunun başarımının artmasında kendi payına düşeni en iyi şekilde yerine getirmek ister.

Motivasyonun sağlanmasında ailenin olumlu rol anlayabilmesinin ilk şartı, genci anlamaktır. Ne denli zor bir dönem yaşadığının farkında olmak ve bunu da gence yansıtmak gerekmektedir. Bunun olabilmesinin yolu da aile içinde “Olumlu bir iletişim ortamı” kurulmasıyla olur. Olumlu bir iletişim ortamının olduğu ailelerde, aile üyeleri birbirini tanır(zayıf ve güçlü yönleriyle), olduğu gibi kabul eder, hiçbir koşula bağlı olmaksızın sever ve birbirine güvenir. Böyle bir ortamda yetişen genç, sevildiğini, kendisine güven duyulduğunu, anlaşıldığını bilir bu da ona güç verir.

Aile gencin zorluklarını anlamalı ve bunu ona aktarmalıdır. “Hem okulu hem dershaneyi birlikte götürmenin zor ve yorucu olduğunu biliyorum ve bu zor dönemde senin yanındayım, benden istediğin desteği vermeye hazırım.” şeklinde bir ifade gencin aileye olan güvenini daha da pekiştirecektir. Anlaşıldığının farkına varan genç yaşadığı zorlukları rahatça ailesiyle paylaşacak, sorumluluklarına da daha sıkı sarılacaktır.

 

Çocuğunun motivasyonunu arttırmak isteyen aileler, çocuğun yapamadıklarının değil yapabildiklerinin üzerinde durmalıdır ki takdir edildiğini, desteklendiğini gören çocuk o davranışı daha sık göstersin. Örneğin hafta içinde bir kez oturup ders çalışan çocuğa “oturup ders bile çalışamıyorsun, ne zaman otursan bir bahaneyle kalkıyorsun, bakalım sınavda ne yapacaksın” gibi bir ifade kullanmak yerine geçen gün kendi başına oturup ders çalışabilmen çok hoşuma gitti, seninle gurur duydum. Belki ilk başta biraz zorlanırsın ama hiç moralini bozma, bunun da üstesinden gelebilirsin” şeklinde bir ifade kullanmak, gencin kendi başına çalışma davranışını sıklaştıracaktır.

Sınavla ilgili olarak, gencin değerini sınavdaki başarısıyla eş tutmak, sonuçlarla ilgili olarak korkutmak, tehdit etmek, “Sen hele bir kazanama, o zaman görüşürüz” ya da “Kazanamazsan arkadaşlarının yüzüne nasıl bakarsın, aile dostlarımızın hepsine rezil oluruz” gibi ifadeler gencin motivasyonunu değil kaygısını arttırır. Genç ailesinin ve başkalarının gözünde kendisinin değil, sınavdaki başarısının önemli olduğunu düşünür ve sınava gerçek dışı bir anlam yükler. Bu da kaygısını arttırır.. Üniversite sınavının “amaç” değil, amaçlarına ulaşılmasını kolaylaştıracak bir “araç” olduğu bilinmelidir.

Gence, sınavın, amaçlarına ulaşabilmesi için bildiklerini, öğrendiklerini kullanabileceği amaçlarına ulaşmasını kolaylaştıracak bir “fırsat” olduğu söylenmelidir. Gence düşen de bu fırsatı en iyi şekilde değerlendirmektir. Örneğin dershanedeki deneme sınavlarına “eksiklerin görülüp giderilmesi için fırsat sağladığı” biçiminde bir anlam yüklenmesi, krizi fırsata dönüştürebilecektir. Deneme sınavlarının sonuçlarını yorumlar kendi”bak kaç tane yanlışın var, bu yanlışlarla sınavı nasıl kazanacağını merak ediyorum” veya “bak yine yanlış yapmışsın, nasıl kapanacak bu açıklar” demek yerine “doğru cevapların geçen sınava göre artmış, demek ki bir önceki sınavda ki açıklarını kapatmaya başlamışsın” şeklinde bir ifade kullanmak gencin motivasyonunu arttıracak derslere daha sıkı sarılmasını sağlayacaktır.

