• DOLAR
    6,7688
  • EURO
    7,6343
  • ALTIN
    366,99
  • BIST
    1,1292
İSLAM TARİHİNDE HABEŞİSTAN’A HİCRET

İSLAM TARİHİNDE HABEŞİSTAN’A HİCRET

Hz Muhammed Allah’ın gönderdiği son peygamberdi ve Mekkeli müşrikler daha önce peygamber gönderilen birçok kavmin yaptığı gibi Hz Muhammed’in peygamberliğini kabul etmemiş ve aynı zamanda peygambere ve ona inananlara çok büyük zulümler işlemeye birçoğunu öldürüp birçoğuna işkence etmeye başlamışlardı .Bu durum Hz Muhammed’i çok fazlasıyla üzüyor ama elinden de bir şey gelmiyordu. Hz Muhammed olayların daha da vahim bir boyuta varmaması için sonunda onlara hemen Arap yarımadasının karşısında bundan Habeşistan’a göç etmelerine izin verdi .O dönemler Habeşistan’da Hristiyanlık hakimdi ve Habeşistan’ın başında oldukça adil ve tebasındaki hiç kimseye zulmetmeyen bir hükümdar bulunmaktaydı .Bunun üzerine Hz Muhammed den izin alan müslümanlar Habeşistan’a göç etmeye karar verdiler . İslamdaki ilk hicret olması açısından da son derece anlamlı ve önemliydi .İslamdaki ilk Hicret’in peygamberliğin gelişinin 5 yılında ve 615 yılanın Recep ayında gerçekleştiği kaydedilir .Yaklaşık olarak 15 veya 16 Müslümanın ki bunlardan dördünün kadın 11’inin erkek olduğu kaydedilmektedir .Bu Müslümanlar arasında Osman bin Affan ve hanımı Rukiye Ebu Huzeyfe Bin Utbe ve hanımı Sehriye, Ebu seleme ve hanımı Ümmü seleme gibi İslam’ın en önde gelen simaları bulunmaktaydı .Mekkelilere yakalanmamak için oldukça iyi hazırlık yapan bu Müslümanlar bazen yaya bazen de binekle kızıl denizin kenarına kadar gelmeyi başarmışlar ve özellikle de Şuayib limanına vararak burada bir gemi kiralamışlar ve Habeşistan topraklarına bu gemi sayesinde ulaşmışlardı .Mekkeliler bu 15 veya 16 Müslümanın Habeşistan’a kaçtığını son anda fark etmeleri üzerine arkalarından bu müslümanları yakalamak ve Mekke’ye geri götürmek üzere adamlar göndermişler Ancak bu adamlar zamanında bu Müslümanlara yetişememişler ve bu sayede ilk hicret gerçekleşmiş oldu .

