Fatih Sultan Mehmet

Paylaş
 

 

Fatih Sultan Mehmet (1.Mehmet) Hayatı

Osmanlı Padişahları içerisinde hayatı en çok merak edilen padişahların başında hiç kuşkusuz Fatih Sultan Mehmet gelir.Yaptıkları ve başarıları ile hem Türk hem dünya tarihini derinden etkilemiştir.Bu yazımızda Fatih Sultan Mehmet in Hayatı,1 Mehmet Kimdir,1 Mehmetin Başarıları,İstanbulun Fethi gibi tüm konuları detaylı bir şekilde ele alacağız.Fatih Sultan Mehmet in hayatını anlamak Türk tarihi açısından son derece önemlidir.

Osmanlı devle tinin yedinci padişahıdır (1432 1481).2.Murat’ın oğludur. Edirne’de doğdu. On bir yaşında iken Manisa’ya vali olarak gönderildi. Babası II. Murat, 1444’de hü­kümdarlıktan çekildi, yerine II. Mehmet padişah oldu. Os­manlI devletinin başına bir çocuğun geçmiş olmasından yararalanmak isteyen Haçlılar, Edirne – Segedin antlaşmasını bozdular; Varna’ya doğru ilerlemeye başladılar. Bunun üze­rine II. Murat, ordunun başına geçti. Varna savaşında Haçlı ordusunu yenilgiye uğrattı (1444). II. Mehmet’in baba­sı ile birlikte hükümdarlığı 1446’ya kadar sürdü. Yeniçerilerin Edirne’de çıkardıkları ayaklanma güçlükle bastırıldı. Büyük- vezir Çandarlı Halil Paşanın düzenlediği söylenen bu ayak­lanma, küçük padişahın devleti yönetemediği şeklinde açıklandı Çandarlı Halil Paşanın ve öteki devlet adamlarının is­teği ve çağırması üzerine Manisa’dan Edirne’ye gelen II. Mu­rat yeniden hükümdar oldu (1446). II. Mehmet, Manisa’ya gönderildi. Bu olayın, onun kişiliği üzerinde etkili olduğu ileri sürülmektedir. II. Mehmet, babasının Arnavutluk’ta ayaklan­ma çıkaran İskender Beye karşı yaptığı sefere katıldı. İkinci Kosova savaşında sağ kolda bulundu. Babasının 1451’de öl­mesi üzerine hükümdar oldu.

BizanslIlar, Avrupa devletleri ve Karamanoğulları, pa­dişahın değişmiş olmasından yeni umutlara kapıldılar; Os­manlIlara karşı düşmanca davranışlarda bulunmaya başla­dılar. II. Mehmet, anlaşma yoluyle bu güç durumu atlatma­ya çalıştı. Üvey annesi Mara Sultanın giderlerine karşılık Alaeahisar’ı Sırplara bıraktı. Şehzade Orhan’ı bırakmamaları için, BizanslIların istedikleri 300 000 akçenin ödenmesini ka­bul etti. Venediklilerle anlaşmayı yeniledi Karamanoğlu ile anlaşma yaparak ona Alâiye (Alanya) kalesini verdi. Bizans­lIlar, şehzade Orhan için yeni isteklerde bulundular. Bütün bu olaylar, genç padişahın alacağı kararlarda etkili oldu. 1.Mehmet, hemen İstanbul’un alınması hazırlıklarına başladı. Çandarlı Halil Paşa, yeni bir Haçlı ordusunun top­lanmasından çekindiği için İstanbul’un fethi girişimini uygun görmüyordu. Fakat, padişah İstanbul’u ele geçirmeye karar vermişti. Hıristiyan devletlerden Karadeniz yoluyle Bizans’a gelecek yardımı önlemek ve Boğazın güvenliğini sağlamak amacıyle Anadoluhisarı nın karşısına Rumelihisarı’nın ya­pılmasını buyurdu. Hisarın yapılacağı yeri kendisi belirtti. Hisarın planı üç köşe olup bir köşesi kıyıda, öteki iki köşesi yamaçta idi. II. Mehmet, buranın yapımını üç vezir arasın­da bölüştürdü. Kıyıdaki büyük kuleyi Çandarlı Halil Paşa, yamaçla ve güneyde olan kuleyi Zağanos Paşa, yamaçta ve kuzeyde bulunan kuleyi Saruca Paşa yaptıracaktı. Yapım iş­lerinin yürtülmesi görevi mimar Muslihiddine verildi. Ru­melihisarı, bin usta ve üç dört bin işçi ile dört ay gibi çok kısa bir sürede tamamlandı. Buraya dört yüz yeniçeri yer­leştirildi ve toplar kondu. Bizans imparatorluğunun, İstan­bul yakınlarındaki Misivri, Ahyolu, Vize, Bigados ve daha başka kaleleri alındı. İstanbul’u denizden kuşatmak için güç­lü bir donanma hazırlandı. II. Mehmet, Edirne’de mimar Muslihiddin ve Sanca Sekban ile Rumelihisan’nın yapımı sı­rasında İstanbul’dan kaçarak OsmanlIlara sığınmış olan Ma­car Urban’a kale kuşatmalarında kullanılacak olan büyük toplar döktürdü.

