Karagöz Kimdir?

Paylaş
 

Karagöz Kimdir?

 

TÜRK halk zekâsının bir ifade vasıtası alan Ka­ragözün çeşitli yazılı kaynaklar, karagöz oyna­tanların sevimli kişinin yasadığına inanan Ana­dolu halkının kuşaktan kuşağa söyledikleri, çele­binin Orhan Gazi 1326 -1360 zamanımla yaşadığı altında  birleşirler. Nereli ve kimin oğlu olduğuna dair bilgimiz yoksa da altı yüzyıldan beri aramız­da yaşayan Karagöz’ün mezarı Bursa’da. Çekirge ­ye giden yol üzerindedir. Çok zarif bir türbedır.

Karagöz ve hacivatın hikayesi yüzyıllar boyunca bir efsane olmuş ve dilden dile anlatılmış oyunlara orta oyunlarına konu olmuştur.Peki kimdir Karagöz ve onun en sadık arkadaşı Hacivat isterseniz bu iki kahramanımızın hayatlarına ve onları bu günlere taşıyan söylencelere yakından bakalım isterseniz. Karagözcüler arasındaki söylentiye göre, Sultan Orhan Bursa’da Ulucami’i yaptırırken, Karagöz caminin kurşun işlerinde, asıl adı Hacı Ehvat olan Hacivat da taş işlerinde çalışıyormuş. Man­tığın, zarafetin, çelebiliğin örneği sayılan Hacivatla, kalenderliğin, rintliğin, doğru sözlülüğün ve özlü­ğün timsali olarak tanınan Karagöz, bu yapı işinde tanışırlar. Birbirlerinin sohbetinden o kadar hoşla­nırlar ki, işe güce bakmaz olur, akşamlara kadar sohbet, şakalaşma ve tekerlemelerle vakit geçirir­ler. Bunların eğlenceli sohbetlerine dalan diğer iş­çiler de çalışamaz olurlar. Böylece de inşaat durur. Bir teftiş sırasında durumu öğrenen Orhan Bey, ga­zaba gelir ve camiin inşasının aksamasına sebep olan bu iki işçinin kafalarının kesilmesini emreder. Yine bu rivayete göre Hacivat, Ulucami’in mihrap tarafında bir çukura, Karagöz de Bursa Çekirge yo­lu üzerinde bir mezara gömülmüştür.

Hacivat ve karagöz ün yüzyıllar boyunca türk halkı arasında yaşaması ve bu kadar çok sevilmesi oldukça manidardır.Halk hacivat ve karagöz aracılığı ile aslında bir taraftanda genel düşüncelerini muhalif sesini duyurmaya çalışmıştır. Özellikle karagöz ve hacivat oyunlarında ki samimiyet ve içtenlik bu iki kahramanı ölümsüzleştirmiş ve tarihimizin kültürümüzün en değişmez karakterleri arasında olmalarını sağlamıştır.Söylediğimiz gibi hacivat ve karagöz hakkında tarihte çok sağlam kayıtlar bulunmamakla birlikte bu iki karakteri genel olarak rivayetlerden ve halk arasındaki söylentilerden günümüze taşımayı başardık.Yukarıda bu rivayetlerin en ünlülerinden birini anlattık bu rivaayette Karagöz ve Hacivatı idam ettiren Sultan Orhan denir halbu ki halk arasında ikinci ve oldukça yaygın bir rivayet daha bulunur.Bu rivayette sorumluluk sultan Orhan a değil vezire ait olduğu iddia edilir.Ancak idam edilme nedenleri gene aynıdır.Öylesine sohbete ve şakalaşmalara dalarlarki cami inşaatı onlar yüzünden durma noktasına gelince Vezir duruma müdahale eder ve ikisini de idam ettirir.Efsane budurki hacivatla karagözde kesilen başlarını koltuk altlarına alıp Sultan Orhanın huzuruna çıkar ve haksız yere kellerinin vurulduğunu söylerler.

 

Karagöz hacivat ile ilgili bir diğer rivayette vardır ki bu da daha önceki iki rivayet kadar anadolu da yaygın olarak kabul edilmiştir.İsterseniz bu üçüncü rivayete ve KARAGÖZLE HACİVAT IN SONLARININ NE OLDUĞUNA BİRDE BURADAN BAKALIM.Sivrihi­sar Beyi kendisine bir saray yaptırmak ister ve böylece hacivatla karagözün ölümsüz birlekteliği başlamış olur. Bu hikayede Mima­r Hacivattır ve sarayın inşaatına var gücüyle başlar.Ancak saray inşaatı ilerledikçe yeni yeni çalışanlara ihtiyaç duyulur  ve karagözde  dülger olarak işe alınır. Hacivatın bulduğu bu dülger öylesine çirkindir ancak aynı zamanda çok da ilginç bir kişiliğe sahiptir.Öyle akıcı ve etkileyici hatta büyüleyici bir konuşma tarzı ve yöntemleri vardır ki tüm çalışanlar bu garip adamın büyüsüne kapılmaktan kendilerini kurtaramazlar. İşçiler günün büyük bir bölümünde ellerinde ki işleri bırakıp aralarına katılan bu çok etkileyici dülgerin sohbetlerine dalarlar.Sadece gündüzleri değil geceleride bu sohbet ortamları devam eder ve karagözün ünü giderek yayılmaya başlar.Ancak daha sonra yaşananlar ise karagöz için hiçte mutlu bir sonla sonuçlanmamıştır. Sivrihisar beyi sarayının bir an önce bitmesini istemektedir ve bunun için telaşlıdır.Ancak inşaat alanına geldiğinde büyük bir şok yaşar çünkü inşaat neredeyse hiç ilerlememiştir. Büyük bir öfkeyle bunun nedenini araştırdığında nedenin karagöz olduğunu öğrenince büyük bir öfkeye kapılır ve karagözün idam fermanını vermiş olur. B

