Misak-ı Millî Kararları Nelerdir?

Paylaş
 

Misak-ı Millî Kararları Nelerdir?

Atatürk’ün önderliğinde, Erzurum ve Sivas Kongre­lerinde saptanan ilkelerin, Osmanlı Meclis-i Meb’usanı tarafından da benimsendiğini ve bağımsızlık ve kurtulu­şu için Türk ulusunun direneceğini gösteren Misak-ı Mil­lî aynen şöyle idi:

«Zirde vazıüTimza Osmanlı Meclis-i Mebusan âzala- rı; istiklâli devlet ve istikbali milletin, hakikî ve devamlı bir sulhe nailiyet için ihtiyar edebileceği fedakârlığın had­di azamisini mutazammm olan esasatı atiyeye tamamii riayetle mümkünüttemin olduğunu ve esasatı mezkûre haricinde payidar bir Osmanlı saltanat ve cemiyetinin devamı vücudu gayri mümkün bulunduğunu kabul ve tasdik eylemişlerdir.

«Madde 1. — Devleti Osmaniyenin münhasıran Arap ekseriyetle meskûn olup 30 Teşrinievvel 1918 tarihli mü­tarekenin hini aktinde muhasım orduların işgali altında kalan akşamının mukadderatı ahalinin serbestçe beyan edecekleri arâya tevfikan tâyin edilmek lâzım geleceğin­den, mezkûr hattı mütareke dahilinde dinen, ırkan ve aslen müttehit, yekdiğerine karşı hürmeti mütekabile ve fedakârlık hissiyatiyle meşhun ve hukuku ırkiye ve içti- maiyeleriyle muhitiyelerine tamamiyle riayetkâr Osman­lI İslâm ekseriyetiyle meskûn bulunan akşamın heyeti mecmuası, hakikaten veya hükmen, hiçbir sebeple tefrik kabul etmez bir küldür.

«Madde 2. — Ahalisi, ilk serbest kaldıkları zaman­da arâyı âmmeleriyle anavatana iltihak etmiş olan Elvi- yei Selâse için ledel’icap tekrar serbestçe ârayı âmmeye müracaat edilmesini kabul ederiz.

«Madde 3. — Türkiye sulhüne talik edilen Garbi Trakya vaziyeti hukukiyesinin tesbiti de, sekenesinin ke­mali hürriyetle beyan edecekleri âraya tebaen vaki olma­lıdır.

«Madde 4. — Makam hilâfeti islâmiye ve payitahtı saltanatı seniye ve merkezi hükümeti Osmaniye olan İs­tanbul şehriyle Marmara denizinin emniyeti, her türlü halelden masun olmalıdır. Bu esas mahfuz kalmak şar- tiyle, Akdeniz ve Karadeniz Boğazlarının, ticaret ve mü­nakalâtı âleme küşadı hakkmda bizimle sair bilumum alâkadar devletlerin müttefikan verecekleri karar mute­berdir.

«Madde 5. — Düveli itilâf iye ile muhasımları ve ba­zı müşarikleri arasında takarrür eden esasatı ahdiye dai­resinde, ekalliyetlerin hukuku, memaliki mütecaviredeki müslüman ahalinin de aynı hukuktan istifadeleri ümni- yesiyle tarafımızdan teyit ve temin edilecektir.

«Madde 6. — Millî ve İktisadî inkişafatımız daireyi imkâna girmek ve daha asri bir idarei muntazama şek­linde tedviri umura muvaffak olabilmek için, her devlet gibi bizim de temini esbabı inkişafatımızda, istiklâl ve serbestii tamma mazhar olmamız üssülesası hayat ve ba- kamızdır. Bu sebeple siyasî, adlî, malî inkişafımıza mani kuyuda muhalifiz. Tahakkuk edecek düyunatımızın şe­raiti tesviyesi de bu esasata mugayir olmayacaktır.»

Görüldüğü gibi, Misak-ı Millî’de, bütünlük ve bölün­mezliği belirtilen ülkenin sınırlarının çizimine esas ola­cak ilkeler saptandıktan başka. Boğazlar hakkındaki re­jimin ilgili Devletler arasında kararlaştırılması; Türk ülkesi üzerinde yaşayan azınlıkların hukukunun, komşu ülkelerde yaşayan müslüman ahalinin de aynı hukuktan faydalanmâsı koşulu ile, Türkiye tarafından sağlanacağı; kapitülâsyonların kaldırılması gerektiği hususları üzerin­de dikkatle durulmuştur.

Misak-ı Millînin kabulünden kısa bir süre sonra, 16 Mart 1920 günü İstanbul işgal olundu. İngiliz askerleri Meclis-i Meb’usanı da basarak bazı milletvekillerini tu­tuklayıp Malta’ya sürdüler.

Böylece Osmanlı Meclis-i Meb’usanı dağıtılmış olu­yor; fakat Anadolu’da Kurtuluş Savaşını yürüten Türk Ulusunun kuracağı yeni Devletin iç ve dış politikasının temel ilkelerini saptayan önemli bir belgeyi de kabul et­miş ve yayımlamış

Bu yazı 76 kere okundu.
  • Site Yorum

Bir yorum bırak

Kategoriler