HZ. İsa’nın Kişiliği

Paylaş
 

HZ. İsa’nın Kişiliği

İlkin Yahudiye’de, Galile (Celile) de verdiği vaazlarını sonra Ku­düs’te çoğalttı, daha uzun boylu, daha sık konuşmaya başladı. Göre­vini daha kesin bir dille, daha açık bir söyleyişle, bütün sınırlarını be­lirleyerek açıkladı. Bu dönemde îsa, kendisini, tanrı yasalarının uygula­yıcısı, son peygamber olarak tanıt­tı. HZ. İsa’nın Kişiliği ne yakından bakmaya çalıştığımızda Eski Ahid’in geleceğini kapalı bir dille, bir kral olarak bildirdiği gö­revlinin kendi olduğunu, kişiliğinde peygamberlikle krallığın birleştiği­ni ileri sürdüğünü görüyoruz. Bu krallık tanrısal ülkenin, ötedünyanın (manevi dün­yanın) gerektirdiği gerçek bir kral­lıktır, sonsuzdur, sınırsızdır, madde dünyası ile bağlantısı yoktur. Bu ülkenin yurttaşları tanrıya inanan­lardır, onlar arasında soy sop ayrı­lığı yoktur. Kutsal Kitap’ın buyruk­larını (İsa’nın açıkladığı biçimde) uygulayan, yerine getiren bütün inananlar (müminler) bu tanrısal ülkede, bu mutluluk yurdunda ba­ğımsızlık, kardeşlik, eşitlik, erdem içinde yaşayacaklardır; onların ön­deri, yöneticisi yalnız yüce tanrıdır.HZ. İsa’nın Kişiliği nde bulunan barış ve sevgi dolu yan çok net bir şekilde ortaya çıkıyordu. Tanrı bir kavmin, bir ulusun değil bütün insanların tanrısıdır; tanrı insanların atası (babası) durumun­dadır, onun katında ayrılık, başka­lık yoktur. Bütün ayrılık inananlar­la inanmayanlar arasındadır. İnsan­ların «tanrısal babanız nasıl bütün eksiklerden uzaksa siz de öyle olu­nuz» yargısmca davranmaları gerekir.İsa’nın bu vaazları, çevresinde toplananlarca daha geniş bir alana yayılıyor, onu dinleyemeyenlere, uzak komşulara aktarılıyor, yeni bir inanç geleneği yaratılıyordu. İsa, bir peygamber olarak, bu bildirile­rin arkasında kalmış, onun gerçek varlığı gittikçe masallaşmıştır halbuki HZ. İsa’nın Kişiliği daha iyi okunabilir ve onun peygamberlik görevi daha net anlaşılabilrdi. Ko­nuşanın bile İsa değil, tanrının ken­disi olduğu inancı yayılmıştır. Eski Ahid’de geçen «yönetici» anlamın­da «rab» sözü zamanla «baba» an­lamına dönüşmüş, bu nedenle İsa «tanrının oğlu» olarak bilinmeye, saygı görmeye başlamıştı. İsa, ken­disinin «bir» olduğunu ileri sürdü, tanrısal nitelikler, yetenekler taşıdı­ğını göstermek için yüce güçlerle donatıldığını ortaya attı. Bu yüce güçlere sonraları «mucize» denecek­tir. İlk yıllarında kırkı bülduğu söylenen bu «mucizeler» arasında hastaları iyileştirmek, körlerin göz­lerini açmak, ölüleri diriltmek gibi doğaüstü nitelikte olanları vardı.

İsa’nın Gerçek Kişiliği. Tarih kaynakları İsa’nın kimliği, HZ. İsa’nın Kişiliği konusunda bilgi vermiyor. Onun yaşadığı, peygamberliğini ortaya at­tığı, bu yüzden çarmıha gerilerek öldürüldüğü söylenen dönemden kalma belgelerde onunla ilgili bilgi yoktur. Bu konuda geçen bütün bil­gileri İsa’nın en yakın oniki arkada­şından, yani din tarihinde «Havari» adı ile anılan kimselerin topladıkla­rı anılardan ve anlattıklarından, öğreniyoruz.

HZ İsa Yahudiye yada ona komşu kentlerden birinde doğmuş, yoksul bir musevi çocuğudur. Söylentiler onun çok genç yaşta tanrısal bir gö­revle yüceltildiğini, bunu belirten başarılar gösterdiği, sonra Eski Ahid’in geleceğini bildirdiği «Mesih»in özelliklerini taşıdığını bildirir. Bunların tarih gerçekleri ile bağ­daşma oranı belli değildir.

