İLETİŞİM VE İNSAN İLİŞKİLERİ KONU ANLATIMI

Paylaş
 

İLETİŞİM VE İNSAN İLİŞKİLERİ KONU ANLATIMI

 

 

  1. İLETİŞİM “BENİMLE” BAŞLAR

İletişim kavramı “bilgi üretme, aktarma ve anlam­landırma süreci olarak tanımlanabilir. Bu tanım dikkate alındığında insanların birbirleriyle konuş­masından tutun da bal arılarının bal bulunan bölgeyi birbirlerine haber vermeleri dahi iletişime örnek olarak gösterilebilir.

İletişim tarihi, insanlık tarihi kadar eskidir. İnsanın var olması ile ortaya çıkan iletişimin temelinde, pay­laşma ihtiyacının giderilmesi gerçeği yatmaktadır.

İlk Çağ insanının bir av öyküsünü başkalarına anlatmak için mağara duvarlarına çizdiği resimler, başarılı geçen bir avdan sonra ateşin çevresinde yapılan danslar, ressamın tuvaline yansıttığı renkler ve çizgiler, bestecinin notalarla kurduğu ortaklığın sonucunda doğan besteler, sinemacının fikrini bel­geleyen filmleri, balerinin duygularını yansıttığı hareketleri, paylaşma ihtiyacının giderilmesi için başvurulan iletişim yollarıdır.

Yaşam da başlı başına iletişim faaliyetlerini kap­sayan bir olgudur.

Doğduğumuz andan itibaren çevremizle sürekli bir iletişim içerisine gireriz. Yaşadığımız sürece zekâmızı, kültür ve birikimimizi, kişiliğimizi, iletişim çabalarımızla ortaya koyarız. Duygu ve düşüncele­rimizi başkalarıyla yine iletişim yoluyla paylaşabiliriz. Anlamak, anlatmak, öğrenmek, başkalarına ulaşa­bilmek için de iletişime başvururuz. Diyebiliriz ki iletişim, beşikten mezara kadar hep bizimledir ve bizim için bir ihtiyaçtır.

“Sabahları uyandığımızda birbirimize günaydın dememiz ya da birbirimizin hatırını sormamız” iletişi­min en basit yoludur. İnsanlar arası iletişimde kimi zaman yanlış anla­şılmaktan kaynaklanan güçlükler yaşanabilir. Bu yüzden doğru iletişim yöntemlerini bilmemiz, kendi­mizi doğru ifade edebilmemiz adına önemli bir un­surdur.

İnsanlar arası iletişimin en temel öğeleri, “dinlemek” ve “söylemek”tir. Hem konuştuğumuz kişiyi anlamamız hem de kendimizi doğru bir şekilde ifade edebilmemiz bu iki unsuru doğru zamanda ve doğru yerde kullanmamızla sağlanır.

ÖRNEK 1

Sabahları okula giderken birbirimize günaydın dememiz, hatta bal arılarının bal bulunan bölgeyi bir­birlerine haber vermeleri dahi iletişim sayılır.

Buna göre iletişimin;

  1. Karşılıklı gerçekleştirilen bir faaliyet olduğu
  2. Yalnızca insana ait bir olgu olmadığı
  • Olumsuz davranışların tümünü ortadan kaldırdığı
    yargılarından hangilerine ulaşılabilir?
    A) Yalnız II B) I ve II
  1. C) I ve III D) I ve III

ÇÖZÜM

İnsanların birbirlerine günaydın demeleri ya da arıların birbirlerine bal bulunan bölgeyi haber ver­ meleri iletişimin karşılıklı gerçekleştirilen bir faaliyet olduğunu doğrulamaktadır. Ayrıca “an” örneğinin verilmesi iletişimin yalnızca insana ait bir olgu olmadığını gösterir. İletişimin, olumsuz davranışların tümünü ortadan kaldırdığı yargısına ulaşamayız.

Doğru yanıt “B” seçeneğidir.

Etkili Bir Dinleme İçin 10 Temel Beceri

  • Konuşmayı kesin, hiç kimse konuşarak dinle­
  • Konuşmacıya kolaylık sağlayın, onun rahatla­masını sağlayın.
  • Konuşmacıyı dinleme isteğinde olduğunuzu gösterin, işinizi bırakın, saatinize bakmayın, göz teması kurun.
  • Dikkatleri dağıtan şeyleri ortadan kaldırın.
  • Konuşmacıyı empatik dinleyin, kendinizi onun yerine koyun.
  • Sabırlı olun, başka kimseyle iletişim kurmayın.
  • Kendinizi rahat ve hafif tutun.
  • Konuşmacının sözünü bitirmesini bekleyin.
  • Eleştiriyi sonraya bırakın, soru sorun, konuş­macının mesajını başka sözcüklerle açın.
  • İnsanların sabrını, ilgi ve algı düzeylerini dik­kate alarak iletişim kurmanın Önemini unutmayın.

Başarılı İletişimin Temel Koşulu

Neden ve Ne Zaman ve Nasıl Konuşacağız?

İnsanlar arası iletişim, bireylerin bilinçli ya da bi­linçsiz olarak iletmek istedikleri duygu ve düşün­celerini birbirlerine aktardıkları bir süreçtir.

Başarılı bir iletişimin en önemli unsuru empatidir. Empati dış dünyayı karşımızdaki insanın pencere­sinden -yani onun bakış açısıyla- görmeye çalışmak­tır. Başka bir ifadeyle “kendimizi, karşımızdaki insanın yerine koymaktır.

Empati, iletişimin gücünü artırır.

İletişim aynı zamanda;

  • Ne söyleyeceğimizi bilmek
  • En iyi nasıl söyleyebileceğimizi düşünmek
  • Ne zaman ve nerede söylememizin doğru olduğuna karar vermek
  • Olayları basit bir şekilde anlatabilmek
  • Akıcı bir dil kullanmak
  • Karşımızdakiyle göz teması kurmak
  • Dikkati yoğunlaştırmak ve verilen mesajların alınıp alınmadığını fark edebilmektir.

NOT:

İyi bir dinleyici, iletişim kurduğu kişinin yalnız söylediklerini değil; yüz ifadesi, eli, kollan ve bedeniyle yaptıklarını da duyar. Çünkü yüz ifadeleri, el ve kol hareketleri, bedenin duruş tarzı gibi sözsüz mesajlar da iletişimin bir
parçasıdır. Hatta tek başına iletişimdir.

 

ÖRNEK:

Empati, dış dünyayı karşımızdaki insanın bakış açı­sıyla görmeye çalışmamız, yani kendimizi karşımız­daki insanın yerine koymamızdır.

Buna göre aşağıda verilenlerden hangisi “empati”ye örnek olarak gösterilebilir?

  1. Seni çok sevdiğimi her yerde söylüyorum.
  2. Kapıyı çarparak çıkmasına anlam veremedim.
  3. Bunun senin için ne kadar zor olduğunu hissedi­
  4. Bu şekilde düşünmen beni endişelendiriyor.

ÇÖZÜM

Seçeneklerde verilen. “Bunun senin için ne kadar zor okluğunu hissediyorum” diyen kişi kendisini karşısındakinin yerine koyarak (empati) onu anladığını ifade etmiştir.

Doğru yanıt “C” seçeneğidir.

