Küresel Isınmanın Tarihçesi

Paylaş
 

 

Küresel Isınmanın Tarihçesi

Sıcaklığın 2-3° C artma­sıyla, kasırgaların yıkıcılık po­tansiyelinin yüzde 50 oranın­da yükselebileceğini ve hızları­nın da, saatte 350 kilometreye ulaşabileceğini açıklayan uz­manların uyarılarının üzerin- den 10 yıl bile geçmeden, on­ların bu tespitine dayanak teş­kil eden bilgisayar canlandır­malarım aratmayacak sahne­lere tanık oluyoruz:üresel ısınmanın yol açtığı küresel iklim değişimi alarm veriyor. Son 15 yıl içinde, ısınmaya bağlı olarak meyda­na gelen ekolojik âfetlerin sa­yısı artmakla kalmıyor, bun­ların neden olduğu zararlar da giderek eşi görülmedik boyut­lara ulaşıyor.

ABD’nin New Orleans kentini yerle bir etlen Katrina Kasırgası, ardından Rita ve son olarak da Wilma…

Yerküremiz bu ağır doğal âfetleri üst üste yaşarken, özellikle son yıllarda yoğun­laştırılan inceleme ve araştır­malar, küresel ısınma ile at­mosferdeki sera gazlarının ar­tışı arasında sıkı bir ilişki ol­duğunu ortaya koyuyor. Nitekim, şu sıralar Kana­danım Montreal kentinde Bir­leşmiş Milletlerin düzenleyi- ciliği altında yapılmakta olan İklim Değişiklikleri Konferan­sı {28 Kasım-9 Aralık 2005), hu konuları ele alıyor.

Üç binden fazla sivil top­lum örgütü temsilcisinin de katıldığı konferans öncesinde yapılan toplantılarda bilim in­sanları, küresel ısınmanın, in­sanoğlunun yeryüzünden yok olmasına neden olabileceğini dile getirdiler.

Bilim insanlarına göre, son yıllarda artan doğal âfetler yüzünden ortaya çıkan iklim değişiklikleri, nükleer savaş ya da göktaşından daha tehli­keli… Potsdam İklim Araştır­maları Enstitüsü uzmanlarına göre, küresel çaptaki iklim de­ğişiklikleri, özellikle Avru­pa’nın dağlık bölgelerini ve Akdeniz çevresindeki ülkeleri tehdit ediyor. Bilim insanları, öncelikle enerji sektörü, tu­rizm ve tarımı etkileyecek bir kuraklığın işaretlerini veriyor­lar. Türkiye de bu tehditlerin hedefi… Biz de bu ay, iklimbilim araştırmalarının tarihçesi ve 19. Yüzyıldan beri izi sürülen bir olgu olarak ‘sera etkisi’ konusunda, dünden bugüne uzanan kısa bir yolculuk ya­palım istedik…

Iklimbilimin mazisinin M.Ö. 6. Yüzyıl Yunanis­tan’ına uzandığını, meteorolojiyle ilgili ilk sistemli çalışma­ların da Aristoteles (M. Ö. 384-322} ile öğrencisi Theophrastos (\1.Ö. 372- 287) tarafından yürü­tüldüğünü biliyoruz…

Aradan geçen yaklaşık 2 bin 500 yıl, insanoğlunun doğayı tanıma ve ona hâkim olma tutkusundan fazla bir şey eksiltmemiş.

Yaparken bozduklarımızı tamir etme uğraşı dışında, hâ­lâ bir gözümüz yıldızlarda, bir gözümüz yeryüzünün derin­liklerinde!

Bunun son örneği de, ge­çen yıl Aralık ayında Antark­tika’da buz üzerinde en derin sondajı gerçekleştirme rekoru­na imza atan Epica (European Project for Ice Coring in An­tarctica) ekibinin çalışması: Epica ekibi, -35° C altında vü-
rünilen dört vıllık bir çalışma sonunda, ayaklarının altında­ki buzu 3 bin 270,20 metre delerek kayalık platfor­mun sınırına ulaşmayı başardı.

Bu buzuldan alı­nan ve Avrupa’nın çe­şitli laboratuvarlarına gönderilen numunele­rin yeryüzünün ve atmos­ferin yaklaşık 900 bin yıllık iklim tarihine ışık tutması bekleniyor…

Bunlar beklenirken, biz de 19. Yüzyıl’dan beri izi sürülen ‘sera etkisi’ olgusunun kısa ta­rihçesine göz atalım:

1827: Fransız matematikçi Jcan-Baptiste Fourier (1768- 1830) ilk kez sera etkisinden Söz ediyor.

1861-1873: Standartlaştı­rılmış meteorolojik gözlemle­rin başlangıcı.

1895:       İsveçli kimyacı

Svanre Arrhenins (18.59- 1.927), ‘sıcak sera teorisi’ kap­samında iklimin ısınmasında karbondioksitin (C02) etkisine de­ğiniyor.

1957:      Hawai ve Alaska’da Char­les Keeling tarafın­dan gerçekleştiri­len sistemli C02 ve sera gazları ölçüm­lerinin başlaması. Sera etkisiy­le ilgili ilk bilimsel çalışma.

1967: 21. Yüzyıl başına kadar C02 birikiminin iki ka­tına çıkacağına ve ortalama sıcaklığın 2,.5 derece artacağı­na dair ilk tahminler.

1972: Konu, Stockholm Dünya Çevre Konferansımda ele alınıyor… Toplantının so­nuç bildirgesinin yayınlandığı .5 Haziran günü, daha sonra ‘Dünya Çevre Günü’ olarak kurla nacaktır.

