İslamiyetin Doğduğu Dönemde Dünya

Paylaş
 

İslamiyetin Doğduğu Dönemde Dünya

Hz Muhammed Allah tarafından insanlığa son peygamber olarak gönderilmiş ve böylece Arap Yarımadası ve bütün dünya İslamla şereflenenmiştir. Hz Muhammed’in gelişinden önceki dönem Arap Yarımadası için Cahiliye Dönemi olarak adlandırılır .İnsanlar bu kelimeyi duyduklarında genellikle Arapların okuma yazma bilmedikleri ve bu anlamda cahillikle suçlandı larını zannederler .Gerçekte böyle bir durum yoktur .Araplar Hz Muhammed gelmeden önce de oldukça gelişmiş bir edebiyata sahiplerdir .Hatta öyle ki her sene Mekke’de şiir yarışmaları yapılır ve bu şiir yarışmalarında birinci olan Şaire büyük ödüller verilirdi yani cahiliyeden kastı Arapların okuma yazma bilmemesi falan değildi asıl kastedilen şey Arapların ahlaki anlamda gaflet içerisinde yaşamaları idi .Araplar ibrahim’den kalan ilahi anlayışı terk etmiş onun yerine kendi elleriyle yaptıkları putlara tapan olmuşlardı .Her kabilenin kendine ait putları vardı ve Kabe’nin İçerisi bu putlarla doldurulmuştur sayılarının 300 kadar olduğu tahmin ediliyor bu putlardan bazıları diğerlerine göre daha üstün sayılıyor ve Araplar bu putlara tapıyorlardı .Aynı zamanda Araplar arasında kumar, fuhuş kadınlara karşı aşağılama hatta kız çocuklarının diri diri yakılması yolsuzluk gereksiz yere kabileler arasında yaşanan kan davaları çatışmalar binlerce insanın ölümüne yol açabilmekteydi.

İşte bu kaotik ortama bu yüzden Cahiliye Dönemi denmiştir .Hz Muhammed’in gelişi ile ve İslam ahlakının Arap Yarımadası’nda yaygınlaşması ile birlikte Cahiliye Dönemi geride bırakılmış ve İslam dünyası bir anda insanlığın en parlak yüzü haline gelmişti .Arap Yarımadası dünyanın en stratejik yerlerinden birisidir, kuzeyinde Asya güneyinde Afrika batısında ise Avrupa bulunur .Bu yüzden de geçiş yolları dünya ticaret yolları üzerinde bulunmaktadır .İslamiyet doğduğunda daha doğrusu şöyle söyleyelim peygamberimiz dünyaya geldiğinde 571 yılında Arabistan’ın çevreleyen iki tane büyük üç vardı .Bunlar Doğu Roma İmparatorluğu yani Bizans İmparatorluğu ve Sasani İmparatorluğu İran’da kurulmuştu .O dönemler bu iki devlet arasında muazzam bir rekabet bulunmaktaydı özellikle  doğudan gelen ticaret yollarının hakimiyeti üzerinde anlaşmazlık yaşayan Bizans ve Sasaniler sürekli birbirleriyle rekabet halinde olup aynı zamanda birbirlerinin yıpratmışlardı .Roma İmparatorluğu oldukça geniş topraklara sahip di, Kafkaslar Anadolu Suriye Kuzey Afrika tamamı ile Bizans’ın hakimiyetindeydi ve Bizans bu toprakları yüzyıllardan beri başarılı bir şekilde yönetmek deydi. Ancak son zamanlarda Bizans’ta da ciddi sıkıntılar yaşamaya özellikle taht mücadeleleri yüzünden Bizans devlet yapısında çözülmeler yaşamaya başlamak taydı .İran’da kurulmuş olan Sasani İmparatorluğu ise geleneksel İran kültürüne sahip ve güçlü bir devlet di .Ancak o da Doğu Roma İmparatorluğu ile yaptığı savaşlardan dolayı eski gücünü koruyamamıştır ,aynı zamanda Sasaniler doğudan gelen Göktürk saldırılarıyla da mücadele etmek zorunda kalıyordu.

