EVİN TARİHÇESİ?

Paylaş
 

EVİN TARİHÇESİ?

EV, insanların tabiattan, düşmanlarından korunmak için meydana getirdikleri barı­naktır.

Sarınmak; insanların yaşamak için karşı­lamak zorunda oldukları başlıca üç ihtiyaç­tan biridir. Bpriların ilk ikisi yiyecekle gi­yecektir.

İnsanlarda korunma ihtiyacını uyandıran en önemli sebepler, çok soğuk, çok sıcak havalar, fırtına, rüzgâr, kar, yağmur, yıldı­rım gibi tabiat olayları, vahşi hayvanlar, böcekler olmuştur. İnsanlardan başka hay­vanlar da korunma, barınma ihtiyacını du­yarlar. İnsanlar da, ev yapmayı bilmeden Önce, hayvanların yaptığı gibi, tabiattaki barınaklardan faydalanırlardı. Ağaç kovuk­larında, yamaç oyuntularında, mağaralarda yaşarlardı. Hattâ bazı bölgelerde yeraltı çu­kurları kazarak oralarda otururlardı.

İnsanların yaptıkları ilk evler, gerek bilgi, gerek madde yetersizliğinden dolayı pek ba­sitti. Zamanla, bazı araçlar yapmasını öğren­dikten sonra, meydana getirdikleri yapılar da gittikçe gelişti. İnsanlar ev yapmak için çeşitli maddeler kullanmışlardır. Bunlar, bu­lundukları yöreye göre, ya ağaç dalları, ya kurutulmuş ot, ya çamur, ya da hayvan post­larıydı.

Medeniyet İlerledikçe İnsanlar yalnız ko­runmak için yaptıkları evleri yetersiz bul­maya başladılar. Hayatlarının çoğunu için­de geçirdikleri barınaklarının aynı zamanda rahat, kullanışlı, dayanıklı, güzel olmasını sağlamak İhtiyacım da duydular. En sonun­da, elektrik, temiz hava tertibatı, su, ısı gibi rahatlık unsurlarının da eklenmesiyle bugünkü evler meydana geldi.

Tarihte İlk Evler

İnsanların ilk evleri hangi tarihlerde yap­tıkları kesin olarak bilinmiyor, çünkü o zaman kullandıkları malzemeler, kil, ağaç kütüğü, hayvan postu gibi dayanıksız maddelerdi, bu İnsan topluluklarında yerleşme, ev yapma hareketi ancak çiftçiliği, ekin ekmeyi öğ­rendikten sonra başlıyabilmiştir. Bunun ilk önce hangi bölgede, hangi tarihte meydana geldiğini de bilmiyoruz. Bugün, kazılar sonu­cunda bulunan en eski evler, Cilâlıtaş Çağan­dan kalmadır. Bu çağın insanları evlerini ya düzlüklerde, ya da göl üzerinde yaparlardı.yüzden kalıntıları günümüze kadar gelemedi. Yalnız, İnsanlar hayvanları evcilleştirip çift­çiliğe başlamadan önce avlanarak yaşadığına göre, barınaklarının da bir yerden öbürüne taşınacak kadar basit ve hafif olduğu tah­min ediliyor.

Kazılarda Cilâlıtaş Çağı’na ait iki çeşit köy mey­dana çıkarılmıştır. Bun­lardan karalarda bulunan köylerin çevresi bir du­varla çevrilidir. Duvarın İçinde daire biçiminde, küçük kulübeler bulun­maktadır. Kulübeler ço­ğunlukla taştan, kilden, tahtadan yapılmıştır, pen­cereleri yoktur. Girişler, kolaylıkla örtülebllmesi için, çok dar ve alçak ya­pılmıştır. Kulübelerin te­pesi otlarla kaplanmıştır.

Bu çağın insanları evleri­ni ısıtmak için ateş ya­karlardı, dumanın dışarı çıkması için de damda bir açıklık bırakırlardı.

