• DOLAR
    6,8626
  • EURO
    7,7839
  • ALTIN
    398,73
  • BIST
    1,1332
Kavimler Göçü

Kavimler Göçü

Büyük Roma imparatorluğunun Ren ve Tuna sınırlarında bulu­nan kavimler, doğudan gelen Hunların baskısıyle yerlerinden oynamışlar ve Roma İmparatorluğu topraklarına girerek birtakım krallıklar kurmuş­lardır. V. yüzyılda Avrupa milletleri arasında görülen bu kaynaşmaya Kavimler Göçü denir. Kavimler Göçünden önce Roma İmparatorluğunun doğu sınırlarında çoğu Cermen (Germen) ırkından olan kavimler bulun­makta idi.Bunlar, Ren nehri boylarında Franklar, Kuzey denizinin Ren ve Elbe nehirleri arasındaki kıyılarında Angller ve Saksonlar, Tuna ve Ren ne­hirlerinin bir açı meydana getirdikleri yerde Almanlar, Tuna boylarında Süevler, bugünkü Macaristan’da Vandal kabileleri, Franklarla Almanlar arasında Burgundlar, Rusya’nın güneyinde Gotlar (Vizigotlar, Ostrogotlar), Karpat dağlarının kuzeyinden Tuna boylarına inmekte olan Lom- bartlardır

Doğuda Ural nehri ile Volga arasında bulunan Batı Hunları, Avrupa içlerine doğru ilerleyerek önlerine gelen kavimlerin bir kısmını yönetim­leri altına aldılar, diğer bir kısmını da Avrupa’nın batısına ve güneyine- doğru yer değiştirmek zorunda bıraktılar. Böylece Avrupa’da Kavimler Göçü başlamış oldu.

A — HUNLAR

  Büyük Hun İmparatorluğunun Çinliler tarafından yıkılmasından sonra, bir kısım Hunlar batıya doğru gelerek Ural ve Volga nehirleri arasına yerleştiler. Batıya gelen Hunlardan bazıları Ceyhun nehri boy­larında kalmışlar ve Maveraünnehir’le Kuzey Afganistan’da Akhıınlar Devletini kurmuşlardır.

Güney Rusya’ya doğru yayılmaya başlayan Batı Hunlar ise, Balamir adlı başkanlarmın komutasında Almanları, Ostrogotları ve diğer kavim- leri yenip yönetimleri altına aldıktan sonra Tuna boylarına kadar ilerle­diler. Vizigotlar, Hunlarm önünden kaçarak Roma İmparatorluğuna sı­ğındılar ve Romalılar tarafından Dakya’ya (Romanya) yerleştirildiler.

Hunlar, kısa bir zamanda Ural ve Kafkaslardan Elbe ve Tuna nehir­lerine kadar uzanan çok geniş bir ülkeye sahip oldular (bkz. Harita: 1).

Hunlar V. yüzyılın başlarında Doğu ve Batı Roma imparatorlukla­rıyla bazen dost geçindiler, bazen de bu imparatorlukların ülkelerine akınlar yaptılar. Doğu Roma imparatoru II. Teodos, Hun saldırılarını önleyebilmek için, Hun hükümdarına Romalılara mahsus unvan ve pa­yeler verdikten başka, her yıl vergi ödemek zorunda kaldı.

Doğu Romalılar memleketlerine saldıran kavimleri silâh kuvve­tiyle durduramadıkları zaman onlara, para vererek istilâlarına engel ol­maya çalışmışlar, bazen şeflerini birbirine katarak zayıf düşürmüşler, bazen de ülkelerinde yer göstererek askerî güçlerinden yararlanmak iste­mişlerdir. Bundan başka kendi topraklarına yapılan istilâların yönünü Batı Roma imparatorluğu üzerine çevirmeye çalışmışlar, birçok defa da düşmanlarını birbirleriyle çarpıştırarak güç durumlardan kurtulmuşlardır.