Müslümanların neden Arabistan Yarımadası’ndaki başka bir kabileye veya başka bir bölgeye değilde Hristiyan bir ülkeye hicret ettikleri başta garip gelebilir .Ama şunu hemen belirtelim ki o dönemde Arap kültüründe kabilecilik anlayışı çok güçlüydü ve yine o dönemde ki hemen hemen bütün Arap kavimleri aşiretleri müşrik idi .Bilindiği gibi Peygamberimiz her sene hacca gelen bu kabileleri müslümanlığa davet etmiş ve günler boyunca onları Müslüman olmaya ikna etmeye çalışmış ancak hiçbiri bu Daveti kabul etmemişti .Böyle bir durumda Müslümanlar eğer bu kabilelere sığınmaya kalsalardı hiçbir kabile mekkelilerle ters düşmemek için bu Müslümanlara koruma veya güvenlik sağlayamazlardı. Yine Arap Yarımadası’nda Yahudi ve Hıristiyan bölgelerde bulunmaktaydı .Ancak onlar da yeni bir dinin doğmasına ve karşılarında yeni bir dinin rakip olarak ortaya çıkmasından hiç hoşnut değillerdi .Yine daha güneyde Yemen bölgesine de gitmeleri pek mümkün değildi .Çünkü Yemen bölgesi İran tarafından sömürge altına alınmıştı ve bilindiği gibi İranlılar mecusiydi yani İranlılar semavi bir dini kabul etmeye yanaşmadıkları gibi bu dine mensup olanları da asla kabul etmiyorlardı. Irak ve Suriye bölgesi de Müslümanların hicret etmesi ve kaça bilmeleri için çok uygun yerler değildi .Mesafeler oldukça fazlaydı ve buralara gitse der bile burada yaşayanlar Müslümanları yakalayıp ticari ilişki içerisinde oldukları mekkelilere geri teslim edebilirlerdi. Bu açıdan bakıldığında en güvenli bölge gene Habeşistan olup burada hüküm süren Hristiyan devlet başkanının oldukça adil olduğu ve Peygamberimizden önce gönderilen Hz İsa’nın getirdiği hıristiyanlığa samimi bir şekilde bağlı oldukları bunun da yeni gelen semavi bir dine karşı daha hoşgörülü olabilecekleri büyük bir ihtimalle düşünülmüştür .Müslümanların ilk hicreti nden sonra Mekkeliler Mekke’de kalan diğer Müslümanlar üzerindeki baskılarını daha da arttırmışlardı .Bunun üzerine yine Peygamberimizden izin alan zor durumdaki Müminler birinci Habeş hicretinden 1 yıl sonra Cafer Bin Ebu Talib’in başkanlığında bu sefer 82 erkek ve 18 kadından oluşan büyük bir grupla Habeşistan’a hicret etmişlerdi .Bu durumdan son derece rahatsız olan Mekkeliler Habeşistan’a bir Elçi göndererek Habeş kralından bu ikinci grubu kabul etmemesini rica etmeye karar verdiler .Bu iş için görevlendirilen Abdullah Bin Ebi Rebia ve Amr Bin As yanlarında çok değerli hediyeler alarak habeş kralı Necaşi’nin huzuruna varmışlar ve kendisinden bu mekkelileri Mekke’ye geri göndermesini yaptıkları hicreti göçü kabul etmemesini rica etmişlerdi .Oldukça adil bir hükümdar olan Necaşi bunun üzerine Müslümanların temsilcisini de huzuruna çağırarak Müslümanları neden Mekke’den kaçmak istediklerini ve niçin Habeşistan’a sığmayıp talep ettiklerini anlamaya karar verdi.Müslümanları temsil eden Cafer Bin Ebu Talip oldukça etkileyici bir konuşma yaptı ve cahiliye inanç örf ve adetleri ile İslam’ın getirdiklerini karşılaştırarak neden Müslümanlığı tercih edip cahiliye alışkanlıklarından ayrıldıklarını samimi bir şekilde anlattı .Necaşi Ebu Bin Ebu Talib’in anlattıklarından son derece etkilendi özellikle Cafer Bin Ebu Talib’in belirttiği ayetlerin ve Peygamberimiz’in getirdiği dinin hıristiyanlıkla çok benzerlik gösterdiğini belirttiği hatta bazı tarihçilere göre Necaşi’nin bu gelişmelerden sonra Müslüman olduğu da iddia edilir .Böylece Necaşi Habeşistan’a göç eden bu iki grubu da kabul etmiş ve onların huzur ve güven içerisinde habeşistan’da yaşamalarına izin vermişti .Daha sonraki dönemlerde buraya giden Müslümanlar kendi istekleri ile Mekke ve Medine’ye dönmüşler içlerinde Cafer in de bulunduğu son kafile ise Hayber’in fethi esnasında Medine’ye dönmüştü .ilk hicret Müslümanların korunması ve hayatlarının mal ve namuslarının garanti altına alınabilmesi açısından son derece önemliydi .Bilindiği gibi daha sonraki hicret Mekke’den Medine’ye yapılacak ve bu Hicret’in sonucunda Peygamberimiz ve en yakınındakiler Medine’ye göç ederek orayı İslam aleminin merkezi haline getirecekler di.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YORUM