HZ. ALİ 

Paylaş
 

HZ. ALİ  (598-661)

Dört Halifeden biri ve sonuncusudur. Hazreti Muhammed’in amcasının oğludur, son­radan damadı olmuştur. Hz. Ali, Peygamberin vahiy kâtibi, Kuran mektupçusu ve hafızı idi. Zaten küçük yaş­tan beri Hz. Muhammed’in eğitimi altında yetişmiş, hiçbir zaman puta tapmamıştı İlk Müslüman olanlardandır. Daima Muhammedin en yakınlarından olagelmiş, ölümünde de onu yıkamış ve son hizmetlerini görmüştür.

Ali, Hicret’ten sonra, Muhammed’in kızı Patıma ile evlendi. Daima Peygamberin en yakın bir yardımcısı olarak çalıştı. Tebûk Sa­vaşından başka bütün savaşlarda onun yanıbaşında yer aldı, büyük yararlıklar gösterdi. Bedir Savaşında Müşrikleri (puta tapanları) öldürmekle ün kazandı, Uhut Savaşında ya­ralandığı halde Peygambere yapılan hücum­ları püskürttü; ayrıca, putları kırmak için ya­pılan seferlere önderlik etti. Ali, Muhammed’in ölümünden sonra, ka­rısı Fâtıma’nın ölümüne kadar Halife Ebubekir’e biat etmedi, evine kapanarak Kura- n’ın âyetlerini, tebliğ tarihlerine göre sıraya koydu. Fâtıma’nın ölümünden sonra Ebu Be­kir’e biat etti. Hz. Ömer’in halifeliği sırasında kadı oldu, bu vazifesine Hz. Osman’ın halife­liği sırasında da devam etti.Hz. Osman’ın öldürülmesinden sonra ken­disine halifelik teklif edildiği halde bir haf­ta kadar bunu kabul etmedi, sonra 656 yı­lında kendisine biat edilmesine razı oldu.

Ancak, Hz. Ali’nin halifeliği de istenen sulh ve sükûnu getirememişti. Beş yıl ka­dar süren halifeliği sırasında çok şiddetli savaşlar yapmak zorunda kaldı. Ali’nin Halifeliğini kabul etmiyen Şam valisi Muaviye ile yapılan savaşta 70.000 kişi öldü.

Hz. Ali, Hicretin kırkıncı yılının ramazan ayının 19 unda yapılan bir suikastla yaralandı, iki gün sonra da öldü (661). Kûfe’ye gömüldü. Buraya sonradan Necef, daha son­ra da Meşhed-i Ali denmiştir. Hz. Ali, Fâtıma’nın sağlığında ondan baş­ka kadın almadı; onun ölümünden sonrı birkaç defa daha evlendi. Bu evliliklerinden otuz iki çocuğu oldu. Ancak, bunlar arasın­da tarihe geçenler Haşan, Hüseyin ile Muhammed bin Hanefiye’dir. Kızlarından birini de Hz. Ömer’le evlendirmişti. Hz. Ali dünyaya hiç önem vermiyen, va­rını yoğunu fakirlere dağıtan, son derece âdil bir insandı. Dâvalarda, anlaşmazlıklarda onun verdiği hükümler taraflar arasında hiç mür.akaşasız kabul edilirdi. İslâm inanı­şına göre Hz. Ali Cennete gireceği muhak­kak olan 10 kişiden biridir.

Hz. Ali’nin Islâm inanışında velî sayılma­sı onu Hz. Muhammed’den derin bir suret­te ayırmış ve Şiîlik bu inanıştan doğmuştur. Şiîler ona velilik, imamlık ve mücahitlik va­sıflarını verirler. Bilhassa imamlık Hz. Ali­nin başlıca vasfıdır. Şiflere göre Hz. Peygamber Hudeybiye Savaşından dönüşünde «Ben kimin efendisi isem, Ali de onun efen­disidir» demiştir. Hz. Ali’ye olan bağlılık za­man zaman onu tanrılaştırmaya kadar var­mıştır. Şiîler, veda haccından dönüşte Hz. Peygamberin halifeliği ona verdiğini iddia ederler. Ibni Sebe ona tanrılık atfettiği için Ali, kendisini yanından uzaklaştırmış, ken­disi hakkında bu inancı besliyenleri de Kü­fe’de ateşe attırmıştır (Bk. Alevîlik).

Bilhassa Şiîler arasında Hz. Ali’nin adı etrafında birtakım efsanevî hikâyeler doğ­muş, ona tabiat üstü kabiliyetler kondurul­muş, birçok peygamberlerden daha çok mu­cizeler gösterdiği kabul edilmiştir. Sıffîn Savaşında Ali’nin bir günde kendi eliyle 523 kişiyi öldürdüğü söylenir. İnanışa göre Ali kolunu bir uzatışta 33 düşmanı öl­düren, Zülfikar adındaki kılıciyle bir vuruş­ta atlıların kafasını uçuran, gövdesini ikiye bölen bir kahramandır.

Gene bu inanışlar arasında anlatılan «mu­cizeleri» ise daha da akılları durdurucudur. Rivayete gore bir gün Ali ikindi namazını kaçırdığı için Allah, güneşi geri çevirmiştir; bir dâva sırasında bağırmak küstahlığını gös­teren birinin başını Ali köpek başı haline getirmiş, bir bedeviye Hz. Peygamber tarafın­dan vadedilen 80 deveyi dua ile toprağın altından çıkarmıştır.

Bu inanışlara göre Hz. Ali’nin kerametleri binin üstündedir. Yukarıda saydıklarımızla birlikte altmış kadarı kitaplara geçmiştir. Adaleti hakkında anlatılanlar Hz. Süleyman ve Davûd hakkında anlatılanlara eşittir. Nusayri mezhebinden olanlar ulûhiyetin onun şahsında tecelli ettiğine inanırlar.

Bu yazı 207 kere okundu.
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

Kategoriler
http://bilelimmi.com/bilelimmi-com-hakkinda/ http://bilelimmi.com/iletisim/