ATTİLA VE SEFERLERİ:

4.    Hunlarm en parlak devri Attila zamanıdır. Attila, babası Mun- cuk’un ölümünden sonra kardeşi Bleda ile birlikte hükümdar oldu. Bleda, bir süre sonra öldü. Devlet işlerini tamamen eline alan Attila, büyük bir imparatorluk kurmayı başardı. Hun boylarını birleştirdi. Volga neh­rinden Ren nehrine kadar uzanan ülkelerdeki bütün Cermen kavimlerini yönetimi altına aldı. Bundan sonra büyük ordusuyle Doğu Roma Imparatorluğuna hücum etti. Dakya, Mezya, İllirya ve Trakya’yı istilâ ederek Gelibolu boğazına kadar ilerledi. Bizans imparatoru, İstanbul’a çok yak­laşmış olan Attila’nm, ağır barış şartlarını kabul etmek zorunda kaldı. Bu anlaşmaya göre; Doğu Roma imparatoru, Belgrad çevresindeki bir kısım toprakları Hunlara bırakıyor, ödenmesi geciken vergilere karşılık altı bin altın ile her yıl vergi vermeyi, esir olan Hun askerlerini serbest bırakmayı ve Hunların elinde bulunan Romalı esirler için, kurtuluş pa­rası ödemeyi kabul ediyordu.

Batı seferi:

Attila Doğu Roma imparatorluğunu vergiye bağladıktan sonra Batı Roma imparatorluğu üzerine yürümeye hazırlandı. Bu sıralarda Batı Roma imparatorluğu karışıklıklar içinde bulunuyordu. Vandal kralı Gen- serik Attila’yı Galya üzerine sefer yapmaya kışkırtıyordu. Diğer taraftan Attila, Hunların yönetimini kabul etmeyerek, Balkanlara ve İtalya’ya akınlar yaptıktan sonra Galya’da yerleşen Vizigotlardan öç almak fik­rinde idi. Attila, imparatorun kız kardeşi Honorya’nm kendisine daha önce bir nişan yüzüğü göndermesini bahane ederek müstakbel karısını ve çeyiz olarak da Roma imparatorluğunun yarısını istedi.

imparatorun kız kardeşinin Attila’ya nişan yüzüğü göndermesi: Roma İmparatorluğuna hak iddia edecek kimse çıkmaması için, İmparator III. . Valantien’in kız kardeşi Honorya’nın evlenmemesine karar verilmişti. Fakat kız evlenmek istiyordu. Nitekim mabeyincisiyle evlendi. Bunun üzerine imparator, kız kardeşini bir manastıra hapsettirdi. Honorya bu manastırdan bir sadık adamıyle yüzüğünü Attila’ya gönderdi ve kendisi­nin nişanlısı olduğunu, Hun hükümdarı ile evlenmek istediğini bildirdi.»

Attila çok beklemeden kalabalık bir ordu ile Ren nehrini geçti (451); Belçika’yı çiğnedi; Orlean’ı kuşatarak aldı. Fakat Vizigot hükümdarı ile birleşen Roma komutanı Aetyüs’ün gelmesi üzerine şehri boşalttı. İki ordu Katalon ovasında karşılaştılar. Çok şiddetli bir savaş başladı, iki taraf da ağır kayıplar verdi. Savaş meydanı cesetlerle doldu. Fakat kesin bir sonuç alınamadı. Attila ordusuna geri çekilme emri verdi. Aetyüs de onu izleyemedi (452).

İtalya seferi:

Attila 453 yılında İtalya üzerine yürüyüşe geçti. Bu haber Roma­lıları şaşırttı. Bir yıl önceki kanlı bir savaştan sonra Hunların böyle bir harekette bulunabileceklerine ihtimal veremediklerinden hazırlıksız idiler. Attila Alp dağlarını geçti. Po ovasının belli başlı şehirlerini alarak Pavi’ye kadar ilerledi. Aetyüs savaş yapmaya cesaret edemedi. Batı Ro­ma telâş ve korku içinde idi. Papa III. Leon’un başkanlığındaki elçiler birçok hediye ile birlikte barış istemek üzere Attila’nın yanma geldiler. Attila ordusunun fazla yıprandığını göz önüne alarak Roma üzerine yü­rümekten vaz geçti. Belki de bilmediğimiz başka sebepler vardı. Attila Macaristan’daki merkezine döndü ve orada öldü (453).

Bir Latin yazarına göre Attila kısa gövdeli, geniş göğüslü, sağlam bünyeli, büyük başlı, basık burunlu ve esmer renkli bir adamdı. Başın­daki taç paslı idi.

Hun İmparatorluğunun Sonu :

Çeşitli milletlerden meydana gelen Batı Hun İmparatorluğu Attila gibi değerli bir hükümdarın ölmesi üzerine hemen parçalandı. Macaris­tan’da Attila’nın oğullarından Dengiz bir. süre hüküm sürdüyse de onun da ölümünden sonra bu devlet büsbütün ortadan kalktı (468). Hunların bir kısmı Rusya içlerine geri çekildi. Diğer bir kısmı da Avrupa ka- vimleri arasına karıştı.