Orta Asya’daki hakim güç kök Türklerde ve Kök Türkler Çini baskı altına alarak doğuda hakimiyetlerini pekiştirmiş yüzlerini batıya çevirmiş ve Sasani İmparatorluğu ile da mücadele içine girişmişlerdi. Avrupa ise bu anlamda oldukça geri deydi .Batı Roma İmparatorluğu’nun çökmesi ile birlikte Avrupa’da Çok ciddi bir kaos yaşamaktaydı .Derebeylik rejimi denilen Toprak rejimi Avrupa’da Toprak ağalarının ortaya çıkmasına ve güçlü krallıkların zayıflamasına neden olmuştu

Dönelim İslamiyet’in doğduğu dönemdeki Arap Yarımadası’ndaki duruma. Arap Yarımadası’nın en önemli özelliği bilindiği gibi çöllerle kaplı olmasıydı ,çok az bölgelerinde tarım yapılabilmekteydi ,o yüzden de bu topraklar insan yaşamı açısından çok da elverişli değil di .Bu büyük bir dezavantaj olmasına rağmen Araplar açısından da aynı zamanda bir avantaja dönüşmüştü, etraflarındaki Sasaniler ve Doğu Roma İmparatorluğu gibi güçlü devletler birçok yere ele geçirmelerine rağmen bu çöllük alana girmek istememişlerdi .Bu da Arapların işgale uğramadan bağımsız bir şekilde yaşayabilmeleri ne olanak sağlamıştır .Cahiliye devrinde Arap Yarımadası’nda siyasi bir birliktelik yoktu. Arap kültüründe kabilecilik anlayışı oldukça fazlaydı soy üstünlüğü gütme ve kabileler arasında yaşanan kan davaları kabilelerin bir araya gelerek güçlü bir devlet kurmalarını engellemişti .Aynı zamanda bu kabileler arasında bitmek bilmeyen savaşlar ve çatışmalar yaşanmaktaydı .Öyle ki Araplar sadece Haram aylarda savaşmazlardı ,diğer kalan aylarda ise genellikle Arap kabileleri arasında düzenli savaşlar yaşanırdı .Haram aylarda yapılan savaşlara ise Ficar Savaşları denirdi .Bu dönemde yine Kuzey Arabistan’da tedmür, gassani devletin, nebat, Güney Arabistan’da ise Main ,Seba ve Himyeri Devletleri hüküm sürmüştür. Mekke Yesrib ve Taif ise ayrı birer şehir devletleri idi ve bu şehir devletleri kabileler tarafından yönetilmek deydi .İslamiyet gelmeden önce Arap yarımadasındaki sosyal yapıda oldukça ilginç di. Araplar genel anlamda iki gruba ayrılmışlardı Bunlar bedevi ve Hadari olmak üzere kendi Aralarında oluşturdukları sınıflardan bedeviler Göçebe yaşayıp hayvancılıkla uğraşırlar dı ve aynı zamanda avcılık da bedevilerin en yaygın yaptıkları ekonomik faaliyetlerden birisiydi .Para kullanma alışkanlıkları çok fazla olmadığı için ticaretleri ni daha çok takas usulü gerçekleştirirler di ve genellikle takas edecekleri ürünleri büyükşehirlere getirir buradaki panayırlar dan ve pazarlardan yararlanmaya çalışırlardı .Hadariler ise yerleşik hayat sürer tarım ve ticaretle uğraşırlar dı .Mesela Mekke’deki yaşayanlar gelirlerini çoğunu ticaretten elde ederler di. Medine’de yaşayan yerleşik halk ise daha çok tarımdan geçimini sağlamaya gayret ederler di. Bedevilerin kabile reisleri yönetirdi kabile reislerinin hakimiyeti oldukça fazlaydı ve genel anlamda bedeviler kabile reislerinin emirlerine uymak zorundalardı. Cahiliye döneminde toplum sınıflara ayrılmıştı ,genel anlamda 3 sosyal sınıf gözlemliyoruz ve bu sosyal sınıflar arası arasında güçlü sınırlar bulunmaktaydı .Hürler Mevaliler ve Köleler, hür olanlar her hakka sahiplerdi .Köleler ise ne yazık ki mal gibi alınıp satılır en zor işlerde çalıştırılır çoğu zaman işkence ve dayağı da mahsur kalırlardı .Ancak bedeviler de ve yerleşik hayat süren Araplarda köle azat etmek de bir gelenek di. Azad edilen köle Böylece Mevali sınıfına geçerdi. İslamiyetten önce Arap erkekleri birden fazla kadınla evlenirler di kadınlara gerekli değer verilmez erkekler kadınlar üzerinde istedikleri her tasarrufu yerine getirebilirler di. İstedikleri kadar evlenebilir ve boşanmak istediklerini de de bunu çok kolay bir şekilde gerçekleştirebiliyorlardı. Bu da kadının toplumda aşağılanması na haklarının çiğnenmesi ne neden oluyordu .Kadınlar mirastan  hakalamazlardı, aynı zamanda kız çocuğunun olması büyük bir utanç kaynağı sayılır bazı babalar bu utançtan kurtulmak için yeni doğan kız çocuklarını diri diri toprağa gömerlerdi .Zaten İslam dininin Araplara gönderilmesinin en büyük nedenlerinden bir tanesi Arap kadınlarına karşı takınılan bu olumsuz tutum olduğu söylenebilir .Arabistan’daki dini inanış ne yazık ki putperestlik de aslına bakarsanız Hz İbrahim burada oğluyla birlikte Kabe’yi inşa etmiş ve o tarihten itibaren de hak din üzerinde yaşayan insanlar bulunmaktaydı .Ancak sayıları oldukça azalmış ve yüz yıllar içerisinde Arapların Çoğu da puta tapar hale gelmişti .Yalnız Arap Yarımadası’nda sadece putperestlik yoktu ,aynı zamanda Hristiyanlık Musevilik ve Hz İbrahim dinine devam eden Haniflik de bulunmaktaydı .Mesela Medine’nin çok önemli bir kesimi Musevilik ten oluşmaktaydı .Allah’ın gönderdiği İslam dini Arap Yarımadası’nda yayıldığı andan itibaren insanlar akın akın bu en şerefli dine girmiş ve böylece putperestlik ayıbı ortadan kalkmış Arap Yarımadası’nda yepyeni bir din anlayışı yepyeni bir hayata bakış açısı ortaya çıkmıştı .Allah’ın gönderdiği bu kusursuz din kaba saba olarak bilinen bedevileri bile yola getirmiş onların içerisinden ünlü sahabelerin doğmasına yol açmıştı. Bu anlamda Allah’a  ne kadar şükredilse  azdır .