Bizans’ın son imparatoru Konstantin de savunma hazır­lıklarına girişli. Surları onarttı, önemli yerlere taş atan, ma­kineler yerleştirdi Haliç’teki gemileri silahlandırdı. Deniz kenarındaki surları askerlerle güçlendirdi. Haliç’in ağzını es­ki gemilerle ve zincirle kapattı.

1.Mehmet, gerekli savaş hazırlıklarını tamamladıktan sonra 150 000 kişilik her yönden güçlü bir ordu ile 1453 yılının nisan ayı başlarında Edirne’den İstanbul önlerine gel­di. $ehri karadan ve denizden kuşattı. İmparatora gönderdiği elçi aracılığıyle kan dökülmeden İstanbul’un Türklere veril­mesini istedi. Fakat olumlu karşılık alamadı.1.Mehmet, karargâhım Topkapı karşısına rastlayan Maltepe’de kurdn. Edirnekapı’dan Haliç’e kadar olan sol yana Rumeli Beylerbeyi Karaca Paşa, Topkapı’dan denize ka­dar olan sağ yana Anadolu Beylerbeyi İshak Paşa ve Mah­mut Paşa komuta ediyordu. Zağanos Paşa komut asındaki Türk birlikleri de Galata yakınlarında yer aldı. Galata böl­gesi, Cenevizlerin elinde idi.

İSTANBUL’UN ALINMASI

İstanbul kuşatması, 6 nisan 1453 sabahı büyük topun ateşlenmesiyle başladı. İstanbul’un güçlü surlarının top gül­leleriyle dövülmesi aralıksız olarak sürdürüldü. Top atışların­dan çıkan büyük güuültü, BizanslIları kuşkuya düşürdü. Bu durumu gidermek için, İstanbul sokaklarında Meryem’in resmi dolaştırıldı. Bizanslılar, surların yıkılan yerlerini, ge­celeri onarıyorlardı. Çetin bir savaş oluyordu. İmparator, her gün surları dolaşıyor, askerin savunma gücünü artırmaya ça­lışıyordu Türk birlikleri, tekerlekli ağaç kulelerle surlara yanaşmak istedilerse de bu kuleler grejuva ateşiyle yakıldı. Donanma, zinciri kırıp Haliç’e giremedi. Papanın yardım için gönderdiği beş gemi durdurulamadı. Bu gemiler, zincir indi­rilerek Haliç’e alındı. Osmanlı donanmasının başarılı ola­mamasına kızan II. Mehmet, atım denize sürdü; sığ olan kı­yıda epeyce ilerledi. Donanma komutam Baltaoğlu Süleyman Bey görevden alındı. Yerine Çalı Beyin oğlu Hamza Bey atandı.

I. Mehmet İstanbul’u almaya kararlıydı. Zorluklar onu yıldırmıyordu. Savaş gemilerinin bir bölümünün, karadan, Haliç’e indirilmesine karar verdi Önce gemilerin geçirilece­ği yol hazırlandı.  Kerestelerden kızaklar yapıldı. Ge­milerin kayması için üzerleri yağlandı. Yetmiş iki gemi, bir gece içinde, Boğazın Tophane limanından Tepebaşı’na çıka­rıldı, oradan da Kasımpaşa’ya getirilerek Haliç’e indirildi BizanslIlar, sabahleyin Türk gemilerini Haliç’te görünce şa­şırdılar. İstanbul, karadan da ara verilmeden sıkıştırılıyor, toplar durmadan ateş ediyordu. 6 ve 12 mayısta yapılan sal­dırılarda kesin bir sonuç alınamadı. Surların altına açılan lâğımları BizanslIlar buluyorlar, etkisiz duruma getiriyor­lardı.