ÖRNEK         

İyi bir dinleyici iletişim kurduğu kişinin yalnız söyler diklerini duymakla kalmaz. Çünkü sözsüz mesajlar da iletişimin bir parçasıdır.

Aşağıdakilerden hangisi sözsüz mesajlar arasın­da gösterilemez?

  1. A) Bedenin duruş tarzı B) Yüz ifadeleri
  2. C) Etkili kelimeler D) El kol hareketleri

ÇÖZÜM

Bedenin duruş tarzı, yüz ifadeleri, el ve kol hareket­leri sözsüz mesajlar olarak iletişimin birer parçasıdır. Etkili kelimeler kullanmak sözlü iletişimin kapsamına girmektedir.

Doğru yanıt “C” seçeneğidir.

İletişimi Engelleyen Faktörler

Çevremizdeki insanların bazılarıyla konuşmak bizim için kolay ve zevk vericiyken, bazılarıyla kur­duğumuz iletişim çok yüzeysel olabilmektedir.

İnsanlar arası ilişkilerde her ne kadar;

  • Benzer kişilik özellikleri
  • Ortak ilgi alanları ve hobiler
  • Eğitim düzeyi
  • Ahlâk anlayışı

gibi unsurlar temel öneme sahip olsa da, yine de kişi­ler arası iletişimde asıl unsur “dinleme” becerisine sahip olmaktır.

Gerek ailemizle, gerekse çevremizdeki diğer insanlarla konuşurken iletişim kurmamızı engelleyen bazı unsurlar vardır:

Örnek 1 : Karşımdaki İnsanı yönlendirme­ye çalışmak ya da öğüt vermek:

Bu tutum, bizimle sorunlarını paylaşmak isteyen Kişide baskı ve suçluluk duyguları uyandırır ve aramızda çatışma yaratabilir.

“Zayıf aldığına üzüleceğine, oturup dersini çalış­malısın.”

“Uykusuz kalıyorum diye yakınacağına, akşam­ları erken yat biraz.”

 

Aşağıdakilerden hangisi etkili iletişim kurabilmek için sahip olmamız gereken beceriler arasında gösterilemez?

  1. Doğru zamanda ve doğru yerde konuşmak
  2. Karşımızdaki insanı yönlendirmeye çalışmak
  3. Karşımızdaki insanla göz teması kurmak
  4. Anlaşılabilir ve akıcı bir dil kullanmak

Çözüm

Doğru zamanda ve doğru yerde konuşmak, karşı­mızdaki insanla göz teması kurmak, anlaşılabilir ve akıcı bir dil kullanmak etkili iletişim kurabilmek için gerekli unsurlardır. Karşımızdaki insanı yönlendir­meye çalışmak iletişimi engelleyen bir faktördür.

Doğru yanıt “B” seçeneğidir

örnek 2 : Karşımızdaki İnsanı eleştirmek ya da yargılamak:

Bu tutum, insanların kendilerini çaresiz ve hak­sızlığa uğramış gibi hissetmelerine ve kendilerini iletişime kapatmalarına neden olur.

“Çocukça davranışlarda bulunuyorsun”

“Düşüncesiz insan ne olacak”

örnek 3 : Çok soru sormak:

İletişim sorularla sağlanıyorsa; soru soranın ne­reye varmak istediği konuşulan kişi tarafından anlaşılamadığından, konuşulan endişeye kapılarak savunmaya çekilebilir.

“Neden hastalandın, yoksa iyi giyinmedin mi?”

“Neden doğru düzgün davranışlar sergilemiyor­sun?”

“Niye böylesin sen?”

 ÖRNEK

örnek 4: Teselli etmek, konuyu değiştirme­ye çalışmak:

Söyledikleri duyulmadan teselli edildiğini hisse­den insan, kendini anlaşılmamış, dinlenilmemiş ve yanlış algılanmış gibi hissedebilir ve kızgınlık duyar. Dinlemeden verilen teselli mesajları konuşan kişide sorununun küçümsendiği duygusunu yaratabilir. “Olur böyle şeyler; geçer geçer” “Boş ver, başka şeylerden konuşalım”

“Söyledikleri duyulmadan teselli edildiğini hisseden insan, kendini anlaşılmamış, dinlenilmemiş ve yanlış algılanmış gibi hissedebilir ve kızgınlık duyar.”

Aşağıda verilen örneklerden hangisi bu duruma kanıt olarak gösterilebilir?

  1. Saçma sapan davranışlarda bulunuyorsun.
  2. Amacının bu olmadığını çok iyi biliyorum.
  3. Bu yanlışın tek sorumlusu sensin.
  4. Takma kafana, başka şeylerden bahset.

 

 

Örnek 5 : Teşhis, tanı koymak:

Bu tür yaklaşımlarda, dinleyen kişi, sanki konu­şanın söylemek istediklerini ve amacını çok iyi bili­yormuş, kafasından geçenleri okuyormuş gibi bir tavır içine girdiğinden, konuşanı savunmaya iter, sinirlendirir ve öfkeli cevaplar vermesine neden olur.

“Bunları beni sinirlendirmek için anlatıyorsun anlaşılan”

“Aslında senin amacın çok başka”

ÇÖZÜM

A ve C seçeneklerinde verilen örnekler karşımızdaki insanı eleştirmek ve yargılamak, B seçeneğinde ve­rilen örnek; teşhis, tanı koyarak karşımızdaki insanı sinirlendirmek gibi iletişimi engelleyen faktörlerdir. D seçeneğinde verilen örnek ise iletişimi engelleyen faktörlerden “teselli etmek ve konuyu değiştirmek” kapsamında değerlendirilebilir.

Doğru yanıt “D” seçeneğidir.

  1. MERAKLI GÖZLER TRT’DE

Kitle İletişim Araçları,

Günümüzde elektronik teknolojisinin, bilgisayar­ların, iletişim alanında yaygın olarak kullanılmaya başlanması ile birlikte iletişim hız ve yaygınlık kazan­mıştır. Bu hız ve yaygınlık, insanoğlunun kitle iletişim araçlarıyla sarılmış, donatılmış bir dünyada yaşamı­nı sürdürmesini gerektirir olmuştur.

Bilgi, düşünce ve davranışların aktarılması süre­ci olan iletişim olgusu, insanlık tarihi kadar eski bir olgudur. İnsanların öğrenmek ve bilmek gereksinim­leri ise radyo, televizyon, gazete, dergi, kitap, rek­lâm, telefon, telgraf ve bilgisayar gibi kitle iletişim araçları sayesinde karşılanmaktadır. Bu araçlar her­hangi bir bilgiyi, kısa sürede geniş kitlelere hızlı bir biçimde ulaştırabildikleri için günlük yaşamda son derece önemli bir yere sahiptir.

Günümüzde çok sayıda insan ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasal gelişmeler hakkında bilgi edine­bilmek amacıyla kitle iletişim araçlarından faydalan­maktadır.

Her toplumdaki farklı sosyal-ekonomik ve kültürel sınıflara ait bireyler yüzyıllar boyunca iletişime önem vermişlerdir. İnsanların iletişime duydukları ihtiyaç nedeniyle bu alanda her geçen gün çarpıcı gelişme­ler ortaya çıkmaktadır. Gazetelerden televizyon ka­nallarına, telsizlerden radyo vericilerine, laptop bil­gisayarlardan görüntülü cep telefonlarına, farklı ile­tişim araçlarındaki gelişmeler ve yenilikler insanoğlu­nun bu alanda ulaştığı noktayı göstermektedir.