Anne babalar genci her zaman tehdit etmeyebilir, bazen de genci olumlu etkilemek düşüncesiyle “ben sana güveniyorum sen en iyi bölümlere layıksın, senin kazanamaman gibi bir ihtimali düşünemiyorum bile” gibi ifadeler kullanırlar, bu da gence taşıyabileceğinden fazla yük yükler. Kendisinden ne kadar büyük beklentiler olduğunu gören genç gerçekçi olmayan hedefler belirler ve bu hedefe ulaşmak için tüm gücüyle çabalar. Ancak bir süre sonra, taşıyamayacağı kadar ağır olan bu yükün altında ezilmeye başlar. Yükün ağırlığını hissettikçe öğrenmesi ve öğrendiklerini kullanması zorlaşır, çok çalışmasına rağmen beklediği karşılığı alamaz. Gencin bunları yaşamaması için, aile gençten, verebileceğinden fazlasını beklememelidir.

Hiç kuşkusuz, gençlerin yaşamlarının bu önemli dönemlerinde onlara en iyi şekilde destek olmak her anne babanın isteğidir. Ancak önemli olan, gence “doğru ve onun başarısını arttırabilecek şekilde” destek vermektir. Bunun için de, sınavın asla bir dönüm noktası olmadığını ama yaşamdaki amaçlara ulaşmayı kolaylaştıracak bir fırsat olduğunu vurgulamalı ve onlara, sınavdan alacakları sonuca değil kendilerine değer verdiğimiz mesajını iletebilmeliyiz. Onlara içtenlikle “sen benim için her şeyden önemli ve değerlisin. Hayatındaki bu önemli dönemde, sana istediğin desteği vermeye hazırım.Senin kendi üzerine düşenleri en iyi şekilde yapacağını biliyorum, ben de üzerime düşenleri yapmaya hazırım” diyebilmeliyiz.

Çocuklarınıza, bu önemli dönemde, ne olursa olsun yanlarında olduğunuzu göstermenizi ve onları yüreklendirmenizi içtenlikle dileriz.

 

 

Formun Üstü

 

Formun Altı

Veliler İçin

ERGENLıK

Ortaokul ve lise dönemleri içerisine giren 13-21 yaş grubu ergen olarak kabul edilmektedir. Bu bildiride ergenlerin fiziksel, zihinsel, duygusal, sosyal, cinsel ve kimlik gelişimleri üzerinde durulacaktır.

Ergenlikte Fiziksel Gelişim
Beden şekli ve oranlarındaki önemli değişiklikler, ergenlikteki fiziksel büyümenin karakteristiğidir. Ergenlikte kız ve erkeklerde şekil açısından farklılıklar giderek artar.
Erkek ergen şekli; dümdüz uzanan bacaklar, dar kalça, geniş omuzlarla karakterize olurken, kızlarda; eğimli olarak uzanan bacaklar, geniş kalçalar ve dar omuzlardır. Ağırlık artışı boy uzamasına paralel gelişim gösterir. Bu dönemde boy uzaması ergenliğin habercisidir. Ağırlık artışı kas ve kemiklerin büyümesiyle gerçekleşir.

Ergenlikte Zihinsel Gelişim
12 yaş ve üzerisi zihinsel gelişim çerçevesinde varsayımlar kurabilir, mantıksal sonuçlar çıkarabilir ve karmaşık sorunları sistemli biçimde çözebilir. Bu dönem gençleri kendi görüşlerini haklı gösterebilecek düşünce kurallarını ve mantık yollarını bulmaya başlarlar.

Ergenlikte Duygusal Gelişim
Ergenlik dönemi dengesiz ve düzensiz bir evredir. Bu evre “gence hiçbirşey anlatılamadığı için, anlatma çabasının yoğun olduğu bir dönem” olarak açıklanabilir. Dönem, bir çelişkiler dönemidir. Yalnızlıktan duyulan hazzın yanı sıra bir gruba katılma özlemi, yetişkini hor görme ama ona dayanma; endişe ve umutsuzluğa karşın geleceğe coşkuyla yöneliş bu çelişkilerin en belirginleridir. Bu evrede duyguların şiddet kazandığı görülür. Bunlar sinirlilik, öfke, bağırma, herşeye karşı gelme gibi özelliklerdir.

