İhtilâl nedir?

Paylaş
 

 İhtilâl nedir?

Fransız ihtilâliyle ilgili açıklamalara geçmeden önce, ihtilâl sözcüğünden ne anlaşılması gerektiği üzerinde durmak, daha doğrusu, asıl amacımızın sınırları dışına çıkmadan, bu konudaki tarif ve terminoloji sorununa ışık tutmak gerekmektedir. İhtilâl, mevcut bir durumun ya da bir yaşama biçiminin ya da bir toplum düzeninin birdenbire sarsılmasıdır. Tedricî değişiklik ve gelişmenin (evrimevolution) tersini ifade eder.

Siyasî anlamda ihtilâl, Devletin temel kanunu olan Anayasanın, kendi içinde belirtilen kanun yollarından yapılacak değişiklikler yerine, birdenbire ve hukuk dışı yollardan ortadan kaldırılmasıdır. Siyasî ihtilâlden, yürürlükteki siyasî rejimi altüst eden, değiştiren, tek ya da sürekli şiddet hareketleri anlaşılmaktadır. Dar anlamda siyasi rejim değişikliğinden, monarşiden cumhuriyete, diktatörlükten demokrasiye geçiş ya da bunların tersi ve benzeri geçişler anlaşılır. Oysa geniş anlamda siyasî rejim, toplumda hâkim olan idarî, hukuk?, dinî. sosyal ve iktisadî müesseselerin tümünü kapsar.

Öte yandan devrim, bir yandan mevcut düzeni zor kullanarak yıkma hazırlıklarını, düzenin yıkılmasını, aynı zamanda da yıkılan düzen yerine yeni kurulan düzeni hep birlikte ifade eder. Devrim üç safhada gerçekleşir. Birinci safha, toplumda değişiklik fikrinin, yeni fikir tohumlarının atıldığı ve geliştirildiği devredir; daha çok düşünürlerin ve yazarların hazırladıkları, yön verdikleri bir safhadır. Devrim fikri, halk yığınlarınca benimsenince maddî bir güç haline gelir.

İkinci safha eylem safhasıdır. Bu devre, bizim kabul ettiğimiz anlamı ile ihtilâli ifade eder. İhtilâl bazı etkenlerin itmesiyle patlar.

Bu patlamanın temelinde, toplumdaki çıkartan çelişen sınıfların çatışması yatar. Bilindiği gibi ihtilâl, başarıya ulaşırsa yani etkili olursa meşruluk kazanır.

 

Üçüncü safhada ise yıkılan, bozulan düzenin yerine bir yenisini kurmak söz konusudur. Bu yeniden kurma ile devrim başarılmış olur. Görülüyor ki İhtilâl, devrimin ancak bir safhasını, daha doğrusu tamamlanmamış durumunu ifade eder.

Yukarıda belirttiğimiz, geniş anlamda kullanılan devrim sözcüğünün yanı sıra dilimizde bir de dar anlamda kullanılan devrim sözcüğü vardır. Dar anlamıyla devrim, belirli sosyal müesseselerde, alt yapıyı değiştirmeksizin yapılan köklü değişikliklerdir. 1961 Anayasamızda da yer alan «Atatürk Devrimleri» dar anlamda alınan devrimlerin tümünü belirtmek üzere kullanılır. Millî Kurtuluş Savaşını izleyen yıllarda, Milliyetçilik ilkesinin sonucu olarak gerçekleştirilen dil ve tarih devrimleri, batılılaşma ilkesinin sonucu olarak da şapka ve harf devrimlerinin kabulü, devletin laikleştirilmesi, ancak dar anlamda devrimi ifade ederler.

Geniş anlamdaki her devrim, özü ve temeli bakımından sosyal bir olaydır. Her devrim olayı, yeni bir sosyal düzen ve müesseseleşme getiren, zincirleme bir hızlı değişme sürecidir. Şekil bakımından ise zorunlu olarak siyasaldır ve her zaman yeni bir hukukî düzenleme sonucuna varır.

