Lusitania Faciası

Paylaş
 

Lusitania Faciası

Lusitania Faciası birinci dünya savaşında yaşanan en büyük facialardan biri olup günümüzde hala tartışılmaktadır.Bu yazımızda bu facianın tüm detaylarını bulabileceksiniz.

Lusitania. 1 Mayıs 1915 tarihinde denize açılıyordu. New York yolcu rıhtımı her zamankinden daha kalabalıktı. Gazete­ciler, fotoğrafçılar, uğurlayıcılar, me­raklılar rıhtımı doldurmuştu. Bu olağanüstü me­rak. o sabahki gazetelerde çıkan bir ilandan ileri gelmekteydi. İlan şu uyarıyı yapmaktaydı: “Yolcular Dikkat -Avrupa savaş bölgesine gi­recek İngiliz ve Amerikan yolcu gemileri saldı­rıya uğrayabilir“. İlan, Alman Büyükelçiliği ta­rafından gazetelere verilmişti. Ve bir gazetede Lusitania’nın yolculuğu hakkındaki yazı ile yan- yana yer almıştı. Cunard Hatlan listesinde Lusi­tania için şöyle deniyordu: “Halen Atlantik hat­larında çalışan en büyük ve en hızlı yolcu gemi­si…“

 

YÜZEN LÜKS OTEL

Gazeteciler “iki kere iki” düşüncesiyle Al­manların ne demek istediklerini anlaşmışlardı Cunard Katlarının en görkemli gemisi denizleri devriye gezen Alman denizaltılarınm kurbanı olabilirdi. Hareket saatinden önce söylenti o derece yayılmıştı ki. Lusitania ile gidecek yol­culara. yola çıkmaktan vazgeçmeleri için imza­sız telgraflar yağmaya başlamıştı. Ancak, yolcu­lar. rıhtımdaki heyecanı paylaşmıyorlardı. Ne kadar olsa Lusitama’nın deniz altında olsun, de­niz üstünde olsun, her gemiden daha hızlı gidecek kudrette olduğu herkesin bildiği birşeydi. Üstelik, bir yüzen lüks otel olan Lusitanianın Alman dezinaltılarına hedef olabileceğine yolcu­lardan kimse inanmıyordu. Hem de. gemi, ta­rafsız Amerikan yolculariyle doluydu, ve Kayzer ABD’nın iyi niyetlerini yok etmek istemiyecekti her halde.

Önemli yolcular da gemiye binince arta ka­lan kuşkular kayboldu. Bu önemliler arasında, milyarder Alfred Vanderbilt. tiyatro prodüktörü Charles Frohman. şarap tüccarı ve şampanya kralı George Kessler. aktris Rita Jovilet. ve ABD* nin tanınmış dergi ve gazete yazarlarından bi­ri olan Elbet Hubbard. bulunmaktaydı. Bunlar gibi ünlü olmayan yolcular, şöyle diyorlardı ken­di kendilerine. “Bu ünlüler korkmadıktan sonra, bize korkmaz düşmez. Ünlülerin ve zenginlerin canı tatlı olur. Tehlike olsaydı, onlar, kuşkusuz bunu öğrenirlerdi.” Yolculuğa dedikodulardan dolayı gelmeyen bir kişi oldu. Bunlar biletlerini iptal ettiler Ama Bu. her yolculukta olağandı

LUSİTANİA YOLA ÇIKIYOR

32.CC0 tonluk lüks qemi. New York limanından çıkarken, yolcular bir Atlantik yolculuğunun zevkine dalmaya başlamışlardı bile, Avrupa’da­ki savaşın acı öyküleri çabucak unutulmuştu Sonraları, kurtulanlardan bir İngiliz kızı şöyle di­yecekti: “Savaşı kimse düşünmüyordu kanısın­dayım. O kg 1ar güzel bir yolculuktu ki savaşa yer kalmamıştı zihinlerde.”

YCLCU GEMİSİNDE SİLAH MERMİSİ

Eğer yolcular ambarlarda, yalnız savaş mal­zemesi sayılabilecek bir yük olduğunu bilselerdi belki de bir az daha gerçekçi bir tavır takınırlar­dı. Lusıtania’nın ambarlarında 4200 kasa el-sı- lahı mermisi bulunmaktaydı Bu, aslında tek bir çarpışmasında bile, milyonlarca mermi sarf edi­len bir savaşta önemli bir miktar sayılmazdı kuşkusuz. Fakat, askeri gereksinimlerini karşıla­malarına fazlasıyle engel elan bir abluka altında kalan Almanlar, kuralların en hafifinden de olsa çiğnenmesine göz yumacak ruh durumunda de­ğillerdi Kacak eşya taşıyan bütün gemiler. İn­giltere ve İrlanda yakınlarında ele geçirildikleriında. Alman Deniz Kuvvetleri tarafından meşru
hedef olarak kabul edilmekteydiler. Sanki, ihtar katmak icın. Lusitania New York tan yola çıktı­ğı gün. Amerikan bandıralı Gulf light tankeri Al­manlar tarafından torpillenerek batırılmıştı. Kap­tan dahil üç Amerikalı ölmüştü.

