İLK TÜRK DEVLETLERİNDE KÜLTÜR VE MEDENİYET

Paylaş
 

       İLK TÜRK DEVLETLERİNDE KÜLTÜR  VE   MEDENİYET

İlk Türk devletlerinde kültür ve medeniyet konusuna baktığımızda ilk önce ele almamız gereken konu tabi ki devletti. Türkler İslamiyetten önce devletlerine il veya el demişlerdir .Yine islamiyetten önce hükümdarların kullandığı ünvanlar İslamiyetten sonraki lerden farklıydı. Türkler hükümdarlarına Hakan Han yabgu iltebir Erkin idikut şanyü gibi unvanlar vermişlerdir ancak biz daha çok Hakan ,Han ,Yabgu gibi ünvanları kullanıldığını görmekteyiz. Türk devletlerindeki en önemli konuların başında tabi ki hükümdarın nasıl seçileceği ve tahta kimin geçeceğiydi .Bu oldukça önemli bir konu olup Türk devletleri genellikle bu taht mücadeleleri yüzünden zayıflamış ve düşmanları karşısında zor duruma düşmüşlerdir. Türklerde en çok uygulanan yöntem Hanedan üyeleri arasındaki siyasi ve askeri mücadele idi. Hakan öldüğünde geride kalan Hanedan üyeleri de ki erkekler birbirleri ile mücadeleye girişir ve bu mücadele çoğu zaman kanlı sonuçlar da doğurabilir di .Bu mücadeleyi kazanan Hanedan üyesi erkek tahta geçer ve böylece Hakan belirlenmiş olurdu .Bir diğer uygulanan yöntem ise Hakan’ın karşısında eğer herhangi bir rakip yoksa Hakan direk tahta geçebilir di .Bu çok sık olmasa da yaşanan bir durumdu ve böylece kan dökülmeden hakanlık belirlenmiş olurdu .Bir diğer husus ise seçim usulüydü .Bilindiği gibi Türklerde Toy veya Kurultay denilen devletin ileri gelenlerinin toplandığı ve devlet ile ilgili en temel konuların görüşüldüğü karara bağlandığı bir meclis bulunmaktaydı .İşte kurultayda devletin ileri gelenleri aralarında konuşup tartışıp Hanedan üyelerinden birisinin tahta geçmesini sağlayabilirler di. Böylece taht kavgası yaşanmadan devlet zarara uğratılmadan hükümdarlık belirlenmiş oluyordu. Ancak bu çok sık yaşanan bir durum değildi .

Peki ilk Türk devletlerinde hükümdar olabilmenin şartları nelerdir bunun en temel koşulu Hanedan üyesinden olmaktı. Hanedan sülalesinden olan her erkek tahta geçebilirdi ,yani kardeşler ,kardeş çocukları ,amca ,amca çocukları ve diğer Hanedan üyelerinden olan erkekler Hakan öldüğünde tahta geçme iddiasında bulunan biliyorlardı .Bu da daha önce belirttiğimiz gibi çok ciddi iç çatışmalara yol açabilmekteydi. Türklerdeki hakanlık anlayışını belirleyen en temel unsurlardan bir tanesi kut anlayışı idi. Türkler Devleti yönetme gücünün Tanrı tarafından Hanedan sülalesine verildiğine inanılırdı .Bu yüzden de Hanedan sülalesi kutsal sayılar ve onların hakimiyeti kayıtsız koşulsuz kabul edilirdi .Kut anlayışı kan yoluyla tüm Han sülalesinin erkek çocuklarına geçtiği kabul edilirdi .Kut anlayışı göre her Hanedan üyesinden gelen erkek kendisinde Hakan olma gücünü ve hakkını görmekteydi. Hatta baba ile oğul arasında da kut anlayışı gereği hükümranlık mücadelesi ortaya çıkabilmektedir .Mesela Mete babası Teoman’a karşı ayaklanmış hatta babasını ortadan kaldırarak Büyük Hun İmparatorluğu’nun başına geçmişti .Türklerde bu rekabet ve çatışma doğal karşılanmaktaydı .Bu sayede Devleti yönetmeye hak eden en güçlü ve en yetenekli yetenekli kişinin tahta geçeceği bunun da Türk devletinin varlığı ve güçlenmesi açısından son derece önemli olduğuna inanılırdı. Türklerde ikili yönetim anlayışı bulunmaktaydı genel anlamda Türkler Devletleri sağ veya sol ya da kuzey Güney olmak üzere ikiye ayırırlardı .Merkezde asıl Kaan bulunur sağ veya solda ise yine Hanedan sülalesinden gelen bir erkek Yabgu olarak görev alırdı. Böylece Devlet ikili sisteme göre yönetilirdi .Türklerde Kurultay ,Toy veya Kengeş denilen bir meclis bulunmaktaydı .Kurultay oldukça önemli olup yılın belli dönemlerinde toplanırdı ve ana devlet meseleleri görüşülürdü .Mesela hükümdarın ölümü üzerine Kurultay toplanabilir di, yine Savaş veya milli felaketlerde Kurultay toplanır ve bu toplantılarda devletin genel sorunları tartışılırdı. Türklerde toplum yapısına baktığımızda aileye Oguş soya Uruk kabilelere boy millete ise Budun dendiğini görmekteyiz .Bu boyların başında Beyler bulunurdu .Boyu idare etmek görevi beylerindi ve beyler ellerinden geldiğince boylarını güçlü kılmak ve varlıklarını sürdürmek için çaba sarf ederler di .Boyların bir araya gelmesiyle devlet kurulurdu ,genellikle güçlü bir Kaan Hakan ortaya çıkar ve Türk boylarını bir araya getirerek yeni bir Türk devletinin doğmasına olanak sağlarlar dı.