  1. Mehmet, genel saldırıya geçmeden önce, imparatora yaptığı barış önerisinde :
  • Şehrin teslim edilmesi,
  • İmparatorun yakınları ve hâzinesi ile istediği yere gitmesi veya Mora despotluğunu kabul etmesi,
  • Halkın da gitmek ve kalmakta serbest olduğunu bil­dirdi. Şehir savaşla alınacak olursa, halkın tutsak edileceği­ni ayrıca belirtti İmparator buna karşılık vergi vermek öne­risinde bulundu. Böylece, bu girişimden bir sonuç alınama­dı.

BizanslIlar, artık eskisi gibi surlan onaramıyorlardı. Edirnekapı ile Topkapı arasında, top gülleleriyle oldukça ge­niş gedikler açılmıştı. Şehrin savunmasına katılan Latinlerle Rumlar arasında anlaşmazlık çıkmıştı. Türk kuvvetleri, 29 Mayıs 1453 salı günü karadan ve denizden saldırıya geçtiler. Yeniçerilerden Ulubatlı Haşan, sağ elinde palası, sol elinde kalkanı olduğu halde sura çıktı. Daha başkaları da onu izle­di. Bu ilk çıkanları, Bizans askerleri öldürdüler. Ulubatlı Ha­şan surdan aşağı düştü. Yukarıdan atılan ok ve taşlarla şehit oldu. Fakat, bu yiğit öncülerin davranışları boşa gitmedi Türk bayrağı surlara dikildi Türk askerlerinin surlardan içeri girmesi Bizans’ı savunanların paniğe kapılmasına neden ol­du. İmparator Konstantin, çarpışma sırasında öldü. İstanbul o gün Türk askerinin kahramanlığı ve II. Mehmet’in güçlü davranışı ile ele geçirildi. Bu başarısından ötürü genç padişa­ha Fatih unvanı verildi.

  1. Mehmet, Topkapı’dan şehre girerek Ayasofya’ya gitti. Burada toplanmış olan halk, başlarında patrik olduğu halde yerlere atılarak ağlaştılar. II. Mehmet, onlara iyi davrandı; korkmadan evlerine gitmelerini istedi. Şehzade Orhan’ı yaka­latarak öldürttü. Çandarlı Halil Paşa’yı tutuklattı, bir süre sonra idam ettirdi.

Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’da kısa sürede güvenliği sağladı. Halkın, din ve geleneklerine bağlı kalarak iş ve sanatlarıyle uğraşa bileceklerini açıkladı. İlk cuma namazını ca­miye çevirdiği Ayasofya’da kıldı. Rumlara, din başkanı ola­rak bir patrik seçmelerini bildirdi. Aday gösterilen ve değer­li bir din adamı olan Gennadios’u patrik atadı. İstanbul’un şenlenmesi için önlemler aldı. Burası, bir süre sonra Osmanlı devletinin başkenti olda Fatih Sultan Mehmet, yirmi gün ka­dar İstanbul’da kaldıktan sonra Edirne’ye döndü; büyük bir zafer alayı ile şehre girdi.

İstanbul’un alınması, Osmanlı devletinin her yönden ge­lişmesini sağladı. Bu Türk devleti için yeni bir dönem baş­ladı.

  1. Mehmet, bundan sonra Avrupa ülkelerinde Türklere karşı yapılan toplantıları ve papanın kışkırtmasıyle kurulan birlikleri izlemeye başladı. Bu gibi davranışlara karşı önlem­ler aldı. Venedik Cumhuriyeti ile bir antlaşma yaparak on­lara ticaret serbestliği tanıdı. Kendisine baş vuran Ceneviz- lerle de bu yolda bir antlaşma yaptı. Bal kani ardaki Türk ül­kelerinin güvenliğini koruyabilmek için Tuna ırmağına kadar olan yerlere egemen olmayı gerekli görüyordu.