Kitle iletişim araçlarının, insanları bilgilendirmenin, insanlara dünyada olup bitenler hakkında hah iletmenin yanı sıra insanları eğlendirme, insanla boş zamanlarının değerlendirilmesini sağlama gibi işlevleri de vardır. Örneğin; tiyatro, sinema, da müzik ve spor gibi eğlence niteliği ağır etkinlik! bireyi rahatlatma görevi görür.

Kitle iletişim araçları sayesinde uluslararası işbirliği ve kültür alışverişi gerçekleşmektedir. Toplumlar arasında sanat ve kültür alanlarındaki karşılıklı etkileşim bu sayede daha da artmaktadır. Aynı zamanda kitle iletişim araçları ait oldukları toplumu kültürel mirasının korunmasında ve gelecek nesiller aktarılmasında da önemli bir yere sahiptir.

Yine kitle iletişim araçları ile yayılan bilginin saptırılması durumunda toplumun olaylar hakkında yanlış bil­gilendirilmesi söz konusu olabilmektedir. Bir takım olumsuz etkilere rağmen kitle iletişim araçları, insanların davranış ve tutumlarında önemli rol oynamaktadır

Günümüzde kitle iletişim araçlarının gücüne ve bu araçlarla yürütülen faaliyetlerin etkinliğine duyar­sız kalmak olanaksızdır. Örneğin bir siyasi partinin kampanya çalışmasında, bir firmanın ürün ya da hiz­metinin hedef kitleye sunumu ve benimsetilmesinde, sanatsal ve kültürel etkinliklerin kamuoyuna ulaştırıl­masında, yine sportif faaliyetlerin geniş halk kitleleri­ne ulaştırılmasında, toplumu değişik biçimlerde etki­leyen bir olayın ilgili ya da yetkili kişilere aktarıl­masında kitle iletişim araçları büyük rol oynamak­tadır. Bu noktada önemli olan ise, kitle iletişim araçlarının toplum yararı gözetilerek etkin bir biçimde doğruluk, tarafsızlık ilkeleri çerçevesinde kullanılmasıdır.

ÖRNEK

Aşağıda verilenlerden hangisi hem görsel hem de işitsel iletişim araçlarına örnek olarak gösteri­lebilir?

  1. A) Gazete B) Radyo C)Televizyon D) Dergi

ÇÖZÜM

Gazete ve dergi görsel; radyo işitsel bir iletişim aracıdır. Televizyon ise hem görsel hem de işitsel iletişim aracıdır.
                        Doğru Yanıt “C”

Kitle iletişim araçlarının özellileri:

Ø Kitle iletişim araçları sosyal statüye göre herhangi bir farklı yaklaşım oluşturmadan çok sayıda insana aynı iletiyi, aynı anda ulaştırmaktadır.

Ø Kitle iletişim araçları sürekli ve düzenli yayınları ile toplumda kendilerine karşı bir talebin oluşmasına neden olurlar. Bu talep bir süre sonra alışkanlığa ve ihtiyaca dönüşür.

Ø Kitle iletişim araçları ile aktarılan iletiler, belge niteliği taşıdığı için inandırıcılık ve ikan etme özelliği de kazanmaktadır.

Ø Kitle iletişin sürecinde, geri besleme imkânı yoktur. Bu nedenle alıcının tepkisi anında ölçülememektedir.

 

  1. ÖZGÜRLÜKLER ÜZERİNE PANEL YAPIYORUZ

Kitle İletişim özgürlüğü

Kitle iletişim özgürlüğü, basın ve yayın özgürlüğü ile görsel-işitsel iletişim özgürlüğünü kapsamaktadır. Basın özgürlüğü, basın alanında girişimde bulunma, basma-yayma ve haber alma özgürlüklerini içerir. Bu hakkın özneleri yalnızca basın-yayın alanında çalışan­lar değil, aynı zamanda okuyucular, dinleyiciler ve izle­yicilerdir.

Görsel-işitsel iletişimin en etkili araçları radyo ve televizyondur. Görsel-işitsel iletişim özgürlüğü de basın özgürlüğü gibi, radyo ve televizyonların tek yardı olarak kullanabilecekleri bir özgürlük değil, din­leyicilerin ve izleyicilerin doğru haber alma haklarını da içeren bir özgürlüktür. Bu anlamda görsel-işitsel iletişim organlarının kendi özgürlüklerini kullanırken dinleyicilerin ve izleyicilerin doğru haber alma haklarına saygılı olma sorumluluğu vardır.

ÖRNEK 7

  1. İnsanlar arasında kültür alışverişinin yaşan­masını sağlaması
  2. İnsanlar arasındaki görüş ayrılıklarını ve uzlaş­mazlıkları artırması
  3. İnsanları dünyada olup bitenlerle ilgili olarak ay­dınlatması
  4. İnsanları eğlendirerek, boş zamanlarını değer­lendirmelerini sağlaması

Yukarıda verilenlerden hangisi kitle iletişim araçlarının yararlan arasında gösterilemez?

  1. A) I B) II     C) III    D) IV

ÇÖZÜM

İnsanlar arasında kültür alışverişinin yaşanmasını sağ­ laması, insanları dünyada olup bitenlerle ilgili olarak
aydınlatması ve eğlendirerek, boş zamanlarını değer­lendirmelerini sağlaması, kitle iletişim araçlarının yararları arasında gösterilebilir. İnsanlar arasındaki görüş ayrılıklarını ve uzlaşmazlıkları artırması, kitle iletişim
araçlarının yararları arasında gösterilemez.
Doğru yanıt “C” seçeneğidir

 

Panel: Dinleyiciler önünde, seçilmiş bir konuşmacı grubun bir konuyu tartışmak amacıyla düzenlediği toplantı \ ya da açık oturumdur.

Sevgili öğrenciler; siz de kitle iletişim özgürlüğünü daha iyi anlayabilmek için arkadaşlarınızla sınıf içerisinde ‘ panel düzenleyerek konuyla ilgili fikirlerinizi tartışınız

Basın Konseyi Meslek İlkeleri

Basın özgürlüğünü, ülkemizde insanca yaşama­nın ve demokratik sistemin temel şartı sayan biz ga­zeteciler:

Anayasa’nın değiştirilemeyen maddeleri arasına kanun koyucunun, basın özgürlüğünü kısıtlayıcı hiçbir hüküm getiremeyeceği ilkesini yerleştirinceye kadar mücadele etmeye kendi özgür irademizle söz vererek;

Basın özgürlüğünü, kamuoyunun gerçekleri öğ­renme hakkının bir aracı sayarak;

Halkın gerçekleri öğrenme hakkını engellemeyi amaçlayan açık, kapalı sınırlamalarla savaşmanın, basın özgürlüğünü koruma ve yüceltmenin doğal bir gereği olduğuna inanarak;

Gazetecilik temel işlevinin; gerçekleri bulup, boz­madan, abartmadan kamuoyuna yansıtmak olduğu­nu göz önünde tutarak;

