JÜPİTER GEZEGENİ NEDİR?

Paylaş
 

JÜPİTER GEZEGENİ NEDİR?

Gezegenlerin en büyüğü Jüpiter ana küçük gezegenler kuşağının çok ötesinde yer alır. Öteki gezegenleriı tümünden daha büyük bir kütleye sahiptir. “Güneş Sistemi Güneş, Jüpiter ve çeşitli döküntülerden oluşmuş tur” deyimi yaygındır.

Jüpiter’in Güneş’ten ortalam; uzaklığı 778.300.000 km’dir; dolanın dönümü 11.86 yıl ve kavuşum dönü mü (yani birbirini izleyen iki karşı ko num arasındaki ortalama süre) 39! gündür. Böylelikle Jüpiter yılda bi kaç ay rahatlıkla gözlenebilir ve yalnız Venüs, bazı ender durumlarda da Mars, Jüpiter’in parlaklığını bastıra bilir.

Jüpiter’in dev küresi Dünyamı hacmindeki 1.300 küreyi içine alabilir, ama kütlesi Dünyanın 31 katıdır çünkü Jüpiter’in yoğunluğu çok da ha azdır. Dış tabakalarda, belki de çe kirdeğe kadar, ana maddesi hidrojen dir. Hızh dönme dönümü (10 saatteı az) ekvatorunun dışa doğru çıkmtıl olduğunu gösterir. Teleskopla her hangi bir gözlem gezegenin kutuplar da çok basık olduğunu göstermeye ye ter. Jüpiter’in ekvator çapı 143.001 km iken, kutup çapı 135.000 km’deı azdır.                          ‘ ‘ ‘

Teleskopla bakıldığında, Jüpiter’ in san tekerini kesen ve “bulu kuşakları” olarak bilinen koyu çizgi ler de görUnür. Normal olarak Jüpi­ter’de iki belirgin kuşak vardır, bun­lar ekvatorun her iki yanını sararlar, öteki kuşaklar da göze çarpabilir. Yüksek büyütme gücüne sahip teles­koplarla gözlendiğinde, Jüpiter’in sü­rekli değişen, karışık ayrıntıları oldu­ğu görülür. Bu karışık Jüpiter’in çok hareketli bir gezegen olmasından ile­ri gelir.

Jüpiter’in hızlı dönüşü, gezegen üstündeki herhangi bir özelliğin bir­kaç dakika içinde yer değiştirmesine neden olur. Bu yüzden, dönme dö­nümleri bu çeşit gözlemlerden çıkarıl­mıştır. Bir oluşum Dünyadan görül­düğü zaman orta meridyene ulaşırsa, oluşum geçiş durumunda denir ve pe- şpeşe yapılan geçiş zamanlamaları ek­senin dönme dönümünün hesaplan­ması için gerekli bilgiyi sağlar. Jüpi­ter hacimli bir gövdeden beklendiği biçimde dönmez.

Bir uzay aracının Ay’a ulaşması birkaç gün alır. Mars ya da Venüs’e ulaşmak ise bir iki ay sürer. Oysa, Jü­piter o kadar uzaktır ki bu gezegene yapılacak bir gezi yaklaşık iki yıl alır. Jüpiter uzaklığındaki (629 milyon ki­lometre) bir uzay aracından Dünya­ya son derece az miktarda enerji ula­şır.

JÜPİTER ARACI

tik Jüpiter aracı olan “Pioneer-10”, Mart 1972’de uzaya fırlatıldı ve hedefe ancak Aralık 1973’te ulaşabildi. Aracın görevi Jü­piter’in çevresindeki bölgelerdeki ko­şullan incelemek yayılan (bir rastlantı sonucu, 19S5’de Amerika’da B.F. Burke ve W.Franklin tarafından kay­dedilen) radyo dalgalan çök güçlü bir magnetik alanın varlığını ortaya koy­maktaydı. Bu yüzden Dünyayı çevre­leyen Van Ailen kuşaklan gibi yoğun ışınıma sahip bölgelerin de olabilece­ği düşünüldü. Bilim adamlan, özel­likle “Pioneer- 10”un kutuplardaki ışınımdan daha yoğun ışınıma sahip ekvator bölgesinden geçmesinin prog­ramlanmasından beri, Jüpiter ışınımı­nın uzay aracındaki aygıtlar üzerin­deki etkisini biliyorlardı.

Gerçekte “Pioneer-10” kusursuz bir görev yaptı. Jüpiter’in 132.000 km yakınından geçti; güçlü fakat yapı olarak Dttnya’nınkinden farklı oldu­ğu kanıtlanan magnetik alanla ve ışı­nım bölgeleriyle ilgili bilgi gönderdi. Aygıtların başka iş görecek durumları kalmamıştı. Pieneer-10 çok daha yak­laşmış olsaydı, ışınım tüm araçları iş­lemez duruma getirebilirdi. Bu birleş­meden sonra “Pieneer-10”, Jüpiter’­den ayrıldı ve uzaydaki sonsuz yolcu­luğuna başladı.

Bir yıl sonra bunu “Pioneer-11” izledi. Araç, Mart 1973’te fırlatıldı ve Jüpiter’e Aralık 1974’de ulaştı. Bu kez uzay aracı gezegenin kutup bölü­müne yaklaştı ve ışınımın kötü etki­sinden kaçınmak için ekvator bölge­lerinden oldukça hızlı geçti. Bundan, “Pioneer-10” un sonuçlarını doğrula-, yacak daha fazla bilgi edinildi. Daha sonra “Pioneer-11” Jüpiter’den ay­rılınca, 1979 yılında herhangi bir za­man Satürn’le buluşacak biçimde bir yörüngeye yerleştirildi.

İKİ PİONEER’İN BAŞARILARI

İki Pioneer araştırma aracı bilin­meyen çok şey kalmasına karşın, Jü­piter ile ilgili bir çok soruyu yanıtla­mıştır. önce, hem büyüklüğü ve ren­gi,hem de bu denli uzun ömürlü ol­masından ötürü eşsiz olan Büyük Kı­zıl Leke sorunu açıklığa kavuşmuştur.

Bu yazı 75 kere okundu.
  • Site Yorum

Bir yorum bırak

Kategoriler