Önce, Sırplarla olan sorunu çözmeye karar verdi. Sırp- lar, I. Murat zamanında Osmanlı devletinin egemenliği altı­na girmişlerdi Sırp kuvvetleri, Türk ordusu ile birlikte sa­vaşlara katılıyordu. Fakat Sırplar, fırsat buldukça düşmanlık yapmaktan geri Kalmıyorlardı. II. Murat zamanında, daha önce Türklerin eline geçmiş olan yerleri Edime – Segedin antlaşmasıyla geri almışlardı (1444). İkinci Kosova savaşmdan (1448) sonra da bazı kaleleri ele geçirmişlerdi. Sırpların, Os­manlIlara karşı Macarlarla anlaşmaları üzerine, II. Mehmet sefere çıktı. Sırplardan birkaç kale aldı. Bir yıl sonra yap­tığı ikinci seferde Güney Sırbistan’daki Novoberdo ve Tîrbiçe kalelerini ele geçirdi 1456’da büyük bir ordu ile Belgrad üzerine yürüdü. Bu kale kuşatıldı. Tuna ırmağında ilerleyen Osmanlı donanması yenilgiye uğradı. Türk yaya birlikleri Belgrad’m varoşlarına girdikleri sırada, Hunyadi Yanoş yar­dıma yetişti ansızın saldırıya geçerek Türk kuvvetlerini boz­du. Düşman, Osmanlı ordusunun karargâhına kadar ilerledi. II. Mehmet, bu tehlikeli durumda üç düşman erini kendi eliyle öldürdü. Cesareti artan asker, karşı saldırıya geçerek düşmanı geri çekilmek zorunda bıraktı. Çarpışmalar sırasın­da; II. Mehmet yaralandı. Rumeli beylerbeyi Dayı Karaca Pa­şa şehit düştü. Belgrad alınamadı; ordu geri döndü. Hunyadi Yanoş’da yaralandı ve bir süre sonra öldü. II. Mehmet, Sır­bistan işini kesin olarak sonuçlandırmak kararında idi. Bü- vükvezir Mahmut Paşa, Sırbistan’ın birçok yerini ele geçir­di. Scmendlre, kuşatılarak alındı (1459). Belgrad dışında bü­tün Sırbistan Osmanlı imparatorluğuna katıldı.

Mora’da, son Bizans imparatoru Konstantin’in kardeşleri

İsparta ve Patros’ta despot olarak bulunuyorlardı. Bunlar, birbirleriyle iyi geçinemiyor larda. II. Mehmet, Mora halkının yakınmaları üzerine burayı almaya karar verdi. 1457’de ordu- suyle Mora üzerine yürüdü, ülkenin bir bölümünü eline ge­çirdi. 156G’da ikinci bir sefer daha yaptı. İsparta despotu teslim oldu. Patros despotu, çocukları ve yakınlarıyle birlik­te İtalya’ya sığındı. Burada Paleólogos hanedanının armasını, kızı üe evlenen Ru6 çan III. Ivan’a sattı. Atina ve Mora, Os­manlI devletine katıldı. Yalnız kıyılarda bulunan Modon, Koron gibi birkaç kale Venediklilerde kaldı. Buraları da daha sonra II. Bayezit zamanında alındı.

Eflak beyliği, daha önce Osmanlı devletine bağlanmıştı. Kendisine Kazıklı Vayvoda denilen Eflak Beyi III. Vlad, çok kötü yaradılışta idi. Öldürmek istediklerini kazığa vurdurur onların acı çekmelerinden zevk alırdı. Osmanlı hâzinesine ver­mesi gereken vergiyi göndermediği gibi II. Mehmet’in elçi­lerinin sarıklarını başlarına çiviletti. Hamza Paşa komuta­sındaki bir Türk birliğini de pusuya düşürerek askerlerin hepsini kazığa vurdurdu. II. Mehmet, 1462’de Eflak seferine çıktı. Tuna ırmağım geçti. III. Vlad, geceleyin Türk ordugâ­hına girip II. Mehmet’i öldürmek istediyse de başaramadı. Macaristan’a çekildi, orada hapsedildi. Yerine, OsmanlIlara bağlılık gösteren kardeşi Radul getirildi