Basın Konseyi’nin kendi çalışmaları üzerinde hiç­bir dış müdahaleye izin vermeme kararlılığını vurgu­layarak;

  • Yayınlarda hiç kimse; ırkı, cinsiyeti, sosyal düzeyi ve dini İnançları nedeniyle kınanamaz,
    aşağılanamaz.
  • Düşünce, vicdan ve ifade özgürlüğünü sınır­layıcı; genel ahlâk anlayışını, din duygularını, aile kurumunun temel dayanaklarını sarsıcı ya da incitici yayın yapamaz.
  • Bir kamu müessesesi olan gazetecilik mesleği, ahlâka aykırı özel amaç ve çıkarlara alet edilemez.
  • Kişi ve kuruluşları eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez.
  • Kişilerin özel yaşamları, kamu çıkarlarının gerektirdiği durumlar dışında, yayın konusu olamaz.
  • Soruşturulması gazetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın ve doğru­luğundan emin olunmaksızın yayımlanamaz.
  • Saklı kalması kaydıyla verilen bilgiler, kamu yararı ciddi biçimde gerektirmedikçe yayımlanamaz.
  • Bir basın organının dağıtım süreci tamamlan­madan o basın organının özel çabalarla gerçekleş­tirdiği ürün, bir başka basın organı tarafından kendi ürünüymüş gibi kamuoyuna sunulamaz. Ajanslardan alınan özel ürünlerin kaynağının belirtilmesine özen gösterilir.
  • Suçlu olduğu yargı kararıyla belirlenmedikçe hiç kimse suçlu ilan edilemez.
  • Yasaların suç saydığı eylemler, gerçek olduğu­na inandırıcı makul nedenler bulunmadıkça kimseye
  • Gazeteci, kaynaklarının gizliliğini korur. Kayna­ğın kamuoyunu kişisel, siyasal, ekonomik vb. neden­lerle yanıltmayı amaçladığı haller bunun dışındadır.
  • Gazeteci, mesleğin saygınlığına gölge düşüre­bilecek yöntem ve tutumla haber araştırmaktan sakı­nır,
  • Şiddet ve zorbalığı özendirici yayın yapmaktan kaçınır.

İlan ve reklâm niteliğindeki yayınların bu nite­likleri, tereddüde yer bırakmayacak şekilde belirtilir.

 

İletişim Teknolojileri

İletişim unsuru birçok farklı dalı içinde bulun durur. Bunlar iletişim araçları olan televizyon, radyo gazete, dergi, internet vb. kitle iletişim araçlarıdır

İletişim araçları sayesinde uzak kavramı çöd atılmıştır. Hayal bile edemeyeceğimiz şeyler gerçek olarak karşımıza çıkmış ve insanların sınır çizgileri giderek genişlemiştir.

Cep Telefonları

Genel olarak bakıldığında ülkemizde bu sektöre olan ilginin bir hayli fazla olduğu görülmektedir. Cep telefon şirketlerinin Türkiye’yi iyi bir pazaryeri olarak görmesi gayet doğal bir olgudur. 90’lı yıllarda başlayan ilgi şu an inanılmaz boyuttadır. Genç, yaşlı demeden herkesin elinde cep telefonları bulunmak­tadır. Yararı tabi vardır ama önemli olan faydalı kul­lanmak ve fazlasından kaçınmaktır.

İletişim çağımızda önemli bir yere sahip olan bilgisayarlar ilk başlarda devasa boyutlarda çok ağır makinelerdi. Şimdi ise bilgisayarlar daha kullanışlı boyutta ve elde taşınabilir duruma geldi. Günümüz­de pek çok işlemimizi yapabildiğimiz bilgisayarlar ev­lerde, iş yerlerinde, internet kafelerde yoğun bir şe­kilde kullanılmaktadır. Yan ürünleriyle desteklenen bilgisayarların, ülkemizde internetin kullanılmasıyla pazarı daha da artmıştır.

Evdeki bilgisayarın kullanım amaçları:

Kullanım Amaçları              Yüzdeler

Internet / e-posta                 %37

İş tamamlamak                  %20,4

Oyun oynamak                  %20

 

Bilgisayarın hızla gelişmesiyle beraber internetin ortaya çıkışı, yaşantımızın farklı bir şekil almasını sağladı. Evimizden, işyerimizden herhangi bir işlemi kolayca yapabilmemize olanak tanıdı. Böylece hem zamandan hem de maddi bakımdan kazancımız ol­muş oldu. İnternetin yararı saymakla bitmez, bunun yanında internetle birlikte çeşitli tehlikeler oturma odamıza, en azından bilgisayarımıza kadar girebil­mektedir. Bunlardan korunmak için Firewall (Güven­lik Duvarı) ve Antivirüs diye tabir edilen düzenlere ihtiyacımız vardır.

Evdeki Internet Bağlantısının Kullanım Amacı:

Kullanım Amacı                 Yüzde

E-posta                               %23

Merak edilen konular               %22,3

Chat                                   %16,5

ÖRNEK 8

Bilgi ve haberlerin insanlara ulaştırılması görevini basın-yayın organları üstlenmiştir. Bu nedenle ka­muoyunu oluşturan etkenlerin başında basın-yayın organları gelir.

Bu bilgilerde aşağıdakilerden hangisinin vurgu­landığı söylenebilir?

  1. Basın-yayın organlarının kamuoyu oluşturabildiği
  2. Basın-yayın organlarının tarafsız olması gerektiği
  3. Basın-yayın organlarının bilgi almada yetersiz kaldığı
  4. Basın-yayın organlarının özgür hareket edebildiği

 ÇÖZÜM

Verilen bilgiler doğrultusunda B, C ve D seçenek­lerinin vurgulandığını söyleyemiyoruz. Basın-yayın organlarının kamuoyunu oluşturan etkenlerin başın­da yer alması bu organların kamuoyu oluşturabildiklerinin açık bir göstergesidir.

Doğru yanıt “A” seçeneğidir

Türkiye Radyo Televizyon Kurumu

Türkiye Radyo Televizyon Kurumu ya da kısalt­masıyla TRT, Türkiye’nin kamu yayını yapmakla görevli tek kuruluşudur. 1990’lar.n başında ilk özel televizyon kanal ve özel radyo kanal, yayına başla­yana kadar Türkiye’de radyo-televizyon yayımcılığı yapan tek kurum olarak hizmet vermiştir.

Türkiye’ye televizyon ve radyo yayımcılığı konu­sunda birçok yetişmiş insan kazandırmıştır. Yapım­cılıkta da çeşitli hizmetler vermekte; dizi. Film. belge­sel gibi birçok yapım meydana getirmektedir. Bun­ların yanı sıra bünyesinde sayısız ses sanatçısı ile Türk müziğine katkıda bulunmaktadır.

TRT. 359 sayılı Türkiye Radyo Televizyon Kuru­mu yasası ile 1964te özerk kamu tüzel kişiliğine sahip bir kurum olarak, devlet adına radyo ve tele­vizyon yayınlarını gerçekleştirmek amacıyla kuruldu. İlk genel müdürü Ayhan Öztrak oldu.

İlk programlı radyo yayınına 1965 yılında geçildi ve bütün radyolar haber saatlerinde Ankara Radyosu’na bağlandılar. Seçim sonuçlarını vermek için ilk sabaha kadar yayın yine bu yıl yapıldı. 1966 yılında TRT kapalı devre televizyon eğitimi yayınları baş­ladı. Spor haberleri ilk kez 1967 yılında haber bülteni ile birlikte verildi.