Bir çok söylenti olmasına rağmen halk arasındaki tüm rivayetler Hacivatla Karagözün idam edilmesiyle sonuçlanmaktadır.İşte hacivat ve karagöz oyunuda bu acıklı hikayenin hiç unutulmak istenmemesi sonucu doğduğu kabul edilir.Birincisinde hacivat ve karagöz ü haksız yere öldürttüğünü anlayan Padişahın acısını bir nebze dindirebilmek için bu oyunu  Şeyh Küşten, tarafından geliştirildiği ve ilk defa oynattığı tarihte kabul edilen konulardan biridir.Şehy Küşten çok sevdiği sultanının çektiği vicdan azabına dayanamaz ve onu biraz olsun sakinleştirmek ve rahatlatmak adına daha sonra tarihimize gölge oyunu olarak geçecek olan o ünlü oyunu keşferder. Bir perde kurar, Hacivat ile Karagöz’ün deriden yapıl­mış tasvirlerini perde arkasından oynatıp onların şa­kalarını tekrarlayarak padişahı avutur, bu yüzden Karagöz oyununun beyaz perdeden ibaret sahnesi­ne Türkiye’de Şeyh Küşteri Meydanı da denilir.

Hazret-i Sultan Orhan Rahmetullahtan fcerû

Yadigâr-1 $eyn Küşîer’dan becâdır pederimiz.

Üçüncü rivayette Karagöz’ü sahneye koyan ar­kadaşı Hacivat’tır.

Ölümleri bir hicran yaratan insanların hayalle­rini bir perdeye aksettirmek suretiyle doğan Kara­göz oyunu, Türkçe birçok cümleleriyle hafızalarda yer etmiş sözlerle zengin, güzel ve ahenklidir. Bu esas itibariyle bir İstanbul Türkcesidir. Bu Türkçedc zaman zaman sevimli halk tokorlemeleri tokrarlanır.

Karagöz ve oyunu yüzyıllar boyu yaşamıştır. Evliya Çelebi de; Karagöz ve Hacivat’ı Anadolu Selçukluları zamanında yaşamış olduklarını yer gös­tererek ve fıkralarıyla anlatır. 18. yüzyılda Üçüncü Ahmet’in yedi yaşındaki kızının evlenmesi müna­sebetiyle yazılan «surname» de, dört yerde perde kurulup hayal oynatıldığı yazılıdır.

Sultan Abdülaziz ile Abdülhamit devrinde Ka­ragöz gerek sarayda, gerek halk arasında hayli rağ­bettedir. Abdülhamif devrinde Yıldız Sarayı’nda ka­ragöz oynatıldığından bahseden merhum Ahmet Rasim Bey, Mehmet Efendi adındaki bir karagözcü­nün bir anısını «Muharrir Bu Ya» da yayınlamıştır.

«Bir gece karagöz oynatılması hakkında irade geldi. Perdeyi kurdum. Sıra gelmişti, şarkısına baş­ladık:

Ay’a bok, yıldıza bak,

Şu karşı ki kıza bak diye okuyacaktım. Tam «Ay’a bak» dediğim esnada bir de perdenin sağ tarafına bakayım ki Sultan Hamit bizi seyretmiyor mu?.. Bir anda hatırıma «Yıl­dız» kelimesinin böyle bir yerde ağıza alınmasın­dan dolayı sonunda karşılaşacağım akibet geldi ve Aya bak, navaya bak,

Karşıki ;avaya bak!

Dedim ve işin içinden sıyrıldım.»

Gördüğümüz gibi Hacivat ve Karagöz tam anlamıyla yaşadılar mı neden idam edildiler bunları yüzde yüz belgelerle cevaplamak pek mümkün gözükmemekte.Ancak net olan şu ki Karagöz ve Hacivatın hikayesi bu topraklarda daha yüzyıllar boyunca anlatılmaya devam edicek.Her ne kadar yeni kuşaklarımıza hacivat ve karagöz kültürünü aşılamakta eskiye göre zorlansakta mutlaka bu alanda çalışmalar yapılmalı ve milli kültürümüzün çok değerli parçalarından biri olan bu kahramanlarımızı sonsuza kadar yaşatmalıyız.

 

Bu yazı 30 kere okundu.
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

Kategoriler
http://bilelimmi.com/bilelimmi-com-hakkinda/ http://bilelimmi.com/iletisim/