YENİ KAHRAMANLAR

ayış 1915’te Almanların elinde en çok 2S denizaltı vardı. Bunların 15’i sürekli olarak devriye gezmekteydi. Bu deniz- altıların kaptanları, çağdaş pilotlar gibi fakat seçkin bir grup oluşturuyordu Bunlar hakkında yapılan reklamlar, bu kaptanlar insan-üstü kahramanlar olarak tanıtıyordu kamuoyuna. Ve bu tanıtma yoluyla bu kaptan­ların yok etme kudretleri daha insancıl bir yüz alıyordu.Örneğin: bir denizaltı, bir ticaret gemi­sini suya gömmeden önce, denizcilerin gemiden ayrılmaları için ihtar verilirdi. Savaşın daha son­raki dönemlerinde, bir denizaltı kaptanı batır­dığı geminin iki cankurtaran sandalına yerleşen gemicileri kıyıdan çok uzak oldukları için, yede­ğe almış ve kıyıya yaklaştırmıştı.

Denizaltı korsanları başarılı olmuşlardı. Da ha büyük kayıplara uğramamak için İngiliz De­niz Kuvvetleri Komutanlığı ticaret gemilerinin silahlandırılmasını emretti. Üstelik ticaret ge­milerine su yüzüne çıkan denizaltılannı mah­muzlama emrini de iletti. Ticaret gemilerinin ka­yıp oranı artmaktaydı, üstelik. Alman denizaltı kaptanları daha az hoşgörülü davranıyorlardı yeni kurbanlarına karşı.

Lusitania yarı yolu 4 Mayıs gecesi aşmıştı. Bir kaç saat sonraydı ki. İrlanda’nın güney kıyı­sında. Kinsale Burnu yakınlarında U-20 Alman denizaltını göründü. Emden’den hareket edeli beri beş gün geçmişti. Kaptan Schwieger tek bir av avlayamamıştı bu süre içerisinde. Bir ti­caret gemisine saldırıda bulunmuş, fakat, ge­minin Danimarka bandıralı olduğunu görünce, onun uzaklaşmasına engel olmamıştı.

İrlanda da av daha iyi değildi. Üç direkli bir yelkenli Liverpool’a doğru yöneliyordu ha­fif rüzgarda; az bir gıda maddesi yükü vardı. Mürettabat sandallarıyla ayrılırken. U-20’nin mermileri yelkenlinin tahta gövdesini parçala­mıştı bile, savaşın en tehlikeli yeni silahı bu yaşlanmış emekli üzerinde üstünlüğünü kanıtla- yabilmişti.

U-20 Mayıs’ın 6’sında. Candidate’i batırdı. Orta çapta bir ticaret gemisi olan Candidate Jamaica’ya yönelmişti. Sonra Güney Afrika’ya gitmekte olan Centurion’u suların dibine gömdü. Schvviger öteki denizaltı kaptanları gibi önce­den ihtarda bulunmadan batırdığı halde bu ge­mileri yolcu ve mürettabat’tan ölen olmamış ve bunlar gemiler batmadan önce cankurtaran san­dallarıyla uzaklaşmayı başarmışlardı. Akşam sa­at 19.50’de Lusitania’nın kaptan kamarasında, yolcu gemisinin kaptanı Turner. İrlanda’nın güney kıyısı yakınlarında denizaltı faaliyeti oldu­ğuna dair İngiliz Deniz Komutanlığından ilk me­sajını almıştı. Kırk dakika sonra radyo ile verilen bir alarm mesajında; o civarda bulunan bütün gemilere burunlardan kaçınmalarını, bütün li­manlardan tam yolla geçmelerini, ve ortadan bir rota izleyerek tam hızla ilerlemelerini bildir­mişti. Aynı alarm mesajı bütün gece boyunca yinelenip durdu. Bütün gemilerde güvenlik ön­lemleri kontrol edildi, cankurtaran sandalları dışarıya doğru sarkıtıldı ve b<fz\ su-almaz böl­meler kapatıldı. 7 Mayıs, öğle saati yeni geçmiş­ti. İrlanda sahili görünüyordu. Çevrede bir tek devriye gemisi olmadığı gibi görünürde de hiç bir gemi yoktu. Bu boşluktan kuşkulanmıştı Lu- sitania’nın kaptanı Turner. Eğer bilseydi ki. son hafta içerisinde şimdi bulunduğu bölgede 23 ticaret gemisi torpillenerek batırılmıştı, kuşku suz. korkusu daha da artardı. Saat 13.40’da Kaptan Turner kıyıda iyi tanıdığı bir noktayı gör­dü dürbünüyle -İrlanda’nın Kinsale Burnunu; ve sevindi! O arada denizaltısının periskopuyla ufku gözleyen kaptan Schvvieger’da Kaptan Tur­ner gibi sevindi, çünkü o da Lusitania’yı gö1 müştü…

