Eski Yunan ve Roma da Sanat

Paylaş
 

Eski Yunan ve Roma da Sanat

 Yunan ve Roma Çağında Anadolu tarihinin genel gelişme çizgisi nedir?

  • Demir Çağına girildikten sonra Anadolu kültürünü yönlendiren en güçlü gelişmeler Batı Anadolu sahillerinin küçük tarımsal İyon yerleşmelerinde başlamıştır. Önceleri geldikleri yörelerin kültürünü sürdüren bu küçük şehirler İ.Ö. 9. yüzyılda Panionion adı altında bir konfederasyon kur­muşlar ve 7. yüzyıldan sonra Anadolu’nun diğer sahillerinde de koloniler kurmağa başlamışlardır. Anadolu’nun eski kül­türlerinin etkisiyle gelişen bu İyonya uygarlığı İ.Ö. 6. yüz­yılda Grek dünyasının en önemli ürünlerini vermiş; Mile- tos, Efesos gibi şehirler felsefe, bilim, sanat alanlarında Antik dünyanın en başta gelen üreticileri olmuşlardır.

Grek şehirleri Lidyalı, Karyalı, Likyalılarla bir çeşit or­tak yaşantı sürdürürken, Anadolu İ.Ö. 546’da Lidya Krallığı­nın Persler tarafından ortadan kaldırılmasıyla aşağı yukarı ikiyüz yıl süre ile İranlıların egemenliği altına girmiştir. Böylece 6. yüzyılın ortalarından sonra Batı Anadolu Yunan uygarlığı içindeki öncülüğünü yitirmiştir. Bununla beraber

Pers egemenliği, İyonya şehirlerinin kültür alanında kendi geleneklerini sürdürmelerine mâni olmamıştır. Türkiye’de bu çağdan kalmış Pers etkileri gösteren ürünler azdır. Bu­na karşılık özellikle Pers etkisinin daha az hissedildiği Kar- ya gibi bölgelerde ve eski şehirlerin geleneksel ortamında Geç Yunan sanatının önemli örnekleri ortaya konmuştur.

  • İ.Ö. 334’te MakedonyalI İskender Çanakkale Boğa­zını geçip kısa bir sürede sadece Anadolu’da değil, fakat bütün Yakındoğu’daki eski devletleri ortadan kaldırdıktan sonra. Yunan dilli, fakat bütün Asya toplumlarının geçmiş uygarlık verilerini kapsayan sentetik bir kültür gelişti. Anadolu’da ortalama olarak İ.Ö. 300 – İ.Ö. 30 yılları arasın­da tarihlenen bu kültür çağına Hellenistik Çağ adı veril­mektedir. Batı Anadolu’da bu çağın en büyük politik örgütü Bergama Krallığı (İ.Ö. 262 – 133), Doğu Anadolu’da ise Selevkoslar Devletidir (İ.Ö. 312 – 65). Bitinya, Pontus, Kapadokya ve Doğu Anadolu’da Ermenistan Krallıkları bu yüz­yıllarda Anadolu’ya hâkim olan diğer politik kuruluşlardır. Pakat hiç birinin sanat ve kültürü hakkında Batı Anadolu kadar ayrıntılı bilgi sahibi değiliz.
  • Romalılar İ.Ö. ikinci yüzyıldan sonra yüzlerini Do­ğuya çeviriyorlar. Bergama Krallığı İ.Ö. 133’de topraklarını, son kralın vasiyetiyle, Roma’ya bağışlıyor. Bir süre Pontus devletinin ünlü kralı Mitridat’la uğraştıktan sonra, Roma­lılar Anadolu’nun büyük bir bölümüne hâkim oluyorlar. Bu sırada Doğu Anadolu İran’a hâkim olan Partların elindedir ve bütün Roma egemenliği süresince İranlılarla Romalılar arasındaki mücadelelere sahne olmuştur. Genellikle Batı ve Güney Batı Anadolu Roma çağında en çok gelişen bölgeler­dir. Eski İyonya ve Hellenistik çağ geleneği, yeni bir idare altında, Anadolu’ya özgü özellikleri olan bir kültür ve sana­tın ortaya çıkmasını sağlamıştır. Roma Sanatının en önemli verileri, özellikle İ.S. 2. yüzyılda Hellenistik devrin Milet. Efes. Bergama, Sardis gibi büyük merkezlerinde ve güney

 

Anadolu sahillerinin Perge, Aspendos, Side gibi şehirlerin­de yaratılmıştır.

