İLK TÜRK DEVLETLERİ VE KOMŞULARI

Paylaş
 

İLK TÜRK DEVLETLERİ VE KOMŞULARI

  • Ekonomik yapıyı büyük ölçüde etkileyen bu bozkır kültürünün temelini hayvancılık, tarım, el sanatları ve ticaret oluşturmaktadır.

 

  • Temel geçim kaynağı olarak hayvancılıkla beraber tarım, avcılık, balıkçılık, madencilik, dericilik ve ticaretle uğraşmışlardır.
  • Yağma ve ganimet de önemli bir kaynaktır.
  • Madencilik konusunda demiri, altını ve gümüşü çıkarıp işlemişler.
  • Başta Çin olmak üzere yerleşik toplumlara kürk, at, et, deri, silah satmışlar, karşılığında ise ipek, çay ve tahıl ürünleri almışlardır.
  • Güçlü oldukları dönemlerde ise İpek Yolu’nun uluslararası ticaretine katılmışlar ya da bu yolu kontrol altına almışlardı.
  • Madencilik, ekonomik bir faaliyet olmanın yanı sıra dönemin savaş sanayisinde Hunların üstün olmalarını sağlamıştır.
  • Hunlar kalkan, zırh, kılıç, mızrak, madenî tabak, heykel, kazan, ibrik, eyer ve koşum takımları üretmişlerdir.
  • Türk bozkır topluluğunda kalabalık bir esnaf ve zanaatkâr kitlesinin de bulunduğunu bilinmektedir.

Yerleşik Toplumların Konar-Göçerlere Karşı Savunma Duvarları

  • Yerleşik toplumların konar-göçerlerden korunmak için belli

yöntemleri vardır.

  • Türk akınlarını durduramayan Çinlilerin önce “Çin Seddi’ni” yapmışlar.
  • Çinliler; Hunlar olarak adlandırdıkları kavme karşı küçük kaleler

dikerler, daha sonra büyük Çin İmparatoru Çin Şi Huang Ti (Çe Huang Ti) bu tabyaları birleştirerek sürekli onarılan, gözden geçirilen, büyütülen mimari bir şaheser olan Çin Seddi’ni kurar.

  • Daha sonra ise Hun Prensleri arasında taht sorunları yaratarak,

onları birbirlerine düşürerek Türkleri içten yıkma politikasına ağırlık verdikleri görülür.

  • Hem en çok kullanılan hem de en etkisiz olanı konar-göçerleri barışçıl yollarla çekmeyi, sınır bölgelerinde onlara federe bölgeler

vermeyi denemişler.

  • İranlılar da bozkır sınırlarına kendi barikatlarını dikerler, sonra aynı şekilde önce Büyük İskender kendi barikatlarını diker.
  • Türk toplulukları; ipek, buğday ve pirinç gibi ekonomilerinin eksiği olan temel ürünleri zaman zaman Çin’den hediye ve vergi olarak temin etmiştir.
  • Buna rağmen Türkler, buğday gibi tarım ürünlerinde tamamen Çin ekonomisine bağlı kalmamıştır. Buğdayı Türkler de yetiştirmiştir.
  • Çinliler, tarım ekonomisinde ileri bir toplumdur.
  • Kök Türkler’in, Çin ile ilişkilerinin yanında batısında bulunan

Sasani ve Bizans İmparatorluklarıyla da ilişkileri olmuştur.

  • Batı Kök Türklerine vergi vermeye başlayan Sasani Hükümdarı

Anuşirvan, Maveraünnehir ticaret yolunu tamamen eline geçirmek istemiştir.

  • İstemi Yabgu düşmanca tutum takınan Sasani hükümdarına karşı Bizans İmparatorluğu ile temasa geçmiş ve 567 yılında İstanbul’a bir elçi heyeti yollamıştır.
  • Bizans ile Köktürkler karşılıklı elçi göndermiştir. Meydana gelen Türk-Bizans ittifakı, Sasani İmparatorluğu’nu zor durumda bırakmıştır.
  • İlk Türk Devletlerinin Ticari Politikaları
  • Eski Türk topluluklarında ve devletlerinde ticaret, büyük ölçüde

“değiş tokuş” esasına dayanmaktaydı.

