İslamiyetten Önce Avrupa ve Afrika

Paylaş
 

İslamiyetten Önce Avrupa ve Afrika

İslam medeniyeti doğduğu andan itibaren bütün dünyayı derinden etkilemiş Orta Asya’dan Avrupa içlerine kadar Anadolu’ya kadar milyonlarca kilometre karelik alana yayılmış getirdiği yepyeni insanlık anlayışıyla dünyaya ışığı olmuştur .İslam dünyasını ve İslam medeniyetine anlayabilmek için o dönemler Dünyanın değişik bölgelerinde yaşanan gelişmeleri de yakından takip etmek zorundayız. Ancak bu şekilde İslam dünyasının ve İslam medeniyetinin ne gibi değişimlere yol açtığını ve insanlık tarihindeki o dönüm noktasına nasıl eriştiğini anlayabiliriz .İslam dini doğduğunda ve geliştiğinde özellikle Avrupa ve Afrika baktığımızda kaotik bir durum görmekteyiz .Aslında bakarsanız Avrupa İlk çağlarda önemli Medeni gelişmeler elde etmiş Yunan Uygarlığı, Büyük İskender ,Helenistik Çağ gibi çok değerli ve önemli bir birikim elde etmişlerdir .Daha sonra Roma merkezli kurulan Büyük Roma İmparatorluğu Avrupa’ya tümüyle hakimiyeti altına almış ve geliştirdiği hem ekonomik hem askeri hem siyasi hem de hukuk anlamında büyük bir uygarlık kurmayı ve toplumları bir arada tutmayı başarmıştır .Ancak doğudan Türklerin Batıya doğru göç etmesi sonucunda Avrupa’nın tüm dengeleri değiştirecek olan Kavimler Göçü yaşamaya başlamış ve bu Kavimler Göçü sonucunda Barbar kavimler Roma İmparatorluğu üzerine baskı uygulamaya başlamışlardı. Roma İmparatorluğu bu baskılar sonucunda ülkenin ilk önce kiye ayrılmış Daha sonra da Batı Roma İmparatorluğu Barbar Kavimler tarafından yıkılmıştı .Roma İmparatorluğu’nun Avrupa’da kurduğu ve o dönem için kusursuz şekilde işleyen askeri ,ekonomik, siyasi ve kültürel yapısı baştan aşağı yıkılmış ve bu mükemmel sisteminin yerine feodalite denen oldukça kaotik ve yıkıcı sonuçları olan bir yönetim şeklidir .Roma İmparatorluğunun hakim gücü ortadan kalktığında daha sonra kurulan krallıklar da bu merkezi otoriteyi kurmayı başaramadılar ve topraklar Feodal Beyler denilen toprak ağaları arasında paylaşıldı bu Toprak ağaları çoğu zaman krallara meydan okuyup otoritesini hiçe saya biliyorlardı .Çok güçlü surlarla çevrili kalelerinde kendi güvenliklerini sağlayabilen bu feodal Beyler halkı köle olarak kullanabilmek delerdi .Avrupa’da toplumsal sınıflar çok kesin bir şekilde birbirinden ayrılmış soylular ,rahipler ,burjuvalar, köylüler, Özgür köylüler ve köle köylüler olmak üzere toplumsal kesimler oluşmuştu .Özellikle köylülerin ve köle köylülerin durumu çok zordu, çalıştıkları ve ürettikleri ürünün çoğunu feodal Beylere vermek zorunda kalıyorlar ve çoğu zaman karın tokluğuna yaşamak durumundaydılar .Ortaçağda Avrupa’da ana gelir kaynağı topraktır. Bu nedenle de kapalı bir ekonomi görülmekteydi .Aynı şekilde Orta Çağda düşünce anlayışı da oldukça sığılaşmış de Skolastik felsefe denilen ve kilisenin ortaya koyduğu koyduğu Dogmatik düşüncelerden oluşan felsefe anlayışı Avrupa’da ki bütün bilimsel gelişmeleri düşünsel aydınlanmayı sonlandırmıştır .Kilise kendi düşüncesine karşı olan her şeyi din dışı saymış ve çok kolay bir şekilde insanları Aforoz ederek ağır cezalara çarptırmış daha sonra kurduğu engizisyon mahkemeleri ile birçok bilim adamını ve düşünce adamının ölüm cezasına çaktırmadan çekinmemişti .Bu yüzden Orta Çağ boyunca Avrupa’da çok fazla bilimsel bir gelişme yaşanmamış ilk çağdaki bilimsel ve düşünce birikimini İslam dünyası devralmış ve İslam alimleri İnsanlık adına çok büyük hizmetler vererek yepyeni bir bakış açısıyla geçmişle geleceği birleştirmeyi başarmışlardı .İslam medeniyeti doğduğu yıllarda Afrika’ya baktığımızda ise Afrika hakkında çok derin bilgilere sahip olmadığını görüyoruz. Afrika’nın batısı ve Güney hakkında neredeyse Elimizde hiçbir bilgi yokken Afrika’nın daha çok Kuzey kıyıları ve Doğu kıyıları hakkında yeterli bilgiye sahip olmaktayız. Kuzey Afrika uzun Yüzyıllar boyunca Roma imparatorluğuna bağlı kalmış ve burada Hristiyanlık dini hakim olmuştu .Doğu Afrika’da ise Habeşistan’da Aksum Devleti bulunmaktaydı .Aksum Devleti başlangıçta putperest bir devlet olmuş Ancak daha sonra buraya Hristiyanlık etki ederek özellikle İmparator Ezana döneminde Aksu Devleti Hristiyanlığı kabul etmişti, Ancak daha sonraki dönemde Mekke’de yaşayan Müslümanlara baskı uygulanması üzerine Hz Muhammed’in izin vermesi ile birlikte Müslümanlardan bir kısmı Habeşistan’a iltica etmek zorunda kalmış ve Doğu Afrika ilk defa İslam medeniyeti ile tanışma şerefine erişmiş de daha sonraki yüzyıllarda ise İslam dini bu bölgede kök salmaya başlamış ve Afrika’nın çok önemli bir kesimi müslümanlıkla şerefler mişti .Ancak Avrupalıların daha sonraki yüzyıllarda Afrika’nın tüm bölgelerini ele geçirme ve bu bölgeleri sömürge haline getirme anlayışı sonucunda Hristiyanlık Afrika kabileleri arasında zorla kabul ettirilmiş ve İslam dininin etkilerinin iç kısımlara kadar erişmesini yavaşlatmıştır. Afrika’da bugün Hristiyanlık dini ile İslamiyet yan yana ve komşu ilişkiler içerisinde devam etmekte zaman zamanda değişik çatışmalar yaşanabilmekte.

http://bilelimmi.com/tarih-bilimine-giris/

http://bilelimmi.com/islamiyet-doguyor/

http://bilelimmi.com/arap-ve-turk-iliskilerinin-baslamasi/

Bu yazı 60 kere okundu.
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

Kategoriler
http://bilelimmi.com/bilelimmi-com-hakkinda/ http://bilelimmi.com/iletisim/