  Bizans elçilerinden Priskos, Attila’nın merkezini şöyle anlatır:«Orta yerde bir ahşap saray ile etrafında hükümdarın kadınlarına ve hiz­metkârlarına ayrılan küçük binalar vardı. Yalnız hamamlar taştandı. Bü­yük bir ziynet ve ihtişam görülüyordu. En güzel halılar, altın ve gümüş sofra takımları, at eyerleri ve kunduralara varıncaya kadar her yerde inciler bulunuyordu. Fakat hükümdar tahtadan yapılmış kaplar içinde yemek yiyor ve çok sade giyiniyordu. Hunlar, Attila’ya korkudan çok bü­yük bir sevgi ve bağlılık gösteriyorlardı. Kadınlar, genç kızlar Attila’nın geçtiği yerlerde İlâhiler okuyarak hükümdarlarını selâmlıyorlardı».

B — ÇEKMENLER (GERMENLER)

VÎZÎGOTLAR: Z4 I 5

  Hunların önünden kaçan Vizigotlar Romalılar tarafından Dakya’- ya yerleştirilmişlerdi. Fakat kısa bir zaman sonra Roma memurlarının zulüm ve baskılarına dayanamayarak ayaklandılar. Bizans üzerine yü­rüyerek imparator Valans’ın ordularını bozguna uğrattılar; kendisini de öldürdüler (378). imparator I. Teodos, Bizans kapılarına kadar gelen Vi­zigotlar la anlaşarak onları, Tuna ile Balkanlar arasında bulunan Mez- ya’ya yerleştirdi. Fakat Vizigotlar burada da kalmayarak komutanları Alarik’in yönetiminde Makedonya, Tesalya ve Yunanistan’a akınlar yap­tılar.

Doğu Roma imparatoru Arkadius, Alarik’i İllirya komutanlığına tayin etti. Bu suretle onu, Batı Roma imparatorluğu üzerine göndermiş oldu. Alarik, V. yüzyılın başlarında İtalya’ya yürüdü. Roma’ya girdi; şehri altı gün yağma etti (410). Bundan sonra Güney İtalya’ya geçmeye hazırla­nırken öldü. Yerine geçen Atolf geri dönerek Vizigotları Galya’ya geçirdi. Romalılar, onları Akitanya’ya yerleştirdiler (bkz. Harita: 1).

Vizigotlar bir süre Batı Roma imparatorluğunun hizmetinde bulun­duktan sonra, kendi başlarına hareket ederek bir krallık kurmayı başar­dılar. Bu krallık Roma imparatorluğu toprakları üzerinde kurulan ilk Germen krallığıdır. Vizigotlar, Süevleri yenerek îberya’yı da (Ispanya) elelrine geçirdiler.Sonraları Franklar onları Galya’dan çıkardılarsa da, Vizigot Krallığı Müslümanların istilâsına kadar Ispanya’da devam etti (711)

OSTROGOTLAR:

Ostrogotlar, Hunların istilâsından önce, Karadeniz’in kuzeyinde Don nehri yöresinde bir devlet kurmuşlar ve diğer kavimleri de yöne­timleri altına almışlardı. Hunların bu bölgeleri istilâ etmeleri üzerine Ostrogotların bir kısmı kaçarak Panonya’ya (Macaristan) gitmiş ve Doğu Roma imparatoru Teodos tarafından buraya yerleştirilmişti. Ostrogotla- rm büyük bir kısmı ise, Hunların yönetimi altına girmek zorunda kal­mıştı. Bunlar, Hun imparatorluğunun yıkılmasından sonra bir süre Pa- nonya’nm kuzeyinde ve Tuna boylarında kaldılar. Fakat çok geçmeden Teodorik adlı komutanlarının yönetiminde Doğu Roma imparatorluğu topraklarına saldırmaya başladılar. Trakya, Makedonya ve Tesalya’yı çiğnediler. Doğu Roma, Vizigotlar gibi bunları da İtalya üzerine gön­derdi. O zaman İtalya’da Batı Roma imparatorluğunu yıkan Odoakr hü­küm sürüyordu.Odoakr ile Teodorik bir süre savaştıktan sonra anlaştılar. Fakat Teodorik bir ziyafette Odoakr’ı öldürdü. Yalnız başına İtalya’ya sahip •olarak Ostrogot Krallığını kurdu. Teodorik, Roma kanun ve nizamlarına •dokunmadı. Kendisi Roma uygarlığının hayranıydı. Din hususunda ta­rafsız kaldı. Katolik kilisesinin işlerine karışmadı; papayı serbest bıraktı. Bu devlet uzun sürmedi.Teodorik’in ölümünden sonra ge­rilemeye başladı. VI. yüzyılda Do­ğu Roma imparatoru Justinien’in orduları tarafından ortadan kaldı­rıldı.