  • Türkler, değiş tokuş için en çok atı kullanmışlardı.
  • Ticarette kullanılan başka bir ödeme aracı da kıymetli madenlerden yapılmış çeşitli kap kacaklardı.
  • Yaptıkları ticarette parayı da kullanan Türkler; özellikle Bizans, Çin ve Sasani gibi komşu ülkelerden vergi, haraç ve savaş tazminatı adı altında temin ettikleri paralarla ihtiyaçları olan malları satın alırlardı.
  • Türkler, satir adını verdikleri ve diske benzeyen bu gümüş parayla ticarette ödeme yapmışlardı.
  • Milletler arası ticarette Türkler, genellikle Soğdlu tüccarları himayelerine alarak kullanmış iseler de zamanla Hun, Kök Türk, Uygur devletlerinde de tüccar grupları oluşmaya başlamıştır.

Soğd ve Araplar gibi yabancı tüccarların Türk ülkesinde temsilcilikleri olduğu gibi Türk tüccarlar da yabancı ülkelerde temsilcilikler açmıştır.

  • Türk devletleri gelip geçen kervanlardan “geçiş vergisi” almıştır.
  • Özellikle Çin ipeğinin Batı’ya satışından önemli kârlar elde etmişlerdir.
  • Türkler kervanların ülkelerinden geçiş güvenliğini sağlamışlar, konaklama ihtiyaçları için kervansaraylar denilebilecek yerler inşa etmişlerdir.
  • Kervanlara at, deve gibi gerekli hayvanları temin eden Türkler; kervanda bulunanlara belirli ücret karşılığında yeme içme hizmeti de vermişlerdir.
  • İpek Yolu’nda ticaretin çok iyi ve bol kazançlı olması, Türklerle komşuları arasında mücadelelere sebep olmuştur.
  • İlk Türk Devletlerinde Serbest Ticaret Pazarı
  • İlk Türk devletleri, komşu ülkelerle yaptıkları ticaretin güvenlik içinde gerçekleşmesi amacıyla birtakım tedbirler almıştır.
  • Bu tedbirlerin başında komşu devletlerle olan sınırlarda serbest

ticaret pazarlarının kurulması gelmektedir.

  • Tarihî kayıtlara göre ilk serbest ticaret pazarı, Asya Hun Devleti ile Çin arasında kurulmuştur.
  • Avrupa Hun Hükümdarı Attila da serbest ticaret pazarlarına önem vermiştir. Hatta o, Bizans ile yaptığı ilk antlaşma metnine özellikle

“İki ülke arasındaki ticaret önceden belirlenmiş olan sınır kasabalarında yapılacak.” şeklinde bir hüküm koydurmuştur.

  • Köktürkler de Çin ile ticaret yapabilmek için sınır boyunca pazar yerleri tayin edilmesi müsaadesi” talebinde bulundular.

Bilge Kağan, savaşlara son verip Çin ile olan ilişkilerini karşılıklı dostluk ve barış temeline oturttuktan sonra bu ülkeden bazı ticari imtiyazlar koparmıştır. Bu imtiyazların en önemlisi, bazı Çin şehirlerinde serbest ticaret pazarlarının kurulması idi.

Uygur Devleti Dönemi

  • Çin’e canlı mal ihracı, kendisinden önceki Türk devletlerinde olduğu gibi Uygur Devleti Dönemi’nde de devam etmiştir. Özellikle Uygur kağanları, Çin’e daha fazla mal satabilmek için siyasi ve askerî güçlerini bir baskı aracı olarak kullanmışlardır.
  • Uygurların ihracatı sadece canlı at satımından ibaret değildi. Son derece çalışkan insanlar olan Uygur Türkleri, çeşitli türden bol miktarda mal üretiminde bulunurlardı.
  • Uygur ülkesi de derisi kıymetli hayvanlar bakımından zengindi.
  • Uygurlarda,derisi için çok miktarda sansar ve samur avlanırdı.
  • Uygurlar, ihtiyaç fazlası olan bütün bu ürünleri satmak için komşu ülkelere gönderirdi.
  • Soğd ve Arap tüccarlarının Uygur Devleti’nin merkezinde faaliyet gösteren temsilcileri
  • Uygurlar, alım satım ve borç alıp vermede belirli bir para ve ölçü sistemine sahip olmuştur. Borç olarak alınan mal ve para faiz karşılığında genellikle ilkbaharda alınmış ve ürünün kaldırıldığı sonbaharda ödenmiştir. Borç karşılığı her ay faiz ödemesi yapılması, Türklerde

bankacılığın temelini teşkil etmiştir.