1979: İklimle ilgili ilk dün­ya toplanası Cenevre’de ger­çekleşiyor.

1988: Küresel ısınma ve iklim değişikliklerini incele­mek iızere uluslararası çapta 3 r –   bin bilim insanının katıldığı Birleşmiş  Milletler Hükümetlerarası iklim Paneli (TPCC) çalışımlarina başlıyor.

1989: İkinci iklim toplantısı (T.a Haye). AET, C02 yayılımını 2000’e dek 1990’ın seviyesinde tutmayı taahhüt ediyor.

1990: IPCC ilk raporun­da, “Gözlemlenen ısınmanın öneminin iklim modellerinde­ki öngörülerle aşağı yukarı uygunluk arz ettiği’’ ancak ik­limin doğal değişkenliğiyle de kıyaslanabileceği kanısında olduğunu açıklıyor.

1992: Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Antlaşması, Rio Kalkınma Konfe­ransında imzalanıyor. 1994 Mart’ında yürürlüğe giren bıı antlaşmayla, endüstrileşmiş ülkeler karbondioksit gazı ya­yılımını 1990 yılı seviyesinde tutmayı taahhüt ediyorlar.

1995: İPCC, ikinci rapo­runda 2100’e dek hava sıcaklı­ğının ortalama 1 ile 3.5° C ka­dar artacağı, deniz seviyesinin de 15-95 santim arasında yük­seleceği öngörüsünde bulunu­yor ve insan faaliyetinin küre­sel iklimi bariz bir biçimde et­kilediğine dikkat çekiyor.

1997: Aralık ayında, 184 ülkenin temsilcileri Japon­ya’nın Kvoto kentinde bir

araya geliyor. Küresel ısınma­ya karşı mücadelede bir dö­nüm noktası teşkil eden ‘Kyo- to Protokolü’ sera gazı yayı­lımlarının 2008-2012 yılla­rında 1990’daki seviyesine kı­yasla yüzde 5,2 azaltılmasını hedefliyor. Esneklik mekaniz­maları getiriyor.

1998: Dünya Meteoroloji örgütü (WMO) 1997’de, dünyanın ısısının 1961 ile 1990 arası için hesaplanan or­talama sıcaklığa kıyasla, orta­lama 0,44° C daha yüksek ol­duğunu saptıyor. Bu, 1995’tc kaydedilen rekorun (+0,38° C) aşıldığını gösteriyor.

2000: Dünya Meteoroloji Örgütü, 20. Yüzyıl*ı “bin yılın en sıcak yüzyılı’’, 19904ı vil­lan da güvenilir ölçümlerin yapıldığı 1860’dan sonraki “en sıcak on yıl” ilan ediyor.

2001: IPCC uzmanları hü­kümetlere sundukları raporu 19 Şubat’ta Cenevre’de açıklı­yorlar. Rapora göre, yerküre­nin ısısı 1861’den itibaren 0,6° C kadar artmıştır; bu ra­kam da, 1995 raporunda ön­görülenden 0,15° C fazladır.

Denizlerin su seviyesi 20. Yüzyıl boyunca 10 ile 20 san­tim kadar yükselmiştir.

Uzmanlar 2100’de C02 oranının da 540 ile 970 ppm arasında seyredebileceğini tah­min etmektedirler.

Bu durumda, yerkürenin ortalama sıcaklığının 1,4° C ile 5,8° C artması, deniz sevi­yelerinin de 9 ile 88 santim yükselmesi olasıdır.

2002: Johannesburg Dün­ya Sürdürülebilir Kalkınma Zirvesi’ne. 189 ülkeden 100 hükümet ve devlet başkanı ile 60 bine yakın delege katılıyor.

2003: 1998 ve 2002’den sonra 2003, Avrupa’da görül­memiş sıcakların yaşandığı bir yıl oluyor. Dünya Meteoroloji Örgütü o yaz Avrupa’da sı­caktan ölenlerin sayısının 21 bini bulduğunu tahmin ediyor.

Şubat 2005: Kyoto Proto- kolü’nün hayata geçebilmesi için sera etkisi yaratan gazla­rın yayılımının yüzde 55’ine denk düşen oranda ülke tara­fından imzalanması hedefi, Rusya’nın 2004 Kasım’mda protokolü imzalamasıyla ger­çekleşiyor ve nihayet 16 Şu- bat’ta protokol yürürlüğe giri­yor. Bu arada ABD’de, Seattle belediye balkanının önayak olmasıyla, aralarında Cumhu­riyetçilerin de bulunduğu 150 belediye başkanı Kyoto Proto­kolünün gereklerine uyma kararı aldıklarını açıklıyorlar.

Eylül 2005: Katrina Kasır- gası ABD’nin New Orleans kentini yerle bir ediyor.

Dünya nüfusunun yüzde 4’ünii barındırdığı halde insan kaynaklı sera gazlarının yüzde 30-35’ini üreten ABD, 2001’de aldığı Kyoto Proto- kolü’nli imzalamama kararın­da ısrar ediyor.

Ekim 2005: Rita ve Wilma kasırgaları Amerika kıtasında yeni âfetler olarak adlarını ta­rihe düşürüyorlar…

kaynak :Popüler Tarih MİNE Haksat

Bu yazı 31 kere okundu.
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

Kategoriler
http://bilelimmi.com/bilelimmi-com-hakkinda/ http://bilelimmi.com/iletisim/