İNSAN VE ALET

Paylaş
 

İNSAN VE ALET

İNSANOĞLUNUN YAPTIĞI İLK alet, genellikle insan zekâsının ilk ürü­nü olarak kabul edilir, insan, maddeye hükmetmeyi yavaş yavaş öğrenmiş, taş, kemik ve boynuzdan alet ve silah yapmaya başlamıştır. Doğada kullanılabilecek olan her şeyden yararlandığı kesindir. Ağaç, deri, sarmaşık dallan, hayvanın kas kirişleri gibi zamanla bozulup çürüyen maddelerden çoğunu kullandığını düşünmek akla yakınsa da, tarihöncesi araştırmacısının elinde bu­nu doğrulayacak hiçbir maddî kanıt yoktur. Kemik aletler doğada aşınarak yok olmuştur. Oysa kemik işçiliğinin ilk çağlara dayandığı, yaklaşık 35 000 yıl önceki Üst Yontmataş Devri yatak­larından anlaşılıyor. Zamanın yıpratamadığı tek hammadde taştır. Sertliği,ve alet kesici özellikleri, biçim verilebilmesi ve bol bulunması, taşın, ilk aletlerde temel hammadde olmasını sağlamıştır.

Tarihöncesi dönemin başlarındaki ilk aletler basit ve hemen hemen aynı biçimdedir. Bu aletlerin zamanla çeşit­lendiğini ve giderek daha özel kullanımlara göre şekillendiğini görüyoruz. Üç milyon yıl önce yaşamış ilk insan­gillerin kabaca biçimlendirdikleri yassı çakıllar ile, atalarımız Üst Yontmataş Devri sanayileri arasında çarpıcı bir fark vardır. Bütün bu aletler, kullanım amacıyla tasarlanmış ve yapılmışsa da, çeşitli tarihöncesi toplulukların kültür yapılarını ortaya koyarak, bu toplulukların geleneklerine de tanıklık eder.

 

YONTMATAŞ İNSANINIM « TAKIM ÇANTASI », DEĞİŞİK AMAÇLARLA KULLANILAN. AMA HEMEN DE AYNI BİÇİMDE YONTULMUŞ TAŞLARLA DOLUDUR.

Mikro izlerin incelenmesi, aletlerin kullanımı konusunda yeni bilgiler sağlamıştır. Güçlü mikroskoplarla aletin üzerindeki çizikler, çentikler ve körelen yerler incelenerek hangi işte kullanıldığı saptanabiliyor. Bu izlerle aletin işlevi arasında bağlantı kurmak için de, o çağlardaki örneklere benzetilerek yapılmış modellerden yararla­nılıyor. Aletlerde sap olup ol­madığı ve hangi malzemeyi işlemede kullanıldıktan bu yöntemle anlaşılmıştır.rkeologlar, zaman içinde giderek çeşitlenen ve ta­rihöncesi kültür yataklarında pek çok örneği bulunan aletleri kesin bir kronoloji çerçevesine oturtmak için çok uğraştılar. Bütün aletleri hem yapım tek­nikleri, hem de biçim ve işlevleri açısından incelemek gerekiyordu. Bu özellikler arasındaki ilişki, çeşidi alet tiplerini tutarlı bir şekilde sınıflandırarak bir tipoloji yapma olanağı verdi. XIX. yy*da bu sınıflandırmanın temellerini atan Boucher de Perthes’ten beri, araştırmacılar, değişik yataklarda karşılaştıkları benzer aledere ortak birer isim vermeye çalış­tılar. Bunun için, ya hangi işte kullanıldığını tahmin ederek kazıcı, delici gibi adlar taktılar, ya da benzedikleri çağdaş a- lederden esinlenerek törpü, kazı kalemi, delgi, hatta « kumanda çubuğu » diye adlandırdılar. Gerçekten de etnolojinin bul­gularına göre, tek bir alet çeşitli işlerde kullanılabileceği gibi, aynı iş için değişik aletler de kullanılabiliyordu. Bugün, özellikle aletlerin kullanımı sırasında oluşmuş en küçük izlerin (mikro izler) incelenmesiyle, sözgelimi törpünün her zaman törpüle- mede, kazıyıcıların da her zaman kazımada kullanılmadığı anla­şılmıştır. Buna rağmen bilim dünyasında hâlâ geleneksel ti- polojide yer alan ve belirli bir işlevi çağrış tiran alet adlan kullanılır.

 

 

İLK ALET, KABACA BİÇİMLENDİRİLMİŞ ÇAKILTAŞIDIR
BİÇİMLENDİRME TEKNİKLERİ GELİŞTİKÇE
YAPILAN ALETLER ÇEŞİTLENMİŞTİR

Alt Yontmataş boyunca aletler giderek çeşitlendi. Nitekim Orta Acheul evresinde, çekirdek kütleden koparılan ve uzun kenan keskinleştirilerek kazıyıcıTarihöncesi « taş sanayisi » nin ilk örnekleri olarak kabul edilen kalıntılar, Doğu Afrika’da, Tanzaniya’nın Olduvai yatak­larında bulunmuştur. Bu ör­neklerle tanımlanan « çakıltaşı kültürü » , yaklaşık iki milyon yıl önce yaşamış olan Homo habilis’in eseridir. Bu sanayinin ürünleri, sadece bir yüzünden parça kaldırılmış çakıllar  ile aralarında keskin bir kenar oluşturacak biçimde her iki yüzünden parça kaldırılmış çakıllardır (choppingtool). Daha yumuşak malzemeleri ezmek için kullanıldığı sanılan bu aletler son derece kabadır. Daha sonra, özellikle Avrupa’da, bir milyon yıl önceki Acheul evresinden kalma aletler arasında en çok çiftyüzlü el baltalarına rasdanır. Ucu sivriltilmiş veya yuvarlak­laştırılmış olan bu uzun taş alet, tıpkı chopptng-tool gibi, büyükçe bir taş parçasının (bu ana kütleye « çekirdek » denir) her iki yüzünü yontarak elde edilmiştir. Ama hem keskin kenarı, hem de elle kavramaya yarayan alt ucu çok daha ustaca işlenmiştir ve nesneye genel bir biçim verme çabasını yansıtır.

olarak kullanılan ilk yongalar ve kenarlar kerkidi veya testere gibi dişli aletler yapıldı. Nihayet 200 000 yılına doğru, « Levallois tekniği »nin ortaya çıkışıyla taş sanayisi doruk noktasına ulaştı. Bu teknikte, çekirdek kütlenin (genellikle çakmak taşıdır) yüzeyi Özel olarak hazırlanır ve parça kesme doğrultusuna göre, istenen biçimde yongalar elde edilir. Büyük bir kütleden eş biçimli pek çok yonga veya delici us elde etme olanağı veren bu teknik, gerçek anlamda seri üretimin başlangıcı olarak kabul edilebilir. Kesici bir kenar oluşturmak amacıyla çakıl taşının bir yüzünü yontma aşamasından, Levallois tekniğinin ileri düzeyine ulaşan Alt Yontmataş Devri insanı, hem teknolojinin, hem de karmaşık bir işlem şemasını uygulayarak insan zekisinin gelişmesinde gerçekten önemli bir dönüm noktasını simgeler.

Bu yazı 193 kere okundu.
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

Kategoriler
http://bilelimmi.com/bilelimmi-com-hakkinda/ http://bilelimmi.com/iletisim/