İBNİ SlNÂ KİMDİR?

Paylaş
 

İBNİ SlNA KİMDİR?

İbni Sina Kimdir sorusuna oldukça derin bir cevap vermek gerekir.İbni Sina nın hayatı mutlaka öğrenilmeli ve her yeni kuşağa İbni Sinanın düşünceleri aktarılmalıdır.Bu yazımızda İbni Sina ya yakından bakmaya çalışacağız.

İBNİ SlNÂ, daha çocukluğunda, çevresini hay­retlere düşüren bir zeki ve hafıza örneği göster­miştir, Kuçuk yaşta çağının butun ilimlerini öğren­mişti. Gündüz ve gece okumakla vakit geçirir, mum ışığında saatlerce, çoğu zaman sabahlara kadar ça­lışırdı. Pek az uyurdu. Kafası öylesine doluydu ki, uyanıkken çözemediği bir takım meseleleri uykusun­da çözer ve uyandığı zaman cevaplandırılmış bulur­du. Devrinin büyük bilginleri gibi o da, her alanda okumuş, öğrenmişti.

Bir keresinde, Aristo metafiziğini inceliyordu. Defalarca okuduğu halde bir türlü esasını kovaya- mamıştı. Buhara çarşısında gezerken yaymacıda bir kitap gördü. Mezat tellili, bunu satın almasını, bu sayede birçok meseleyi kolayca halledebileceğini söyledi. Bir mezat tellâlının bildiği kitabı bilememek, ibni Sina’ya çok güç geldi. Onun okuma huyunu herkes ogıendiğı için, bilhassa kitap satıcıları ken­disini tanıyorlardı. İbni Sina, kendisine tavsiye edi­len Fârabi’nin Aristo’ya ait şerhini satın aldı. Bir defa okumakla, o çözemediği noktaların büyük bir açık­lığı kavuştuğunu gördü: «Şükür sana Yarabbi!» di­ye secdeye kapandı ve Fârabi’nin yolunda fukara­lara sadaka dağıttı. Oysa, ibni Sina doğduğu zaman Fârabi otuz yaşındaydı ve bu olay geçtiği sırada da hayattaydı,

 

İbni Sina, Sâmân devleti hükümdarı tarafın­dan, Buhârâ’daki devlet kitaplığı memurluğuna tayin edilmişti. Bu sayede pek çok eseri elinin altında bul­duğu için vaktini kitap okumak ve yazmakla geçir­di. Hükümdar öldüğü zaman o, henüz yirmi yaşın­daydı ve Buhârâ’dan ayrılarak Harzem’c gitti. El-Bi- rûni gibi büyük bir şöhret ve değerin, onun çalış­kanlığına. bilgisine değer vormesi, kendisini yanı­na kabul ötmesi, beraber çalışması, hakkında kıs­kançlığa yol açtı. Bu yüzden takibata bile uğradı. Harrem’de barınamayarak yeniden yollara düştü. Şe­hirden şehre dolaşa dolaşa nihayet Hcmcdan’a ka­dar geldi ve orada karar kıldı.

İbni Sina nın Düşünceleri

İbni Sinâ, çoğu fizik, astronomi ve felsefeyle ilgili olarak yüzden çok eser yazmıştı. Farsça olan birkaçı dışında bunların hepsi Arapça’dır. Çünkü o devirde ilim eserlerini Kur’an diliyle yazmak âdetti. Arapça’ya bu bakımdan değer verilirdi. Bilhassa tıp ilmine dair araştırmaları son derece orijinal ve doğ­rudur. Bu yüzden doğu ve batı hekimliğine kelime­nin tam enlamıyle, 600 yıl, hükmetmiştir. Kendisin­den sonra yetişen Gazeli, Fârabî’yi ondan öğrenmiş­tir. Düşünce ve anlayış bakımından Ibn-i Sinâ, Fâ­rabi ile imam Gazali arasında bir köprü vazifosi gö­rür. Yunan felsefesini İslâm ilmi olan Kelâm ile, yâ­ni Tanrı bilgisiyle bağdaştırmağa uğraşmıştır. Eğer o gelmeseydi, Fârabi’nin kurduğu temel Gazâli’nin yorumuyle gelişemeyecek, arada büyük bir boşluk hasıl olacaktı.

Eserleri batı dillerine Lâtince yoluyle çevrilerek Avlcenna diye şöhrete ulaşan İbni Sinâ, yanlış ola­rak bir süre Avrupa’da Iranlı hekim ve filozof ola­rak tanınmıştır. Bunun da sebebi, eserlerini Türkçe yazmamış olmasındandır… Bununla beraber, batı­klar da kendisini Hâkim-j Tıb, yani hekimlerin piri vo hükümdarı olarak kabul etmişlerdir. 16 yaşındayken pratik hekimliğe başlayan İbni Sinâ, resmi saray doktorluğu da yapmıştır. Ama şöhreti her ne kadar tıp ilmiyle ilgiliyse de asıl kişiliği, Ortaçağ’da uzun süre tartışma konusu olan Tanrı varlığının mutlak bir zorunluluk olduğu konusundaki Kelâm meselelerine gotirdiği kesin çözüm yolundan iteri gelmektedir.

Matematik, astronomi, geometri alanlarında geniş araştırmaları vardır, insan bilgisinin Tanrı’yı ve kâinatı mutlak şekilde anlamağa elverişli olmadı­ğını söylerken, aklın varlığını kabul eder. İnsandan bağımsız bir ruhun varoluşu, İbni Sinâ’ya göre Tan- n’dan yansıyan bir delildir.

İbni Sinâ, tıp araştırmaları yaparken bazı has­talıkların bulaşmasında göze görünmeyen birtakım yaratıkların etkisi olduğunu, yani mikropların varlı­ğını sezmiş ve bu bilinmeyen mahlûklardan eserle­rinde sık sık bahsetmiştir. Mikroskopun henüz bi­linmediği bir devirde böyle bir yargıya varmak çok ilginçtir.

İbni Sina’yı kâfir saymak ve küfründen dolayı cezaya çarptırmak isteyenler de vardı. Onun şarap içtiğini iteri sürerek sovup sayanlar da çoktu. Bu it­hamlardan üzülen İbni Sinâ güzel bir şiirle düş­manlarına meydan okumuş vt kendini hoş bir şe­kilde müdafaa etmiştir.

http://bilelimmi.com/abdurrahman-gazi-kimdir/

http://bilelimmi.com/adali-halil-kimdir/

http://bilelimmi.com/budha-kimdir/

http://bilelimmi.com/montesquieu-kimdir/

Bu yazı 125 kere okundu.
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

Kategoriler
http://bilelimmi.com/bilelimmi-com-hakkinda/ http://bilelimmi.com/iletisim/