Dinler tarihi ise İsa ile ilgili olayları daha başka bir açıdan de­ğerlendirerek ona bir tarih kişisi gi­bi bakılmasını sağlar. Ancak bu ko­nuda da yarı tarih, yarı söylenti niteliğinden olan bir anlatımla yeti­nir. İsa, din tarihine göre gerçek bir kişidir, peygamberdir. Ancak, «tan­rının oğlu» olduğunu söylemesi, bu­nu «havari» denen arkadaşlarına açıklaması İbrani dinine göre suç­tur. Ayrıca onun «tanrı ile ben te­kiz» demesi de Eski Ahid’in özü ile, inancı ile çelişmektedir. İşte bu di­ne aykırı sözleri ve tutumu yüzün­den İbrani rahiplerince suçlanan, dinsiz, olduğu söylenen İsa, o ilin Romalı valisi Pontus Pilatus’a gö­türüldü. Vali, büyük rahiplerin tu­tuklayıp kendisine gönderdikleri İsa’yı bir süre de kendi dinledi, öl­dürülmesi konusunda kesin bir ka­rara varamadı, birkaç gün işi sav­sattı. Sonunda, kölelere uygulanan çarmıha gerilerek öldürülme ceza­sının İsa üzerinde de yerine getiril­mesini buyurdu. Elleri bağlanan, gerileceği çarmıh sırtına yükletilen Isa, acılara, sövüp saymalara, yer­melere katlana katlana Golgotha tepesine çıkarıldı, orada ellerinden, ayaklarından çarmıha gerildi. Bu olayın M.S. 29’da meydana geldiği söylenir.

HZ. İsa’nın Kişiliği ve getirdiği vahiyle etkilediği ve  İsa’yı peygamber olarak ilk ta­nıyan ve yeni dini çevreye yayan Vaftizci Yahya başı uçurularak öl­dürülmüştü. İsa’ya inanmanın, onun peygamberliğini ileri sürmenin ilk kurbanı sayılan Vaftizci Yahya’­nın öldürülmesinden sonra, yeni di­nin etkisinin daha da arttığı görül­dü. Ancak bu olay havari Yahuda’nın İsa’yı ele vermesini önleyemedi. Din tarihinin bize bildirdiği bu olayları ne Roma tarihlerinde, ne de öteki belgelere dayanan tarihlerde bulabiliriz. Bu konuda İsa’nın kim­liğini aydınlatacak bilgileri veren kaynaklar yoktur. Bundan dolayı İsa’yı bir din kurucusu, bir pey­gamber olarak ancak ona bağlanan­ların, arkadaşlarının (havariler) anılarından öğrenebilivoruz.

Havarilere Göre İsa

İsa’nın çev­resinde toplanan, kimisi Vaftizci Yahya’nın öğrencileri olan oniki kişi vardı. Bunlar, yasadıkları sü­rece Isa’ya, onun düşüncelerine, ge­tirdiği dine bağlı kalmakla yetin­memiş hıristiyanlığı yaymayı ken­dileri için kutsal bir görev saymış­lar,HZ. İsa’nın Kişiliği hakkında İsa’nın ailesi, çocukluğu, doğu­mu, gençlik yıllarındaki yaşantıları ile ilgili ne varsa toplamışlardı. Ha­varilere göre İsa tanrının özel gö­revlerle gönderdiği son peygamber­di, tanrının oğlu durumundaydı. İsa’da, tanrısal belirtiler, insanüs­tü başarılar gösterme gücü vardı. İsa, Beytüllahm’da bakire Meryem’­den doğmuştu. Meryem ise yaşlı, gücü tükenmiş Yusuf adlı biriyle (kimilerine göre tanrısal bir kişi) evliydi, ama adam çok yaşlı oldu­ğundan Meryem bakireydi. İsa, bir süre Nasıra denen köyde oduncu­luk yaparak geçimini sağlamış, son­ra oradan ayrılarak Vaftizce Yahya ile buluşmuştu; Yahya İsa’daki tanrısal gücü sezdi, onun bir pey­gamber olarak gönderildiğine ina­nıp halkı bu konuda aydınlatmaya başladı. Havari topluluğu, İsa’nın tan­rısal kişiliğini bilen, onun gücüne, yeteneklerine inanan kimselerden oluştuğu için, İsa’yı bir tanrı­msan olarak tanıtma eğilimindey­di. Bunda da Vaftizce Yahya’nın büyük etkisi vardı. Nitekim, İsa’nın «babasız» doğması, Meryem’in er­kek görmeden, kız olarak, gebe kal­ması, bunu tanrının bir özel su­nuşu (ihsanı) diye benimsemesi tü­ründen doğa dışı olayların bir din kuralı, bir inanç ilkesi niteliğine bürünmesi  HZ. İsa’nın Kişiliğini tanrı ile birleştiren Havari topluluğunun başarısıdır. İsa’nın bu yakın, ken­disine bütün gönülleriyle inanan, bağlanan arkadaşlarını derin bir etki altında bırakmasına bakılırsa, daha önceden din konusunda bir takım bilgiler edinmiş olması gere­kir. Özellikle Eski Ahid’i çok iyi bildiği, kendinden önce gelen bütün peygamberleri tanıdığı, onların ay­rı ayrı düşüncelerini kavradığı, için­de yaşadığı toplumun bütün gele­neklerini, göreneklerini inceden in­ceye öğrendiği sözlerinden, buyruk­larından açıkça, anlaşılıyor. Havari’nin onda bu başarıları sağlayan nitelikleri görmemesi, daha doğru­su görememesi onun tanrılaştırıl­masın! kolaylaştıran yanlardır. Bunlara karşılık din Isa’yı bir din kurucusu, bir peygamber olarak ta­rihin değil inançların düzenlediği ortamda gerçek bir kişi olarak gö­rüyor, onun yardımcılarını (hava­rileri) tanrısal gerçekleri kavramış, ermişler diye niteliyor. Bunlar, Vaf­tizci Yahya bir yana bırakılırsa, İsa’nın aydınlattığı, yetiştirdiği kim­selerdir.

