KURTULUŞ SAVAŞININ ORTAK ÖZELLİKLERİ

Paylaş
 

KURTULUŞ SAVAŞININ ORTAK ÖZELLİKLERİ

Türk Kurtuluş Savaşı 15 Mayıs 1919’da, Yunanlıların İzmir’e asker çıkarmasıyla başladı. Aslında 1. Dünya Savaşı resmen sürmek­teydi. Mondros mütarekesi imzalandığı halde barışa geçiimediği için savaş ölü noktasında bulunuyordu, tarihteki Ycdiyıl, Otuzyıl ve Yüz­yıl savaşları gibi… canlanma ihtimali vardı. Galip Devletler fiili savaş hareketlerine geçmedikleri için ölü noktasında kalarak Lozan barış antlaşmasıyla sona erdi. Bu arada işgal sorunu dolayısiylc iki yıldan artık sürece Güneyde Fransızlarla, bir yıl kadar Revandiz bölgesinde İngilizlerle çarpışıldı ise de bunlar yerel birer olaydı. Tarihte adına savaş denilmeden yapılan birçok çatışmalara rastlayabiliriz. Bu yüzden savaşın tanımlanması ve belirlenmesi gereğini duyuyoruz.

Savaş; siyasetle elde edilemeyen toplumsal ekonomik çıkarların sağlanması ya da korunması için uluslar, ya da ulus grupları arasında kuvvet zoruyle yapılan mücadeledir. Kabile savaşları, bu tanıma en çok uyan savaşlardır. Çünkü küçük toplumların bütün bireyleri, savaşa tam olarak katılır. Bizim bu tanımlamamız, Clauscwitz’in tanımlamasına ekonomik niteliği katmaktadır. Bu ünlü asker düşünürün «Savaş, siyasetin başka araçlarla sürdürülmesidir» sözünden insanlık yaşantısında barışın asıl olduğunu kasdettiği de anlaşılır. 1. Dünya Savaşından sonra doğan «İnsanlık yaşantısında savaşın asıl olduğu» yolundaki düşünceler, savaşa sürekli olarak hazırlanma dileğinden ileri gelmektedir.

Savaşların nedeni ekonomiktir. Çünkü hiç bir bağ ve kısıtlama yoktur ki bireyi ve toplumu, ekonomik bağlar kadar ilgilendirsin. İs­viçre asıllı Fransız Generali Jomini, savaşın nedenlerini «Tahakküm kurma, ekonomi, din, ideoloji, genişleme ve fetih yapma isteği» ola­rak sıralar; bütün bunların temelinde ekonomik çıkarların yattığı görmezliktcn gelinemez. Nitekim insanın vicdanında kalması gereken din öğesini ele alırsak, Musevilikle Hıristiyanlığın ilkçağın köleliğine, İslâmlığın da ortaçağın yarı köleliğine (feodalite) karşı çıkan ekono­mik hedefler izlediği görülür.

Sanayi devrimi (1760) nden önce siyasal bağımsızlık tek kaygı kaynağı iken ondan sonra bunun ekonomik serbestlik ile pekiştiril­mesi gerekli oldu. Yirminci Yüzyıl başında Osmanlı Türklerinin eko­nomik bağımlılığı ise apaçık hale gelmişti. Buna 1535’tc Fransızlara kapitülasyon veren Süleyman Kanunî’dcn çok, 1838’dc İngiltere, sonra öteki devletlerle, ayrıcalıklı Ticaret antlaşmaları imzalayan Mustafa Reşit Paşanın yol açtığına parmak basmalıyız.

Ekonomik bağlardan kurtulma isteği, bütün kurtuluş savaşlarının başlıca ereğidir. Kurtuluş savaşına başlayan toplum, az ya da çok kertede gelişmemiş bir durumdadır. Türk Kurtuluş Savaşının bayra­ğını açarken Mustafa Kemal, «bağımsızlık» ve «yeni bir Türk devle­tinin kurulması» diyordu. Yeni Türk devletinin ekonomik bağımsızlığa kavuşması gereğine işaret ettiği açıktı.

Kurtuluş savaşları topyekûn savaş olarak halkın görünür görün­mez bütün güçleri ve varsa silâhlı kuvvetlerinin katılmasıyle yapılır. Silâhlı kuvvet yoksa kurulması yoluna gidilir. Halka benimsetilmiş bir savaş olduğu için topyekûndür. Ulus savaşının halka yaygın şeklidir.

 

Kurtuluş savaşları topyckûn savaş olarak halkın görünür görün­mez bütün güçleri ve varsa silâhlı kuvvetlerinin katılmasıylc yapılır. Silâhlı kuvvet yoksa kurulması yoluna gidilir. Halka benimsetilmiş bir savaş olduğu için topyekûndür. Ulus savaşının halka yaygın şeklidir.

Kurtuluş savaşları, küçük savaş (gerilla) eylemlerinin uygulan­masından uzak kalamaz. Ama yalnız bu kuvvetlerin kullanılmasıyle kalınarak silâhlı kuvvetler küçümsenirse kurtuluşun sağlanması ya geç oluşur ya da olanak dışında kalır. Kurtuluş savaşlarında, yukarıda saydığımız öğelerin çoğundan daha önemli sayılması gereken bir öğedir. 2. Dünya Savaşında Sovyet Rusya bile bu konuda hoşgörülü olmak gereğini duymuştu. Bilindiği gibi Sovyetler, 2. Dünya Savaşını «ikinci kurtuluş Savaşı» olarak adlandırırlar. Türk Kurtuluş Savaşında dinsel duygulardan yararlanmayı Büyük Önder gözde tutmuş; buna karşı Saray, dinsel duyguları karşı devrim aracı olarak kullanmıştı.

Böylcce kurtuluş savaşları, bir mücadele, halkça benimsenmiş bir mücadele, «halk hareketi» biçiminde başlar «Halk tarafından, halkla birlikte ve halk için» yapılır (*). Ulusal kuvvetlerle oyalama. Ulusal ve Silâhlı kuvvetlerle, stratejik savunma, bu kuvvetlerle stratejik saldırış dönemlerinden oluşur; halk savaşı olarak sona erer.. Cephede silâh kullanmaktan çok, cephe gerisinde Halkına savaşı destcklcyici hizmet verebilen, gelişmiş ya da silâhlı kuvvetlerini örgüt­lemiş uluslarda buna topyekûn savaş denmektedir. 1940’ta İngiliz hal­kının deniz taşıtlarıyla Diinkerk boşaltmasına katılışını düşünebiliriz, işte bütün bu süreçleriyle Türk Kurtuluş Savaşı örnek ve her bakım­dan ders verici bir savaş olmuştur.

Bu yazı 203 kere okundu.
  • Site Yorum

Bir yorum bırak

Kategoriler