1968’de deneme amaçlı ilk televizyon yayınını Ankara’da yaptı. Televizyon yayınlarında ilerlemeye devam eden TRT, ilk canlı spor yayınını, 1971’de İzmir’de oynanan Karşıyaka Spor Kulübü ile İstanbulspor arasında oynanan futbol maçını naklen ve­rerek gerçekleştirdi.

1972’de televizyonda ilk kez “Bedava Dünya Ge­zisi” adlı yabancı dizi Türkçe seslendirildi. Reklâm yayınlarına başlandı. 1972 Münih Olimpiyatları’nı ve­rerek ilk dış naklen yayınını gerçekleştirdi. Yine bu yıl anayasa değişikliği sırasında TRT’nin özerkliği kaldırıldı ve kurum “tarafsız” bir kamu iktisadi kuru­luşu olarak yeniden düzenlendi.

Televizyon yayınları 1974’de 7 güne çıkarıldı. Türkiye Radyoları “TRT–1” radyoları adı altında 24 saat kesintisiz olarak yayına başladı. 1975te TRT’ nin Bk kez katıldığı 20. Eurovision Şarkı Yarışması, Stockholm’den naklen verildi. İlk renkli televizyon yayını 1976da gerçekleştirildi.

19841e TRT tümüyle renkli yayına geçti. Yine bu yıl radyolarda stereo yayına başladı. 1986’da ikinci te­levizyon kanalı TRT–2 yayına başladı. 1989’da TRT–3 TRT-GAP yayına başladı. 1990’da “Telegün” ismiyle teleteks yayınları devreye girdi. Aynı yıl TRT–4 yayına geçti. 1992de TRT-İNT-AVRASYA yayına başladı TRT 2001 yılında bugün kullandığı logoyu kullanmaya başladı.

TRT yayınlarının çoğu tüm Türkiye’de dinlenmekte ve izlenebilmektedir. Ayrıca Türksat  üzerinden yapılan dijital yayın aracılığıyla Avrupa da  yaşayan Türkler tarafından da izlenebilmektedir

 

RTÜK Nedir?      

Radyo Televizyon Üst Kurulu, ülkemizdeki ve televizyon yayınlarını düzenlemek ve denetlemekle görevli, özerk bir kuruluştur.

Üst Kurul, radyo ve televizyon yayınlarında ocukları ve gençlerin yararlarının gözetilmesine, Televizyon ekranlarında görülen “Akıllı İşaretler ve Görsel işitsel Uyarı Sistemi” okullarda verilmeye başlanan medya okuryazarlığı dersleri bu çalışmalar arasında yer almaktadır. Üst Kurul, çocukların te­levizyon yayınlarıyla ilgili duyarlılıklarının artırılmasına yönelik olarak da paneller ve kompozisyon yarış­maları gibi etkinlikler düzenler.

Televizyonda Şiddet ve Çocuk

Televizyon izlemenin; izleyenin değerlerini, dav­ranışlarını vb. özelliklerini etkilediğini bugün artık bi­liyoruz. Televizyonda şiddet içeren programları izle­menin çocuk üzerinde olumsuz etkileri olduğunu da araştırmalar bize göstermiş durumda.

Çocuklar bir yandan televizyon karşısında çok uzun süreler geçirdikleri, “ülke çapındaki bir araştır­maya göre, haftada ortalama 20-25 saat” bir yandan televizyonu “dünyayı anlayıp tanımak için” izledikleri, bir yandan da gerçekle kurmaca olanı ayırt etmekte zorlandıkları için, çok Özel bir anlamda, etkiye açık durumdadırlar.

Çocuk televizyonda şiddet görüntüleri izle­diği zaman hangi yanlış mesajı almaktadır?

  • Saldırganlık ve şiddet, sorunlarımızı, çözmekte kullanabileceğimiz, toplumda kabul gören, onaylanan yöntemlerdir.
  • Fiziksel güç her şeyi elde etmeye yarar

RTÜK ve Akıllı İşaretler

Televizyon yayınlarının içeriğiyle ilgili bilgilendirici bir sınıflandırma sistemidir. Bu sistem televizyon yayıncılarının, anne babaların ve genelde toplumun, çocukları ve gençleri televizyon yayımlarının olası zararlı etki terinden koruma sorumluluğunu yerine getirmelerinde onlara yardımcı olmak üzere tasarlanmıştır

Akıllı İşaretler Sınıflandırma Sistemi önemli Bir Talebi Karşılamaktadır:

Toplumun farklı kesimlerinin temsil edildiği geniş çaplı bir araştırma sonucu, anne babaların %80’e yakınının televizyon programlarının içeriği konusunda bilgilenmek ve uyarılmak istediklerini ortaya koymuştur. Bu talep sistemin en önemli gerekçesini oluşturmaktadır.

Akıllı İşaretler Sistemi, konuyla ilgili bağımsız uzmanlar tarafından geliştirilmiş karma bir sistemdir. Bu sistem iki konuda bilgi vermektedir. Bunlar, programın olası zararlı içeriği ve programın hangi yaş grubuna uygun olduğudur.

  • Programın olası zararlı İçeriği: Zararlı etkileri olabilecek içerik alanları; şiddet ve korku, cinsellik ve örnek oluşturabilecek olumsuz davranışlar (ayrımcılık, alkol ve sigaranın aşırı kullanımı, madde kullanımı, yasa dışı davranışlar ile kaba konuşma / küfür) olarak belirlenmiştir.
  • Programın hangi yaş grubuna uygun okluğu: Programlardan etkilenme düzeylerine göre yaş grup­ları; Tüm izleyici, 7 yaş, 13 yaş ve 18 yaş olmak üzere dört grupta ele alınmıştır.

Bir programın hangi türde zararlı içerik taşıdığı ve hangi yaş grubunun izlemesinin uygun olduğunu belirleye­bilmek için bir soru formu geliştirilmiştir. Soru formuna “Örnek Kodlama Formu” başlığı altında ulaşılabilir. Bu form, sınıflama sistemine dâhil tüm programlar için yayıncı kuruluşların görevlendirdiği ve sistem hakkında önce­den eğitilmiş sertifika sahibi kodlayıcılar tarafından elektronik ortamda doldurulur. Form üzerinde işaretlenen yanıtlara göre sonuç, otomatik olarak saptanmış olur. Bir programın ne tür bir zararlı içerik taşıdığını ve hangi yaş grubu için önerildiğini belirtmek için semboller kullanılır. Bu semboller, “Semboller” başlığı altında görülebilir

Bu tür yanlış mesajlarla beslenen çocuk, şiddet kullanmanın insan ilişkilerinde genel geçer bir yön­tem olduğunu düşünmeye ve şiddete yönelmeye başlayabilir.

En az bunun kadar önemli bir başka nokta daha var. “Televizyonda şiddet içeren programlar izlemek, çocuğu şiddete karşı duyarsız, başkalarının acısına ortak olamayan (empatiden yoksun) birisi haline getiriyor.”