Ergenlikte Sosyal Gelişim
Bu dönemde genç; çabuk kurulan ve bozulan ilişkiler, kolay etkilenme, toplum içinde sivrilme, ilgi çekme ve rol sahibi olma çabası içindedir. Toplumda saygınlık kazanmaya ve statü sahibi olmaya gereksinme duyar. Toplumsal uyum geniş ölçüde bu gereksinimin karşılanmasına bağlıdır.
Gencin bu dönemde ailesiyle, arkadaşlarıyla ve öğretmenleriyle olan ilişkileri de önemlidir. özdeşleşme içine girerek aile bireylerine, çevredeki kişilere, düşüncelere genişleyen alanda, gencin benimsediği düşünce, davranış, tutum ve eylemleri oluşur. Gencin bu dönemde arkadaş ilişkileri çerçevesinde, ait olduğu grup önem kazanır ve grup normlarına uymada çaba harcar.

Ergenlikte Cinsel Gelişim
Ergenlikte ortaya çıkan bütün biyokimyasal değişimlerin önemli etkilerinden biri, cinsel dürtülerdeki ve duygulardaki artıştır. Birçok ergen için bu yeni keşfedilen duygular şaşkınlık ve kaygı kaynağı olabilir. Bu dönemde kız nasıl kız gibi davranması gerektiğini erkek de nasıl erkek gibi davranması gerektiğini öğrenecek, kendisiyle ilgili cinsel kimlik geliştirip bunu kabul edecektir. Aynı zamanda cinsel olgunlaşma ve cinsel dürtüleri denetim altına alma, cinselliğe karşı sağlıklı tutum geliştirme, karşıt cinsle olan ilişkilerinde saygılı-ölçülü olabilmeyi öğrenecektir.