Hükümet darbesi ise. Devletin eli ve emri altındaki resmî kuvvetlerden birinin (ordu) isyan ederek hükümeti devirip, aynı düzeni sürdürmek üzere, yerine geçmesidir.

Kanımızca devrimin doğru bir tarifi ancak bilimsel sosyalizme dayanılarak verilebilir. Bilimsel sosyalizme göre devrim, gelişen sınıflı toplumlar için kaçınılmaz bir sonuçtur. Belirli bir gelişme noktasında, toplumdaki maddî üretim güçleri yürürlükteki üretim ilişkileriyle, yani mülkiyet biçimiyle çelişiye düşer. Üretim ilişkileri üretim güçlerinin gelişmesine hizmet ederken zamanla bu gelişmeye engel olmaya başlar. Böylece bir sosyal devrim safhasına girilmiş olur.

Devrimler, yeni üretim tekniğine dayanan üretim güçleri ile eski üretim ilişkileri arasındaki antagonizmayı ortadan kaldırırlar. Devrim, devrini tamamlamış olan üretim ilişkilerini, şiddet kullanarak ortadan kaldırır, üretim güçlerinin serbestçe gelişmesi için gerekli ortamı yaratır.

Bir devrimin gerçekleşebilmesi için objektif ve sübjektif (nesnel ve öznel) şartların biraraya gelmesi gerekir. Yani toplumdaki maddî çelişinin olgunlaşması ve yeni üretim biçimini getirecek olan sınıfın, kendi sınıf bilincine varmış ve örgütlenmiş olması gerekir. Lenin’in deyişiyle, sömürülen sınıfın artık eski biçimde yaşamayı kesin olarak istemediği, sömüren sınıfın ise artık eskisi gibi yaşaması imkânsız hale geldiği zaman devrim olur.

Tüm devrimlerin en önemli sorunu, siyasî iktidar sorunudur. Toplumu, gelişmesini önleyen eski üretim ilişkilerine bağlı sınıfın yönetiminden, devrimci sınıf, siyasî iktidarı ele geçirerek devralır. Devrim, sınıf mücadelesinin en üstün biçimidir; sosyal gelişmeyi hızlandırır. Marx’ın dediği gibi, devrimler tarihin lokomotifleridir.

Devrim, toplumdaki karşıtların nicel (kantitatif) gelişmesi sonucu, bir nitel (kalitatif) değişme, bir sıçramadır. Bugüne kadar toplumlarda bu tür sıçramalar şiddet hareketleriyle gerçekleştirilebilmişlerdir.

Devrimi, eski üretim ilişkilerinin savunucusu bir sosyal sınıfın yerine, daha ileri bir üretim ilişkisi kuran sosyal sınıfın iktidara gelmesi olarak tanımladık. Tarihteki en tipik devrimler, 1789 yılında Fransa’da burjuvazinin, 1917 yılında da Rusya’da proletaryanın iktidara gelmesine yel açan devrimlerdir. Biz bu küçük kitapta Fransız ihtilâlini ele alacağız. İhtilâl sözcüğünü kullanıyoruz, çünkü yüz soru içinde, yukarıda değindiğimiz ve devrimi meydana getiren üç safhayı birden incelemenin mümkün olmadığı kanısındayız. Bu arada her ne kadar öbür iki safhaya, özellikle de hazırlık safhasına da değineceksek de asıl ağırlığı, siyasî iktidarın birkaç defa el değiştirdiği Fransız devriminin eylem dönemine vereceğiz. Bu nedenle başlık olarak, Fransız Devrimi deyimini fazla iddialı buluyoruz.

Bu yazı 58 kere okundu.
Etiketler:
İhtilâl nedir?
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

Bunlar da ilginizi çekebilir

Kategoriler
http://bilelimmi.com/bilelimmi-com-hakkinda/ http://bilelimmi.com/iletisim/