Bu son noktanın en iyi örneklerinden birisi çizgi filmler. Çizgi filmlerdeki şiddetin, öteki filmlerdeki şid­dete göre daha da olumsuz özellikleri var

  • Çocuk “ah vursa tavayı kafasına”, “ah silindir ** ezse onu”, “ah patlasa artık şu dinamo” gibisin­den istek ve beklenti içerisine giriyor.
  • Beklentisi gerçekleşen çocuk kahkahayı bası­yor; şiddete uğrayan kişiye gülmeyi öğreniyor.

Ana babaların, çocuktan ile birlikte televizyon izlemelerinin, izledikleri programlar hakkında tartışma-arının, bu programda ortaya konan davranışların olumlu ve olumsuz yönlerini konuşmalarının, çocukların televizyondan olumsuz yönde etkilenmelerini azalttığı saptanmıştır. Böylece çocuk, televizyonda izlediği her davranışın gerçek dünyadaki değerini öğrenebilir.

Televizyonda Şiddet ve Çocuk başlıklı yazının ışığında, aşağıda girişi verilen “Tom ve Jerry” öykü­sünü, şiddet içermeyecek şekilde tamamlayın. Bunu yaparken yaratıcılığınızı kullanın ve komik öğelerden vazgeçmeyin.

Soğuk bir kış gününde, Tom ve Jerry evde yalnız kalmışlardı. Ev sahibi uzun süreli bir yolculuğa çık­mıştı. Dolapta bir parça peynir ve birkaç meyveden başka yiyecek hiçbir şey yoktu.

……………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Göre Bilgi Edinme Hakkı

Bilgi edinme hakkı; herkesin hiçbir devlet müda­halesi olmaksızın kendi seçimi doğrultusunda veya basın ve diğer haberleşme imkânları ile her türlü bil­giyi elde edebilmesini, hiçbir devlet müdahalesi ol­maksızın tüm özel kaynaklardaki bilgiye ulaşabil­mesini ve devletin elinde tuttuğu kamuoyunu ilgilen­diren her türlü veriye ulaşabilmesini ifade etmektedir. Son yirmi yılda dünyada elliden fazla ülkede olduğu gibi, Türkiye’de de bu hak 2003 yılında bir yasayla herkese tanınmış bulunmaktadır.

Bilgi edinme hakkı, dayanağını Avrupa İnsan Hak­lan Sözleşmesi’nin ifade özgürlüğünü düzenleyen 10. maddesinde bulmaktadır. Bu nedenle sözleşmenin 10. maddesini incelemek yararlı olacaktır.

Bu maddeye göre;

“Her fert ifade ve açıklama hakkına sahiptir, hak, resmi makamların müdahalesi ve memleket sınırları mevzu bahis olmaksızın haber veya almak ya da vermek serbestîsini ifade eder.”

Metinde de görüldüğü üzere, ifade Özgürlülüğünün bir unsuru da haber veya fikirlerin serbestçe alınması, edinilmesidir. Yaymak, iletmek veya vermek nasıl ki kişinin kendisini ifade etmesinin bir sonucu ise, bunun gerçekleşebilmesi için de yine başkalarının bu özgürlüklerinin (haber veya düşünceleri yayıma-iletme-verme özgürlüklerinin) kısıtlanmamış/engellenmemiş olması gerekmektedir. Yani birilerinin ifade özgürlüğü bağlamında bilgi alabilmeleri için, bi­rilerinin de bilgi vermeleri, yaymaları önünde herhan­gi bir sınırlama olmaması gerekmektedir.

Benzer nitelikteki Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi’nin ifade özgürlüğünü düzenleyen 19. maddesi de şu şekildedir

“Her ferdin fikir ve fikirlerini açıklamak hürriyetine hakkı vardır. Bu hak, fikirlerinden ötürü rahatsız edil­memek, memleket sınırları mevzu bahis olmaksızın malumat ve fikirleri her vasıta ile aramak, elde etmek ve yaymak hakkını gerektirir.”‘

ÖRNEK 10

Demokrasilerde basın-yayın kuruluşları özgür ol­makla birlikte bu özgürlüğün de bazı sınırlan vardır.

  1. Genel ahlâka uygun yayın yapılması
  2. Halkın tarafsız bir şekilde bilgilendirilmesi
    III Kamu düzenine aykırı yayın yapılması
    IV. İnsanların doğru şekilde bilgilendirilmesi

Yukarıda verilen durumlardan hangisinde basın

Özgürlüğü sınırlandırılabilir?

  1. A) I B) II C) III                 D )IV

ÇÖZÜM

Genel ahlâka uygun yayın yapılması ve halkın sız ve aynı zamanda doğru bir şekilde bilgilendi”1” meşinde basın özgürlüğünün sınırlandırılması söz konusu olamaz. Ancak kamu düzenine aykırı &* yapıldığı durumlarda basın özgürlüğü sınırlandırıla­bilir.

Doğru yanıt “C” seçeneği

Düşünce Özgürlüğü

Anayasalar ve yasalarda insan hak ve özgürlük­lerine verilen yer, ulusların kültür ve uygarlık alanın­da ulaştıkları düzeyin bir göstergesi olarak kabul edilmektedir. Tüm özgürlükler ile ilişkili olan düşünce özgürlüğü ise ülkelerin demokratik niteliğinin saptan­masında en belirgin ölçü sayılmaktadır.

Düşünceyi açıklama özgürlüğünün önemi, her şeyden önce onun başka birçok özgürlüğün kay­nağını ve temelini oluşturmasından ileri gelmektedir. Kişinin varlığının temeli olan düşünce ve düşünceyi açıklama özgürlüğü, demokrasinin de temeli ve ayrılmaz bir parçasıdır.

Düşünce özgürlüğü, insanın serbest biçimde bil­giye ve düşünceye ulaşabilmesi, düşüncesini ser­best biçimde açıklayabilmesi, başkalarına iletebilme­si, düşünce ve kanaatleri nedeniyle suçlanamamasıdır. Diğer hak ve özgürlüklerin gerçekleştirilebilme­si yönünden de düşünce özgürlüğünün bugün ayrı­calıklı bir konumu bulunmaktadır.

Düşünceyi açıklama özgürlüğü, bireysel bir özgürlük olmasına karşın, demokrasinin işlemesi yönünden de toplumsal bir önem taşır. Demokrasi­nin vazgeçilmez öğesi olan çoğulculuk, kişilerin siya­sal örgütlenmesi yanında, toplumsal örgütlenmesini de gerektirir. Demokratik bir örgütlenmenin olanak­sız olduğu durumlarda, kuşkusuz düşünceyi açıkla­ma özgürlüğünden de bahsedilemez.

Düşünce ve kanaatler basılmış biçimde yayınlan­dığında “basın özgürlüğü”, bilim ve sanat araçlarıyla açıklandığında “bilim ve sanat özgürlüğü1‘ adını alır.