İ.S. ikinci yüzyılda bu Roma Anadolusunda, güneyden gelen Hıristiyan dini, özellikle Aziz Pavlos’un çabalarıyla yayılmağa başlar. 330’da İmparator Konstantin’in Hıristiyan dinini resmen kabul edişi sonucu, Roma İmparatorluğunun her yerinde olduğu gibi Anadolu’da da, Pagan Çağı Kültü­rü, Hıristiyan Kültürüne dönüşmeğe başlamıştır.

Soru 12 : Yunan mimarîsinin gelişirdiği başka yapı tipleri hangileridir?

Yunan mimarîsi bağımsız şehirlerin Polis) sınırları içinde gelişmiş bir toplum yaşantısının ifadesi olarak, da­ha çok toplumsal fonksiyonlu yapılar mimarîsidir. Tapınak­lar, agoralar, tiyatrolar, şehir meclisleri, stadyomlar halkın tümüne hitap eden yapılardır. Bu yapıların bazıları klâsik Yunan Çağından sonra, Hellenistik ve Roma Çağlarında, ge­lişimlerini tamamlamışlardır. Yunan mimarîsi denildiği za­man bugün hatırlanan yapılar daha çok tapınaklar ve çev­relerindeki onlarla ilişkili hazine, propile (anıtsal kapı) gibi mimarî düzen itibariyle tapınaklardan çok farklı olmayan yapılardır. Yunan mimarîsi geometri, ölçü, oran üzerine ku­rulmuş, mükemmelliğini aynı biçimleri yüzyıllarca tekrar etmekle bulmuş bir sanattır ve bu mimarî biçimlenmenin esasını Sütun Nizamları teşkil eder. (bkz. Soru 13).

Burada klasik Yunan Sanatının geliştirdiği başlıca iki yapı tipini tanıtmakla yetineceğim.

  • Tapınak — Yunanlılar doğayı insan biçimine girmiş tanrılarla sembolleştirmişlerdir. Tapınaklar Tanrıların evle­ridir. Nitekim en eski tapınaklarla beraber Tanrı heykelleri de bulunmuştur. Halk bu tanrılara kurban ve adaklar sunar­dı. Tanrının evi olan tapınağa sadece rahipler girebilirlerdi. Halk ise adağını tapınak önünde bulunan sunaklara bırakır­dı. Bu yüzden de Yunan tapınakları içine girilmeyen ve dı-

 

Yunan tapınağı esas itiba­riyle içinde tanrı heykeli bulu­nan tek bir hacimden (Naos) ve onun önünde, yan duvarlar (an- tae) arasında bir giriş kısmın­dan (Pronaos) meydana gelir. Bazan giriş duvarları arasına sü­tunlar gelebilir. Böyle bir tapı­nak (in antis) adını taşır. Bunun önünde bir sıra daha sütun ko­nursa buna (prostil), aynı zaman­da Naos’un arka tarafında da sütun dizisi varsa (Amfipıos- til) denir. Bazan Naos’un arkasında ondan geçilen bir mu­kaddes oda daha bulunabilir. (Aditon). Tapınağın arkasında pronaosa benzer bir hacim varsa ona (Opistodomos) adı ve­rilir.

Naos’un ve diğer elemanların tek bir sıra sütunla her yandan çevrelendiği tapınağa Peripteros, eğer iki sıra sü­tunla çevrilirse Dipteros denir. Eğer naos ile tek bir sütun sırası arasında, çift sıra kadar geniş bir aralık olursa buna Sahte-Dipteros (Pseudo – Dipteros) denir. Bütün bu tapmak tipleri Anadolu’da ve Ege bölgesinde bundan önceki bölüm­lerde sözü edilen Megaron’lardan türemiştir.

