MEKSİKA DEVRİMİ

Paylaş
 

MEKSİKA DEVRİMİ

Diaz’ın diktatörlüğüne karşı Madero’nun başlattığı liberal nitelikli hareket, 1913’de önderinin başını yedikten sonra daha kapsamlı bir devlime dönüşerek 1917ye kadar sürecekti.

Meksika, uzun süren bir bağımsızlık savaşından sonra İspanyol egemenliğinden kurtulmuş ve 1824’te Cumhuriyet ilan etmişti. Her ne kadar bağımsızlık hareketinin ilk kıvılcımı 1810’larda yerli köylüleri isyana kışkırtan Rahip Miguel Hidalgo y Costila dan geldiyse de, sonuçta kural bozulmamış ve Latin Amerika’nın tümünde geçerli olduğu üzere bağımsızlık savaşı, İspanyol kökenli olup da Amerika’da doğmuş olan “crıollolar önderliğinde gerçekleşmişti.

Savaş, ekonomik hasarın yanı sıra büyük toplumsal ve siyasal kargaşaya yol açtı. Daha önce İspanyol yöneticiler taratından uygulanan disiplin ve düzen tümüyle dağıldı; istikrar öğesi olabilecek bir orta sınıf yokluğunda, “crıollo seçkinleri kentlerde İspanyol yöneticilerin yerlerini doldurdular. Bunlar arasından “yeni bir dünya” idealiyle yola çıkarak liberal anayasalar yapmaya kalkışanlar oldu. Ancak Meksika’nın sosyoekonomik gerçeği bunların uygulanabilmesine olanak vermeyecekti. Yasadışılığın giderek arttığı bu ortamda, siyasal güç. “caudillo” olarak anılan birtakım bağımsız liderlerin elinde toplandı. Okuma yazma oranının son derece düşük olduğu, yoksulluğun geniş kesimlere yayıldığı, yerlilerle melez kentliler arasında kültürel uçurumların hüküm sürdüğü, toprağın olduğu kadar siyasal gücün de belirli bir azınlıkta yoğunlaştığı bir ortamda, yem Cumhuriyet’in parlamenter bir rejimi -hele otoriter bir sömürge yönetimi geleneğinden yola çıkıldığında- gerçekleştirmesi pek kolay olmayacaktı. İktidarın bir liderden bir sonrakine geçişi, yasal ve demokratik yollardan değil, zora başvurarak ya da zor tehditiyle oluyordu. Güney Amerika Devletlerinin çoğu gibi Meksika da, hükümet darbelerinin birbirini izlediği uzun bir “caudillo”lar dönemi yaşadı.

“Caudillo’lar dönemi, Meksika’da öbür ülkelerden çok daha çalkantılı geçti Dağlarda yaşayan yerliler ve topraksız köylüler, anayasal cumhuriyetin kendilerine ne getirdiğini ya da getirmediğini algılamaktan uzaktı. Nüfusun dörtte üçünü oluşturan ve yüzde 95’i topraksız olan bu sınıf için aslında değişen bir şey yoktu: yoksullukları aynı şekilde sürüyordu. Yakınan ve bunu dile getiren, kentlerdeki “mestizolar (melezler) oluyordu. Bunlar, tutucu ve merkeziyetçi “criollo” yöneticilerin artan gücüne karşı çıkmaktaydılar. Avrupa’dan gelen liberal düşüncelerden etkilenen bu yenilikçilerin yerleşik ayncalıklara karşı mücadelesi, Meksika’nın önündeki elli yılın panoramasını belirleyecekti. “Criollo”lar arasından da yandaş bulan liberallerin ilk önemli lideri, yerli kökenli Benito Juârez’di (1806-1872).

Juârez’in 1857’de liberal bir Kongre toplayarak ilan ettiği Anayasa, Ordu ve Kilise’yi sivil yönetime bağımlı kılmayı ve büyük toprakları bölüp yerlilere dağıtarak toprak soylularının nüfuzunu kırmayı hedefliyordu.dengesizliklerin oluşturduğu bu ortam, milliyetçilik ve yabancı düşmanlığından da izler taşıyan devrimci hareketlerin yeşermesi için elverişli koşulları yaratmış bulunuyordu. Aydınlar Diaz’ın diktatörlüğüne karşı çıkarken, topraksızlaşan yerli köylüler de, onları bu duruma düşüren büyük toprak sahiplerine karşı saldırıya geçmişti. 1910 yılı, uzun iç savaşların, devrimci ve karşı devrimci hareketlerin başladığı bir kilometre taşı oldu.