Ergenlik Dönemindeki Kimlik Gelişimi
Büyüyen ve gelişen genç bir yandan rolünün belirsiz oluşu ile ilgilenmeye başlar. Bu ilgi onu artık kendi kimliğini bulma işine itecektir. “Başkalarının gözünde nasıl göründüğü” ile “kendini nasıl hissettiğini” karşılaştırır. Bu kimlik arayışı en önemli sorunlardan biridir. Dengeli bir kimliğin sağlanması, bireyin “kendinde bütünlük görme yeteneğine” ve “tutarlı yaşantı biçimleri geliştirebilmesine” bağlıdır. Bu kimlik arayışı sırasında yaşıt grupları ve grup liderleri genç için önem kazanır. Gençler kendilerini birarada tutmak için grup liderleri ile aşırı özdeşleşebilirler. Bu gencin kendi bireyselliğinin gözle görülür şekilde kaybına kadar gidebilir.
Ergenlik çağında, gencin kendi kimliğini bulmasında 4 boyut önemli olmaktadır. 1- Kimliğin içsel olması, 2- Genç tarafından yapılandırılması, 3- Dinamikliği ve 4- Gencin yeteneklerini, inançlarını ve yaşantılarını kapsamasıdır. Bu şekilde genç kendi özelliklerinin o kadar farkında olur ve kuvvetli-zayıf yönlerini görüp gerçek kimliğine ulaşır.
Ergenlik döneminin başlarında, aşık olmanın cinsel olmadığı düşünülmektedir. Genç, kendi kimliği konusunda açıklığa kavuşmak gereksinimi ile aşık olduğu kimseye karşı kırıcı davrandığı da görülebilir.
Ergenler; zevkleri ve davranışları farklı olanlara karşı farklı bir tutum geliştirebilirler. Bu, gencin kimlik kaybı tehdidine karşı bilinçdışı savunmadır. Bu dönemde genç yine duygularını inceler, nasıl bir kişi olduğu ve ne olmak istediği konularında kafa yorar. Bu, kimlik duygusunun oluşması çabalarıdır. Kendini aşağı görmekle yüceltmek arasında gider gelir. Adını, yüzünü, duruşunu beğenmez çünkü; fiziksel bakımdan nasıl göründüğü kimlik kavramı ile ilişkilidir ve genç, için kimlik kavramı iniş çıkış içindedir. Genç kendine yakışacak kimlik duygusu içindedir. “Ben kimim, neyim, ne olacağım sorularıyla uğraşıp kendi kişiliğine çeki düzen vermeye çalışan ve kimlik duygusunu oluşturan genç, çocukluk dönemlerini yeniden yaşar. Kendi kimliğine kavuşabilmesi için önce anne-baba etkisinden kurtulmaya çalışır. Anne-baba artık gözlerinde hep haklı kişiler değillerdir. Onları eleştirir. Sanki anne-babadan öğrenecek şeyleri kalmamıştır. Kişinin kimliğini açık seçik bulması, başkalarına ne denli bağımlı olursa olsun, kendini diğerlerinden ayrı bir varlık, birey olarak algılamasına, kendini bir “bütünlük” içinde görmesine, “ben varım” demesine bağlıdır.
Kimlik duygusunun cinsel, toplumsal ve mesleksel ögeleri vardır. Cinsel yönden; kendi cinsel yapısını, yeterlilik ve gücünü düşünce ve eylemde başkalarıyla karşılaştırır. Kendini sınar yarışmaya kalkar. Kendi cinsel yapı ve yeterliliğini kabullenmesiyle bu duygu oluşur. Toplumsal yönden; kendini toplum içinde yer arayan genç, geçici bir sürede olsa belli grup ve kahramanlaştırdığı kişilerle aşırı özdeşim kurar. Genç tutucu ve acımasız olabilir. Bir yandan arkadaşlarının aşırı bağlılığını, sadaketini dener ve gerçek dostluğu arar. Mesleksel yönden; bir meslek kazanmak için eğitim ve hazırlıklara girmek önem taşır. Mesleksel kimliğin kazanılması için sağlanan eğitim ve iş olanakları ile ilgili sorunlar gencin bocalamasının en belirgin yanıdır.
Bu dönemde genç, kimlik bunalımı ve kimlik karmaşası ile karşı karşıya olabilecektir. Uzmanlar, kimlik bunalımının normal pek çok gençte bulunabileceğine işaret etmektedirler. Bu bunalım, gencin duygusal bağlılıklara giriştiği veya meslek seçimlerinde karar vermek zorunda kaldığı durumda ortaya çıkmaktadır.
Kimlik bunalımı ile kimlik karmaşasını ayırmak gerekmektedir. Bunalım, her gencin kimlik duygusunu kazanabilmesi için bilinçli ya da bilinç dışı verdiği savaşımdır. Karmaşa ise; bu bunalımın ağırlaşması, geçici de olsa uyumun ağır şekilde bozulmasıdır. Kimlik karmaşası çeşitli şekilde kendini gösterir. Bazen genç içine kapanır, ilişkileri yüzeyde sürdürerek insanlardan kaçabilir. Eskisi gibi dikkatini toplayamaz, o zamana kadar başarılıyken artık çalışma yeteneğini yitirebilir. Yön ve amacını saptamayabilir. Kimlik karmaşasına giren bu gençlerde benlik sınırları iyi çizilmemiştir. Bu nedenle yakın insan ilişkileri onları ürkütür, benliklerini yitiriyormuş duygusuna kapılır. Düzenli yaşam onlara sıkıcı gelir. Başkalarına benzemekten nefret ederler ama bir kimse olmayı da beceremezler.
Bu yazılanlardan çıkarılan sonuç, kimlik gelişiminin yaşam boyu süren bir gelişim olmasına karşın en önemli dönüm noktasının ergenlik dönemi olduğudur. Bu dönemden önceki bütün dönemlere ait sağlıklı ve sağlıksız gelişmeler artık son olarak ortaya dökülmekte, buna göre gencin kimliği şekillenmektedir. Gerek bu dönemin gerek önceki dönemlerin sağlıklı gelişmesi halinde genç kendi kimliğini bulmakta ve yetişkinliğe adım atmaktadır. çocukluktan gelen sağlıksız gelişime ek olarak bu dönemin de sağlıksız gelişimi halinde genç, kişiliğini bulamamış olarak ileri yaşlara geçer.