TORPİL FIRLATILIYOR

T

Torpil saat 14.CS’da fırlatıldı. Lusitama’- nın sancak tarafındaki nöbetçisi gelen torpil’i ilk gören oldu. Kaptan Turner nöbetçinin ihtarını duydu ve bir an su­yun üstünde gelen bir çişim in arkasında bırak tığı köpüğü gördü. Saat 14.1C’da Schvvıeger şunları yazıyordu: “… torpil gemiye hemen kap­tan kamarasının gerisinde scncak tarafından isabet etti. Çok büyük bir patlama oldu. Bunun peşinden patlamadan ileri çolen bir bulut yük­seldi …”

Yolcular bunu bilmiyorlardı, ama batmakta olan dev gemiden inmeleri için ancak 18 dakika­ları vardı. Kıyı 10 mi’ ötedeydi. Nasıl olsa ulaşır­lardı oraya -bu çoklarının düşüncesiydi. Bu al­datıcı güvenlik sancağa doğru yatmaya başla­yınca genel paniğe döndü. Cankurtaran sandal­ları güverte dışına sarkıntı İdi. ancak makinalar işlemediği halde bile Lusinatia sandalların de­nize indirilebilmesi için, aşırı bir hızla yolalıyor- du. Sandalların indirilmemesi emrine boyun eğil­di. ancak bir tanesi artık suya değmişti, ve bu­nun şiddetiyle parçalanan sandaldaki yolcular denize fırlatılmıştı. Sancak tarafı o kadar yat­mıştı ki. iskele tarafındaki sandallar bile yine, batmakta olan geminin içine düşerek sancak tarafına kayarak parçalanmışlardı.

GEMİDE PANİK BAŞLIYOR

Yolcular sağa sola koşuyordu. Can yelekle­rini acemi ellerle, titreyen vücutlarına yerleştir­meye çabalıyorlardı. Bir ikisi denize atladı. Sular sancakt arafından gemiye girmeye başlayınca, başkaları da onları izledi. Kalan sandallardan birkaç sağlam olarak denize inebildiyse de. bir çoklan iplerine bağlı kalarak sallanıyordu. Ka­dınlar feryat ediyor, çocuk ağlıyor ve gemiciler küfür ediyordu. Üç İrlandalI kız korkudan, çat­lak olan sesleriyle “Ötede yeşil bir tepe var” şarkısını söylüyorlardı. Sandalyeler, masalar, çanak-çömlekler. sandık ve bavullar bağlı olma­yan herşey deliler gibi batmakta olan gemide bir taraftan öteki tarafa savruluyordu.

Gözleme yerinden Alman Denizaltı kaptanı seyir defterine şunları kaydediyordu: “… Büyük bir şaşkınlık var gemide… her halde hepsi pani­ğe kapıldı“, SchWİeger. Lusitania’nın alabora olacağından emindi.

Gerçekten de. dev gemj pruva’dan denize gömülürken, ve gemide kalan yolcular ve mü­rettebat güverteye tırmanmaya çalışırken, bir kaç saniye önce hala suların içinde olan per­vaneler ve dümen su yüzüne Çıkmıştı -ve dur­madan yükseliyordu bunlar. Kısa bir süre bat­makta olan gemi böylece kaldı, artık pruva kıs­mı SO metre derinlikteki çamurlara saplanmak üzereydi. Sonra yavaşça kıç tarafı da sulara gö­müldü. Kurtulanlar sonraları şöyle anlatıyorlar. “… dev gemi acı bir feryodı öndran bir gümbür- demeyle sulara gömüldü.” Lusitania yoktu artık! Yarım millik bir alan cesetlerle, yüzenlerle kalın­tı sandallarla doluydu. Kurtarıcı gemiler yaklaş­tığında, ölmemeyi başaranlar, belki de devril­miş bir cankurtaran sandalına tutunarak su üstünde kalmasını bilen Kaptan Turner gibi. “Behey Tanrım ben ne yaptım ki sen bunu bana reva gördün”, diye soruyorlardı onları yaratana.

Bu yazı 67 kere okundu.
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

Kategoriler
http://bilelimmi.com/bilelimmi-com-hakkinda/ http://bilelimmi.com/iletisim/