İSLAMİYET DOĞUYOR

Paylaş
 

İSLAMİYET DOĞUYOR

 

 

 

 

İslamiyet’ten önce Arap yarımadası’nın genel özelikleri şunlardır:

  • Araplar arasında puta tapıcılık yaygındı. Kutsal sayılan ve Mekke’de bulunan Kâbe büyük putların yer aldığı bir yerdi.
  • Halkın bir bölümü göçebe olarak hayvancılıkla uğraşırken diğer bölümü şehirlerde tarım ve ticaretle ilgilenirdi.
  • Araplar şiir ve edebiyata önem vermişlerdir.
  • Arapların Mekke’deki putları ziyaret etmek için her yıl Mekke’ye gelmeleri, panayırlar düzenlemeleri Mekke’de ticari canlılığın artmasına neden olmuştur.
  • Arap Yarım adası’nda kölelik yaygındı. İnsanlar para karşılığında alınıp satılıyorlardı.
  • Araplar kabileler halinde yaşamışlar ve bu kabileler arasında uzun yıllar süren savaşlar ve kan davaları görülmüştür.

 

İşte Arap yarımadası’nda bütün bunlar yaşanırken 610 yılında Mekke’de yeni bir din olan İSLAMİYET doğdu.

Hz. Muhammed 610 yılında 40 yaşında iken kendisine Allah tarafından peygamberlik görevi verilmesi üzerine İslamiyet’i yaymaya çalıştı.

Şimdi biraz peygamberimiz Hz. Muhammed’i tanıyalım.

Tabi ki peygamberimize hemen inananlar olduğu gibi inanmayan insanlar da olmuştur. Peygamberimizi yolundan çevirmek için yapmadıkları işkence kalmamıştır. Bu işkenceler üzerine peygamberimiz kendisine inanan ve kendilerine Müslüman adı verilen kişilerle 622 yılında Mekke’den Medine’ye göç etmiştir. Bu olaya HİCRET adı verilir.

Hicretten sonra Medine’de İslam Devleti kurulmuştur. İslam Devleti’nde Hz. Muhammed hem bir devlet başkanı hem de komutandı. Hicretten sonra rahat bir nefes alan Müslümanlar İslamiyet’i yaymaya devam etmişlerdir.

Mekkeliler de İslamiyet’in yayılmasını engellemeye çalışmışlar.

Hicretten sonra bakalım neler olmuş?

 

 

BEDİR SAVAŞI (624)

Mekkelilerle Medineliler arasında yapılan ilk savaştır. Bu savaşta Mekkeliler çok ağır bir yenilgi aldı. Müslümanlar büyük bir moral kazandı. Savaşta esir düşen Mekkelilerden okuma yazma bilenler on Müslümana okuma yazma öğretmesi karşılığında serbest bırakıldı.

Yukarıda Bedir Kuyusu’nu görüyorsunuz. Müslümanlar ve Mekkeliler su kuyularına sahip olmaya çalışmışlardır. O dönemde savaşlarda askerlerin su ihtiyaçlarını karşılamak önemli bir sorundu. Müslümanların bu savaşta su kaynaklarını ele geçirmesi üstünlük sağlamalarında etkili olmuştur.

 

UHUD SAVAŞI (625)

Bedir Savaşı’ndaki ağır yenilginin intikamını almak isteyen Mekkeliler daha büyük bir orduyla Uhud Dağı eteklerine geldi

Savaşta Müslümanlar zafer kazanmak üzereyken dağın önemli geçit noktasında bulunan okçuların yerlerinden ayrılmaları Müslümanların yenilmesine neden oldu.

 

HENDEK SAVAŞI (627)

Bu savaş Mekkelilerin Müslümanlar üzerine düzenlediği son savaş oldu. Bu savaşı Müslümanlar kazandı.10.000 kişilik bir orduyla Medine’ye gelen Mekkeliler daha önce hiç karşılaşmadıkları büyük bir hendekle karşılaştılar. Bu hendeği aşıp Medine’ye giremediler. Başarısızlıkla geri döndüler. Bu hendek fikri İran asılı Selman-ı Farisi’den gelmişti.

HUDEYBİYE ANTLAŞMASI (628)

Hendek Savaşı’ndan sonra Mekke’yi ziyaret etmek isteyen Müslümanların yola çıkması üzerine telaşlanan Mekkeliler savaş hazırlığı yapmaya başladılar. Ancak Hz. Muhammed amacının savaş olmadığını, Kâbe’yi ziyaret etmek istediğini bildirmesi üzerine taraflar arasında yapılan görüşmeler sonucunda Hudeybiye Antlaşması yapıldı

Mekkelilerin Hudeybiye Antlaşması’nı bozmaları üzerine Hz. Muhammed liderliğindeki Müslümanlar 630 yılında Mekke şehrini fethetti.

Hz. Muhammed 632 yılında Medine’de vefat etmiştir.

DÖRT HALİFE DÖNEMİ

Hz. Muhammed’in ölümünden sonra “Dört Halife Dönemi” başlar. Bu dönemde devleti seçimle iş başına gelen sırası ile Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali yönetmiştir. Bundan dolayı dört halife dönemine Cumhuriyet dönemi de denmektedir.

 

Hz. Ebu Bekir Devri (632 – 634)

â Bu dönemde ortaya çıkan karışıklıklar bastırıldı.

