KİMYA NEDİR?

Paylaş
 

KİMYA NEDİR?

Kimya, evrende bulunan bütün madde biçimleri­nin bileşimlerini inceleyen bilim dalıdır. Hem doğada bulunan, hem de insanlar tarafından üretilmiş -olan bütün maddeler, 106 kimyasal ELEMENT’ten oluşmuş­tur. Kimyasal ÇÖZÜMLEME’yle, gelişmiş ölçüm yön­temlerini de içeren ileri tekniklerin ortaya çıkması sonucu, herhangi bir çakıltaşından, bilinmeyen bir toz örneğine kadar, bütün maddelerin kimyasal bileşimi­ni bulma olanağı sağlanmıştır. Kimya bilimi, bile­şimlerin incelenmesinin yanı sıra, maddelerin birbir­leri üstündeki etkileriyle de ilgilenir. Kuvvetli asitler ile kuvvetli alkaliler çok aşındırıcıdırlar; ama birbir­lerini yansızlaştırdıkları zaman, zararsız bir kimya­sal bileşik, yani tuz elde edilir. Sözgelimi, sodyum hid- , roksit (NaOH) ve hidroklorik asit (HCl) tepkimeye girince, sofra tuzu (NaCl) ile su oluşur,

Tarihçe: XVI. yüzyılın başlarında SİMYA’nın sı­nırları zorlanmaya başlanmıştı. BOYLE’un Skeptical Chymist (Kuşkucu Kimyacı) yapıtının XVII. yüzyıl ortalarında yayınlanmasıyla, maddenin incelenme­sinde yeni bir çığır açıldı. Boyle, bu yapıtında, madde­nin yalın temel cisimlerden, yani kimyasal elementler-

XVIII. yüzyılın ikinci yarısında, Lavoisier tarafından deneylerde kullanılan kimyasal aygıtlar. (üstte) Lavoisier, ilk kez Priestley tarafından arılaştırılmış olan ve önce «yüksek oranda solunabilir hava:>, daha sonra da «oksijen» adını verdiği gazla, pek çok deney yapmıştır.

1840 yıllarında Liebig’in Giessen’deki laboratuvarı. (altta) Bu Bavyeralı kimyacı, ilk çalışmalarını klasik organik kimya üstünde yoğunlaştırmıştı ve kimya eğitimi konusuyla ilgileniyordu.

Ekmek mayasındaki nükleik asit bileşenlerinin (protein bireşiminde önemlidir) araştırıldığı bir biyokimya deneyi. (üstte) Bileşenler bir iyon değiştirme kolonunda ayrılır. Bunun için sıvı, morötesi ışık altında optik yoğunluğu ölçen bir akım odasından geçirilir. Örnekler, daha sonra, toplayıcı borulara geçer.

Transistörlerde kullanılan yarıiletkenlerin geliştirilmesi ve yüzey özellikleriyle ilgili bir fizikokimya deneyi. (altta)

den oluştuğunu ileri sürüyordu.

XVIII. yüzyıl boyunca bilim adamları, değişik ele­mentlerin ve bileşiklerin özelliklerini, sistemli biçimde incelediler. joseph Black, «değişmez hava» diye’ ad­landırılan karbon dioksidin kimyasını inceledi. Schee- le, kloru, arseniği, çeşitli organik asitleri, gliserini ve oksijeni buldu. Bağımsız olarak çalışan Priestley de, cıva oksidi ısıtarak oksijeni buldu ve oksijenin, hem yanma olayında, hem de hayvanların solunumunda temel bir madde olduğunu ortaya koydu. Yüzyıllar bo­yunca bir element olduğu düşünülmüş olan suyun, >ksijen ile hidrojenden oluştuğu CAVENDi::iH tara­fından ortaya çıkarıldı. Fransız Devrimi’nde başı ke­silen LAVOİSİER, sayısız deney yaptı ve söz konusu dönemde bilinen 33 elementi içeren bir çizelge hazır­layarak, modern «kimyanın kurucusu» oldu.