Kalıntılardan anlaşıdığına göre bu kulübeler bir, iki odalıydı, ya at nalı, ya da kare biçimindeydi.Cilâlıtaş Çagı’nm ikinci köy çeşidi göl üze­rinde olanlardır. Bunlar kazıklar üzerine ya­pılmış evlerden meydana geliyordu. Evler kille birbirine tutturulmuş tahtalardan yapı­lırdı. Çoğu iki, üç odalıydı.

Göl üzerinde kurulmuş olan bu çeşit ev­lere birçok bölgelerde Taşlanmıştır. O çağın insanları için evlerinin suyla çevrili olması, düşmanlardan, vahşi hayvanlardan koruna- bilmek bakımından çok faydalı oluyordu. Aynı zamanda, gölden balık avlıyorlardı. Bu­gün bile birçok ilkel insanlarda bu çeşit ev­ler görülüyor.

Eski Mısırlılarda. — M.Ö. 3000 yılı sıra­larında Mısırlılar medeniyette en ileri du­rumda olan milletlerden biriydi. Bu, Nll neh­rinin her yıl taşıp civarına zengin topraklar yığmasından, böylece çiftçilik İmkânları sağ­lamasından dolayı olmuştu. Mısır halkının fakirleri çok basit evlerde otururlar, hali vakti yerinde olanlar büyük evler yaptırır­lardı. Genel olarak; Mısır’da evler çamurdan, kilden yapılır, üzerleri palmiye dallariyle ör­tülürdü. Pencereler, hem güneşin içeri gir­mesine engel oisun, hem de sıcak havayı dı­
şarı vererek serinlik sağlasın diye duvarla­rın tavana yakın bölümünde açılırdı. Evle­rin dışındaki bir merdivenle dama çıkılırdı. O bölgenin şiddetli sıcağından dolayı ev hal­kı geceleri damda uyurdu. Her evin bahçesi bulunurdu; yemek orada pişirilirdi. Zengin­lerin evleri taştan yapılır, çok büyük olur, değerli eşyalarla süslenirdi.

Babîl ve Asur Evleri. — Fırat ve. Dicle ne­hirleri arasında bulunan vadi, gerek tahta, gerak taş bakımından fakir bir yöreydi. Bu yüzden, kullanılabilen tek yapı malzemesi, güneşte kurutularak yapılan tuğlalardı. Bu­rada evler çoğunlukla dikdörtgen biçiminde, İki katlı, düz damlı, küçük pencereli, dışa­rıdan merdivenli olarak yapılırdı.

Ege ve Yunan Evleri. — Çeşitli imkân­lar bakımından çok İleri olan Ege ve Yunan medeniyeti sayesinde bu yörede yaşıyan in­sanlar başkalarından çok mükemmel bina­lar yapabilmişler, en çok güneşte kuru­tulmuş tuğlalar, sağlam taşlar kullanmışlardır. Son kazılardan anlaşıldığına göre bu insanlar evlerine, kanalizasyon tertibatı, kil­den yapılmış borularla su tesisatı bile yapmış­lardı. Çoğunlukla ikî katlı olan bu evlerin merdiveni İçeridendi. Pencereler çok genişti, cam yerine par­şömenle kaplanırdı.

Sanat bakımından da çok İleri olan bu insanla­rın evleri aynı zamanda büyük bir zevkle yapıl­mıştı. Tapınaklarda olduğu gibi evlerde de sütunlara raslanıyor. Yalnız, Yu­nanlılar çoğu zamanları­nı dışarıda geçirdiklerin­den başka yapılara ver- dikleri önem ve özen ev­lerinde pek görülmez. Bunlar nispeten sade, küçük yapılardır, bir taşlığın çevresine top­lanmış odalardan meydana gelmiştir.

Roma Evleri. — Eski insanların yaptık­ları binalardan en çok Romalıfar’ın evleri hakkında bilgi edinmiş bulunuyoruz. Çünkü en çok onların yaptığı eserlerin kalıntıları günümüze kadar gelebilmiştir. Bu eserler­den anlaşıldığına göre Romalılar mühendis­likte çok ileriydiler, yaptıkları su yollariyle, evlerinin su ihtiyacını bile sağlamışlardı. Ro­ma halkının sınıfları arasında gelir bakımın­dan evleri de ona göre çok değişikti. Zen­ginler büyük köşklerde otururken fakirler tahtadan yapılmış çok katlı binalarda birkaç aile bir arada yaşarlardı.