Türklerde Toplum Yapısı

Türklerde halk hürdür .Genel anlamda Türk toplumunun tüm boyları Göçebe hayat sürmek delerdi ve geçim kaynakları da hayvancılıktı. Dolayısıyla bu yaşam tarzı Türklerde sınıfların ortaya çıkmasını engellemiştir .Göçebe yaşam tarzı esir çalıştırmaya elverişli değil de bu yüzden de diğer birçok toplumda görülen kölelik anlayışı Türklerde oluşmamıştır .Türklerde din adamlarına şaman denilmektedir ancak şamanlara saygı duyulmak ve birlikte diğer birçok toplumda olduğu gibi özel bir ayrıcalık ve imtiyaz tanınmamıştır. Bu da Türk toplum açısından çok önemli bir noktadır.

Türklerde Ordu Yapısı

Türk ordusuna baktığımızda Türk ordusu ücretli bir Ordu değildi Türk toplumunda yaşayan herkes kadın ve erkek fark etmeksizin her an savaşa hazır olmak zorundalar dı. Çünkü Göçebe bir hayat sürdükleri için Bozkırın ortasında çadırlarda yaşamakta lardı ve her an başka bir kabilenin veya devletin saldırısına maruz kalabiliyorlardı. İşte bu durumlarda kadın erkek fark etmeksizin silah kullanma gücüne sahip herkes savaşın içerisinde yer alıyor ve ülkesini boyunu korumaya çalışıyordu .Türk ordusu atlı askerlerden yani suvariler den oluşmaktaydı .Türk ordusunda piyade yoktu. Atı çok iyi kullanan Türkler çok hızlı bir şekilde rakiplerinin karşısına çıkabilmekte ve ani baskınlarla düşmanlarını yok edebilmektelerdi. Türklerin bu atı kullanma yetenekleri daha sonra yaptıkları göçler sonucunda çok işlerine yaramış ve birçok kavim Türklerin bu üstünlüğü karşısında boyun eğmek zorunda kalmışlardı. Türk ordu teşkilatını tarihte kuran ilk hükümdar Mete Han dır .Mete orduyu onluk sisteme göre teşkilatlandırmıştı. Mete’nin kurduğu bu onluk sistem daha sonra tüm Türk devletlerinde kullanılmış son derece etkili olmuştur. Hatta bu onlu sistem daha sonra Çin ,Rus, Roma ,Bizans ve Moğol ordularında da kullanılmış kısaca modern Ordu teşkilatlanmasının temelini oluşturmuştur. Türk ordusunun kullandığı silahlara baktığımızda en başta Kılıç, Ok, Yay, Kargı, Kement ,Kalkan ,Süngü gibi silahların yoğun bir şekilde kullanıldığını görmekteyiz .

