KAUÇUK TEKERLEĞENİN İCADI

Paylaş
 

KAUÇUK TEKERLEĞENİN İCADI

Fransız bilgini Charles de La Con- damine, 1740 yıllarına doğru Güney Amerika’ya yaptığı bilimsel bir gezi sırasında, Amazon yerlilerinin hevea (ağlayan ağaç anlamına, kaa-o-şu di­yorlardı) ağacından sızan özsuyu top­ladıklarını gördü. Yerliler ağacın ka­buğunu çizerek, çok ilginç özellikleri olan beyaz bir sıvıyı, kauçuk sütü’nü topluyorlardı. Bu sıvı havayla temas eder etmez hızla katılaşıyor ve esnek bir madde haline geliyordu. Yerliler bu kauçuğu, giysilerini su geçirmez yapmakta kullanıyorlardı.

bir sanayinin doğuşu

O tarihlerde henüz bu nitelikte her­hangi bir maddenin bilinmediği Av­rupa’da bu keşif çok ilgi uyandırdı. Ne var ki kauçuk sütü (lateks) pek çabuk pıhtılaştığından Avrupa’ya u- laşıncaya kadar ilk özelliğini kaybe­diyor, yolda çoktan katılaşmış oldu­ğu için istenilen eşyanın biçimini ver­mek olanağı kalmıyordu.

iki önemli icada ulaşmak için ara­dan yüz yıl geçmesi gerekti: bunlar, kauçuğu biçimlendirilebilir bir ha­mur haline getirmek için ezmekten ibaret çiğneme ile doğal esnekliğini ve katılığını yeniden kazandıracak o- lan, kükürtle işleme yöntemleriydi. Bundan sonra, kauçuk sanayiinin ge­lişmesi için artık hiç bir engel kal­mamış demekti: 1840’ta, dünya kau­çuk tüketimi birkaç yüz tona yüksel­mişti, bugün ise, ‘plastik maddelerin rekabetine rağmen, yılda on milyon tonu bulmuştur.

kimyanın katkısı

Ama, İkinci Dünya Savaşı’ndan beri başka bir imalât yöntemi ortaya çık­tı: ‘kimya. İlk olarak Almanya ile Amerika Birleşik Devletleri, kömür ve petrolden, bol miktarda sentetik (yapay) kauçuk imaline başladılar. Bu sentez reçinelerinin büyük bir üstün- lüğü vardır: imalât formüllerini de­ğiştirmek suretiyle, nitelikleri de is­tenildiği gibi değiştirilebilmektedir.

Bu yeni malzemenin (sözgelimi vi- nil) üretimi, bütün sanayileşmiş ülke­lerde öylesine geliştirildi ki, doğal ka­uçuk, dünya piyasasının ancak üçte birini içerir oldu. Lastik şeritlerden kundura topuklarına, «lateks köpü­ğü» yataklardan bulaşık eldivenlerine varıncaya kadar, kauçuğun kullanıl­ma alanları sayılamayacak kadar çok­tur. Ancak bütün bunlar, üretimin ya­ndan fazlasını yutan tekerlek lastiği sanayiinin yanında hiç kalır.

tekerlek lastikleri

Aslında, tekerlek lastiklerinin gös­terdiği büyük gelişmenin başlangıcı pek mütevazıydı. Bu işin öncüsü, 1888 yılında, oğlunun üç tekerlekli bisik­letinin tekerleklerini havayla şişiril­miş kauçuk fitillerle kuşatmayı akıl eden İskoç mühendis John Boyd Dun- lop oldu. Pek kısa bir zamanda piya­saya sürülen bu icat, ‘otomobil sa­nayiinin kalkınmasında birinci dere­cede rol oynadı.

Deneme tahtası gibi kullanılan ya­rışlar sayesinde durmadan geliştiri­len modern tekerlek lastiklerinin ö- zellikle iki niteliğe sahip olması ge­reklidir: sağlamlık ve esneklik. Ayrı­ca, dış lastiği süsleyen girinti-çıkmtı- lar aracılığıyla yola da iyice yapışma- lı, uymalıdır. Bunun için her otomo­bil sürücüsünün, lastiklerin durumu­nu sık sık gözden geçirmesi son dere­ce önemlidir, çünkü üzerindeki çıkın­tılar aşınmış, düzleşmiş bir lastik pa­tinaj yapar veya ilk dönemeçte ya da yağmurda en küçük bir frende

Bu yazı 91 kere okundu.
  • Site Yorum

Bir yorum bırak

Kategoriler