Bu dönemin başında, zengin bir aileden gelen liberal eğilimli Francisco Madero (1873- 1913), demokrasi hareketinin öncüsü olarak ortaya çıktı. Yazılarında diktatörlüğe ağır şekilde saldıran ve demokrasiyi savunan Madero’ya en büyük destek yoksul köylü kitlelerinden geldi. Diaz’ın daha önce verdiği sözün tersine 1910 seçimlerine katılması ve yeniden Başkan seçilmesi üzerine Madero önderliğinde patlak veren devrimci eylemler hızla yayılmaya başladı Eski bir haydut olan Francisco Pancho Villa (1877-1923)ve köylü lideri Emiliano V.Zapata’öan (1883-1919) gelen destekle devrimciler çeşitli bölgelerde denetimi ellerine geçirdiler.

1911 Mayısında Diaz Başkanlıktan ve ülkeden ayrıldı.Madero’nun Meksika’da demokrasiyi yerleştirme çabaları pek sonuç vermeyecekti. Becerikli bir başkan olamadığı gibi, ekonomik alanda da herhangi bir etkinlik gösterememişti. Tutucular onun tehlikeli bir solcu olduğunu düşünüyorlar, solcular da onun kapitalistlerle ve Diaz yanlılarıyla işbirliği yapan bir dönek olduğuna inanıyorlardı. İşçilerin sonu gelmeyen grevleri ve basının sınır tanımayan eleştirileri Madero’yu hızla yıprattı. Zapata’nın güçleri silahlarını ellerinden bırakmamıştı, “toprak ve özgürlük” istekleriyle devrimi sürdürmeye kararlıydılar. Zapata toprakları ellerinden alınmış olan köylere ve bireylere bir çağrı yaparak bu toprakları işgal etmelerini ve silahla korumalarını duyurdu. Ayrıca tüm büyük toprak mülklerinin üçte biri kamulaştırılarak Meksika köylerine ve vatandaşlarına dağıtılacaktı. Bu durumda kırsal nüfusun topyekûn silahlara sarılması kaçınılmazdı.

Hükümet kuvvetlerine komuta eden Victariano Huerta, isyancılara karşı şiddetli bir katliama girişti. Bu arada Madero’yu da istifaya zorladıktan sonra öldürmüştü. ABD Elçisi ve tutucular tarafından desteklenen Huerta bir süre sonra kendini yeni Başkan olarak ilan edecekti. Coahuila Valisi Venustiano Carranza (1859- 1920) ile Madero’nun eski yandaşlarından Pancho Villa. Alvaro Obregon ve Zapata, Huerta’nın Başkanlığını tanımadılar ve savaşı sürdürme kararı aldılar. Öte yandan İngiltere tarafından da tanınmış olan Huerta rejimi, Pancho Villa’nın New Mexico’ya saldırarak 17 Amerikalının ölümüne yol açtığı olaydan sonra ABD’nin desteğini yitirdi. Hatta General J.J. Pershing komutasındaki Amerikan Birlikleri Villayı yakalayabilmek için Meksika içlerine girdiler. Bu durum devrimcilerin işini kolaylaştıracaktı. ABD’nin bu iç savaş sırasında takındığı müdahaleci tutum, isyancılara silah yardımında bulunması ve 1913 Aralığında Veracruz’a sonu gelmeyen bir çıkartma yapması, Meksika ile olan ilişkilerinde günümüze kadar gelen bir soğukluğun başlangıcı oldu. “Anayasal Ordu” adını alan devrimci güçler 1914 Temmuzunda Huerta’nın Ordusunu yenilgiye uğrattılar. Huerta Başkanlıktan çekilerek ülkeden ayrıldı. Yönetimi eline alan Carranza’nın isteği üzerine dört ay sonra ABD güçleri Veracruz’u boşalttı.

Villa ve Zapata, Carranza’nın devrimin toplumsal ve ekonomik yönleriyle ilgilenmediği, sadece siyasal yanıyla ilgilendiği kanısındaydılar. Ortaya çıkan bu güvensizlik ortamını dağıtmak için, Aguascalientes’te bir Devrim Kurultayı toplandı. Kurultay, devrimin amaçlarına göre yürütülmesi gerektiğini kararlaştırdı, ancak sorunlara somut bir çözüm getiremedi. 1914 Ekiminde Villa nın güçleri -Meksika kentinin üzerine yürüdü ve Carranza Veracruz’a çekilmek zorunda kaldı.Veracruz askeri bakımdan elverişli bir noktaydı. Carranza bir yandan burada güçlerini toparlarken, bir yandan da toprak reformu gibi devrim yasaları çıkararak karşıtlarının desteğini zayıflatmaya çalıştı. Meksika kentinde çalışmalarını sürdüren Villa ve Zapata’nın güçleri 1915 Ocağında Carranza’nın Ordusu tarafından buradan sürülüp çıkarıldılar. Üç ay sonra daha büyük bir yenilgiye uğrayan Villa’nın güçleri kuzeye çekilirken, Carranza iç bölgelerde egemenliğini kurmaya başladı. 1919’da öldürülünceye kadar Zapata güneyde direnmeye devam etti.