Bosna kralı Stefan Tonıaseviç vergisini göndermedi. Ma- carlardan yana oldu. Semendire’yi de istedi. II. Mehmet, bu­nun üzerine Bosna’ya girdi. Kral yakalanarak öldürüldü. Bu­rası Osmanlı devletine katıldı (1463). Bosna halkı, Islâm di­nini benimsedi. Bu sefer sırasında Hersek kralı, Osmanlı yö­netimini kabul ettiğinden ülkesinin bir bölümü kendisine bı­rakıldı.

  1. Mehmet, uzun süre Arnavutluk işleriyle uğraşmak zo­runda kaldı, Osmanlı sarayında büyümüş, Osmanlı ordusun­da görev almış, sancakbeyliğine kadar yükselmiş, soylu bir

Arnavut ailesinden olan İskender Bey, II. Murat zamanında ordudan ayrılarak Amavutluka gitmiş çevresine topladığı kuvvetlerle ayaklanmıştı. İskender Bey, üzerine gönderilen üsmanh ordularını yenilgiye uğrattı. II. Mehmet, İstanbul’u aldıktan sonra Arnavutluk işine daha çok önem verdi Üze­rine gönderdiği kuvvetlerle İskender Beyi güç durumlara soktu. O da OsmanlIlara karşı Venedikliler, Napoli krallığı ve’Macarlarla anlaştı. II. Mehmet, 1465’de büyük bir ordu ile Arnavutluk’a girdi. Arnavutların savundukları sarp boğazlan ele geçirdi. İlbasan adiyle müstahkem bir kale yaptı ve geri döndü. 146 T de ikinci kez Arnavutluk seferine çıktı. Ele ge­çirilen kalelere kuvvet bıraktıktan sonra geri döndü. İsken­der Beyin hastalanarak ölmesinden sonra Kroya ve İçirodra alındı (1479). Böylece Arnavutluk işine son verildi.

  1. Mehmet, Anadolu’nun her yanını yönetimi altına al­mak, Karadenizi, Türk gölü haline getirmek ve Karadeniz ti­caret yolunu denetimi altında bulundurmak istiyordu. Önce Kuzey Anadolu’da Karadeniz kıyısında Cenevizlerin elinde bu­lunan Amasra’yı almaya karar verdi. Buraya büyükvezir Mah­mut Paşa komutasında 150 gemiden oluşan bir donanma gön­derdi Kendisi de kafadan ordu ile Amasra’ya doğru ilerle­di. Cenevizler, karşı koyamayacaklarım anladıklarından, ka­levi Osmanlılara bıraktılar (1461). II. Mehmet, bundan sonra Isfendiyaroğularından İsmail Beyin elinde bulunan Sinop üzerine yürüdü. İsmail Bey, savaş yapmadan Sinop’u teslim etti. Kendisine Filibe sancağı dirlik olarak verildi.

Dördüncü Haçlı seferi sırasında, İstanbul’un Latinler ta­rafından alınmasından sonra, Trabzon ve çevresinde bir Rum devleti kurulmuştu. Bu devletin imparatoru David Kcntnen, Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan’a güvenerek vergisini Os­manlI devletine göndermedi, ayrıca eskiden verilenleri  ge­ri istedi Bunun üzerine II. Mehmet, Gelibolu sancakbeyi Kâzım Bey ile Yakup Bey komutasında 300 gemiden oluşan

Türk donanmasını Trabzon üzerine gönderdi. Kendisi de. ordusuyle birlikte Trabzon’a doğru ilerledi.. Öncü birlikleri, Akkoyunlu devletinin elinde bulunan koyunhisar kalesini al­dılar. Uzun Haşan, Osmanlılarla savaşa hazır olmadığından, annesi Sara Hatunu II. Mehmet’e gönderdi. Onun aracılığı ile Osmanlı padişahını bu seferden vazgeçirmek istedi. II. Meh­met, verdiği karardan dönmedi. Ordu, sarp ve ormanlık yer­lerden geçerek Trabzon önlerine geldi. Şehir karadan kuşa­tıldı. Donanmada bir aydan beri Trabzon’u denizden çevir­miş topa tutuyordu. Savunmadan .bir sonuç alamayacağını anlayan David Komnen, Türk ordusuna geldi Kendisine iyi davranıldı. Şehri ve kaleyi teslim etti (1461). Böylece iki }üz elli yıl kadar süren Trabzon Rum devleti, ortadan kaldırılmış oldu.