ERıNLıK (ERGENLıK öNCESı)

Gençlik olarak adlandırılan kesim içinde; ortaokul, lise, yükseköğretim yer alır. Kızlar erkeklere oranla iki yıl önce erinliğe girdiklerinden kızlar için ortaokul yılları ergenliğin ilk, lise yılları da ergenliğin son yılları olarak; erkekler için ortaokul son, lisenin ilk iki sınıfı ergenliğin ilk yılları içinde yer almaktadır. Ortaokulun ilk yılları “Erinlik (Ergenlik öncesi) Dönemi” olarak adlandırılmaktadır. Erinlikte birey ne çocuktur ne de gençtir. Bu nedenle ona “yeniyetme” denilmektedir. Bu bildiride erinlerin fiziksel, zihinsel, sosyal, duygusal, cinsel ve kimlik gelişimleri üzerinde durulacaktır.

Erinlikte Fiziksel Gelişim
öğrenciler vücut enerjilerinin büyük kısmını cinsel büyüme ve olgunlaşmaya sarfettiklerinden dengeli beslenme onlar için önemli olmaktadır. Ergenliğin ilk yıllarında protein, mineral ve vitamine çok ihtiyacı olduğundan gelişigüzel beslenme gencin hastalıklara karşı direncini azaltmaktadır.
Ergenlik öncesinde ani boy artışıyla birlikte ikincil seks özellikleri kazanılmaktadır. Kız çocukları erkek çocuklara kıyasla daha hızlı büyümekte ve ergenlik dönemine de daha önce girmektedirler.
Bu yıllarda gencin dış görünüşüne çok fazla dikkat ettiği görülmektedir. Ergenlikte sıklıkla karşılaşılan sivilcelerin nedenleri ve önlemleri konusunda gence yardımcı olunmalıdır. Bu yıllarda yine aşırı terlemelerinin sağlıksızlık işareti olmadığı; ama beden temizliklerine dikkat etmeleri gerektiği konusunda bilgi verilmelidir. Bazı ergenlerin büyüyen ve gelişen bedenlerinden utanç duymaları ya da rahatsız olmaları mümkündür. Bunun sonucu olarak da sakarlık artmakta, kambur oturma ve hantal yürüme gibi alışkanlıklar gelişmektedir.

Erinlikte Zihinsel Gelişim
Kızlar ve erkekler bedensel, duygusal ve sosyal yönden farklı gelişim dönemi içinde bulunmalarına karşın zihinsel yönden birbirlerine benzemektedirler. Soyut düşünme gelişimine paralel olarak mantıklı düşünme de gelişmektedir. Genç; olaylar, durumlar ve konular arasından genellemeler yapabilmekte ve öğrendiklerini başka ya da benzer durumlara transferlerini gerçekleştirebilmektedir. Daha önceki yaşlarda kurala kural olduğu için uyulması gerektiğini düşünürken şimdi kuralların göreli olabileceğini, hataların tamir edilebileceğini ve cezaların değişebileceğini düşünmeye başlayacaktır. Genç içinde bulunduğu toplumun yasasına uyma, bulunduğu grubun mutlu olması ve toplum için çalışmasına da önem verecektir.
Ortaokulun ilk yıllarında öğrencilerde başarısızlığın arttığı görülmektedir. Bu başarısızlığın nedeni, çocukların ilgilerinin ve meraklarının çok fazla artması, kendi bedenindeki değişmeleri korku ve merak duyguları ile izleyen, karşı cinsin yakınlığına özlem duyan; ama ondan korkan bir “yeniyetmelik” yıllarının başlamış olmasıdır. Akademik çalışmaların artması ve bunları zaman zaman yetiştirememesi çocuğun kendine olan güvenini sarsmakta sonuçta; başarısızlıkla karşılaşmasına kalmasına neden olabilmektedir.

