Dünyanın Gözünde Kurtuluş Savaşı

Paylaş
 

Dünyanın Gözünde Kurtuluş Savaşı

 

Anadolu’da kazanılan bağımsız­lık savaşı hem Osmanh’dan ge­len halifelik geleneğiyle bir İs­lam ülkesi sayılan Türkiye’nin diğer İslam ülkelerine bir örnek teşkil et­mesini sağlamış, hem tüm dünya liderle­rinin gözünde örnek alınması gereken bir askeri ve diplomatik başarı olarak kayde­dilmişti.

İşgal döneminde İtilaf Devletleri’nin tavır­ları, bir İslam ülkesi olup İngiliz sömür­gesine karşı bağımsızlık mücadelesi veren Hindistan’da yoğun tepkilere yol açmış. Hindistan’ın bu tulumu karşısında paniğe kapılan İngiliz yetkilileri. Türkiye ile so­runların çözümlenememesi halinde bu iş­galin tüm İslam ülkelerinin tepkisine yol açacağından endişe etmeye başlamışlar­dı. Hindistan Mondros Ateşkesi ve Sevr Antlaşmasının imzalanmasının ardından “Hilafet Hareketi” diye adlandırılan ol­dukça şiddetli ve etkin bir harekete evsa- hipliği yapmıştı.

  1. Dünya Savaşı süresince Türkiye’nin par­çalanmaması gerektiği yönünde demeçler vermiş olan Hintli lider ve düşünce ada­mı Mahatma Gandi. 9 Mayıs 1919 tarihin­de Hindistan’ın önemli şehirlerinden biri olan Bombay’da düzenlediği bir toplantı­da Türkiye’nin işgaline dair düşüncelerini açıklamış, bir diğer konuşmada da Hindu- lara işgal altında olan Türkiye’ye yardım etme çağrısında bulunmuştu. Ağa Han, Aftah Han ve Yusuf Ali gibi Hintli lider­ler de bu savaşımda Türkiye’nin yanında yer aldıklarını açıklamışlardı. Aynı yıl, 24 Mayıs’ta I-ondra’da toplanan Müslüman Hintlilerin düzenlediği mitingde Türkiye topraklarındaki işgalin kaldırılması ge­rektiğine dair karar alınmış ve alınan ka­rar Paris Barış Konferansı’na sunulmuştu. 1919 Eylül’ünde Hilafet Komitesi’nin dü­zenlediği mitinge on bin Müslüman ka­tılmış, mitingde konuşma yapan Gandi. Hint-Müslünıan birliğine destek verdiği­ni açıklayarak Hindistan’da barışın sağ­lanmasının Türkiye’deki sorunun çözümIenmesine bağlı olduğunu vurgulamıştı. Gancli’nin Bombay Chronicle gazetesinde yayımlanan yazısında ayrıca, “Müslüman Türkiye’nin parçalanması karşısında sus­kun kalınamayacağı” ifade ediliyordu.

Hindistan’daki tepkiler Türk cephelerin­den gelen zafer haberleriyle birlikte sevin­ce dönüşüyor, ülkenin ileri gelenlerince Türkiye’ye gönderilen mesajlarda Musta­fa Kemal ve silah arkadaşlarından övgüy­le söz ediliyordu. Hintli lider P.J. Nehru, büyük zaferin ardından neler yaşadıkla­rını “Mustafa Kemal’in Yunanlılara karşı zaferini duyunca, bunu ne büyük neşeyle kutlamıştık. Pek çoğumuz Lucknow Dist­rict Goal Hapishanesi’ndeydik. Türk zafe­rini. hapishane barakalarını şununla bu­nunla süsleyerek kutlamış, dahası o gece ışıklandırmaya bile girişmiştik” sözleriyle anlatıyordu. Türk topraklarında kazanılan zaferlerin ardından Hindistan sokakları Atatürk resimleriyle süsleniyor, bazı okul­lara Mustafa Kemal Paşa adı veriliyordu.

Afganistan da Türkiye’de yaşanan geliş­melerden yakından etkilenen bir ülkey­di. Bekir Sami Bey başkanlığında Sovyetler Birliği’ne gönderilen ilk Türk heyeti orada Afgan heyetiyle bir araya gelmiş, 1 Mart 1921 tarihinde iki ülke arasında bir dostluk antlaşması imzalanmış, bu antlaş­mayla iki devlet birbirini resmen tanımış­tı. Kurtuluş Savaşı devam ettiği sırada Af­ganistan’da binlerce kişilik gruplar duaya çıkıyor, Afgan Elçisi Ahmet Han “Kutsal İslam toprağına adım atlım” diyerek Tür­kiye’ye giriyordu.