FRANKLAR:

  Franklar çeşitli kabileler­den meydana geliyordu. Bunlar­dan Belçika’da bulunan bir kol V. yüzyılda batıya doğru ilerleye­rek Esko nehrini aştı ve Som neh­ri boylarına kadar ilerledi. Frank­ların diğer kolu Hilderik adında bir başkanın komutası altında bu­lunuyordu. Franklar, Romalıların müttefiki olarak savaşlara katıl­dılar. ‘

Batı Roma imparatorluğunun yıkılmasından sonra Galya’da karışık­lıklar çıkmıştı. Hilderik’in yerine geçen oğlu Klovis bu durumdan yarar­lanarak Galya’yı yönetimi altına almaya çalıştı. Birçok savaştan sonra, Loire (Luvar) nehrinin kuzeyine kadar olan Galya topraklarını elde etmeyi başardı. Doğuda Almanlarla savaştı; onları yenerek egemenliğini Ren nehrine kadar genişletti. O zaman Galya’mn güneyi Burgondlarm, batı tarafları da Vizigotlarm elinde idi. Klovis, Hıristiyanlığı kabul etmiş ve bütün Frankları da bu dine sokmuştu. Vizigotlar, Arius mezhebine girmişlerdi. Kilise onları dinsiz sayarak Klovis’i, üzerlerine yürümeye kışkırttı.

Klovis, Burgondları yenip vergiye bağladıktan sonra, Vizigotlara hücum etti ve onları Galya’dan çıkardı.

Klovis’in büyük babasının adı Merove olduğu için, kurmuş olduğu sülâleye de Merovenj sülâlesi denir.

Klovis’in ölümünden sonra (511) Frank Krallığı parçalandı. Başa geçen krallar güçsüz kimseler olup yönetimi saray bakanlarına bırak-

tılar. Bunlara Tembel Krallar denir. Gitgide nüfuzları artan saray ba­kanları devlet yönetimini ellerine alarak yeni bir sülâle kurdular (bkz. Paragraf: 182).

VANDALLAR:

  Macaristan’da bulunan Vandallar, Hunların önünden çekilen Al­manların baskısıyle yerlerinden oynadılar; beraberlerinde Süevleri de sürükleyerek Galya’ya ve oradan da Ispanya’ya geçtiler (409). Süevler yarımadanın kuzeyine, Vandallar da güney bölgesine yerleştiler. Bu sıralarda Vandalların başında Genserik adlı bir kral vardı. Genserik, 426- yılında Afrika’ya geçti. Kartaca şehrini alarak burada bağımsız bir Vandal Krallığı kurdu. Genserik’in zamanı Vandalların en parlak devridir. Bu zamanda Romalılarla anlaşma yapıldığı gibi, Doğu ve Batı Roma impa­ratorluklarına karşı Hunlarla da ilişkiler kuruldu. Vandal Krallığı çok sürmedi. Afrika’nın sıcak iklimi Vandalları gevşetti. Doğu Roma impa­ratoru Jüstinien’in orduları bu krallığa son verdiler (533).

ANGLLER VE SAKSONLAR :

  Angller ve Saksonlar Kuzey denizinin Ren ve Elbe nehirleri arasındaki kıyılarında oturuyorlardı. Bunlar, Britanya adalarında yaşayan bir kısım halkın kuzeyden gelen akınlara karşı kendilerinden yardım istemeleri üzerine V. yüzyılda bu adalara çıktılar. Roma imparatorluğu Kavimler Göçü yüzünden daha önce buradaki ordularını geri çekmişti, Angller ve Saksonlar Britanya’nın yerli halkı olan Bretonlarla savaşarak onları adanın batısındaki Gal bölgesine sürdüler. Fakat kuzeydeki İskot- larm karşı koymalarını kıramadılar. Iskoçya ve İrlanda istilâya uğramadı. Angller ve Saksonlar uzun çarpışmalardan sonra burada yedi krallık kurdular.

Sosyal Medyada Paylaşın:
Önceki Yazı

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YORUM