Erinlikte Sosyal Gelişim
Bu dönemde arkadaş ilişkileri önem kazanacaktır. Genç, kısa süreli arkadaşlıklar ve büyük gruplar içinde olmak isteyecektir. Erinlikte kızlar ve erkekler arasında bir zıtlaşma sık görülen davranışlardandır. Arkadaşları tarafından kabul edilme ve arkadaş beğenisi gencin kendini kabulünü ve güvenini de etkileyecektir. Arkadaş kabulü ergenlik öncesi yıllarda kendi cinsinden olan arkadaşlarla kurduğu dostluk ilişkileriyle önem kazanmaya başlamıştır.

Erinlikte Duygusal Gelişim
Ergenlikte, güven ve güvensizlik duygularının kendi içinde dengelişimini kişinin daha önceki yıllardan getirdiği kişilik yapısı etkilenmektedir. önceki dönemde güvensizlik, suçluluk ve yetersizlik duyguları çoksa bu dönem zor geçirilmektedir. Bu dönemde genç; asi, hırçın, dalgın, dikkatsiz, alıngan, yeterince dersleriyle ilgilenmeme, tırnak yeme, kabadayılık, yüksek sesle konuşma, ukalalık ve kuralları umursamama gibi davranışlar içinde bulunabilir. Erinlikteki ilk altı ay içinde, içe dönüklük ve yabancılaşma doğal karşılanmakta sonra genç coşkulu yaşam temposunda yol almaktadır.

Erinlikte Cinsel Gelişim
çocuğun cinsel büyüme ve gelişmesi de duygusal yönden onu bilinçli veya bilinçsiz tedirgin eden bir durumdur. O nedenle kızların ortaokulun ilk yıllarında, erkeklerin ortaokul son sınıfta erinlik belirtilerine ayrı ayrı gruplar halinde hazırlanmaları gerekmektedir. Erinlikte birlikte gelen anatomik değişmeler ve bunlarla birlikte ortaya çıkan cinsel değişmeler ve üremeyle ilgili anatomi ve fizyoloji hakkında bilgilendirmeye ihtiyaçları olmaktadır.
Kendi cinsine özgü davranışların kazanılması önemli bir gelişim görevi olmaktadır. Kadın ve erkek rollerinin açık seçik bir biçimde görüldüğü ailelerde çocuklar, kendi cinsine özgü kalıpsal davranış örüntüleri geliştirebilmektedirler.

Erinlik Dönemindeki Kimlik Gelişimi
Erinlik öncesinden itibaren kişi artık çocukluktaki kimliğinden farklı bir benlik algısı içinde bulunmaktadır. Genç, bu yeni kimliğine bir yandan umut ve güvenle bakarken bir yandan da toplumun cinsel konulara bağladığı ayıp ve utanç duygusu, kimliğinin bir yönünün kabulünü güçleştirmektedir. Bu nedenle genç, umut ve suçluluk, güven ve güvensizlik duyguları içinde şaşkın ve tutarsız görünmektedir. Ergenlik çağında bazı kişilik yapılarının diğer çağlara kıyasla fazla zorlandığı görülmektedir. Suç işleme, intihar olayları ve ruh hastalıklarının ilk nöbetlerinin görülüşündeki sıklık, güvensiz ve sağlıksız kişilik yapılarının, ergenlik çağının iç ve dış kaynaklı zorlanmaları karşısında kendisi için sağlıklı bir çıkış yolu bulamayan erinin, sağlıksız çözüm yollarıdır.
Sağlıklı bir kişilik gelişimi içinde bulunan bir ergenin bile, erinlik yıllarında çocukluktan getirdiği tüm alışkanlıkları terkettiği, yakınları için bir yakınma konusu olduğu görülmektedir.
Ergenliğin ilk yıllarnda görülen bütün bu olumsuz davranışlar benlik yapısının bir zorlanma karşısında bulunduğunu göstermektedir. Bu zorlanmaların daha çok bağımsızlığa duyulan gereksinmenin artışından ve cinsel uyanıştan kaynaklandığı söylenebilir. Ergenliğin ilk yıllarında gözlenen çeşitli tutarsız davranışlar ve yetişkinleri ürkütücü nitelikteki uygunsuz görünümlü davranışlar, ergenin egosunun geliştirdiği denemelik ve geçici savunma mekanizmalarından başka bir şey değildir. Ergen; eski alışkanlıklarını, gereksinimlerini karşılayamama durumunda terkeder. Ergenin yeni ihtiyaçlarına doyum getiren aynı zamanda toplumsal kurallarla çelişmeyen davranışlar kazanıncaya kadar pek çok yanılgılar içine düşmesi doğaldır. Ergenin, erinliği takiben ilk altı ay içinde bu savaşım gücünü kaybetmiş gibi içe dönmesini ve arkadaşları da dahil, çevresine yabancılaşmasını doğal karşılamak gerekir. Aslında ergenliğin ilk yıllarında kişilik yapısında meydana gelen bu yeni durum, beraberinde getirdiği tüm sorunlara karşın, insanoğlunun ona bir armağanı olarak kabul etmek gerekir. çünkü bu durum kişiye kendi kimliğini bulmasında bir enerji ve bir esneklik sağlamaktadır.

