MEZOPOTAMYA UYGARLIKLARININ DOĞUŞU

Paylaş
 

MEZOPOTAMYA UYGARLIKLARININ DOĞUŞU

Mezopotamya insanlık tarihinin şekillendiği medeniyetlerin temelini oluşturan temel bilgilerin atıldığı ve bu anlamda uzun yüzyıllardan beri araştırılan bu bölgeye bu kadar özel kılan nedenlerin anlaşılmaya çalışıldığı çok özel bir coğrafyadır. Mezopotamya bölgesi mısırla birlikte ilk uygarlıkların geliştiği bir bölge olması açısından Tarihin en önemli araştırma konularından birisidir .Mezopotamya’yı bu kadar özel kılan en temel yanıp Fırat ve Dicle nehirlerinin arasında kalan bir bölge olmasıdır .İnsanoğlu toplayıcılıktan avcılığa geçmeye başladı başardığında tarım oldukça önemli bir hal almıştı .Artık insanlar yiyeceklerini sürekli gezerek elde etmeye çalışmaktansa bulundukları bölgede tarım yaparak istedikleri miktarda tarım ürününü elde edebilmektelerdi.İşte bu da insanlık tarihinde Bir dönüm noktasıydı .Bu anlamda Mezopotamya Fırat ve Dicle nehirlerinin arasında bulunmasından ve topraklarının verimli olmasından dolayı tarımsal özellikler gelişmiş burada Sümerler başta olmak üzere birçok uygarlık ortaya çıkmıştır .