Askeri güçleri geniş ölçüde denetimi altına alan ve siyasal durumunu güçlendiren Carranza 1916’da Kurucu Meclis için seçim yaptırdı. Bu Meclis’in hazırladığı Anayasa 1917 Şubatında yürürlüğe girdi. Yeni Anayasa, toprak ve suyun mülkiyetini ulusa veriyordu; bunları özel kişilere ancak ulus dağıtabilirdi. Ulus, kamu servetinin korunması ve eşit dağılımı açısından kamu çıkarının gerektirdiği durumlarda özel mülkiyete sınırlar getirme hakkına sahipti. Toprak altındaki tüm madenlerin, katı madensel yakıtların ve petrolün mülkiyeti devrolunmaz bir şekilde ulusundu. Kilise tümüyle eğitimin dışında bırakılıyor, rahiplerin yetkileri kısılıyordu. Medeni nikâh da bir anayasal zorunluluk olmaktaydı.

Pek çok devrimci ilkeyi içeren bu Anayasa’nın öngördüğü reformları gerçekleştirmek konusunda ciddi ve tutarlı adımlar atılmadıysa da, yeni Meksika için hedeflerin tanımlandığı bir belge ortaya çıkmış ve tarihe geçmiş oldu. 1920’de yapılacak seçimlerde, Carranza, kendi yerini alacak sivil bir kişi olarak Ignacıo Bonillas’ı saptamıştı. Buna karşı çıkan askerler 1920 yılında başkaldırarak Carranza’yı devirdiler. Kaçmaya çalışan Carranza öldürüldü. Alvaro Obregön (1880-1928) Başkan seçilerek General Plutarco E. Calles (1877-1945) ile birlikte ülkeyi yönetmeye başladı. Bu tarihlere kadar direnişini sürdüren Villa da yeni yönetime teslim oldu.

Obregön 1924’e kadar Başkan olarak kaldı. Obregön’un yönetimi, tüm kişiselliğine karşın toprak reformunun yapıldığı ve işçi sendikalarının güçlendiği bir dönemi simgeler. Kırsal kesimde eğitimi yaymak için okur-yazarlık seferberliği başarıyla yürütüldü ve okul binaları yapıldı. Bu arada Kilise ile devlet yönetimi arasındaki çatışma, giderek kapanmaz bir yara haline gelecekti. 1924 yılında Obregón Başkanlık’tan ayrıldı ve onun yerine Calles seçildi. Calles’in yönetimi, ana çizgileri ile Obregön’un başlattıklarını sürdürerek Devrimin kurumsallaşmasını sağladı. Katlamalı vergi sisteminin getirilmesi. Merkez Bankasının kurulması ve ulaşım ağının geliştirilmesi gibi önemli yemliklerin yanı sıra toprak reformunun sürdürülmesine özen gösterildi. Endüstri geliştirilirken genel olarak işçilerin lehine bir tutum benimsendi. Yabancıların sahip olduğu arazi ve madenlerle ilgili olarak alınan önlemler, ABD ile ilişkilerin gerginleşmesine yol açtı. Bu arada Kilise ile olan ilişkiler de bozulmuştu. Kilisenin 1917 Anayasasını tanımadığını açıklaması üzerine Kilise’nin toprakları devletleştirildi, yabancı papazlar yurt dışına çıkarıldı ve din okulları kapatıldı. Kilise de buna karşılık olarak dini görevlerini yerme getirmeyi durdurdu. Bu gelişmeler sonucu dincilerin silahlı ayaklanmaları ortalığı karıştırmaya başladı. Bir yandan elinden petrol haklarının alındığı için hırçınlaşan ABD’nin baskısı, öte yandan Kilise’nin körüklediği kargaşa ortamı içinde Calles’in dönemi sona erdi. Calles’den sonra başa geçen General Lázaro Cárdenas (1895-1970) ile birlikte Meksika Devrimi en yapıcı evresine girecekti. ^

Bu yazı 79 kere okundu.
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

Kategoriler
http://bilelimmi.com/bilelimmi-com-hakkinda/ http://bilelimmi.com/iletisim/