 

 

Formun Üstü

 

Formun Altı

Veliler İçin
Sayın Velimiz,
Çocuklarımızın ruhsal, bedensel, sosyal, zihinsel v.b. gelişmelerinin sağlıklı olabilmesi için çeşitli kurumlara büyük görevler düşmektedir. Bu kurumların başında aile ve okul gelmektedir. Okulumuzun üzerine düşen görevleri gerçekleştirebilmesi için sizin desteğinize ihtiyacı vardır.

Okul – öğrenci – aile işbirliği için:

1. Okul idaresi ile görüşmeniz gereken konular için öncelikle müdür yardımcısı ile iletişim kurunuz.

2. Çocuğunuzun sağlık durumu hakkında revir ve okul idaresi ile iletişim içinde olunuz.

3. Çocuğunuzun sosyal, bilişsel, duygusal gelişimleri ile ilgili her türlü bilgi için bağlı bulunduğunuz rehberlik servisi ile iletişim kurunuz. Çocuğunuzun okul içindeki durumu hakkında bilgi alabilmeniz için veli toplantılarına mutlaka katılınız.

4. Çocuğunuzu sabah kahvaltısı yapmadan okula göndermemeye çalışınız.

5. Çocuğunuzun kılık kıyafetine ve giysilerinin okul kurallarına uymasına özen gösteriniz. Çocuğunuzun okul giysilerine öğrencinin ad, soyad ve sınıfını işleyiniz. Eşyaların okulda unutulmaması için gerekli uyarıları yapınız.

6. Çocuğunuzun zamanında yatmasına ve bu arada sistemli ders çalışma alışkanlığı kazanmasına yardımcı olunuz.

7. Belirlenen alışveriş gününün dışında çocuklarınıza para vermeyiniz. Para gününde belirlenen miktarı geçmeyiniz. Kapı önündeki satıcılardan çocuğunuza hiçbir şey almayınız ve çocuğunuzu da almaması konusunda uyarınız.

8. Çocuğunuzun zamanında derse gelmesini sağlayınız, geç kalma alışkanlığını önleyiniz. Geç kaldığınızda ilgili müdür yardımcınızdan geç kağıdı almayı unutmayınız.

9. Çocuğunuzun çantasında, haftalık ders programına göre o gün için gerekli olan kitap-defter, araç ve gereci bulundurmasına dikkat ediniz.

10. Çocuğunuzun ders araç ve gereçlerine, defter ve kitaplarının kaplanarak etiketlenmesini sağlayınız. (kendisine ait olan ya da olmayan araç ve gereçleri yıpratmadan, temiz ve düzenli kullanması alışkanlığını kazanmasına yardımcı olunuz.)

11. Okul idaresi tarafından gönderilen duyuru ve formların okunup imzalanarak, gerekli bölümlerinin doldurulup en geç iki gün içerisinde sınıf öğretmenine ulaşmasını sağlayınız.

12. Servislerle ilgili konularınızın öncelikle servis bürosundaki görevlilere iletiniz, gerekirse idareye başvurunuz.

13. Okulumuz otomatik santrale bağlıdır. Birim telefonlarını kodlayarak ulaşmak istediğiniz birime daha çabuk ulaşacağınızı unutmayınız.

 

Bu yazı 630 kere okundu.
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

Araç çubuğuna atla