Karamanoğlu İbrahim Beyin ölümünden sonra, oğulları arasında anlaşmazlık çıktı (1463). Fatih Sultan Mehmet ve Uzun Haşan, bu beyliğin içişlerine karıştılar. OsmanlIlardan yardım gören Pir Ahmet Bey, Karamanoğulları hükümdarı oldu. Fakat Pir Ahmet Bey, bir süre sonra OsmanlIların Ve­nediklilerle savaşmasından yararlanmak istedi. OsmanMara bıraktığı yerleri geri almaya kalkıştı. Venediklilerle de anlaş­tı. II. Mehmet, Pir Ahmet Beyin bu davranışı üzerine, Karmanoğullarına karşı sefere çıktı; Konya’yı aldı. Bu beylik halkının bir bölümünü İstanbul’a gönderdi (1466). Pir Ah­met Bey ile kardeşi Kasım Bey, Toroslara çekilerek diren­meye çalıştılar; Osmanlı devletini bir süre daha uğraştırdı­lar. II. Bayezit zamanmda Cem olayına karıştılar. Osmanlı­lar, ancak 1487 yılında Karamanoğullarmı ortadan kaldıra- bildiler.

Akkoyunlu devletinin hükümdarı Uzun Haşan Bey (Ha­şan Padişah), kazandığı başarılarla Irak, İran ve Azerbeycan’ıele geçirmiş, büyük bir imparatorluk kurmuştu. Osmanlı devletini de yenebileceğini sanıyor, kendini Timur kadar güç­lü görüyordu Öte yandan Karamanoğulları ve Venedikliler. Uzun Hasan’ı OsmanlIlara karşı kışkırtıyorlardı. Doğuda, Osmanlıların genişlemesine engel olabilecek yalnız o vardı. Uzun Haşan, Karamanoğullanna yardım etmek için elli bin kişilik bir kuvveti, Yusufça Mirza komutasında Anadolu’ya gönderdi. Tokat ve Kayseri’yi ele geçiren bu Akkoyunlu or­dusunu, Konya valisi şehzade Mustafa ağır bir yenilgiye uğ­rattı (1472)Uzun Haşan, Osmanlılarla savaş halinde olan  Venediklilerle anlaştı. Onlardan, top, tüfek ve topçu ustası gönderilmesi isteğinde bulundu. Osmanlılarla yapacağı sava­şı haklı göstermek için de Sivas ile Trabzon’un kendisine verilmesini istedi. Bunun üzerine Fatih Sultan Mehmet, Uzun Hasan’a ağır bir karşılık verdi. Onu, ilkbaharda savaşa çağır­dı. Uzun Hasan’ın düşmanlığına son vermek ve doğu sınır­larını güven altına almak için yüz bin kişilik bir ordu ile yürüyüşe geçti. Öncü kuvvetler arasındaki savaşlarda, Akfco- yunlular önemli bir başan kazandılar. İki ordu, Erzincan’ın kuzeydoğusunda Otlukbeli denilen yerde karşılaştı. Osmanlı ordusunun merkezinde Kapıkulu askeriyle Fatih Sultan Meh­met, sağ kolunda şehzade Bayezit, sol kolunda şehzade Mus­tafa bulunuyordu. Akkoyunlu ordusunun merkez kuvvetlerine

Uzun Haşan, sağ kola oğlu Kör Zeynel Mirza, sol kola öteki oğlu Uğurlu Mehmet Mirza komuta ediyordu. Savaş, 11 Ağus­tos 1473 çarşamba günü yapıldı. îlk başarıyı Osmanlı ordusu­nun sağ kolu sağladı. Fakat bütün saldırı, Uzun Hasan’m bu­lunduğu Akkoyunlu ordusunun merkezine yöneltildi. Bul ası top ve tüfek ateşine tutuldu. Akkoyunlu ordusu bozuldu. Uzun Haşan güçlükle kaçabildi. Oğlu Kör Zeynel Mirza Öldü. Osmanlı ordusu, süah üstünlüğü ile birkaç saat içinde, atlı birliklerden oluşan Akkoyunlu ordusunu yenilgiye uğrattı. Bundan sonra Akkoyunlu devleti dağıldı.