Batı Anadolu’daki iyon üslûbundan (bkz. Soru 13) yapılan tapınaklar benzer öğelere sahip olmakla beraber, özel­likle, İ.Ö. Altıncı yüzyılda, Yunanistan’da bulunmayan ol­dukça değişik bir plan türü ortaya koymuşlardır: Boyutları çok büyük olan ve genellikle dipteros planlı olan bu yapı­larda, pronaos çok kolonlu derin bir hacim haline gelmiş,

üstü zor örtülen büyük naos açık bırakılarak bir çeşit iç avlu mey­dana getirilmiş ve bu avlunun ortasına Tanrının evi olan küçük bir tapınak konmuştur. Batı Ana­dolu tapınaklarının, bugün bazı­larının sadece anıları ve araştır­ma raporları kalan en ünlü ör­nekleri Samos (Sisam) adasın­daki Hera tapınağı (İ.Ö. IV. yy.). Efes’te Artemis tapınağı (İ.Ö. VI. yüzyılda yapılmış, IV. yüzyılda yanıp tekrar yapılmıştı) ve Milet civarında, bugün oldukça iyi bir durumda bulunan, Didima’da Apollo tapınağıydı. (IV. yüzyıl).

Anadolu’da Dorik üslûbunun önemli bir örneği Çanak­kale yöresinde Assos’ta İ.Ö. 530’da yapılmış olan Atena ta­pınağıdır.

  • Stoa ve Agora — Yunanca stoa, üzeri örtülü bir sütun sırası, revak anlamına gelir. Müstakil bir yapı olarak yolların kenarında ve meydanlarda yapılmıştır. Özellikle pazar meydanları olan Agoralarda çeşitli maksatlarla kul­lanılan, bu bir tarafı duvarla kapalı, diğer tarafı sütunlu yapılar. Yunan ve Roma şehirciliğinin önemli öğeleriydi. Etrafı muntazam stoalarla çevrili meydanların, ilk defa, İyon- ya’da Miletli Hipodamus’un uyguladığı birbirlerini dik ke­sen yollarla meydana getirilen şehir dokusunun bir parçası olduğu kabul edilebilir.
  • Sosyal amaçlı yapılar: Yunan uygarlığı özellikle toplumsal eylemleri barındıran birçok değişik işlevli yapı tipi ortaya koymuştur. Tiyatrolar —Roma çağı tiyatroları ile beraber anlatılacaktır— Müzik salonları (Odeion), Halk Meclisi toplantı salonları (Ecclesiasterion), Belediye Mec­lisi toplantı salonları (Buleuterion), kitaplıklar, stadyomlar özellikle belirtilebilir. Fakat önemli örneklerin hemen tümü Hellenistik Çağdan kalmıştır (bkz. Soru: 16).
  • Konutlar: Anadolu’nun geleneksel yapım tekniği olan taş temel üzerine kerpiç duvarla yapılan Yunan evlerinin en eski ör­neği Bayraklı (İzmir) kazılarında bulunmuştur. Bu ev tek bir odadan meydana gelmekteydi. Anadolu’da Yunan çağı ge­nellikle Megaron’u konut mimarîsinin esas öğesi olarak kul­lanmıştır. 9-7. yüzyıllardan en iyi korunmuş örnekler yine Bayraklı kazılarında ortaya çıkmıştır.

Revaklı (Peristil) ya da avlulu değişik Yunan çağı ev­leri içinde Anadolu’da Prostas’lı denilen tipi daha çok yay­gındır. Bir oda (oikos) ve önünde avluya açılan bir giriş bö­lümü (Prostas) bu evlerin esas çekirdeğini teşkil eder. Bu motife bir megaronla avlunun birleşimi olarak bakılabilir. Diğer odalar bu çekirdek çevresinde düzenlenir. Genellikle ev sokağa açılmaz. Sokak tarafında dükkânlar bulunabilir. Bir yan koridorla eve ve avluya geçilir (Prothyron). Evlerde erkeklere ayrılan büyük oda (Andron), kadınlara ayrılan oda veya bölümler (Gynaikonitis), mutfak; yemek odası, ha­mam için özel odalar olabilir.

Bu evler ve onların ortogonal bir sisteme göre yapı adaları içinde yer­leşmesinin en ilginç örneğini Priene vermektedir. (I.Ö. 4. yüzyıl ve daha sonra).

Peristil’li evler daha zengin ko­nutlar, saraylar için kullanılmıştır. Bergama’da II. Eumene’in evi peristil tipinde yapılmıştır. (İ.Ö. 2. yüzyıl)

İskender Çağı öncesinden kalmış ilgi çekici yapılar arasın­da İ.Ö. Beşinci yüzyılda yapılmış bir mezar olan Ksantos’da (Likya) Nereid anıtı (heykelleri British Museum’dadır). İ.Ö.
Anadolu’da Pers istilâsı Altıncı yüzyılda görülen önemli mimarî gelişmeye mâni olmuşa benzemektedir.