Bîr Roma evi, çoğunlukla, bir taşlığı çev- reliyen birkaç odadan meydana gelirdi. Bu taşlığın bazı evlerde üzeri açık, yani avlu halinde olurdu. Yağmur yağdığı zaman bu­radan giren sular yerin altında bir sarnıçta toplanır, böylece su ihtiyacı karşılanmış olurdu. Büyük evlerde bazan ikinci bir taş­lık daha bulunurdu. Bu taşlık sütunlarla çev­rilir, ortasına bir çeşme yapılır, çeşitli hey­kellerle, çiçeklerle süslenirdi. Roma evleri­nin iç duvarları renk renk boyanırdı. Işığı gaz lâmbalariyle sağlarlardı. Romalılar, ta­rihle İlk defa, pencerelerde cam kullanmış­lardır.

İlk Avrupa Evleri. — Avrupa’ya yerleşen İlk kavimler duvarları kalastan, sivri damlı, fek katlı evler yaptılar. Duvarı meydana ge­tiren kalasların arasını kille doldururlardı. Sivri damlar kuzey bölgelerde daha çok kul­lanılırdı, çünkü kışları çok sert olan bu böl­gelerde karlar dik damlarda daha az topla­nıyor, eriyince de daha kolay akıyordu. Ev­ler büyükbir taşlığın çevresine sıralanan oda­lardan meydana geliyordu. Pencereler çoğun­lukla damda açılırdı. Düşmandan korunmak için de evlerin çevresine hendekler kazar­lardı.

Ortaçağ Evleri. — Avrupa’da şatoların ya­pılması Ortaçağ’da başlamıştır. Bu şatolar­da, genel olarak, duvarla çevrili geniş, bü­yük bir avlu, yüksek bir kule, uzun bir taş­lık, bu taşlığa açılan küçük, dar, birçok oda bulunurdu. Şato sahipleri, düşmanların­dan korunmak için, yapının çevresine kazdık­ları hendekleri suyla doldururlardı. Açılır-ka- panır bir köprü bu hendekleri aşmaya yarar­dı. 1300 yılından sonra şatolarda ocak yap­mak âdet oldu.

Şehirlerin kurulması üzerine, şatoların ye­rini daha küçük evler almaya başladı. Bun­lar ya taştan, ya da tuğladan yapılmış bir taban üzerine dikine konulan kalaslardan, bunların arasına yerleştirilen lâtalardan mey­dana geliyordu. Tavanlar çok yüksekti. Hal­kın geliri arttıkça bu çeşit evlere karşı rağ­bet de artıyordu. 1500 yıllarında bu evler İki, üç katlı olarak yapılmaya başladı.

Rönesans Devri. — Rönesans devrinde, Avrupa mimarlığında eski Roma tarzının et­kisi görülmeye başlandı. Bu etkinin en bü­yük özelliği bakıcım (simetri) anlayışıydı. Bir binanın iki yanı birbirinin aynı ola­rak yapılıyordu. Hattâ bir yana yapılan mer­diven mutlaka öbür yana da yapılıyordu. Za­manla buna o kadar önem verilmeye başlan­dı ki evlıı kullanışlı, zevkli olması artık göz önünde bulundurulmuyordu. 1730 yılların­dan sonra bu aşırı özen yavaş yavaş bırakıl­maya başlandı. Gene o. yıllarda odaların” du­varlarını süslü kâğıtlarla kaplamak moda oldu. Zarif ve rahat eşyalar kullanmak, pen­cerelere perde asmak, evin iç süslemesi bakı­mından en önemli yeniliklerdi.

Endüstri çayının başlaması Avrupa evle­rinin 1750’den sonra büyük değişikliklere uğramasına yol açtı, çünkü yapı malzemesi çok ucuzlamıştı. Ocağın yerini sobalar aldı, mum yerine gaz lâmbaları kullanıldı.

