• DOLAR
    6,8661
  • EURO
    7,7424
  • ALTIN
    397,84
  • BIST
    1,1273
İSTANBUL’UN FETHİ

İSTANBUL’UN FETHİ

(1451—1481) II. Murat’ın ölümünden (1451) sonra yerine oğlu II. Mehmet geçti. İstanbul’u zapt ettikten sonra Fatih unvanını aldı. II. Mehmet hükümdar olduğu zaman henüz yirmi bir yaşında idi. Genç padişahın iş başına gel­mesinden faydalanmak isteyen Karamanoğlu, bazı hareketlerde bulun­duysa da üzerine kuvvet gönderilerek barış istemek zorunca bırakıldı.

İSTANBUL’UN FETHİ VE İMPARATORLUĞUN KURULUŞU:İstanbul coğrafya, siyasal ve ekonomik bakımlardan çok önemli bir yerde bulunuyordu. Anadolu ve Rumeli’de toprakları olan Osmanlı Devleti, İstanbul’u elde ederse güvenliğini sağlamış olacaktı. Türkler, Anadolu’dan Rumeli’ye ve Rumeli’den Anadolu’ya kuvvet geçirmede güçlüğe uğruyorlar, henüz kuvvetli bir donanımları bulunmadığından her zaman Çanakkale Boğazına hâkim olamıyorlardı. Burası, düşmanları tarafından kapatılabiliyordu. Bizans İmparatorları fırsat buldukça Avrupa devletlerini ve Anadolu beyliklerini Osmanlılara karşı savaşa kışkırtıyor, şehzadelere de ayaklanmaları için yardımda bulunuyorlardı. Diğer taraf­tan İstanbul alınırsa Avrupa devletlerinin, Türkleri Balkanlardan atmak ümitleri de ortadan kalkmış olacaktı.İstanbul’un zaptı çok güçtü. Bu şehri alabilmek için kuvvetli bir kara ordusuna ve kuvvetli bir donanmaya ihtiyaç vardı. Aynı zamanda şehri Anadolu’dan ve Rumeli’den sıkıştırmak lâzımdı. İstanbul, deniz kuvvetleriyle kuşatılınca karadan, kara kuvvetleriyle kuşatılınca denizden yardım alabilecek bir durumda idi. Bundan başka çok kuvvetli surları vardı. Surların önünde su ile dolu geniş bir hendek bulunuyordu. Bizans­lIların elinde diğer milletlerin bilmedikleri Rum ateşi (Grejuva) denilen bir silâh vardı. Rum ateşi suda da yanıyor ve bununla düşman donan­maları yakılıyordu.

İstanbul, çeşitli milletler tarafından birçok defa kuşatılmışsa da zapt edilememişti. BizanslIlar, kendi şehirlerine dünyanın akropol’ü diyorlardı. Hunlarm, Avarlann, Sasanîlerin, Arapların ve Bulgarların İstanbul’u kuşatmaları sonuç vermemişti.İstanbul’u Yıldırım Bayezit, Musa Çelebi ve II. Murat da kuşatmışlar, fakat Avrupa devletlerinin hücumu (Niğbolu meydan savaşı), Timur istilâsı, iç karışıklıklar yüzünden alamamışlardı.II. Mehmet, İstanbul’un zaptı için gerekli hazırlıklara başladı. Karadeniz yolu ile Balkanlardan ve Trabzon Rum imparatorluğundan gelecek yardıma engel olrftak üzere Yıldırım Bayezit zamanında yapılan Güzelce Hisarın (Anadoluhisarı) karşısına Boğazkesen Hisarının (Ru­melihisarı) yapılmasını emretti. Türk mimarları dört ay gibi kısa bir zamanda muazzam bir kale meydana getirdiler (bkz. Resim: 2, 3). Buraya büyük toplarla birlikte dört yüz kadar yeniçeri yerleştirildi. Bizans İm­paratorluğunun İstanbul yakınlarında kaian Silivri ve Vize gibi kaleleri elinden alındı.

