DENİZLER VE OKYANUSLAR

Paylaş
 

DENİZLER VE OKYANUSLAR

Dünyamıza «yeryüzü» diyecek yerde «suyüzü» veya «denizyüzü» demek daha doğru olmaz mıydı? Çünkü yeryüzünün yüzde 70,8’ini tuz­lu sular kaplıyor. Dünyamızın hemen bütün sıvı kesimini (hidrosfer) oluşturan denizler gelişigüzel bir biçimde dağılmıştır: hemen bütün kı­talar Kuzey Yarımküresi’nde toplanmış, Güney Yarımküresi’ne ise de­nizler yayılıp gitmiştir.

Anakaraları birbirinden ayıran bü­yük denizlere okyanus denir. Dünya’da dört okyanus ve bunlara bağlı bir­çok büyük deniz vardır: *Büyük Ok­yanus (Pasifik),  Atlas Okyanusu (At­lantik), Hint Okyanusu ve Kuzey Buz Denizi (Kuzey Kutup Okyanusu).

Denizler de coğrafyacılar tarafın­dan üç gruba ayrılır: kıyı denizleri, kıta denizleri ve iç denizler. Bunlar­dan birinciler okyanuslara açılmıştır ve bir tür kıta içi uzantısı sayılabilir: Manş Denizi böyledir. Kıta denizle­rinin her yanını kara sarmıştır ve bir okyanusla ancak dar boğazlarla bağlantı kurabilir (‘Akdeniz, Kızılde- j niz, ‘Karadeniz, Baltık). İç denizler | ise kapalı sulardır (ölüdeniz). Bunla­rın sularının düzeyi, yükseklikleri | ölçmede esas tutulan okyanus düze- 5 yi kadar bile değildir. Rusya’nin gü­neyinde Hazar Denizi -28 metre, A- ral Denizi ise +48 metre düzeydedir.

denizdibi

Denizdipleri tam olarak bilinmek­ten henüz çok uzaktır. Okyanusların ve denizlerin yapısını ve özelliklerini inceleyen bilime oseanografi (oşinog­rafi); denizlerden yararlanma konu­sunu inceleyen bilime de oseanoloji (oşinoloji) denir. Bu iki bilim dalı­nın yirmi yıldan beri, bu alanda ger­çekleştirdiği ilerlemeler sayesinde, denizdipleri hakkında bilgilerimiz çok artmıştır. Günümüzde bu alan­da, ses ve elektrik dalgaları yayın­layan âletlerden yararlanılmaktadır. Bu dalgalar suda ve kayada aynı hız­la yayılmadıkları için, diplerdeki en­gebeleri tespite yararlar.

Kıtalar, derinliği az (ortalama 130 metre), eğimi tatlı, genişliği ise dağ­lık yörelerde dikine birkaç kilomet­reden, birkaç yüz kilometreye kadar değişebilen bir kıta sahanlığı ile ku­şatılmıştır. Avrupa’nın Atlas Okyanu­su kıyısında pek geniş olan bu sa­hanlık, Amerika’nın Büyük Okyanus kıyısında pek dardır. Oldukça dik bir kıta şevi bu kıyıyı, derinliği 3 000 ile 5 000 metre arasında değişen okyanus havzalarınâ ayırır.

Bu havzaların kırışıklar (veya sırt­lar) ve çukurlarla belirginleşmiş en­gebeleri vardır. Sırtlar binlerce kilo­metre uzunlukta ve yüksekliği 3 000 metreyi bulan kocaman denizdibi sı­radağlarıdır. Bazen su yüzüne çıkıp adalar oluşturur. Bunların en tanın­mışı, Orta Atlantik Sıradağlaradır ama Büyük Okyanus’ta ve Hint Okyanusu’nda da buna benzer yükseklik­ler vardır. Çukurlar ise, hep yeni sı­radağların eteklerinde bulunan pek derin (Filipin açıklarında 11 500 met­reden fazla) bölgelerdir, kıyılar  ve ‘gelgitler yoluyla kıtaları et­kilediği yerdir. Deniz, çıkıntılı kesim­leri aşındırır, yalıyarları törpüler, körfezlere kum biriktirerek kumsal­ları oluşturur.