Bugünkü Evler

Ev yapımında inşaat bakımından en bü­yük ve önemli ilerlemeler, XIX. yüzyılda ma­kine gücü sayesinde mümkün olmuştur. Ma­kineler yapı malzemelerinin istendiği şekil­de ve miktarda elde edilmesini, ulaşımını ko­laylaştırmış, yapı usullerinin de gelişmesine yol açmıştı. Suyla, buharla işliyen bıçkı ma­kineleriyle kereste yapımı ucuzladı; çivi, demir çubuk gibi madenî malzeme fabrika­larda bol bol yapıldı; kanallar, buharla iş- llyen gemiler, trenler bu malzemelerin is­tenilen yere kolayca ulaştırılmasını sağladı.

Bugünkü evlerin yapılışında dış görünüşten çok, iç bölüm önemidir. Bu bölümün müm­kün olduğu kadar kullanışlı olmasına dikkat edilir. Modern evlerin yapımında birçok ye­ni mimarlık tekniklerinden faydalanılmak­tadır (Bk. Mimarlık).

Cam tuğlalar, kırılmaz camlar, çelik, alü­minyum pencere çerçeveleri, plâstik, mantar yer kaplamaları, plâstik duvar kâğıtları en son yapı malzemelerlndendir.

Bugün nüfus gittikçe arttığından, şehirler kalabalıklaştığından eskiden olduğu gibi boş arsalar bulmak kolay değildir. Bundan dolayı,nüfusun çok olduğu büyük şehirlerde, özel­likle iş yerlerinde çok katlı, çok daireli apart­manlar yapılıyor (Bk. Apartman). Böylece, belli bir arazi bölümünde bir aile yerine beş, oh, bazan yüz aile birden barınabiliyor.

Cağımızın medeniyet bakımından ileri olan ülkelerinde evlerin su, ışık, ısı ihtiyacı, ileri teknik imkânlar sayesinde mükemmel bir şe­kilde halledilmiştir. Bu arada, evlere, apart­manlara sıcak su tertibatı, kalorifer, soğuk hava tesisatı konuluyor.

Bugün ev yapımının en İleri şekli, «tak­ma ev» (prefabrikasyon) denilen yapı tekni­ğidir. Bu tekniğe göre, bir evin bütün bö­lümleri hazır olarak yapılıyor, sonradan ko­layca birleştirilerek İstenilen yerde ev ku­ruluyor.

Bu çeşit evlere, özellikle, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki yıllarda ihtiyaç duyul­muştur. Bombardıman edilmiş bölgelerin halkına bu sayede kısa zamanda barınak sağ­lanabilmiştir.

Böylece, bugünün insanları hayatın başlı­ca üç ihtiyacından biri olan barınma mesele­sini teknik gücüne dayanarak, başarılı bir şekilde çözebilmiştir.

Türkler’de Ev

Orta Asya Türkleri evlerini çoğunlukla kerpiçten yaparlardı. Taşı böl olan bölge­lerde ise kerplş yerine taş kullanılırdı. Türk- ler’in, daha sonra, Anadolu’da yaptıkları ev­lerde Orta Asya ev biçimleri görülmekle be­raber, iklim şartlarının değişikliği de göz önüne alınıyordu. Böylece, zamanla Orta As­ya etkileri tamamen kayboldu, Anadolu ev­leri meydana geldi.

Evlerin yapımında dayanıklı malzemeler kullanılmadığı için Türkiye’de bir veya iki yüzyıllık evlere pek az raslanıyor. Yapılan incelemelere göre, Türkiye’de belli başlı dört tip ev yapıldığı anlaşılıyor. Bu evler bulun­dukları bölgelere göre şöyle sınıflandırılabi­lir: 1 — Doğu Anadolu bölgesi evleri; 2 — Orta Anadolu ve Rumeli bölgesi evleri, 3 — Güney Anadolu bölgesi evleri; 4 — İstan­bul ve civarı bölgesi evleri.