Basın özgürlüğü, düşünceyi açıklama özgür­lüğünü tamamlayan ve onun kullanılmasını sağlayan bir özgürlüktür. Basın ve haberleşme özgürlüğünün ilk koşulu, her türlü haber ve düşüncenin serbestçe açıklanabilme, öğrenilebilme ve toplanabilme olana­ğının bulunmasıdır. Basın ve haberleşme özgürlüğü, kaynağını düşünceyi açıklama özgürlüğünde bul­maktadır Basın ve haberleşme özgürlüğünün bir ge­reği olan düşünceyi serbestçe açıklayabilme hakkı­nın kullanılabilmesi için, haber ve düşünceleri ser­bestçe yayma hakkının bulunması gerekir. Haber­ime özgürlüğünün başlıca öğesi olan basın özgür-

Düşünce özgüllüğünün sonucu ve uzantısıdır. Görüldüğü gibi düşünce özgürlüğünden, düşünce

ve kanaatlerin çeşitli araç ve yollarla serbestçe açıklanması ve yayılması anlaşılmaktadır. Düşünce özgürlüğü sosyal gelişmelerin temel koşuludur.

Toplumun demokratik yapısının en önemli göster­ilerinden birisidir. Bu özgürlük tüm anayasalarda güvenceye alınmıştır.

ÖRNEK 11

Düşünceyi açıklama özgürlüğü pek çok özgürlüğün kaynağın, oluşturmaktadır. Kişinin varlığının temeli olan düşünce ve düşünceyi açıklama özgürlüğü, demokrasinin temeli ve ayrılmaz bir parçasıdır. Buna göre düşünce özgürlüğünün;

  1. Belli durumlarda sınırlandırılabileceği
  2. Demokratik bir özellik taşıdığı

III. İnsan hayatında önemli bir yeri olduğu yargılarından hangilerine ulaşılabilir?

  1. A) Yalnız II B) Yalnız III
  2. C) I ve II D) II ve III

ÇÖZÜM

Düşünce özgürlüğünün demokrasinin bir temeli ve ayrılmaz bir parçası olması, demokratik bir özellik taşıdığının; kişinin varlığının temeli olması da insan hayatında önemli bir yeri olduğunun göstergesidir.

Doğru yanıt “D” seçeneğidir.

Konuyla İlgili Anayasa Hükümleri

Anayasa’nın 28. maddesinin 1. cümlesi “Basın hürdür, sansür edilemez” der. Anayasa’nın 20. maddesi, özel hayatın gizliliğini ve korunmasını dü­zenleyen maddelerden birisidir ve şöyle der: “Her­kes özel hayatına ve aile hayatına saygı gösteril­mesini isteme hakkına sahiptir, özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz. Adli so­ruşturma ve kovuşturmanın gerektirdiği istisna­lar saklıdır.”

Anayasa’nın 21. maddesinin 1. cümlesi de şöyle der: “Kimsenin konutuna dokunulamaz.”

Demek ki yukarıda belirtilen maddelerin birincisi (28. madde) basın özgürlüğüne, ikincisi (20. madde) özel yaşamımızın gizli kalmasını sağlama hakkımı­za, üçüncüsü (21. madde) de konut dokunulmazlığı­na ilişkindir.

Anayasa, temel hak ve özgürlüklerimizi düzen­leyen daha birçok madde içermektedir. 14. madde, temel hak ve özgürlüklerin kötüye kullanılmamasına ilgilidir. Bu maddenin 3. fıkrası “Anayasa’nın hiçbir hükmü, Anayasa’da yer alan hak ve hürriyetleri yok etmeye yönelik bir faaliyette bulunma hakkını verir şekilde yorumlanamaz” der.

 ÖRNEK 9

Televizyon izlemek, izleyenin (özellikle çocukların) değerlerini, davranışlarını ve benzeri özelliklerini çok yönlü bir şekilde etkiler.

Aşağıdakilerden hangisi televizyonun olumsuz etkileri arasında gösterilemez?

  1. Şiddet duygumuzu güçlendirmesi
  2. Hayal dünyamızı zenginleştirmesi
  3. Saldırganlık eğilimimizi artırması
  4. Ahlâki değerlerimizi zayıflatması

ÇÖZÜM

Televizyonun şiddet duygumuzu güçlendirmesi, sal­dırganlık eğilimimizi artırması, ahlâki değerlerimizi zayıflatması, olumsuz etkiler arasında gösterilebilir­ken; hayal dünyamızı zenginleştirmesi özellikle ço­cuklar için olumlu bir etkidir.

Doğru yanıt “B” seçeneğidir.

ÖRNEK 12

Demokratik toplumlarda insanlar düşünce özgürlüğüne sahip oldukları halde, bu özgürlük onların, başkalarının görüş ve düşüncelerine saygı duymaları gerektiği gerçeğini değiştiremez.

Bu bilgilerde, düşünce özgürlüğüyle ilgili olarak ağıdakilerden hangisinin vurgulandığı söyle­nebilir?

  1. Sınırsız bir şekilde uygulandığı
  2. Toplumdan topluma farklılık gösterdiği
  3. Anayasayla güvence altına alındığı
  4. Farklı düşüncelere saygılı olmayı engellemediği

ÇÖZÜM

Düşünce özgürlüğünün var olduğu demokratik top­lumlarda bu özgürlük, farklı görüş ve düşüncelere saygılı olmak gerektiği gerçeğini değiştirmiyorsa de­mek ki düşünce özgürlüğünün var olması, farklı dü­şüncelere saygılı olmayı engellememektedir.

Doğru yanıt “D” seçeneğidir.

Bir Tekzip Örneği:

… Gazetesi’nin, 1 Ocak 2004 tarih ve 6366 sa­yılı nüshasının 18. sayfasında “YÖK BAŞKANI HÜKÜMETLE KÖPRÜLERİ ATTI” başlıklı imza­sız bir yazı yayınlanmıştır. Şahsıma ait bir fo­toğrafla birlikte yer alan yazıda, bana atfen ileri sürülen tüm olaylar, beyanlar ve değerlendir­meler tamamen gerçek dışıdır. Hiçbir basın ku­rumuna, radyo ve televizyon kuruluşuna ve bu kurum ve kuruluşların mensuplarına tekzip edi­len yazıda belirtilen hususlarda beyanım ve söyleşim olmamıştır. YÖK Genel Kurulu’nun 25 Aralık 2003, Rektörler Komitesi ve Üniversite­lerarası Kumrun 26 Aralık 2003 tarihinde yapı­lan toplantılarında, tekzip edilen yazıda yer alan hususlarla ilgi bir konuşmam da olmamıştır. Ga­zetenin okuyucularının ve kamuoyunun bilgileri­ne sunulur.

Prof. Dr. Erdoğan Teziç

YÖK Başkanı,

 

Tekzip

Kamuoyunda “tekzip” olarak bilinen kelimenin yasal karşılığı cevap ve düzeltme hakkıdır. Kelime olarak Arapça (kizb’den) türetilmiş tekzip; yalanla­ma, yalan olduğunu söylemedir.

1982 Anayasasının 32. maddesinde de “cevap ve düzeltme hakkı” düzenlenmiştir. Kişilerin haysiyet ve şereflerine dokunulması ve kendileriyle ilgili gerçeğe aykırı yayınlar yapılması hallerinde tanınan bir haktır. Cevap hakkı; diğer başvuru yollan saklı kalmak koşuluyla; onuru, şerefi, adı ve özel hayatı medyada ihlal edilen herkesin hakkıdır. Bu hak med­yaya karşı kullanılır. Bir başka deyişle kişilik haklan ihlal edilen veya hakkında gerçeğe aykırı yayın yapı->an kişinin, aynı olanaklardan yararlanarak kendisi hakkındaki gerçekleri medya yoluyla düzeltmesidir. Yalanlama metinlerinin yayınlanmasını bu hak sağlar. Yayınlanmış “hatalı” bilgi varsa sadece düzeltme için yine bu hak kullanılır. Tekzip hakkını kullanmak isteyen kişilerin de haklarını kötüye kullanmamaları gerekir.