Havariler.

Din tarihinde hava­ri kavramı İsa ile ortaya çıkmıştır. Onun düşüncelerini yayma konu­sunda ona yardım eden, HZ. İsa’nın Kişiliği ve  onun söy­lediklerini (vahiyleri) olduğu gibi öğrenen, saklayan havariler oniki kişidir. Bunların oniki olması bir raslantı sonucu değildir. Gerek Es­ki Ahid’de, gerekse onun kaynağı olan eskiçağ inançlarında, Mezopo­tamya, Mısır, Anadolu uluslarında oniki sayısının kutsallığı biliniyor­du. İsa’nın çevresinde toplananla­rın bu sayının çok üstünde olduğu bir gerçektir. Ancak, İsa’nın tanrı­sal gücünü, çevresinde toplananla­rın tanrısal görevlerini daha etkili bir nitelikte geleceğe bırakmayı dü­şünen düşünce ortamı İsa’nın kita­bı olan «Yeni Ahid»de oniki havari adı sayıyor: Petrus, (Yunus oğlu Simun), Andreas, (Petrus’un karde­şi), Yakub (bu adı taşıyanlardan ilki olduğu için Büvük diye nitelenir), Yuhanna (Zebedi’nin oğlu, İ- sa buna Boanerces.adını vermişti), Filipus, Rartholomacus, Matta, Tomas, Yakub (Alte oğlu, Küçük, di­ye anılır), Gayeur Simden, Yahuda (Taddeus), Yahuda İskariyot (hain Yahuda, İsa’yı ihbar eden). İsa’nın çevresinde toplanan, onu bir tanrısal varlık, tanrının oğ­lu diye yüceleyen bu oniki kişi, ya­şadıkları çağın bilgisiz, yoksul, Taberiye gölünde balık avlamakla ge­çinen, birkaçı da Vaftizci Yahya’nın yetiştirmesi, gene düşkün kimseler­di. Bunlar İsa’nın çevresinde topla­nırken belli bir erek, belli bir dü­şünceye göre de davranmıyorlardı, böyle davranacak durumları da yok­tu. Onları etkileyen yalnız İsa’nın kişiliği, sözleri, davranışları, bir de Vaftizci Yahya’nın İsa adını yaptı­ğı konuşmalardı. Havariler kendilerini  İsa’ya adamış, onun yolundan gitmeyi bir din olarak benimsemiş, onun doğaüstü bir nitelik, bir tan­rısal güç taşıdığına inanmış insan­lardı. Düşünce, inanç bakımından havarilerin İsa’ya herhangi bir yar­dımı olmadı. Onların bütün işi İsa’­nın dediğini yapmak, sözlerini din­leyip uygulamak, getirdiği dinin ge­nel ilkelerini yaymak, onlara ken­dilerinden bir katkıda bulunma­maktı.HZ. İsa’nın Kişiliği üzerine yüzyıllardır bir çok çalışma yapılmıştır ve yapılmaya devam edicektir.HZ. İsa’nın Kişiliği ni iyi anlamak onun getirdiği hak dinide daha iyi anlamamıza yardımcı olucaktır.

http://bilelimmi.com/hiristiyanligin-kokenleri/

http://bilelimmi.com/osmanli-yahudileri/

http://bilelimmi.com/roma-tarihi/

Bu yazı 58 kere okundu.
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

Kategoriler
http://bilelimmi.com/bilelimmi-com-hakkinda/ http://bilelimmi.com/iletisim/