Bedeviler geçim kaynağı olarak hayvancılıkla uğraştığını daha önceden belirttik .Yerleşik hayatta bulunanlar ise temel geçimlerini ticarete dayandırmıştır , özellikle ticaretin Merkezi Mekke idi. Mekke’den çıkan Kervanlar Suriye’ye Mısır’a değişik bölgelere gider oradan aldıkları değerli malları Mekke’ye getirir ve buraya giren kabilelere bedevilere satışlar yapılırdı .Bu da Mekke gibi şehirlerin ekonomik anlamda güçlenmesine yol açmaktaydı. Tarım daha çok Yesrib ve Yemen bölgelerinde gerçekleştirildi .Tarım anlamında çok fazla çeşit ürün yetiştirilemez di, en çok yetiştirilen ürün hurmaydı, aynı zamanda Yemen civarında kahve de yetiştirilmektedir .Mekkeliler ve diğer şehirlerde sık sık panayırlar düzenlenir bu panayırlarda yapılan yarışmalar sohbetler oldukça ilgi çeker di. Özellikle Mekke’deki haram aylarında kurulan Ukaz Panayırı Arap Yarımadası’nın en önemli panayırlarından birisiydi ve Mekkeliler bu panayır sayesinde çok yüksek gelir elde etmekteydiler . Kabilelerin Mekke’ye bu kadar yoğun gelmesinin nedeni ise Kabe’nin içerisindeki 300’e yakın Puttu .Kabileler Mekke’ye sadece ticaret için gelmiyorlar dı, aynı zamanda buraya gelip putları ziyaret edip kendilerince sevaba giriyorlardı .Zaten Mekkelilerin Hz Muhammed’in peygamberliğini kabul etmemesinin en büyük nedeni ise buydu .Peygamberimiz İslamiyet geldikten sonra mekkelilere putları ortadan kaldırmalarını aksi takdirde Allah’ın gazabına uğrayacak larını söyledi .Mekkeliler Hz Muhammed’in peygamberliğe yaraşır bir hayat sürdüğünü çok iyi biliyorlardı. Onların işine gelmeyen şey putperestliğin ortadan kalkacak olmasaydı .Eğer putperestlik ortadan kalkarsa Mekke önemini kaybedecek ve ticaret gelirleri ortadan kalkacaktı. İşte bu nedenden dolayı Mekkeliler Peygamberimize çok sert tepki göstermiş hatta neredeyse onu öldürmeye kalkmışlar dı.

http://bilelimmi.com/osmanli-da-istanbul-ayaklanmalari/

http://bilelimmi.com/islamiyet-doguyor/

http://bilelimmi.com/islamiyetten-once-avrupa-ve-afrika/

Bu yazı 48 kere okundu.
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

Kategoriler
http://bilelimmi.com/bilelimmi-com-hakkinda/ http://bilelimmi.com/iletisim/