Şeref ve haysiyetini ihlal edici veya kişilerle gerçeğe aykırı yayım yapılması halinde, bundan zarar gören kişinin yayım tarihinden itibaren iki ay içinde tekzip metnini göndermesi gereklidir.

  1. ATATÜRK ve İLETİŞİM

Milli Mücadele, Atatürk ve Basın

Mustafa Kemal Atatürk, basının kitleler üzerinde oluşturduğu etkinin bilincinde bir devlet adamı ola­rak, Milli Mücadele döneminde, bağımsız bir Türkiye kurmak amacıyla hareket ettiği dönemde basını bir silah olarak kullanmayı tercih eden devlet adamla­rından biri olmuştur.

Mustafa Kemal TBMM’yi açarken yapmış olduğu konuşmada şöyle demiştir.

“Basın, milletin müşterek sesidir. Bir milleti aydınlatma ve bu millete doğru yolu göstermede, muhtaç olduğa fikri gıdayı vermekte, özette bir milletin saadet hedefi olan müşterek istikamette yürümesini teminde basın, başlı başına bir kuvvet, bir mektep, bir rehberde-.”

ÖRNEK 13

Mustafa Kemal. Milli Mücadele yıllarında İrade-i Mil­liye ve Hâkimiyet* Milliye gazetelerinin yayımlanma­sını ve Anadolu Ajansının kurulmasını sağlamıştır. Mustafa Kemal’in bu faaliyetleri aşağıdakilerden öncelikle hangisinin bir göstergesidir?

  1. Halkın doğru bilgilendirilmesine önem verildiğinin
  2. Basın yayın özgürlüğünün sağlanamadığının
  3. Yabancı devletlerin etkisi altında kalındığının
  4. Kitle iletişim araçlarının yetersiz kaldığının

Çözüm

İrade-i Milliye ve Hâkimiyet-i Milliye Gazeteleri ve Anadolu Ajans, Milli Mücadele öne­minde ulusal bağımsızlık savaşının amaçlarının ve yapılmakta olan işlerin halka duyulmasını sağla­dır Bu durum halkın doğru bir şekilde bilgilendirilmesine önem verildiğinin bir göstergesidir.

Doğru yanıt “A” seçeneğidir.

Mustafa Kemal, askeri alanda verdiği mücadele­ye ek olarak yazınsal alanda da bir mücadeleye gir­me ihtiyacı hissetmiştir. Çünkü askeri alanda kaza­nılacak bir başarının yolunun bağımsızlık fikrini sonuna kadar benimsemiş ve bu savaşın kazanılma­sı konusunda kuşkulan bulunmayan bir insan toplu­luğunun var olmasına bağlı olduğunun bilincindedir.

Mustafa Kemal, Anadolu halkının bağımsızlık mücadelesine çekilebilmesi amacıyla propaganda çalışmalarına başlamıştır. Erzurum ve Sivas kongre­lerinin yapıldığı tarihlerde ülke içinde yaşanan olay­ları, ulusal bağımsızlık hareketini başlatanlara halkın duyduğu destek ve güveni, yurt içi ve yurt dışındaki kamuoyuna süratle iletme amacıyla İrade-i Milliye ve ardından da Hâkimiyet-i Milliye gazetelerinin ya­yınlanmasını sağlamıştır.

Erzurum ve Sivas kongrelerinde alınan kararların yayınlandığı İrade-i Milliye gazetesinin ilk sayısı 14 Eylül 1919’da çıkmıştır. İrade-i Milliye, İstanbul aydınlarının da yararlanabilmesi ve ulusal bağımsız­lık savaşının safhalarından haberdar olabilmeleri düşüncesiyle gizli yollarla İstanbul’a sokulmuştur.

Mustafa Kemal, Ankara’ya gelişinin ikinci günü burada da bir gazete çıkarmak için çalışmalara baş­lamış; ulusal bağımsızlık savaşının amaçlarının ve yapılmakta olan işlerin kamuoyuna duyurulması için Hâkimiyet-i Milliye Gazetesi’nin yayınlanmasını sağ­lamıştır. 10 Ocak 1920’den itibaren haftada iki gün yayınlanmaya başlayan gazete, Ankara Vilayet Matbaası’nda, 1800’lü yılların başından kalma, kollu bir baskı makinesiyle basılmaktadır.

Hâkimiyet-i Milliye, kamuoyuna Ankara’daki ulu­sal bağımsızlık hareketinin ne derece kararlı ve güç­lü olduğunu ispatlamayı hedefler. Türkiye Büyük Mil­let Meclisi’nin açılışına dair verilen haberler, Mustafa Kemal’in bağımsızlık mücadelesiyle ilgili açıklama­lar. Meclis’in çalışmalarıyla ilgili ayrıntılı, bilgiler hep halkın güvenini ve desteğini sağlamaya yöneliktir

 

ANADOLU AJANSI

Ülkemizin en eski ve en önemli haber ajansı Anadolu Ajansı’dır. 6 Nisan 1920’de Atatürk’ün emriyle kurulan Anadolu Ajansı, günümüzde ulusal bir ajans olmasına rağmen Türkiye ve dünya çapında önemli bir haber ağına sahiptir.

Gerçekte ajansa Anadolu adını veren kişi Hali* Edip Adıvar olmuştur. Halide Edip ve gazeteci Yunus Nadi, Ankara’ya gelirken Büyük Önderin istediği bir haber ajansının nasıl oluşturulması gerek fiğini, 31 Mart 1920’de Geyve’nin Akhisar Kasabası istasyonunda konuştular.

Halide Edip Adıvar

Yunus Nadi, kurulacak ajansa “Anadolu” adımı verilmesi fikrinin ilk kez bu istasyonda Halide Hanım tarafından önerildiğini söylemiştir.

Böylece Halide Edip Adıvar, Anadolu Ajansı’nın isim annesi olmuştur.

Kurulduğu dönemde oldukça güç koşullarda çalışmalarını sürdüren Anadolu Ajansı ülke çapında ulusal mücadele ve TBMM tarafından alınan kararların yaygınlaşmasında önemli bir görev üstlenmişi Cumhuriyetin ilk dönemlerinde ajans Atatürk devrimlerinin yaygınlaşmasında etkili olmuştur.

Cumhuriyetin kurulması ve teknolojik gelişmelerin yaygınlaşmasıyla birlikte Anadolu Ajansı’nın donanımı da iyileşmeye başlamıştır.

Zaman içinde iletişim teknolojilerinin daha gelişmesiyle birlikte Anadolu Ajansı da bilgisayar internet ve uydu aracılığıyla haber ve görüntü iletişim olanaklarına kavuşmuştur.

Günümüzde ajansın yurt içinde ve yurt dışında çeşitli büroları ve muhabirleri bulunmaktadır.

 

 

 

 

 

Bu yazı 51 kere okundu.
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

Kategoriler
http://bilelimmi.com/bilelimmi-com-hakkinda/ http://bilelimmi.com/iletisim/