â Kur’an-ı Kerim kitap haline getirildi

â Sasanilerden Irak alındı.

â Bizans ile yapılan Yermük Savaşı’nı Müslümanlar kazandı.

â Hz. Ebu Bekir Yermük zaferinden sonra vefat etti.

Hz.

Ebu Bekir zamanında Kur’an kitap haline getirildi.

 

 

Hz. Ömer Devri: (634 – 644)

â İslam Devleti’nin sınırlarını genişletmiştir.

â Birçok yer fethedildi. (Suriye, Filistin, Mısır, İran)

â Devlet teşkilatını güçlendirdi.

â Hicri takvim kabul edildi.

â Üç büyük din için de kutsal olan KUDÜS alındı.

Hz. Ömer adaletli bir yönetim anlayışını benimsemiştir.

Hz. Osman Devri (644 – 656)

â Bu dönemde İslam’da ilk ayrılıklar başladı.

â Fetihlerde İslam devletinin sınırları genişledi.

â Kur’an-ı Kerim çoğaltılarak önemli merkezlere gönderildi.

â Bu dönemde Kıbrıs İslam topraklarına katıldı.

Hz. Ali Devri (656 – 661)

â Bu devirde derinleşen ayrılıklar çeşitli taraflar oluşturdu. Bu nedenle Müslümanlar arasında çeşitli savaşlar yapıldı. Fetihler durdu.

CEBELİTARIK’IN İKİ YAKASI

EMEVİLER:

Türklerin İslamiyet’e Girişi

Emevi halifeliği zamanında Müslüman Araplar, Suriye İran’ı hâkimiyetlerine alarak Maveraünnehir bölgesine ulaşmışlardı.  Seyhun ve Ceyhun ırmağı arasındaki bölgede ise Türkler bulunmaktaydı. Buhara ve Semerkant gibi Türklerin yoğun olduğu şehirler de Emeviler tarafından fethedilmiştir. Bu şehirlerin ipek yolu üzerinde olmasının da fethedilmesinde etkili olduğu söylenebilir. Böylece Türkler ile Araplar ilk defa Emeviler döneminde temasa geçmişlerdir.

Emeviler bölgede İslamiyet’i yaymaktan çok yeni zaferler peşinde koşmuşlar. Müslüman olmalarına rağmen yerli halka ağır vergiler yüklemişlerdi. Emevilerin Arapları üstün tutan bir politika izlemeleri Türklerin Emeviler döneminde Müslüman olmasını geciktirmiştir.

Türkler Emevilerle mücadele ederek Orta Asya’nın Araplaşmasını engellemişlerdir. Emevilerin yıkılmasında Türklerin önemli bir rolü olmuştur.

Emevilerin Arap olmayan Müslümanlara karşı adil ve eşit davranmamaları huzursuzluğu arttırmıştır. Bu duruma karşı çıkan Abbasioğulları Emevi Devleti’ne son vermişler ve Abbasi Devleti’nin kurulmasını sağlamışlardır.(750)

 

ABBASİLER:

Türkler Abbasi Devleti’ni daha çok benimsemişler. Abbasiler Emevilerin izlediği Arapları üstün görme politikasını terk ederek Türklere askeri ve idari konularda görevler vermişlerdir. Abbasiler Türk askerleri ve aileleri için Samarra şehrini kurmuşlardır. Anadolu ile olan sınır bölgelerine de Türkleri yerleştirmişlerdir.

751 yılında Abbasiler ile Çinliler arasında yapılan TALAS SAVAŞI’nda Türkler Abbasilerin yanında savaşa katılmış ve Çinliler yenilgiye uğratılmıştır. Talas Savaşı’ndan sonra Türkler ve Müslümanlar birbirlerini daha yakından tanıyarak dostane ilişkiler kurmuşlardır. Bu nedenle TALAS Savaşı Türkler ve Müslümanlar için bir dönüm noktası olmuştur. Talas Savaşı sonucu İslamiyet Türkler arasında yayılmaya başlamıştır. Abbasi ordusunda pek çok Türk görev almıştır. Zamanla Türkler Devletin ordu ve yönetim kademelerini ele geçirmişlerdir. Türkler İslamiyet’i kılıç zoruyla değil kendi rızaları ile kabul etmişlerdir. Türklerin İslamiyet’i seçmelerinin en önemli sebebi eski Türk inancı ve anlayışı ile İslamiyet arasında birçok benzerlik bulunmasıdır. Harun Reşit ve oğlu Memun döneminde Bağdat kenti bir bilim ve kültür merkezi durumuna geldi.

Harezmî (780 – 850 ) matematik alanında ilk defa eser yazan Müslüman Türk bilginidir. Memun’un daveti üzerine Bağdat’a gelir. Bir bilimsel araştırma merkezi olan Darül Hikme’de bilimsel çalışmalar yapmıştır. Darül Hikme devrin en zengin kütüphanesi ve gözlem evini içine alan çevrenin en yetkili bilim adamlarını toplayan bir araştırma merkeziydi. Bu merkez bilim tarihinde “Bağdat Okulu” olarak anılır.

Bu yazı 1304 kere okundu.
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

Kategoriler
http://bilelimmi.com/bilelimmi-com-hakkinda/ http://bilelimmi.com/iletisim/