Türklerde Hukuk Anlayışı

Türklerdeki hukuk anlayışına baktığımızda ise yazılı bir hukukun olmadığını görüyoruz .Çünkü Türkler Göçebe bir hayat yaşadıkları için yazılı kültür Türklerde çok fazla gelişmemiştir .Ancak gene de sözlü olmasına rağmen oldukça etkili bir hukuk anlayışları vardı .Ve bu hukuk kurallarına Töre denilirdi .Türklerdeki en büyük Mahkeme yargu adı verilen hükümdarın da başkanlık ettiği mahkemelerdı. Yargıanlar ise diğer adı ile yargucular adli suçlara bakarlardı ve adaleti sağlamaya çalışırlardı .

Türklerde Din Anlayışı

Türklerde İslamiyet öncesinde oldukça derin bir din anlayışı söz konusuydu. Bu inanışlara 4 grupta toplayabiliriz .En yaygınlarından bir tanesi tabiat kuvvetlerine inanmaydı. Göl ağaç dağ Kaya gibi varlıkların özel güçleri ve ilahi yönleri olduğu anlayışı hakimdi bir diğer inanış ise Atalar kültüydü, bu anlayışa göre ölmüş büyükler ve Atalar onlara ait hatıralar kutsal sayılır ve bu eski Hatıralara çok özel bir saygı gösterirlerdi .Bu inanış yüzyıllar boyunca Türkler tarafından çok önem verilmiştir .En yaygın olanlardan bir tanesi ise Şamanizmdi şaman ve yakan adı verilen kişilerin kötü ve iyi ruhlarla temasa geçtiklerini inanılırdı yaşanılan sorunlara karşı şamanlara başvurulur ve kötü ruhların uzaklaştırılması ruhlardan yardım istenmesi gibi konularda şamanlar devreye girerlerdi. Şamanizm inancı Orta Asya’dan Anadolu’ya göç eden Türkler arasında yaşamaya devam etmiştir .Hatta günümüzde bile varlığını sürdürmektedir .Kurşun dökmek, gelinliğin üzerine buğday veya para atmak eşikten atlamanın uğursuz kabul edilmesi gibi birçok nokta aslında şamanizmden günümüze kalan batıl inançlardır. Her ne kadar İslam dinini kabul ettikten sonra şaman inanışları inanışları büyük ölçüde terk edilmesine rağmen hala bazı geleneksel değerler olarak halk arasında kabul gördüğünü görmekteyiz .En yaygın inanışlardan bir tanesi de Gök tanrı dini idi Bu dine göre Türkler tek bir Tanrıya inanıyorlardı ve Tanrının evreni yarattığını aynı zamanda gökte olduğuna inanmaktalardı .Türklerde Gök tanrı inancı gereği ahiret anlayışı da vardı ,yani Türkler öldükten sonra tekrar dirileceklerine inanırlardı .İşte bu yüzden Mısır uygarlığında olduğu gibi Türklerde ölülerini eşyalarıyla birlikte gömerlerdi .Mesela Türk mezarlarında ölen kişinin atı eşyaları silahları da gömülürdü bu anlayış daha sonra İslamiyete geçişi kolaylaştırmıştı. Çünkü Türkler zaten tek bir tanrı inancına sahiplerdi ve aynı zamanda İslam dininin en temel noktalarından birisi olan ahiret inancına sahiptiler. Türkler cennete uçmag, cehenneme ise tamu diyorlardı .Aynı zamanda mezarların etrafına Balbal adı verilen küçük heykeller dikerlerdi .Bu heykeller ölünün sağlığında öldürdüğü düşman sayısı kadardı .İnanışa göre bir kişi öldüğünde cennete gittiğinde ve burada öldürdüğü düşmanları ona hizmet edeceklerdi. Türklerde ölüler için yapılan cenaze törenlerine yuğ adı verilirdi .Türklerde özellikle Uygurlar zamanında mani dini Budizm dini gibi dinlerde kabul edilmiştir ,aynı zamanda Türkler arasında musevilik ve Hıristiyanlık gibi dinlerde yayılmıştı.

Bu yazı 71 kere okundu.
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

Kategoriler
http://bilelimmi.com/bilelimmi-com-hakkinda/ http://bilelimmi.com/iletisim/