Afgan lideri Emanullah Han ise, ülkesi­ni çağdaşlaştırma çabasında diğer birçok lider gibi Türkiye’yi örnek almış, bura­da yapılan devrimleri kendi topraklarına uyarlamaya çalışmıştı. Bir diğer İslam ülkesi olan İran ile Türkiye arasında dönem dönem yaşanan sorunlar özellikle İran’daki yönetimin değişmesi. 1923 yılında Ahmet Rıza Han’ın hükümet başkanı olmasıyla havasını değiştirmişti; zira Rıza Şah baştan beri Türkiye’de ya­şanan mücadeleyi ve devrimleri ilgiyle iz­lemekte ve Mustafa Kemal’e yakınlık duymaktaydı.

Diğer Arap ülkeleri de Türkiye’de yaşanan gelişmeleri yakından izliyor, bildiriler ya­yınlıyor. Mustafa Kemal ile iletişim kur­manın yollarını arıyor, yeni yönetim bi­çimine ilişkin övgülerini her fırsatta dile getiriyorlardı. Afrika kıtası da bu gelişmelerin dışında kalmıyor, çeşitli ülkelerde Türk Kurtuluş Savaşı’nın etkisiyle yeni girişimler başlı­yor, halklar bağımsızlıklarını sağlamak üzere harekete geçiyordu. Örneğin Mısır, İngiliz emperyalizmine karşı bir ulusal hareket örgütlüyor, ülkede yayımlanan ga­zetelerde Mustafa Kemal’in Doğu için bir ışık olduğu, eşi bulunmaz devrimler ger­çekleştirdiği. halkları gaflet uykusundan uyandırdığı yazılıyordu.

Mısır devlet adamı Enver Sedat, bir açık­lamasında Türkiye’deki Kurtuluş Sava- şfnın emperyalizme direnen her ulus için bir örnek teşkil ettiğini. Mısır’da devrim yapan genç subayların bu örnek üzerinden hareket ettiklerini bildiriyordu.

Yine Tunus ve Cezayir de Türkiye devrimlerinden izler taşıyor, Tunus Devlet Başka­nı Habib Burgiba, Anadolu’da kazanılan zaferlerin ardından kendisinin de kendi ulusunu seferber etme, mücadeleye çağır­ma isteğiyle dolduğunu anlatıyordu.

İslam ülkeleri dışındaki ülkelerde de Mustafa Kemal’in ve Anadolu’nun başa­rısı en nihayetinde övgüyle karşılanıyor, hatta kimi liderler bazı itiraflarda bulu­nuyorlardı.

Bir gün Dolmabahçc Sarayı’na gelen Yu­goslavya Kralı Aleksandr, her türlü pro­tokol formalitesini bir kenara bırakıp Paşa’yla görüşmek istediğini bildirmiş, yapılan görüşmede hemen bir dostluk ku­rulmuştu. Hatta bir ara kral yavaşça ‘‘Size bir sır ifşa edeyim ekselans. Eğer bazı Av­rupa devletlerinin vaatlerine aldanmış ol­saydım. Yunanlıların yerine Anadolu’ya biz çıkacaktık’’ deyince, şakayla karışık ‘‘Geçmiş olsun majesteleri!” cevabını al­mıştı.

Daha savaşın ilk yıllarından beri Anka­ra Hükümeti ile bir yardımlaşma ilişkisi­ne giren Bolşevik liderler de Kurtuluş Savaşı’nı övgüyle karşılıyor, her fırsatta bu övgülerini dile getiriyorlardı. Örneğin 27 Eylül 1922 tarihli toplantısında Komü­nist Enternasyonal Yürütme Kurulu ya­yınladığı “Türkiye Halkına Barış, Avrupa Emperyalizmine Savaş” başlıklı bildiri­de. Türkiye halkının peşpeşe savaşlardan bitkin düşmüş olduğu halde silaha sarıla­rak sürdürdüğü mücadele sonucunda ca­nını kurtarmasını bildiğini, Anadolu’yu yabancılardan temizlediğini vurguluyor, ‘Türkiye halkına özgürlük ve barış” slo­ganı atıyordu.

Mustafa Kemal Paşa’nın daha genç bir as­ker olarak Anadolu’ya adım atarken he­deflediği kurtuluş mücadelesi sonunda hayal olmaktan çıkıp gerçeğe büründüğü gibi, sadece Anadolu’da değil, bağımsızlı­ğı elinden alınmaya çalışılan dünya halk­larının önünde önemli bir örnek olarak ye­rini koruyacaktı.

http://bilelimmi.com/mondros-ateskes-antlasmasi/

http://bilelimmi.com/mustafa-kemal-liderlik-yolunda-sunusu/

http://bilelimmi.com/unite-2-osmanli-hangi-cephede/

Bu yazı 38 kere okundu.
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

Kategoriler
http://bilelimmi.com/bilelimmi-com-hakkinda/ http://bilelimmi.com/iletisim/