Mezopotamya’daki devletler şehir Devletleri olarak karşımıza çıkar .Mezopotamya’daki halklar Mısır’daki gibi bir tanrı Kral otoritesi tanımadılar toprağın insanların ve malların mutlak efendisi tanrıdır Kral sadece onun sahibidir anlayışıyla hareket ettiler. Bu da Mezopotamya bölgesinde bulunan kralların yetkilerinin sınırsız olmadığı anlamına geliyordu .Halbuki Mısır’daki firavunlar neredeyse sınırsız bir yetkiye sahiptiler ve kendileri Tanrı Kral olarak kabul edilmektedir .Yapılan araştırmalar gösteriyor ki 3000 yılındaki Sümer krallarından 600 yıldaki Babil kralı Nabucco sonra kadar kralların yetkileri hiç de azımsanmayacak kadar önemliydi.Bu döneme kadar krallar hem asker hem de yönetici sınıfına aittiler.Bilindiği gibi Mısır ve çevresi daha korunaklı bir bölgeydi ve çok fazla istilaya uğramadı .Halbuki Mezopotamya bölgesi tam bir geçiş alanıydı kuzey güney doğu batı doğrultusunda Yaşanan bu geçiş hareketleri mezopotamya’nın sürekli istilalara uğramasına ve çok değişik haklar tarafından ele geçirmesine ve bu da burada çok güçlü bir kültürel mozaiğin ulaşmasına neden oldu. Bu bölge tarımsal açısından çok verimli olmasına rağmen taş metaller ve kereste gibi bir uygarlığın gelişmesinde ki en önemli araçlardan maddelerden yoksun bir bölgeydi. İşte bu yüzden de bu bölgede kurulan krallıklar bu madenleri elde edebilmek için sürekli çevre komşu bölgelere seferler düzenlemek zorunda kalmışlardı. Tabii bu seferlerin tek amacı bu madenleri veya materyalleri ulaşmak değildi aynı zamanda uzak bölgelerdeki eyaletlerden vergi alabilmek bu eyaletlerde Sümer krallıklarını veya bölge krallıklarına karşı oluşabilecek isyanları daha başlamadan bastırmak yani kısaca rakiplerinin gözünü korkutmak vardı. İşte bu yüzden Mezopotamya’da kurulan krallıklar sürekli çevre komşu devletlerle çatışma halinde olmuş ve her fırsatta çevresindeki toprakları fethetmek veya o bölgelere sefer düzenlemek durumunda kalmışlardır .Mezopotamya dediğimizde ilk aklımıza gelen uygarlık hiç kuşkusuz Sümerler dir. Bugüne kadar yapılan araştırmalarda Sümerler hakkında kökenleri hakkında net bir bilgi elde edilememiştir .Orta Asya’dan geldikleri tahmin edilmektedir ancak Sümerler milattan önce 3500 yıllarında aşağı Mezopotamya geldiklerinde Bu bölgedeki bütün dengeleri değiştirmiş ve oldukça önemli bir uygarlık ortaya çıkarmışlardır. Sümerler edebiyat ve din metinleri yalnızca yakın doğuda görülen bitişken bir dille yazılmıştır .Sümer uygarlığı aşağı mezopotamya’ya giderek daha hakim olmuş ve özellikle milattan önce 2800 2600 yıllarında giderek olgunlaşmışdı. Sümerler bu bölgede birçok Kent devlet kurmuş ve bu kent Devletleri de seçtikleri krallar yönetmiştir .Her kentin kendisine ait bir Tanrısı bulunmaktaydı ve Krallar da bu Tanrı’nın naibi sayılıyordu kraldan sonraki en önemli güç merkezi tabi ki rahipler di .Rahipler Kent tanrısının mal varlığını korumakla görevlidir özellikle Kent merkezlerinde kurulan ziggurat adı verilen tapınaklarda yaşayan rahipler toplum üzerinde çok derin bir etkiye ve güce sahiplerdi .Krallarda yine şehir merkezinde yaptırdıkları çok da şatafatlı olmayan saz damlı tuğla konaklarda yaşamaktalar da kralın en önemli görevlerinden bir tanesi de halktan vergi toplamaktı ve Kral da geçimini topladığı bu vergilerden sağlardı. Sümerlere baktığımızda halkın geçim kaynaklarının en başında sulu tarım yapmak geldiğini görüyoruz. Bu bereketli topraklarda yapılan sulu tarım sayesinde Sümer halkı oldukça zenginleşmiş di .Diğer bir bölümü ise çömlekçilik ile uğraşmaktalardı özellikle Mezopotamya’da bulunan killi Topraklar sayesinde çömlekçilik son derece gelişmiş ve sümerli ustalar çömlekçi çarkların da günümüze kadar erişen muhteşem örnekler ortaya koymayı başarmışlardı. Sümer halkının 3. Bir kesim vardı ki onlar da kereste taş ve metalleri işleyen bunlara şekil veren ve toplumun ihtiyaçlarını bu şekilde gideren zanaatkarlar dı. Usta sanatçılar dışarıdan Mezopotamya bölgesine gelen bu çok değerli madenleri ve materyalleri işleyerek toplumun ihtiyaçlarını fazlasıyla karşılamakta lardı .Mezopotamya bölgesinde hiçbir zaman tam anlamıyla huzurlu bir ortam yaratılamadı .Dışarıdan sürekli başka kavimlerin bölgeye göç etmesi istilaların oluşmasına yol açmakta idi .Bu istilalar olmadığında ise küçük krallıklar birbirlerinin üstünde hegemonya kurmaya çalışıyor ve bu da krallıklar arasında sürekli çatışmaların olmasına yol açıyordu .Bu mücadeleler sonunda Üstün gelen Kral 4 bölgenin Kralı ilan edilmekteydi .Mezopotamya bölgesinde baktığımızda burada gerçek anlamda ilk imparatorluğun Akadlar tarafından kurulduğunu görmekteyiz .Özellikle 2400 lü yıllarda akatlı sargon büyük bir imparatorluk kurmayı başarmış ve bölgeye derin izler bırakmıştır .Bu başarıyı daha sonra gösteren ur kralı urnammu Suriye den başlayıp Basra Körfezine kadar olan tüm bölgeleri ele geçirmeyi başarmış ve böylece Kendisi de bir imparatorluk kurabilmişti .Ancak Sümer şehir devletleri arasındaki egemenlik mücadelesi bir türlü sona ermemekteydi. Bunun sonucunda Sümerler giderek zayıflamış ve sümerlerin zayıflamasından yararlanan Sami kökenli amurrular Sümer şehir devletlerine son vermeyi başarmış ve kendi uygarlıklarını kurmuşlardır .Özellikle hamurların içerisinden çıkan çok önemli bir hükümdar olan Hammurabi başkentleri Babil olan bir devlet kurmayı başarmıştır .Amurrular çok zengin bir Sümer uygarlığı üzerine devletlerin inşa ettiler ve çok zekice davranarak Sümer uygarlığının yüzyıllar içerisinde ortaya çıkardığı değerleri ve buluşları kullanmayı başardılar .Sümerlerden aldıkları din hukuk bilim ve kültürel değerleri daha da geliştirmeye gayret ettiler ve bunda da belli ölçüde başarılı oldular .Görüldüğü gibi Mezopotamya bölgesi çok farklı kültürel değerlerin bir arada yaşadığı uygarlıkların sürekli birbirlerine besledikleri bir yer haline gelmiştir günümüzde bölge hakkında araştırmalar düzenli bir şekilde devam ediyor ancak burada kullanılan malzemelerin dayanıksızlığı yüzünden Sümerler ve diğer Mezopotamya uygarlıklarından Günümüze çok fazla eser kalmamıştır. Ama buna rağmen Sümer uygarlıklarının insanlığa kazandırdığı değerler hala yaşamaya devam ediyor ve bu anlamda da sümerlere oldukça fazla şey borçlu olduğumuz söylenebilir.

Bu yazı 114 kere okundu.
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

Kategoriler
http://bilelimmi.com/bilelimmi-com-hakkinda/ http://bilelimmi.com/iletisim/