Mühendis Muslihüddin, Sanca Sekban ve Macar Urban’a Edirne’de büyük tecrübe topları döktürüldü.Bu zamanda Türkler için Avrupa’dan gelecek bir tehlike yoktu. II. Murat, iki defa Haçlı ordularını yenmiş, Hıristiyan devletlerin taarruz gücünü kırmıştı. Bizans İmparatorluğu bu zamanda çok zor bir durumda bulunuyordu. İmparatorluk diye ortada yalnız İstanbul şehri kalmıştı. Denizden yardım alma ümidi çok azalmıştı. İmparator şehir halkından çok Avrupa’nın yardımına güveniyordu. Ordusunun önemli bir kısmını yabancılar meydana getiriyordu.Papanın yardımını sağlamak amacıyle Katolik ve Ortodoks kilisele­rinin birleştirilmek istenmesi, mezheplerine bağlı Rumlar tarafından iyi karşılanmamıştı. Ortodokslar, Türk yönetimini, Katoliklerin zorbalığın­dan iyi görüyorlardı. Bununla beraber, İmparator .Kostantin savunma tedbirleri almada kusur etmedi. Surları tamir ettirdi. Önemli yerlere taş atan makineler yerleştirdi. Haliç’teki gemileri silâhlandırdı. Deniz tara­fındaki zöyıf surları da askerlerle kuvvetlendirdi. Haİiç’in ağzını eski gemileri birbirine -zincirle bağlayarak kapattı. Türklerin şehri teslim etme tekliflerini reddetti.II Mehmet 1453 yılı nisan başlarında 150.000 kişilik bir ordu ile İstanbul surları önünde görüldü. Zağanos Paşa komutasındaki bir kısım Türk kuvvetleri Beyoğlu tarafında yer aldı. Galata bölgesi Cenevizlilere aitti. Türk donanması şehri denizden kuşattı.Padişah, Topkapı’nın karşısına rastlayan Maltepe taraflarında karar­gâhını kurdu. Edirnekapı’dan Ayvansaray’a kadar olan tarafa Rumeli Beylerbeyi, Topkapı’dan Yedikule’ye kadar olan sağ tarafa da Anadolu Beylerbeyi komuta ediyordu. (5 nisan 1453 günü sabahından başlayarak surlar top gülleleriyle dövülmeye başlandı. Topların çıkardığı müthiş gürültü BizanslIların yürek güçlerini sarstı. Yıkılan surları Bizanslılar bir gece içinde tekrar yapıyorlardı. Türkler tekerlekler üzerinde hareket eden ağaç kuleler yaparak, bunlarla surlara yanaşmak istediler. Fakat bu kuleler Rum ateşiyle yakıldı. Donanma, papanın yardım için gönderdiği beş gemiyi durduramadığı gibi, Haliç’e de giremedi. Bunun üzerine bir kısım donanmanın karadan Haliç’e indi­rilmesine karar verildi, önce gemilerin geçirileceği yol hazırlandı. Ağaç­lardan kızaklar yapıldı; gemilerin kayması için üzerleri yağlandı. Yetmiş iki gemi bir gece içinde Tophane limanından Tepebaşı’na, oradan da Ka­sımpaşa’ya indirildi. Bizanslılar, sabahleyin Türk gemilerini Haliç’te gö­rünce şaşırdılar; cesaretleri kırıldı. Şehir, karadan da devamlı olarak sı­kıştırılıyordu. Artık eskisi kadar surlar süratle tamir edilemiyordu. Edir- nekapı ile Topkapı arasında oldukça büyük gedikler açılmıştı.29 mayıs 1453 tarihinde Türk deniz ve kara kuvvetleri genel bir hücum yaptılar. O gün yani kuşatmanın elli üçüncü salı günü Doğu Roma imparatorluğunun 1125 yıllık merkezi Türklerin eline geçti. Bizans im­paratoru Kostantin çarpışma sırasında öldü (1453).

Şehre giren II. Mehmet, Ayasofya kilisesine geldi. Orada toplanmış olan halk başlarında patrik olduğu halde yerlere atılarak’ ağlaştılar. Sul­tan, patriğe:«Ayağa kalk. Ben Sultan Mehmet sana ve arkadaşlarına ve bütün halka söylüyorum ki, bu günden itibaren artık ne hayatınız ve ne de hürriyetiniz hususunda benim gazabımdan korkmayınız» dedi.İstanbul, Türk askerinin kahramanlığı ve II. Mehmet’in kuvvetli iradesi sayesinde zorlu bir kuşatmadan sonra alınabilmiştir.Bizans’ın son imparatoru Kostantin şehri kahramanca savunmuş, birçok hücumu durdurmayı başarmıştır.

İstanbul’un fethi ile Bizans İmparatorluğu ortadan kalktı. Osmanlılar, Anadolu’da ve Rumeli’deki ülkelerinin ortasında bulunan bir şehri ken-. dilerine merkez yaptılar. Osmanlı Devleti bir imparatorluk haline geldi. Kalelerin ve surların ne kadar kuvvetli olursa olsun, top gülleleriyle yı­kılabileceği anlaşıldı. İstanbul’un . fethinden sonra bir kısım Bizans bilginleri İtalya’ya gittiler. Bunlar eski Yunancayı bildikleri için İtalya’da Rönesans’ın ge­lişmesine yardım ettiler. İşte her bakımdan önemli olan İstanbul’un fethi olayı birçok tarihçi tarafından Ortaçağın sonu ve. Yeniçağın başı olarak kabul edildi.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YORUM