Doğu Anadolu Evleri. — Doğu Anadolu’nun soğuk iklimine uyacak şekilde yapılan evler, sıcak bölgelerdekllere hiç benzemez. Evlerin çoğu taştan yapılmıştır, iki katlıdır. Tek katlı olanlar da varsa da bunlar kışın biriken karların altında kalmayı önlemek için top­raktan bir hayli yüksekte yapılmıştır. On kı­sımlarda fazla pencere yoktur. Damlar top­rakla örtülüdür; toplanan karların çabuk te­mizlenebilmesi, evin sıcak durabilmesi için bu çareye başvurulmuştur. Ocaklara, baca­lara çok önem verilir. Pencerelerin hepsi çift camlıdır, tavanlar yüksektir.

Orta Anadolu Evleri. — Anadolu köy ev­leri çoğunlukla kerpiçtendir. Üstleri toprak­la örtülüdür. Hemen hepsinin biçimi aynı­dır. Bunlar eski Hitit evlerine çok benzer.

Orta Anadolu’daki kasaba ve şehir evleri ise çoğunlukla şöyledir.: Kapıdan bir avluya girilir; buna «hayat» da denir. Evler iki katlıdır. Uç katlı olanlarına raslanırsa da ikinci kat bir asma kat biçimine büründüğü için kat sayılmaz. Alt kat, ahır, samanlık, ambar gibi kısımlara ayrılmıştır. Ust kata, daha çok, üstü açık bir merdivenle çıkılır. Üst katta bir yanı açık genişçe bir veranda (taraça) vardır. Yaz aylarında ev halkı da­ha çok burada oturur. İçerisi dışarıdan görülmesin diye bu sofalar sokak tarafına değil, arka tarafa yapılır. Soğuğu çok olan memleketlerde Edirne ve Rumeli’de bu sofa­lar camekânla kaplıdır. Gerektiği zamantar.

Esklmolur da evlerinin duvarlarım geniş buz kalıplarını üst üste getirerek örer­ler. Buzdan yapılan bu evler uzun müd­det kara, tipiye karşı koyacak sağlam­lıktadır.

 

camekânın pencereleri açılır. Odalar ekseri* yetle sokağa çıkıntılıdır, cephede, yanlarda pencereleri vardır.

Türk evlerinde tavan tezyinatına çok önem verilmiştir. Eski evler içinde bir tablo ka­dar güzel nakışlar işlenmiş tavanlara ras- lanır.

İstanbul Evleri. — İstanbul’daki Türk ev­lerinde avlu yoktur, bahçe vardır. Zemin ka­tında geniş bir sofa bulunur. Sofaya açılan odalar yemek odası, hizmetçi odası olarak kullanılır. Eskiden birinci kat haremlik, se­lâmlık olarak ikiye ayrılırdı. Büyücek evler­de bunlar ayrı ayrı bölükler halindeydi, iki bölüğün arasındaki taşlığa bir dönme dolap koyarlardı. Bu dolap sayesinde kadınlarla er* kekler birbirlerini görmeden evin içinde do­laşabilirlerdi. Her evin bîr baş edası var­dı. Burası evin efendisine, misafirlere mah­sustu.

Evlerin ikinci katları daima dışarıya taş­mıştır. Yer kazanmak için yapılan bu ilâve­lere «cumba» denilirdi. İkinci katın üstün­de geniş bir saçak da o katı yağmurdan, gü­neşten korur, damlar kiremit kaplı, basık­tır. Evlerin geniş sofaları sıcak yaz ayların­da çok işe yarar. Odalar çok geniş, bol pen­cerelidir. İstanbul evlerinde ocak pek na­dir görülür. Pencereler kafeslidir. Tavanlar tahtadır, çoğunda nakışsızdır.

Güney Anadolu Evleri. — Güney Anado­lu’da iklim başka bölgelerden daha sıcak ol­duğu için evlerin yapıları da ona göredir. Çoğu taştandır, duvarlar incedir, odalar bol pencereli, tavanlar yüksektir. İç bölümler bakımından ise öteki Türk evlerinden pek farkları yoktur.

Bu yazı 46 kere okundu.
Etiketler:
EVİN TARİHÇESİ?
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

Kategoriler
http://bilelimmi.com/bilelimmi-com-hakkinda/ http://bilelimmi.com/iletisim/