350’de Karya Kralı Mausolos namına yapılmış olan ve eski dünyanın yedi ünlü anıtından biri olan Halikarnas Mozolesidir. Eski Mısır piramitleriyle Yunan sütun nizamlarının sentezinden meydana gelen bu büyük mezar yapısı ünlü Yunan mimarlarından Piteos ta­rafından yapılmıştı.

Soru 13 Antik Çağ mimarîsin­de mimarî nizam ne­dir? Başlıca mimarı nizamlar hangileridir?

Antik Çağ mimarisinin en önemli mimarî elemanı sü­tundur. Çünkü mimarîyi üstüste malzemeyi yığarak yapan ilkel teknolojik ortamda, yapıcılar için en büyük başarılar­dan biri taşıyıcı mimari öğelerin küçük boyutlara indirge- nebilmesiydi. Bu açıdan Eski Mısır, Yunan, Pers mimarî­lerinde sütun büyük bir duyarlıkla kullanılan önemli bir ele­mandı. Bir ‘Sütun Nizamı’, başka bir deyimle bir sütunla onun üzerine konan kirişten meydana gelen düzen, ‘Mima­rî Nizam’ adını almıştır. Çünkü herhangi bir mimarî tasarı­nın uygulanmasında yapıya karakter veren başlıca öge olu­yordu.

Dorik Nizam

A : Saçaktık B : Sütun C : Korniş D : Friz E : Aışitrav F : Başlık G : Sütun gövdesi 1 : Damlalık

  • : Metop
  • : Triglif
  • : Abaküs | : Ekinus
  • : Yivler

Yunanlılar üç mimarî nizam yaratmışlardır. Bunların en eskisi Yunanistan’da ortaya çıkmış olan Dorik nizamdır. Ge­lişmiş şekliyle kaidesiz ve yivli bir sütun, iki parçadan meydana gelen bir sütun başlığı ve sütunların taşıdığı önce düz (arşitrav) sonra süslü bir ki­riş (Friz) ve bunların taşıdığı bir kor­nişten meydana gelir.

Batı Anadolu’da, İyonya’da, İ.Ö. 6. Yüzyılda ortaya çıkan ‘İyon Niza­mı’, Dor’a göre, proporsiyon bakımın­dan daha ince, daha dekoratiftir. İyon Nizamında bir taban (kaide) üzerine
oturan sütunun yivleri, Dor’daki gibi, keskin ayrıtlarla değil, düz silmelerle birbirlerinden ayrılırlar. Sütun başlıkları he­lezon şeklinde köşe kıvrımları (volute) ve başka motiflerle süslüdür. Kiriş (arşitrav) iki veya üç parçadan oluşur. İyon başlık biçiminin Geç Hitit Sanatından esinlenmiş olduğu anlaşılmaktadır.

Korint nizamı diğer ikisine göre daha geç ortaya çı­kar. Anadolu’da Hellenistik Çağda gelişmiş, özellikle Ro­ma Çağının en çok kullandığı nizam olmuştur. Korint niza­mının en önemli özelliği, sütun başlıklarının akant bitki­sinden esinlenmiş yapraklarla süslenmiş olmasıdır. Sonra­dan Romalılar Korint ve İyon nizamlarını karıştırarak ‘Kom- pozit’ adı verilen bir karma nizam yaratmışlardır.

İyon Nizamı

Genellikle beşik çatı ile örtülen Yunan ve Roma tapı­naklarında ve diğer yapılarda çatıların dar kenarlarını kap­sayan üçgensel yüzeyleri (Fronton) süsleyen kabartmalarla beraber, bu plastik kolon dizileri Antik Çağ yapısının fiz­yonomisini tesbit eden en önemli öğeler olmuş ve Batı kül­türünde, çok yakın çağlara kadar, mimari tasarımı etkile­miştir.

Anadolu Antik Çağ mimarları özellikle kendi yarattık­ları ve geliştirdikleri İyon ve Korint nizamlarını Dorik ni­zama tercih etmişlerdir.

Bu yazı 54 kere okundu.
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

Kategoriler
http://bilelimmi.com/bilelimmi-com-hakkinda/ http://bilelimmi.com/iletisim/