  1. Mehmet, Yıldırım Bayezit zamanında gelişmeye baş­lamış olan denizciliğe önem verdi. Güçlü bir donanma oluş­turulmasına ve iyi denizci yetiştirilmesine çalıştı, önce, kıyı­lara yakın olan adaların ele geçirilmesine başlandı. Fakat, Avrupa devletlerinin donanmalarıyle engel olmaları yüzünden bu iş kolay olmadı. Osmanlı ülkesine katılan adalar elden çıktı; yeniden alındı. Birkaç kez el değiştirdikten sonra ke­sin olarak Osmanlılarda kaldı. İlk olarak bir Cenevizli aile­nin yönetiminde bulunan Gökçeada (İmroz), Sema direk ve Taşoz alındı. Limni ve Midilli adaları, uzun süren uğraşma­lardan sonra ele geçirildi

OsmanlIların Bosna, Arnavutluk ve Mora’daki başarıları, Venediklileri kuşkuya düşürdü. Bunlar, papanın da kışkırtmasiyle İskender Bey ve Macarlarla antlaşma yaparak Osman­lılara savaş açtılar (1463). Mora’da Türklere karşı saldırıya geçtilerse de yenilgiye uğradılar. Adalara karşı yaptıkları gi­rişimlerde başarı kazanamadılar. Mahmut Paşa komutasın­daki 300 gemiden oluşan Türk donanması, Eğriboz adasını Venediklilerden aldı. Macarların ve İskender Beyin, Osman­lIlarla yaptıkları savaşlarda yenilgilere uğramaları üzerine, Venedikliler kendileriyle birlik olacak devletler aradılar. Napoli krallığı, papalık ve Venedik donanmaları birleşerek Anadolu kıyılarına saldırılarda bulundular. Antalya ve İz­mir’i yağma ettiler (1471 – 1473). Osmanlılarda buna karşılık, karadan Venedik topraklarına akınlar yaparak çok sayıda tutsak aldılar. Venediklilerle savaş 1474 yılına kadar sürdü. Uzun Hasan’m yenilgiye uğraması ve öteki devletlerin birlik­ten ayrılmasından sonra, Venedikliler banş istemek zorun­da kaldılar. Yapılan antlaşmaya göre, Venedikliler ve Osman­lIlar, birbirlerinden aldıkları yerleri geri vereceklerdi. Yalnız Arnavutluk’taki Kroya, İşkodra ve çevresi Osmanlılarda ka­lacaktı. Venedikliler, ticaret serbestliğine karşılık Osmanlı hâzinesine her yıl 10 000 altın vergi vereceker ve eski borç­ları olan 100 000 altını iki yılda ödeyeceklerdi. İki taraf da tutsaklar serbest bırakacaktı.

Bu sırada Kırım hanlığı karışıklık içinde bulunuyordu. Kırım’da ve Azak denizi kıyılarında Cenevizlerin kolonileri vardı. Fatih Sultan Mehmet, Karadeniz ticaret yolunun gü­venliğini sağlamak amacıyle Kırım’ı yönetimi altına almaya karar verdi Gedik Ahmet Paşa komutasında 300 gemiden olu­şan bir donanmayı, 70 000 kişilik bir ordu ile Kınm üzerine gönderdi (1475). Cenevizlerin elinde bulunan Kefe, kuşatma­nın üçüncü günü teslim oldu; çok sayıda tutsak alındı. Daha sonra Don ırmağı ağzında bulunan Azak ve Menküp kaleleri ele geçirildi. Kırım hanlığı da Osmanlı devletine bağlandı (1477).