Hazar Hakanlığı

  • VII-X. yüzyıllarda kuvvetli teşkilatı, canlı ticari faaliyeti, dinî anlayışı ve iktisadi refahı ile Kafkaslar ve Karadeniz’in kuzey düzlüklerinde İtil’den (Volga), Özü’ye (Dnyeper), Colman’a (Kama) ve Kiyef’e (Kiev) uzanan sahada siyasi istikrar sağlayan Hazar Hakanlığı, Doğu Avrupa tarihinde büyük rol oynamış en mühim Türk devleti olarak görünmektedir.
  • Hazar Devleti kuvvetli ordusu ile hâkim olduğu geniş sahada

asayiş ve ulaşım güvenliği sağlayarak VII ve IX. Yüzyıllar boyunca Doğu Avrupa’da tam manasıyla bir “Hazar Barış Çağı” gerçekleştirmiştir.

  • Bu barış dönemi ile beraber Hazar ülkesi; ulaşımın hızlandığı, mal değişiminin arttığı, Doğulu ve Batılı milletlerden kitleler hâlinde ticaret ve sanatla uğraşan insanların kaynaştığı bir yer hâline gelmiştir.
  • İslamiyet, Hristiyanlık ve Musevilik de yayılmıştır. Hazar barışının sağladığı rahatlık ve huzurla gelişen ticari faaliyet, tarihin önemli olaylarından biridir. Bu süreçte refah içinde yaşayan Hazarlar; bal, mum, un, kadife ve kürk ticareti yapmışlar; arıcılık ve balmumu ticareti ile uğraşmışlar, denizde ve nehirlerde gemiler işletmişlerdir.
  • EKONOMİ özet
  • Türklerde ekonominin temeli, hayvacılığa dayalıdır. Bunda yaşadıkları coğrafi ortamın (geniş bozkır ve dağlık alanlar ) ve iklim koşullarının
  • etkili olduğu görülmüştür. Bu da göçebe biçimde ( konar-göçer ) yaşamalarını zorunlu kılmıştır.
  • Sürüler halinde at, koyun ve keçi besleyen Türkler bunlardan hem beslenmede, hem giyimlerinde, hem de taşınmalarında yararlanmışlardır.
  • Hayvancılığın dışında ihtiyaçları oranında tarıma elverişli alanlarda mevsimsel tarım yaptıkları da görülmüştür. Hunların sulama kanalları açmaları tarıma önem verdiklerinin bir göstergesidir.
  • Mani Dini’ni benimseyen Uygurların dinlerinin etkisi ile yerleşik yaşamı benimsediklerinden diğer Orta Asya Türk topluluklarından farklı olarak tarıma yönelmişlerdir. Açtıkları sulama kanallarının bu gün dahi kullanıldığı ileri sürülmektedir.
  • Çin’den başlayan Karadeniz ve Akdeniz’e uzanan “ Tarihi İpek Yolu ” Türklerin ticari yaşamında önemli etken olduğu gibi dış politikalarında
  • da önemli yer tutmaktaydı. İpek Yolu’na egemen olmak istemeleri Çin ile mücadelelerinde ki en önemli nedenlerin başında Köktürklerin İpek Yolu ticaretinin güven içinde yapılması için önce Sasanilerle sonra Bizanslılarla anlaşmalar yapmaları bu yola ne kadar önem verdiklerinin açık bir göstergesidir.İpek Yolu’nun kuzeyinden,
  • bu yola paralel olarak uzanan “Kürk Yolu” da ticaret yaşamlarında önemli yer tutmaktaydı.
  • Türkler arasında dokumacılık ( Pazırık kurganında bulunan, Hunlara ait halının dünyanın en eski halısı olduğu ileri sürülmüştür ), maden işletmeciliği ( Kazakistan’da Alma-Ata yakınlarında Esik Kurganı’nda çıkan ve Hunlara ait olduğu ileri sürülen “altın elbiseli adam heykeli”), dericilik alanlarında da büyük ilerlemeler olduğu görülmüştür

 

Bu yazı 183 kere okundu.
  • Site Yorum

Bir yorum bırak

Kategoriler