Kimyadaki ilerlemeler, XIX. yüzyıl boyunca da sürdü. Birçok element bulundu ve element grupları içindeki benzerlikler ortaya çıkarıldı. Böylece MEN- DELEYEV, elementleri PERYODİK ÇİZELGE’de sı­nıflandırdı. DALTON, DAVY, Gay-Lussac, AVOGAD- RO ve BERZELİUS’un çalışmaları sonucu, kimyasal bileşimleri ve elementlerin birleşmesini konu alan ya­salar geliştirildi. Organik kimyanın varlığını ortaya çıkaran da Berzelius oldu. 1822 yılında Alman kim­yacı Wohler, sidikte bulunan beyaz billursu bir bile­şik olan ürenin (CO [NH,],) bireşimini yapıncaya ka­dar, organik bileşiklerin yalnızca hayvanlardan ve bit­kilerden elde edilebileceği sanılıyordu. Daha sonra, Perkin, kinin hazırlamaya çalışırken, değerli bir bo- yarmadde olan moveini elde etti. Fischer de, şekerle­rin bireşimini gerçekleştirdi. Yeni bileşiklerle ilgili bu­luşların dışında, Kekule, 1866 yılında benzen halka­sıyla ilgili kuramını açıkladı (Bk. AROMATİK BİLE­ŞİKLER).

Günümüzde kimya: Kimya, aralarında kesin sı­nırlar bulunmamakla birlikte, üç dala ayrılabilir: OR­GANİK KİMYA (karbon bileşiklerinin kimyası); A­NORGANİK KİMYA (mineral kökenli maddelerin in­celenmesi) ; fizikokimya. Fizikokimya, kimyasal mad­delerin ve kimyasal tepkimelerin gözlemlenmesiyle ve özelliklerinin molekül özelliklerine bağlanmasıyla il­gilenir. Bu yolla, billur yapısındaki değişiklikler ile kimyasal tepkimelerin hızlarının ölçülmesi ve ısı ile basınç değişikliklerinin bu hız üstündeki etkilerinin ilgili moleküle bağlanması sağlanır. Bu tür araştır­malardan elde edilen sonuçlar, endüstri üretiminin koşullarının saptanmasında büyük önem taşır.

Biyokimya: Bütün canlılar, kimya fabrikalarına benzerler: Sürekli olarak kimyasal bileşikleri çözün­dürür ve bireşim yaparlar. Bu kimyasal tepkimeleri ve hücre içi etkinlikler ile hücre dışı etkinlikler arasın­daki duyarlı dengeyi inceleyen bilim dalına, «biyo­kimya» adı verilir. Biyokimya, PROTEİNLER’in, KAR- BONHiDRATLAR’ın, vitaminlerin, enzimlerin, hor­monların ve birçok başka bileşiğin özellikleri. ile mo­lekül yapılarının bulunmasını sağlamıştır.

Doğal kaynaklar tükenmeye yüz tuttuğu ya da apansız kullanılmaz hale geldiği zaman, bunların ye­rini alacak bir ürün sağlayarak sorunu çözmeye çalışan, kimyacıdır. XIX. yüzyılın sonunda William CROO- KES, Şili güherçilesinin (sodyum nitrat) tükenmesi durumunda, dünyada yiyecek kıtlığı görüleceği konu­sunda bilim adamlarını uyardı. Böylece kimyacılar, laboratuvarda hava ve bir katalizör yardımıyla amon­yak (Bk. AMONYAK ÜRETİMİ) bireŞimi yapmak için çalışmalara başladılar. Haber yöntemi ( «Haber-Bosch yöntemi» de denir), özellikle Almanya’nın patlayıcı maddeler için amonyaktan nitrat üretmek zorunda kaldığı Birinci Dünya savaşı sırasında büyük başarı kazandı. Birinci Dünya savaşından sonra, organik kimyacılar, günümüzde özellikle lastik endüstrisinde geniş oranda kullanılan ilk sentetik kauçuğu geliştir­diler. Bununla birlikte, savaşlar, yeni kimyasal mad­delerin geliştirilmesini sağlayan tek yönlendirici de­ğildir. Gerçekte, bazı önemli bileşikler, sözgelimi, mo- vein (bir anilin boya) ve polietilen raslantı sonucu bulunmuştur. Polietilenin bulunması, yüksek basınç­ların tepkimeler üstüne etkileri konusunda yapılan deneyler sırasında gerçekleşmiştir. Küçük bileşiklerin uzun zincirler ya da polimerler halinde birleştirilmesi özellikle başarılı olmuş v’e kullanışlı sentetik liflerin ve PLASTiK’lerin ortaya çıkmasını sağlamıştır.

Bu yazı 130 kere okundu.
Etiketler:
KİMYA NEDİR?
  • Site Yorum

Bir yorum bırak

Kategoriler