Kıyılar boyunca denizin iklim üze­rinde yumuşatıcı bir etkisi olur. Su, karadan daha geç ısınır, aynı zaman­da da daha geç soğur. Bu yüzden de­niz kıyısında iklim farkları, karala­rın iç kesimlerine oranla daha azdır.

denizde hayat

Denizde ve okyanuslarda ‘hayat en çok derinliğe göre değişir. Kıta sa­hanlığı en elverişli ortamdır: orada su hareketlidir, oksijenlidir ve güneş ışınları girebilecek gibidir. Pek çok hayvan ve bitki türü buralarda yaşar: suyosunları, ‘balıklar, ‘kabuklular, kavkılılar gibi. Okyanus havzaların­da, derinlikler çok fazla olduğundan su, güneş ışınlarından yararlanamaz, oksijen oranı düşüktür ve ısı da 0 derece ile 4 derece arasında oynar. Bununla birlikte, en derin çukurlar­da bile hayat vardır; ancak burada canlılar bazı koşullara uymak zorun­dadır: sözgelimi bu ortamda yaşayan balıklar çoğunlukla kördür.

Okyanus hayatını etkileyen başka etkenler de’vardır. Sıcak akıntılarla soğuk akıntıların kavuştuğu bölgeler­de pek hareketli olan sular balıklara besin ödevi gören ‘planktonun geliş­mesine elverişlidir. Bunun için bu bölgelerde balık pek boldur: Golf- strim sularıyla Labrador akıntısının sularının karşılaştığı Nevvfoundland dolayları bu yörelerdendir.

‘Enlem de okyanuslardaki yaşam­da büyük bir rol oynar. Tropikal böl­gelerde su çok daha sıcaktır ve özel türlerin gelişmesine imkân verir: ör­neğin, iskeletleri yığılınca setler, hat­tâ gerçek adacıklar (atoller) oluştu­ran mercan bu türlerdendir. Buna karşılık ‘kutuplar dolayında deniz sürekli olarak, kalınlığı mevsimlere göre değişen bir buz tabakasıyla kap­lıdır: bu tabaka, ‘penguenlerle ‘fok­ların yaşadığı bankiz’dir.

Daha llkçağ’ın başından beri, de­nizlerde dolaşmak için gemiler yapan insanoğlu, uzun süre kıyı boylarında dolaşmakla yetinmek zorunda kaldı. Ama yapım tekniklerindeki ilerleme ve pusulanın icadı, XVI. yy.dan baş­layarak insana, uzaklara açılmak ve gezegenin her yanını dolaşıp keşfet­mek imkânını verdi. Bugün sayısız gemiler denizlerde dolaşır, bir ülke­den ötekine hammadde ve imal edil­miş ürünler taşır.

Deniz aynı zamanda insan için ola­ğanüstü bir zenginlik kaynağıdır; in­san, *balıkçılık sayesinde, besininin hiç de azımsanmayacak bir bölümü­nü (sözgelimi ‘Japonya’da) denizden sağlar.

Son yıllarda yeni teknik gelişmeler sayesinde insanoğlu, denizdibinde ‘petrol ve doğal ‘gaz yataklarının a- ranmasma ve işletilmesine de olanak bulmuştur.

Ama denizlerle okyanusların bun­ca değerli olan biyolojik dengesi gü­nümüzde, ne yazık ki, sanayi bakı­mından gelişmenin bir ters yönü olan çevre ‘kirlenmesiyle tehlikeye düş­müştür.

 

Bu yazı 46 kere okundu.
  • Site Yorum

Bir yorum bırak

Kategoriler