Napoli krallığı, Venediklilerle birlik olarak Osmanlı dev­letine karşı yapılan deniz savaşlarına katılmıştı. II. Mehmet, bu düşmanca davranışı karşılıksız bırakmamak için, Gedik Ahmet Paşa komutasında güçlü bir donanmayı İtalya üzerine gönderdi Zanta, Kefalonya, Ayamavra adalan kolayca ele geçirildi. Ertesi yıl, İtalya’nın güneyinde bulunan Otranto şehri zorlu bir kuşatmadan sonra alındı (1480). İtalya halkı, büyük korku içinde kaldı. Gedik Ahmet Paşa burada bir kale yaptırdı. Amacı, Napoli’ye kadar ilerlemekti. Fakat, bu sırada II. Mehmetln ölmesi, İtalya seferinin yarıda kalmasına ne­den oldu.

Anadolu’nun güneybatısında bulunan Rodos, Sen Jan şö­valyelerinin yönetiminde idi. Bu ada askerlik ve ticaret bakı­mından çok önemli bir yerde bulunuyordu Rodos şövalye­leri, korsanlık yaparak bölgede güvenliği bozuyorlardı. II. Mehmet, Rodos’u almak için buraya Mesih Paşa komutasın­da bir donanma gönderdi. Adaya çıkarma yapıldı. Surlar yı­kılıp Rodos şehrine girildi ise de Mesih Paşanın gerekli şe­kilde davranmaması yüzünden sonuç alınamadı (1480). Üç ay süren Rodos kuşatması kaldırıldı. Donanma İstanbul’a döndü.

  1. Mehmet, Memluklere karşı sefere çıkmak üzere, Ka­pıkulu askeriyle birlkite Üsküdar’a geçti Birkaç gün sonra ordu yola çıktı. Gebze yakınlarında Hünkârçayın veya Tekirçayın denilen yerde hastalığı arttı; elli bir yaşında iken öldü. II. Mehmet’in zehirlendiği ileri sürülmüşse de bunun doğru olmadığı anlaşılmıştır.

İyi bir öğrenim görmüş olan Fatih Sultan Mehmet, atıl­gan, cesur, yorulmak bilmez, kararlı ve güçlü bir devlet ada­mı idi. Dost ve düşmana büyük bir hükümdar olduğunu ka­bul ettirdi. Padişahlığı otuz yıl sürdü. Savaş yapmadan bir yıl geçirmedi Fakat her zaman, kimi bir saldırıyı karşıla­mak, kimi bir entrikayı bozmak, kimi de bir hainliği ceza­landırmak gibi haklı bir nedenle savaş açtı. Bir yıl Fırat ır­mağı boylarında, öbür yıl Tuna ırmağı kıyılarında göründü. Yirmi beş seferde ordusunun başında bulundu. Osmanli im­paratorluğuna on sekiz ülke kattı.

Fatih Sultan Mehmet, birkaç yabancı dil biliyordu. Ede­biyata meraklı ve şairdi. İleri görüşlü olup tutuculuğu yoktu. Bilginler ve düşünürlerle görüşür, onlara çeşitli konularda tartışmalar yaptırırdı. Başka ülkelerldeki değerli bilginleri, İstanbul’a getirtmek için elinden gelen her şeyi yapardı. Ün­lü astronomi ve matematik bilgini Ali Kuşçu, onun zamanın­da İstanbul’a gelmiştir. İtalyan Ressamı Bellini de İstanbul’a gelmiş, kendisinin‘resmini yapmıştır. II. Mehmet, daha ön­ceki padişahların koymuş oldukları kanunları toplatmış bun­lara kendisinin hazırlattığı kanunları da ekletmiştir. II. Meh­met, İstanbul Üniversitesinin bulunduğu yerde Eski sarayı, Sarayburnu gerisinde de Yeni sarayı (Topkapı sarayı), Çinili köşkü, Fatih camisini (daha sonra bir ‘depremde yıkılmıştır) ve çevresindeki medreseleri, Çanakkale boğazında Kilitbahir ve Sultaniye kalelerini yaptırmıştır. Türbesi, yeniden yaptı­rılan Fatih camisinin yanındadır.

http://bilelimmi.com/16507-2/

http://bilelimmi.com/orhan-beyin-hayati/

http://bilelimmi.com/ii-murat-hayati/

http://bilelimmi.com/osmanli-devleti-yeni-baskentinde/

Bu yazı 159 kere okundu.
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

Kategoriler
http://bilelimmi.com/bilelimmi-com-hakkinda/ http://bilelimmi.com/iletisim/